mahkeme 2023/139 E. 2023/317 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/139
2023/317
5 Temmuz 2023
T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACILAR : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : ...
MÜTEVEFFA/(LAR: ...
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 26/09/2022
KARAR TARİHİ : 05/07/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İstinaf öncesi Gaziantep 2. Tüketici Mahkemesi'nin 2022/543 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama;
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinin babasının 01/10/2020 tarihinde 108.675,00 TL tutarında tarım kredisi kullanmış olduğunu ve kendisine kredi sağlanırken hayat kredi koruma sigortası yaptırıldığını, daha sonra müvekkilinin babasının 19/11/2021 tarihinde vefat ettiğini, vefat üzerine müvekkilinde dahil olduğu müteveffanın mirasçılarınca hayat sigortasının işleme konulması maksadıyla davalı bankaya başvuruda bulunulduğunu ancak, davalı bankaca yapılan sigortanın süresinin dolduğunun belirtildiğini ve hali hazırda sigorta sözleşmesi olmadığı için işlem yapılamayacağının bildirildiğini ancak, davalı bankaca ne müvekkiline ne de müteveffaya sigorta sözleşmesinin süresinin dolduğuna ilişkin herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, davalının bu hususta kusurunun bulunduğunu ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, bunun sonucunda müvekkilinin icra tehdidi altında dava konusu edilen 22.434,42 TL kredi ödemesini yaptığını ve bankanın kusuru neticesinde gerçekleştirdiği ödemeden ötürü mağduriyet yaşadığını iddia ederek davasının kabulünü dilemiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacıların murisi ...'ın, müvekkili bankanın Suburcu şubesinden 25/09/2020 tarihinde sözleşme imzalayarak tarımsal kredi kullandığını, kredi sözleşmesi nedeniyle muris ile hayat sigortalı sözleşmesi imzalandığını, sigorta sözleşmesinin 1 yıllık olarak düzenlendiğini ve bitiş tarihinin 01/10/2021 olduğunu, yenileme yükümlülüğünün sigortalıda olduğunu, davacıların miras bırakanının ölüm belgesi incelendiğinde görüleceği üzere 19/11/2021 tarihinde vefat ettiğini, yenileme yükümlülüğünün muriste olmasına rağmen vefatından yaklaşık 2 ay önce süresi biten sigortada hiçbir yenileme olmadığını, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibari ile "Alacak (İstirdat)" davasına ilişkindir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde, Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1/(l) maddesinin/fıkrasının/bendinde tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde; aynı maddenin (k) bendinde ise tüketici, ‘‘Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi’’ şeklinde tanımlanmıştır. Bahsi geçen Kanunun 73/1 maddesi/fıkrasında ‘‘tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli’’ olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukukî işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin ''ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden tüketici'' diğer tarafın ise ''ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden bir kişi'' olması; aralarında da bir ''sözleşme veya hukuki işlem'' bulunması şarttır.
Somut uyuşmazlıkta, müteveffa ...l'ın davalı bankadan 01/10/2020 tarihinde "tarım kredisi" kullandığı davacının kabulündedir. Bu durumda, husumetin kaynağını oluşturan krediyi kullanan müteveffa ...'ın, tüketici sıfatını haiz olmadığı açıktır. Buna göre, taraflar arasında tüketici işlemi bulunmadığı anlaşıldığından, 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmayan uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.
HMK’nun 114/1/c maddesi/fıkrası/bendi gereğince ''Mahkemenin görevli olması'' bir dava şartıdır. Aynı yasanın 115/1 maddesi/fıkrası gereğince ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır....''
TKHK'un 73/4 maddesi/fıkrası uyarınca tüketici mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanmaktadır. Basit yargılama usulünde ön inceleme ve tahkikatı düzenleyen HMK'nun 320/1 maddesi/fıkrası gereğince, Mahkeme mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verebilmektedir.
Yukarıda izah edilen açıklamalar ışığında, Mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
İstinaf incelemesinde;
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; hayat sigorta poliçesi düzenlenmemesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı yan, muris ile davalı banka arasında akdedilen tarımsal kredi sözleşmesi nedeniyle murise hayat sigortasının yenilenmemesinden kaynaklı uğranılan zararın tazminini talep etmiş, mahkemece ise, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar murisi ile davalı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi dosya içerisinde yer almakta olup, kredi bağlantılı hayat sigortası bilgi formu ve müşteri talimatında kredinin tarımsal kredi olduğu hüküm altına alınmıştır. Davaya dayanak olan sözleşme, genel kredi sözleşmesi nedeniyle kullandırılan tarımsal kredidir. Bu durumda mirasçı olan davacıların halefi muris ile davalı banka arasındaki ilişki ticari kredi niteliğinde bulunan yatırım amaçlı işyeri sözleşmesinden kaynaklanmakadır.
Bu durumda davaya bakmakla görevli mahkeme davaya dayanak sözleşmenin niteliğine göre belirlenecektir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 4/1-f maddesi uyarınca yatırım amaçlı işyeri sözleşmelerinden kaynaklanan davalar ise mutlak ticari davalardır. Anılan Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 5/3 maddesi uyarınca 01/07/2012 tarihinden itibaren asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline dönüştürülmüştür. Mahkemenin görevli olması ise, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır.
Hal böyle olunca, mahkemece, 6102 Sayılı Kanun hükümleri dava tarihi itibariyle dikkate alındığında asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. HMK'nın 353/(1)-a.3, 362/(1)-c ve 20. maddelerindeki hükümler birlikte amaçsal olarak yorumlandığında ilk derece mahkemesinin görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince verilecek kararların kesin olması amaçlandığından Dairemizin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükmünün kesin olduğu kabul edilmiştir.
Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hüküm kurulması gerekmiştir.
GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİNİN 23/01/2023 TARİH 2022/1925 ESAS VE 2023/138 KARAR SAYILI ilamı sonrası Mahkememizin 2023/139 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada;
Yeni duruşma gün ve saati taraflara tebliğ edilmiştir.
Dava, davacıların murisi ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan taksitli tarımsal kredinin teminatı olarak davalı bankaca düzenlenen hayat sigortası poliçesinin yenilenmemesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dava dışı sigorta şirketi ile davacıların murisi arasında akdedilen TARIMSAL KREDİ MÜŞTERİLERİ GRUP HAYAT SİGORTASI KATILIM SERTİFAKİASI isimli sözleşmenin "Hayat Sigortaları İçin Risk Kabul Politikasına Göre Belirlenen Yenileme Kriterleri" başlıklı 7.1. Maddesinde; "Sigorta Poliçesi, sigortalının yaşı ve sigorta süresinin yıl cinsinden toplamının 70'i geçtiği durumlarda azami 0'i geçtiği durumlarda azami 1. Yaşam yılını tamamlanana kadar yenilecek ve müteakip dönemler için yenileme yapılmayacaktır. Örneğin. 0101 doğum tarihli kişi için 31.12.2020 tarihi dahil olmak üzere poliçe düzenlenecektir." şeklinde düzenlenmiştir.
Yine sözleşmenin "Hayat Sigortaları İçin Risk Kabul Politikasına Göre Belirlenen Yenileme Kriterleri" başlıklı Maddesinde; "Tarım Kredileri için: Sigorta Poliçesi, sigortalının yaşı ve sigorta süresinin yıl cinsinden toplamının 70'i geçtiği durumlarda azami 71. Yaşam yılını tamamlanana kadar yenilecenecek ve müteakip dönemler için yenileme yapılmayacaktır. Örneğin 01.01.1950 doğum tarihli kişi için 31.12.2020 tarihi dahil olmak üzere poliçe düzenlenecektir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Bu kapsamda Somut olayda davacıların murisinin doğum tarihi 02/02/1950 olup yukarıda bahsedilen sözleşme hükmüne göre ancak 01.02.2020 tarihi dahil olmak üzere poliçe düzenlenebilecek müteakip süreler için yenileme yapılmayacaktır. Taraflar arasındaki poliçe 01/10/2020-01/10/2021 tarihlerini kapsayacak şekilde düzenlenmiş ve davacıların mirasçısı ise 19/11/2021 tarihinde vefat etmiştir. Bu durumda sözleşme hükmü dikkate alındığında poliçenin sona erme tarihinde poliçenin yenilenmesine dair hükümdeki sürelerin dolduğu ve sözleşmenin yenilenmeyeceği sözleşme hükümlerinde de açıkça gösterilmiştir.
Bunun yanında bankanın Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 6 ıncı maddesi gereğince, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de bahsi geçen yönetmelik bireysel kredilerle bağlantılı olan zorunlu veya ihtiyari sigorta ürünlerinin sunumuna ilişkindir. Ancak davacılar murisi bireysel değil tarım kredisi niteliğinde yaygın bitkisel üretim işletme kredisi kullanmış ve de genel kredi sözleşmesi imzalamıştır. Dolayısıyla gerek hayat sigorta poliçesine gerekse poliçenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre sigorta poliçesinin yenilenmesi işlemlerinin takibinde ve yapılmasında davalıların yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı murisinin bankadan kullandığı kredi ile bağlantılı sigorta sözleşmesini yenilememesi nedeniyle davalıların herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09/12/2019 tarih, 2019/1503 Esas, 2019/7989 Karar sayılı ilamı) anlaşılmıştır.
Bunun yanında dava, hayat sigorta sözleşmesinin yenilenmemesi sebebiyle tazminat istemine ilişkin olup, sigorta sözleşmesinin yenilenmemesinde davalı bankanın kusuru olduğu gerekçesiyle davanın kabulü talep edilmiştir. Ancak, gerek hayat sigorta poliçesine gerekse poliçenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre sigorta poliçesinin yenilenmesi işlemlerinin takibinde ve yapılmasında sigorta şirketin acentası konumundaki bankanun herhangi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Somut olayda; davacıların murisinin bankadan kullandığı ticari nitelikteki kredi ile bağlantılı sigorta sözleşmesini yenilememesi nedeniyle sigorta şirketi acentası durumunda bulunan davalı bankanın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, davalı bankanın sorumluluğu bulunmamaktadır.
Tüm dosya kapsamı taraf beyanları ve delilleri birlikte değerlendirildiğinde davacıların davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİ ile;
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından dava açılırken yatırılan 1.439,20 TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 1.259,30 harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara İADESİNE,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 900,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.05/07/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.