mahkeme 2021/724 E. 2023/208 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/724
2023/208
31 Mayıs 2023
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :....
KARAR NO : ....
HAKİM : ....
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLLERİ : ....
DAVALI :....
VEKİLİ :....
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/10/2021
KARAR TARİHİ : 31/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/02/2021 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan....plakalı aracın müvekkile ait olan ve .... sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kaza nedeniyle müvekkil aracının ağır hasar aldığını ve değer kaybı meydana geldiğini, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, .... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, açıklanan bu nedenlerle şimdilik; 100,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davacı tarafın eksik evraklarla başvuruda bulunduğunu, müvekkil şirketin 34.794,87 TL hasar onarım bedeli ödemesi yaptığını, 6.395,54 TL değer kaybı ödemesi yaptığını, gerekli yerlerden raporların alınması hususunu da belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,
2-Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve makine mühendisi bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen değer kaybının tazmini istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatın tespitine ilişkin yapılan değerlendirme;
Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesi "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan;
a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,...
hesaplanır.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır" düzenlemesini içermektedir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Yukarıda göreve ilişkin yapılan değerlendirmede davalı sigorta şirketine husumet yöneltildiğinden mahkememizin görevli olduğu açıklanmıştır.
Davalıların sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle .... plakalı aracın ZMSS ile davalı tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine de başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde olup 6102 sayılı TTK m.5/A/1 hükmü uyarınca arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosyada bulunan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanakların tetkiki neticesinde davacı tarafından iş bu dava açılmadan önce davalı bakımından da arabuluculuk dava şartının yerine getirmiş olduğu anlaşılmıştır.
Kusura ilişkin yapılan değerlendirme;
Kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hazırlanan 10/04/2022 tarihli raporda özetle;
A) .... Plakalı Araç Sürücüsünün;
Sevk ve idaresindeki aracıyla 102219 numaralı sokak üzerinde seyir ederken 10221 numaralı cadde kavşağına geldiğinde kavşağa yaklaştığını ve "DUR" levhasını dikkate alarak hızını en azami seviyeye indirmesi gerektiğini, seyrini yıl, zemin ve mahal şartlarını dikkate alarak temkinli sürdürmesi gerekirken riayet etmeyerek kavşaktan sola döndüğü esnada etkin tedbir almayıp direksiyon hakimiyetini kaybederek 10221 numaralı cadde üzerinde seyir eden .... plakalı otomobilin sol yan kısımlarına çarpmasıyla sonuçlanan olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/b-5 maddesinde belirlenen "Sürücülerin; sola dönüşlerde hızını azaltmaya, dönüş sırasında, karşıdan gelen ve emniyetle durdurulamayacak kadar kavşağa yaklaşmış olan taşıtların geçmesini beklemeye zorunludurlar" kuralını ve 52. Maddesinde belirtilen "Sürücüler kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak zorundadırlar" kuralını ihlal ettiğini, ağır ihlal ve ihmali ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini,
B) ....Plakalı Araç Sürücüsünün;
Sevk ve idaresindeki otomobil ile 102221 numaralı cadde üzerinde seyir ederken .... Copy Center önüne geldiğinde 102219 numaralı sokaktan seyir hızıyla gelerek sola dikkatsiz manevra yapan .... plakalı araca çarpmayı önleyebilmek adına alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığından olayın meydana gelmesinde etken bir davranışının olmadığını mahkememize bildirmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Kusur bilirkişi raporundaki tespitlerin dosyada bulunan deliller, kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve raporun hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve hükme esas alınmıştır.
Davalının ZMSS poliçesi ile sigortaladığı araç sürücünün kazada %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Zarara ilişkin yapılan değerlendirme;
Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın değer kaybının tespitine geçilmiştir.
Burada hemen belirtmek gerekir ki 09/10/2020 tarihli ve 31269 sayılı resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 Tarihli kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun m.90 hükmünün birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu haliyle de artık zarar miktarının hesabı noktasında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda yer alan düzenlemelerin esas alınma olanağı kalmamıştır.
Nitekim bu yönde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1843 Esas, 2020/1278 Karar sayılı ve 04/12/2020 Tarihli ilamında "...2918 Sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki son hali "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir. Anayasa Mahkemesi İptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekir..." denilmektedir.
Genel şartların uygulanma olanağı bulunmadığından burada zarar miktarının tespiti noktasında genel şartlardan önce mevcut olan uygulamanın esas alınması gerekecektir. Buna ilişkin olarak benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7769 Esas, 2016/11925 Karar sayılı ve 26/12/2016 Tarihli ilamında "...Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir..." denilmektedir.
Kazanın meydana geldiği tarihte KTK madde 90 yürürlükte olmadığı için KTK madde 90'ın yeni hali ile paralel Yargıtay içtihatları esas alınmıştır.
Dolayısıyla eldeki uyuşmazlıkta da bu yönde değerlendirme yapmak gerekecektir.
Bu bağlamda dosyada yer alan 16/04/2022 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda özetle;
Aracın almış olduğu darbe sonucu hasarlandığını, hasarın sigorta şirketi tarafından Kasko Poliçesi kapsamında giderildiğini, hasarın kazanın oluşumu ile uyumlu olduğunu, hasar miktarının kasko bedeli ile karşılaştırıldığında tamirinin teknik ve ekonomik anlamda uygun olduğunu, yapılan iş ve işlemler nedeni ile araçta oluşacak onarım ve hasar kaydı nedeniyle kaza sonra araçta değer kaybı oluştuğunu,
Aracın kaza tarihi itibari ile serbest piyasa koşullarına göre kazadan önceki rayici ile mevcut durumu, modeli, markası, özellikleri, hasarı, hasar kayıdı, hasarlı parçaların ağırlığı, boyanan parçaları ve onarım sonrası arasındaki fark bedeli dikkate alınarak (Serbest Piyasa 2. El Kazasız Rayiç Bedeli ile Tamiri Sonrası Değeri arasındaki fark)" ile oluşan Objektif Değer Kaybı'nın 20.000,00.-TL, olduğunu,
Hazine Müsteşarlığını Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nce 14/05/2015 tarih 29355 sayı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Kara Yolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartları 1 Nolu Ekinde yer alan esaslar dahilinde 6.270,00 TL olduğunu,
Davalı sigorta şirketi tarafından da ZMMS Poliçesi kapsamında hesap edilen 6.395,54 TL'nin 16/08/2021 tarihinde ödendiğini mahkememize bildirmiştir.
Emsal yargıtay içtihatları olayın oluşu ile uyumlu bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır.
Kazanın meydana geldiği tarihte sigorta şirketinin poliçe limitinin 43.000,00 TL olduğu davalı tarafından ise poliçe limitinin 41.190,41 TL'sinin tüketildiğinin mahkememize bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Fakat davalı tarafından poliçeye ilişkin yapılan ödemelere dair sunulan dekontlar tetkik edildiğinde toplam ödemenin 40.697,57 TL olduğu görülmüştür.
Mahkememizin 4 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı ile davalı çelişkiyi gidermesi için 2 haftalık kesin süre verir muhtıra çıkartılarak ödeme iddiasının ispat edemediği takdirde 40.697,57 TL'nin esas alınacağı hususu ihtar edilmiştir.
Davacı tarafından kesin süre içerisinde ödemelerin sunulan dekontlar toplamı olan 40.697,57 TL'den fazla olduğunda dair herhangi bir delil ibraz edilmediği görülmüştür.
Bu nedenle davalının poliçeden kalan limitinin 2.302,43 TL olduğuna kanaat edinilmiştir.
Davacının objektif değer kaybına dair gerçek zararının ise 20.000,00 TL olduğunda kanaat edinilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediğinden dava kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu ıslah dilekçesi dava değerini 1.809,59 TL'ye yükseltmiş, ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı vekilinin talep edebileceği miktar 2.302,43 TL olmasına rağmen daha azı talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak hüküm tesis edilmiştir.
Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketlerine yaptığı başvuru tarihi 11/05/2021 tarihidir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 20/05/2021 tarihidir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile; Taleple bağlı kalınarak 1.809,59 TL değer kaybı tazminatının 100,00 TL'sinin davalının temerrüt tarihi olan 20/05/2021 bakiye kısmının ıslah tarihi olan 01/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan davacıya VERİLMESİNE,
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 1.809,59 TL üzerinden alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 30,00 TL ıslah harcının toplamı olan 89,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 90,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 30,00 TL ıslah harcı harcının toplamı olan 107,55 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 1.296,80 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri, 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.356,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 1.809,59 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, dava değeri miktar itibari ile KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.31/05/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.