mahkeme 2022/119 E. 2023/489 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/119

Karar No

2023/489

Karar Tarihi

27 Eylül 2023

T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : ...
KARAR NO : ...

HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...

VEKİLLERİ : ...
VEKİLLERİ : ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI :...
VEKİLİ : ...

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 09/02/2022
KARAR TARİHİ : 27/09/2023
YAZIM TARİHİ : 03/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
26.07.2021 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yaya olan müvekkiline çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, olayda araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, olaya ilişkin açılan ceza davasının halen derdest olduğunu, beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müteselsilen şimdilik tedavi ve tüm iyileşme giderleri için 200,00 TL., bakım ve bakıcı giderleri için 200,00 TL., geçici iş göremezlik tazminatı için 200,00 TL., sürekli iş göremezlik tazminatı için 400,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın, davalı...'tan 50.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasını davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacının davadan önce müvekkili olduğu şirkete usulüne uygun başvurusunun olmadığını, zamanaşımı-derderstlik itirazında bulunduklarını, savcılık soruşturmasında ya da ceza davasında uzlaşma olması durumunda davanın reddinin gerektiğini, davacının delillerinin HMK 121 md gereği taraflarına tebliğinin gerektiğini, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Dairesi tarafından belirlenmesini, kusur oranlarının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmasını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...'a usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER:

1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,

4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 31/12/2021 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya ödeme yapıldığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan 25/05/2022 tarihli raporda özetle;
... Plaka sayılı araç sürücüsü ...yönünden yapılan değerlendirmede;
A-1: Otomobil sürücüsünün yerleşim yeri içerisinde, kaza vaktinin gündüz, görüşün açık olduğu, yolda herhangi bir çalışma bulunmadığı, sürücünün sola gidiş istikametine göre yayanın kavşak başından karşıya geçişi esnasında, hızırın asgari seviyede ayarlamadığı ilk geçiş hakkını kavşak girişinde bulunan yayaya bırakmayarak tedbirde geç kaldığı kazada, sürücünün dikkatsiz, tedbirsiz ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek kazanın oluşumuna etken davranışı bulunmaktadır.
A-Sonuç: Sürücü ...'ın meydana gelen bu kazada dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde davranmış olup, nizamlara aykırı hareket ederek kazanın oluşmasına etken olduğu 2918 Sayılı K.Y.T.K'nun 74.Maddesi olan görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan, ancak başka bir trafik işareti ile belirlenmiş yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken bütün sürücüler, araçlarını yavaşlatmak ve bu geçitlerden geçen veya geçmek üzere bulunan kişilere ve öğrencilere ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar.
Maddesine aykırı davrandığı yönünde rapor tanzim edilmiştir.
B) Yaya ...yönünden yapılan değerlendirmede;
B-Sonuç: Meydana gelen bu kazada araç sürücüsünün özensiz ve dikkatsiz seyri ile kazanın meydana geldiği, yayanın kazanın oluşumuna etken davranışının olmadığından KUSURUNUN BULUNMADIĞI kanaatine varıldığı şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.

Dosyada alınan 09/06/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Davacı ...'ın 26/07/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda oluşan arızaları nedeniyle 20/02/2019 gün ve 30692 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının;
1)Erişkin için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranın %48(kırksekiz) olduğu,
2)Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süreci dikkate alındığında 9(dokuz) ay süre ile geçici iş görememezliğe neden olduğu,
3)İyileşme dönemi içerisinde 4(dört) hafta tam gün bakıcı ihtiyatı olduğu
Şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 06/07/2022 tarihli raporda özetle;
1-Davacının TRH 2010 yaşam tablosuna ve "Progresif Rant (%10 Artırım-İndirim) Yöntemi" ne göre, kusur indirimsiz,
%100 Malul sayılan dönemde oluşan maddi zararı ( efor kaybı) 26.961,61 TL. sı,
%48 Oranında Maluliyete İlişkin Maddi Zararı 131.197,10 TL. sı olmak üzere,
GERÇEK ZARAR TOPLAMI 158.158,71 TL.sıdır.
2-19.06.2021 tarih ve 31516 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 18. Maddesi ile KTK ‘nun 90. Maddesine ve 19. Maddesi ile KTK’nun 92. Maddesinde Yapılan Değişiklik ile ZMMS Genel Şartları ve Eki Düzenlemelere Göre Değerlendirme göre;
%100 Malul sayılan dönemde oluşan maddi zararı ( efor kaybı) 26.961,61 TL. sı,
%48 Oranında Maluliyete İlişkin Maddi Zararı 136.788,40 TL. sı olmak üzere,
GERÇEK ZARAR TOPLAMI 163.750,01 TL.sıdır.
3-Davacının bakıcı gideri talebinde bulunmuş olup,

  • Yüksek mahkemelerince davacının bakıcı giderinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinin kabulü halinde;
    İyileşme döneminde bakıcı gideri 3.339,00 TL.sıdır.
  • Yüksek mahkemelerince bakıcı giderinin 04.12.2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve eklerinde belirtilen usul ve esaslara göre hesaplanması gerektiğinin kabulü halinde,
    İyileşme döneminde bakıcı gideri 2.637,50 TL.sıdır.
    4-Davacının talebi ile davalının sorumluluğunun ve ZMMS genel şartlarının nihai takdiri yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, olay tarihinde ZMMS poliçe teminat limiti ölüm/ sakatlanma/tedavi gideri halinde şahıs başına 430.000,00 TL.sıdır.
    Akabinde mahkememizin ara kararı uyarınca davacının tedavi gideri talebine ilişkin hesaplama yapılmak üzere dosya Adli Tıp Uzmanı bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 09/11/2022 tarihli raporda özetle;
    1)Dosya kapsamında Gaziantep... Hastanesi'nin okunamayan tarihli ... adına Sağlık Bakım Hizmet Bedeli (%8) nedeniyle kesilen toplam 8.279,00 TL tutarındaki faturanın SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olarak kabul edilmesi gerekti,
    2)Kendisinde meydana gelen yaralanmanın vasfı, anatomik lokalizasyonu nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 1(bir ay) tam gün bakıcı ihtiyacı olduğu,
    3)Tedavi sürecinde kullanılacak pansuman malzemeleri (siteril eldiven, gazlı bez, antiseptik solüsyon, flaster, makas) gibi gerekli medikal ihtiyaçların toplamı için ortalama fiyatın 3.000,00 TL olduğu,
    4)Dosya üzerinde yapılan değerlendirmede herhangi bir belge fiş, ibrazı olmamakla birlikte yol ücretleri harcamasının olması gerektiği, kişinin tedavisinin yapıldığı Sağlık ile Gaziantep Şehitkamil İlçesinde bulunan ikameti arasında toplam 10 kez gidiş-geliş (tek yön ortalama 2km=40 TL) için toplam 800,00 TL olmak üzere taksi ücreti göderinin belgesiz yol gideri olarak kabul edilmesi gerektiği, 2918 sayılı Kanunu'nun 98'inci maddesi kapsamına girmeyen bu giderin tedavi gideri olarak kabul edilmesi gerektiği,
    Şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
    Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 15/04/2023 tarihli ek raporda özetle;
    26.04.2021 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, davacının talebi ile davalının sorumluluğunun nihai takdiri yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, mahkemelerinin 18.01.2023 tarihli ara kararına göre;
    1-Davacının TRH 2010 yaşam tablosuna ve "Progresif Rant (%10 Artırım-İndirim) Yöntemi" ne göre, kusur indirimsiz,
    %100 Malul sayılan dönemde oluşan maddi zararı ( efor kaybı) 26.961,61 TL. sı,
    %48 Oranında Maluliyete İlişkin Maddi Zararı 193.852,44 TL.sı olmak üzere, GERÇEK ZARAR TOPLAMI 220.814,05 TL.sıdır.
    2-Davacının bakıcı gideri talebinde bulunmuş olup,
    Yüksek mahkemelerince davacının bakıcı giderinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinin kabulü halinde;
    İyileşme döneminde bakıcı gideri 3.339,00 TL.sıdır.
    3-Davacının talebi ile davalının sorumluluğunun ve ZMMS genel şartlarının nihai takdiri yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, olay tarihinde ZMMS poliçe teminat limiti ölüm/ sakatlanma/tedavi gideri halinde şahıs başına 430.000,00 TL.sıdır.

Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, pasif dönemi gelir vergisi istinasız, aktif dönemi güncel asgari ücret üzerinden varsayımı ile güncel asgari ücrete göre alınan aktüer bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
Maddi tazminat talebi bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı vekili 03/05/2023 tarihli dilekçesi ile davalı ile sulh olduklarını, mahkememize bildirmiş, dosyaya sunulan vekaletnamenin feragat ve sulh yetkisini içerdiği görülmüştür.

Davalı vekilinin 10/05/2023 tarihli davacı taraf ile sulh olduklarını bildirir dilekçe sunmuş olduğu, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığını bildirir dilekçe sunmuş olduğu görüldü.

Taraflarca sulh sözleşmesinin sunulması dikkate alındığında sulhün mahkeme içi sulh olarak değerlendirmek gerekmiştir.

Davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderleri talepleri olmadığı dikkate alınarak davalı vekilinin beyanları dikkate alınmıştır.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu sulh dilekçesi ekinde ibraz etmiş olduğu sulh protokolü incelendiğinde, harç ve masrafların davacı tarafa yüklenilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava şartı arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak kanunda düzenlenmiş olması ve davalının yargılama giderlerini davacının ödeyeceğinin bildirilmiş olması ve arabuluculuğun dava şartı olarak düzenlenmemiş olması dikkate alınarak arabuluculuk ücreti davacı tarafa yükletilmiştir.

HMK'nın ''Sulhun etkisi'' başlıklı 315/1.maddesi hükmüne göre; ''Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.'' 314.madde hükmüne göre sulh hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
Taraflarca sulh sözleşmesine göre karar verilmesi talep de edilmediğinden HMK 315/1 gereği maddi tazminat talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat bakımından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. Maddesi (818 sayılı BK 47) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; Kaza tarihinde davacının kusurunun olmaması, maluliyet oranının %48 olması, sosyal ekonomik duruma araştırması, paranın alım gücü ile dikkate alınarak; dosyada işleten ve sürücü hakkında Sosyal Ekonomik Durum Araştırması yapılmış, entegrasyon sorgusu ile davalı sürücü ve işletenin malvarlığı sorgulaması ile davacılar için zenginleşme aracı olmaması için davacı için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.

Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 02/02/2022 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 14/03/2022 tarihidir.
Davalı araç sürücüsü ve işleten için ise dava özü itibariyle haksız fiilden kaynaklı bir dava olduğu görülmekle, haksız fiilden kaynaklı davalarda temerrüdün haksız fiilin meydana geldiği tarih olduğu nazara alınmakla temerrüde düşme tarihi olarak kazanın meydana geldiği tarih esas alınmıştır.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
Manevi Tazminat Bakımından
1-Davanın KABULÜ ile; 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı...'tan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.415,5‬0 TL ilam harcından davacı tarafından manevi tazminat için yatırılan 170,78 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ‭‭‭‭3.244,72 TL harcın davalı ...'tan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından 50.000,00 TL'lik manevi tazminat için yatırılan 170,78 TL peşin harcın davalı ...'tan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Maddi Tazminat Bakımından
1-Dava konusuz kaldığından dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan harcın manevi tazminat için yatırlan harç mahsup edildiğinde bakiye 3,41 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ‭‭‭‭266,44‬ TL harcın davalılardan müştereken ve müsteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından manevi tazminat için yatırılan peşin harç mahsup edildiğinde maddi tazminat için kalan 3,41 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müsteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen masrafların davalı sigorta şirketi ile sulh kapsamında davacıya ödendiği dikkate alınarak bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Davalılar tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
6-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 27/09/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim