mahkeme 2023/30 E. 2023/480 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/30
2023/480
27 Eylül 2023
T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ....
KARAR NO : ....
HAKİM : ....
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLİ : ....
DAVALI : ....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/01/2023
KARAR TARİHİ : 27/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davalı .... Tekstil ile müvekkili bulunduğu şirket arasındaki ticari ilişki gereği davalı şirkete ait iplikler müvekkil şirket tarafından boyandığını ve kendilerine teslim edildiğini, bu kapsamda müvekkili bulunduğu şirketi tarafından iplik boyama işlemi karşılığında 29.06.2022 tarihli 7.500 USD bedelli fatura düzenlendiğini ve davalı tarafa gönderildiğini, davalı şirket tarafından bir miktar ödeme yapılmış olmasına rağmen ve şirket yetkilisi tarafından ödemenin kısa bir süre içinde yapılacağı ifade edilmiş ise de kalan bakiyenin ödenmediği, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 3.500 USD ana para tutarlı alacaklarının için Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/... E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket borca haksız ve yersiz şekilde itiraz etmiş ve icra takibi işbu haksız ve dayanaksız itiraz sebebi ile durduğunu açıklanan bu nedenlerle; itirazın iptali ile takibin aynen devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. Cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle HMK 128 delaletiyle davacının ileri sürdüğü bütün vakıalar davalı tarafından inkar edilmiş sayılmıştır.
DELİLLER:
1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,
2-Gaziantep İcra Dairesinin 2022/.. Esas Sayılı İcra Dosyası
3-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
4-Bilirkişi raporları
5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Dava Nevi İtibari İle Davalı tarafın icra takiben karşı yapmış oldukları İtirazın İptali İstemine İlişkindir.
Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme;
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
İcra takibi açısından yapılan değerlendirme;
Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalıya 15/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 14/11/2022 havale tarihli dilekçesi ile borca itiraz talebinden bulunduğu, davalının borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Ticari defterlerin bilirkişi incelemesine dair tespitler;
Hukuk Muhakemeleri Kanununun ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. maddesi;
"(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü amirdir.
HMK nın 222 ve devamı maddelerine göre defterlerin sahibine delil olabilmesi için uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması, uyuşmazlığın tacirler arasında çıkmış olması, ticari defterlerdeki kayıtların birbirini doğrulaması, ticari defterlerin kanuna uygun tutulmuş olması gerekir.
HMK 222/3 maddesi "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir" şeklinde düzenlenmiştir.
HMK 222/3 değişikliği ile ilgili TBBM Komisyon gerekçesi "Madde 24- Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların "ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi" hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan "ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi" durumunun yerine, "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
HMK 222/3 değişikliğiyle kanunun gerekçesinde de açıklandığı üzere davacı artık davasını davalının ticari defterleri ile ispatlayabilecektir. HMK'da ticari defterlerin ayrı bir delil olarak düzenlenmiş olması, TTK'da tacir olmanın hüküm ve sonuçlarında ticari defter tutma zorunluluğunun getirilmiş olması dikkate alındığında da ticari hayatın ilerleyebilmesi ve ticari uyuşmazlıkların hızlı ve doğru şekilde çözümlenebilmesi için hükmün bu şekilde değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
a) Davacı taraf ticari defterlerinin incelenmesinde;
Mahkememiz ara kararı gereği dosya kül halinde Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup, hazırlanan 04/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davacının dava dosyası 2022 yılına ait yevmiye ve kebir defterlerini yerinde ibraz ettiği, davacının dava dosyasına yerinde ibraz ettiği bu yasal defterlerini e-defter olarak tuttuğu bu anılan yılların yevmiye ve kebir defterlerinin noter açılış ve noter kapanış tasdiklerinin yerine geçecek olan e-defter beratlarının zamanında ve usulüne uygun olarak sistemden aldığı; Davacı tarafın defterleri incelendiğinde 2022 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre, davacının 2022 yılında davalıya dava dosyasına konu icra takibine dayanak olan .... seri numaralı 7.500,00 USD tutarlı satış faturası haricinde dava dosyasına konu icra takibine dayanak olmayan CCA .... serin numaralı 3.435,75 USD tutarlı satış faturasının da olduğu, bu anılan iki faturalarla davacının davalıya toplam (3.435,75+7.500,00)=10.935,75 USD tutarında satış yaptığı, davacının yaptığı bu satışların karşılığında bankadan gelen havalelerle davalıdan toplamda 9.000,00 USD tahsilat yaptığı, böylece davacının incelenen bu 2022 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre, davacının davalıdan (10.935,75-9.000,00)=1.935,75 USD bakiye alacağının kaldığı kaydının olduğu, ancak davalıya yapılan bu satış faturaların kayıtlarının ve davalıdan yapılan tahsilat kayıtlarının Vergi Usul Kanununun 215. Ve Ticaret Kanununun 65/1 maddesi gereği TL ( Türk Lirası) üzerinden yapıldığı yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Davalının ticari defterlerini ibraz etmemesinin sonuçları bakımından yapılan değerlendirme;
Tarafların her ikisinin de tacir olması, uyuşmazlık konusunun her iki tarafın da ticari defterine işlemesi gereken kapsamda olması ve ticari işletme ile ilgili olması hususları; ticari defterin, delil olarak kullanılmasını mümkün kıldığı tespit edilmiştir.
HMK'na göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayı yapılmış olan, birbirini doğrulayan ticari deftrerin sahibi lehine delil olması mümkün kılınmıştır. Bunun yanında bu şartları taşımayan defterler ise her zaman sahibi aleyhine delil olma niteliği taşımaktadır. (Hüseyin ÜLGEN/Mehmet HELVACI/Arslan KAYA/N. Fusün NOMER ERTAN, Ticari İşletme Hukuku, 6. Baskı, İstanbul, 2019, s.677)
Ticari defterin birbirini doğrulamasından anlaşılması gereken ise uyuşmazlığın taraflarının defterlerinin birbirini doğrulması değil; defteri tutan tarafın bütün defterlerindeki kayıtların birbirini doğrulamasıdır. (Hakan PEKCANITEZ/Muhammet ÖZEKES/ Mine AKKAN/Hülya TAŞ KORKMAZ, Medeni Usul Hukuku, 15. Baskı, İstanbul, 2017, s.1829)
HMK 222/3 hükmü "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." düzenlemesi ile ticari defterlerin ibraz edilmemesine bir sonuç bağlamıştır.
Somut olayımızda davalı yan mahkememizce verilen kesin sürede ise defterlerini hiç ibraz etmemiştir. Bunun yanında davalı tarafça davacının ticari defterlerindeki hususların aksini ispata elverişli senet veya kesin delil de ibraz edilmemiştir.
Bu itibarla davacı yanın ticari defterlerindeki kayıtlar delil niteliğinde sayılacağına dair kanunun amir hükmü gereği işlem yapılmıştır. Alacağın varlığını ispatlayan davacı ticari defterlerine itibar edilmiştir.
Somut olay bakımından yapılan değerlendirme;
Yukarıda "ticari defteler bakımından yapılan değerlendirme" ve "davalının ticari defterlerini ibraz etmemesinin sonuçları bakımından yapılan değerlendirme" başlıklı değerlendirmelerde de açıklandığı üzere davacının ticari defter kayıtları dikkate alınmak suretiyle tarafların haklılığı değerlendirilmiştir.
Davacı tarafından her ne kadar 3.500,00 USD ve işlemiş faiz bakımından takip yapılmışsa da; kendi ticari defterlerinde alacak miktarı 1.935,75 USD olarak görünmektedir. Davacı tarafından kendi ticari defterlerindeki miktarını aksini ancak kesin delille ispat edebilecekken dosyaya sunulmuş bu yönde bir delil mevcut değildir. Bu nedenle davacı ticari defterindeki alacak miktarı esas alınmıştır.
Mahkememizin 12/01/2023 tarihli tensip zaptının 7 numaralı ara kararında davacı vekiline davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair delillerini ibraz etmek üzere süre verilmişse de bu hususta da bir delil ibraz edilmediğinden takip öncesi işlemiş faiz bakımından talebin ispatlanamadığı kanaati hasıl olmuştur.
Harç ve vekalet ücreti açısından değerlendirme;
Davacı dava dilekçesinin talep ve sonuç kısmında dava konusu alacağını yabancı para üzerinden talep ettiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/17583 Esas, 2015/3424 Karar sayılı ilamında;
"Mahkemece davanın kabulü ile karar tarihindeki kur esas alınarak davalıdan vekalet ücreti ile karar ve ilam harcı tahsiline hükmedilmiş ise de, Dairemizce istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. Bu ilkeye aykırı şekilde yabancı paranın karar tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması yerinde olmamıştır." (Emsal kararlar için bknz. Gaziantep BAM 2020/141 Esas ve 2021/861 Karar sayılı ilamı)
Buna göre dava tarihi 11/01/2023 tarihinde Dolar efektif satış kuru 18,817499 TL'dir.
Buna göre vekalet ücreti ve harçlar davanın kabul edilen değeri 1.935,75 x 18,817499= 36.425,97 TL üzerinden hesaplanacaktır.
İcra inkar tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirme;
Burada her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kabul edilen kısım bakımından alacak likit nitelikte olup ayrıca davalı da itirazlarında haksızdırlar. Bu haliyle de davacı lehine 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmünde öngörülen şartlar oluştuğuna kanaat getirilmiş ve kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine % 20 nispetinde icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi'nin 2020/5717 Esas ve 2021/5646 Karar sayılı ilamında; "Davalı aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatının, yabancı para cinsinden kabul edilen asıl alacağın, icra takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden hükmedilmesi kamu düzeninden olup, mahkemece re'sen gözönünde bulundurulması gerekirken, döviz cinsinden icra inkar tazminatına karar verilmesi doğru olmadığından" denilerek icra inkar tazminatının hesabında takip tarihindeki kurun esas alınması gerektiği bildirildiğinden bu şekilde hesaplama yapılarak icra inkar tazminatı belirlenmiştir.
Takibin başlatıldığı tarih 08/11/2022 tarihinde Dolar efektif satış kuru 18,644699 TL'dir.
Buna göre icra inkar tazminatı 1.935,75 x = 36.091,48 TL üzerinden hesaplanacaktır.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli şekilde aldırılmış bilirkişi raporu, taraf beyanları hep birlikte incelendiğinde davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; davalının Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/110480 Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazının 1.935,75 USD asıl alacak bakımından İPTALİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE,
2-Hükmedilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si olan 7.218,30 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 36.425,97 TL üzerinden alınması gereken 2.488,26 TL ilam harcından davalı tarafından yatırılan 811,57 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.676,69 TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 811,57 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça yargılama nedeniyle sarf edilen 1.333,50 TL yargılama giderinin davanın kabul (%54,38) ve ret (%45,62) oranlarına göre hesaplanan 725,16 TL yargılama gideri ve 179,90 TL başvurama harcının toplamı olan 905,06 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davanın kabul (%54,38) ve ret (%45,62) oranlarına göre hesaplanan 1.696,66 TL'sinin davalıdan, bakiye 1.423,34 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 27/09/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.