mahkeme 2021/646 E. 2023/488 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/646
2023/488
27 Eylül 2023
T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VELİSİ ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : ...
VEKİLİ :...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 23/09/2021
KARAR TARİHİ : 27/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/10/2013 tarihinde davalı ...'e ait diğer davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın müvekkiline çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen kazada davacının kusurunun olmadığını, kaza nedeniyle müvekkilinin yaralandığını ve iş gücü kaybı nedeniyle davacının emsallerine göre daha fazla efor sarf etmesi gerektiğini, davalıya yaptıkları başvurudan sonuç alamadıklarını fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacağın zamanaşımıına uğradığını, zorunlu başvuru şartının yerine getirilmediğini, davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu tutulabiliceğini, kusur tespitinin gerektiğini, meydana gelen kaza ile zarar arasında illiyet bağı olması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...vekilinin cevap dilekçesinden özetle: Davanın husumetten reddinin gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, meydana gelen kazada davacının bir kusurunun davalının bir kusurunun bulunmadığını, maddi tazminatın sigorta şirketinden talep edilebileceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. HMK 128 delaletiyle davacının ileri sürdüğü bütün vakıalar davalı tarafından inkar edilmiş sayılmıştır.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ...plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı araç mailik işleten sıfatıyla, sürücü ise haksız fiilden kaynaklı sorumluluk sebebiyle sorumlu oldukları tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 02/02/2022 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya ödeme yapıldığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan 25/02/2022 tarihli raporda özetle;
A-...Plakalı Araç Sürücüsü . .;
A-1 Sürücünün yol üzerinden bulunan ve yola fırlama ihmali olan yaya ve benzeri unsurların bile farkında olması ve bu tür yollarda bütün bu hususları algılayabilecek şekilde yavaş seyretmesi gerektiği olayda, sürücünün kaza mahalline gelmeden evvel mahallin meskün olduğunu dikkate alarak hızını mevcut trafik hareketlerini algılayabilecek şekilde asgari seviyede ayarlamadığı yol kenarında bulunan yayaya çarpması ile meydana gelen bu olayda trafikte dikkatsiz seyrederek kazanın sonucuna etken davranışının bulunduğu,
A- SONUÇ sürücü ...'ın meydana gelen bu kazada nizamlara aykırı hareket ederek kazanın oluşmasına etken olduğundan 2918 sayılı K.Y.T.K'nun 52/1-b maddesinini ihlal etmiştir.
B) ...'ın;
B-1 Müdrik olmayan kaza günü 2 yaşında olan yaya gelen araçların hız ve mesafesini dikkate almadan kontrolsüzce yol kenarında bulunduğu esnada gelen araçlardan kendini korumadığı, müdrik olmayışının etkisi ile kusurlu davranışı bulunmaktadır.
B-SONUÇ Yaya ...'ın dikkat özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği, bu davranışı ile kazanın sonucuna etken olduğundan K.Y.T.K'nun 68/c maddesi olan "yaya yollarnıda, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları yasaktır." maddesini ihlal ettiği mahkememize bildirilmiştir.
Hazırlanan raporda kazaya karışmayan kişilere de kusur atfedildiğinden rapora itibar edilmemiştir.
Sadece kazaya karışmış olan davacı çocuk ve sürücünün kusurlu olabileceği de dikkate alınarak rapor tanzim edilmesi için İTÜ'den alınan 26/12/2022 tarihli heyet kusur raporunda özetle;
...plakalı araç sürücüsü davalı ...yönüyle;
Mevcut bilgi ve delillere göre yönetimindeki araçla seyredip mahalle arası olan olay mahallinde yolun icap ve şartlarına uygun süratle seyretmesi, davalı sürücü ifadesinde yola çıkan çocuğun arka tekere çarptığını ifadesi birlikte değerlendirildiğinde dikkatli olması halinde davalı sürücünün çocuğun evinden çıkışını görebileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda muhtemel bir kazayı önlemek için davalının durması uygun bir tedbir iken yola gereken dikkati yoğunlaştırmadığı, buna bağlı olarak tedbir almadığı anlaşılmakla 2918 sayıl KTK Md.52/b-"Sürücüler, b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar" şeklindeki kuralını ihlal ettiği anlaşılmakla kazanın meydana gelmesinde plakalı araç sürücüsü davalı ..., tali derecede (%25 oranında) kusurlu olduğu.
Yaya ... yönüyle;
Kaza tarihinde 2 yaşında olan ...'ın açık olan evlerinin kapısından dışarı çıktığı ve yola girdiği, davalı sürücünün yönetimindeki aracın sağ tarafından darbe aldığı, her ne kadar yaya ...ın yaşı sebebiyle kuralları bilmediği gibi tehlikeyi de bilemiyecek ise de 2918 sayılı KTK Md.77-"Bu Kanun açısından; a) Çocuk, hasta ve engellilere ait motorsuz taşıtların sürücülerine, yayalarla ilgili hükümler uygulanır." şeklindeki hükmü göz önünde tutulduğunda, kontrolsüz bir şekilde yola çıkmasıyla kendisinin yaralandığı anlaşılmakla, aynı kanunda yer alan Md.68-"Yayaların uyacakları kurallar aşağıda belirtilmiştir. b) Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır" şeklindeki kuralının ihlal edildiğinden kazanın meydana gelmesinde yaya ...'ın asli derecede (%75 oranında) kusurlu olduğu mahkememize bildirilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi heyet raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davalı araç sürücüsünün %25 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Dosyada alınan 21/04/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Kişide tespit edilen sağ alt ektremideki 1 cm kısalık nedeniyle özür oranı cetveli kas iskelet sistemi tablo 3.3 kullanılarak hesaplanan tüm vücut özür oranı %3 olarak tespit edilmiştir.
SONUÇ:
... ve ... oğlu, 09/10/2011 doğumlu, ... T.C kimlik numaralı ...'ın 13/10/2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik;
Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkandaki Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %3(üç) olduğu
Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süreci dikkate alındığında 9(dokuz) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğu,
İyileşme dönemi içerisinde 1 (bir) ay tam gün bakıcı ihtiyacı olduğu saygılarımızla mütalaa olunur.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Dosyada alınan 23/05/2023 tarihli heyet kusur raporunda özetle;
1-Çocuk yaya ...'ın, bakım ve gözetiminden sorumlu olan anne-babasının meydana gelen olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu bulunduğu,
2-Davalı şirkete sigortalı, diğer davalı adına kayıtlı aracın davalı sürücüsü... ise meydana gelen olayda kusursuz olduğu;
Görüş ve kanaatine varılarak rapor tanzim edilmiştir.
Dosyada alınan 25/01/2023 tarihli ek maluliyet raporunda özetle;
... ve ... oğlu, 09/10/2011 doğumlu, ... T.C kimlik numaralı ...'ın 13/10/2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik;
Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkandaki Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %2.1(ikinoktabir) olduğu
Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süreci dikkate alındığında 9(dokuz) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğu,
İyileşme dönemi içerisinde 1 (bir) ay tam gün bakıcı ihtiyacı olduğu mahkememize bildirilmiştir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 16/06/2023 tarihli raporda özetle;
Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan ve terditli olarak kusur oranlarına göre, davacının 9 ay süreyle geçici iş göremezlik ve %2,1 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığına dair bilirkişi heyet raporu esas alınarak :
Davacının maddi zararı;
1-TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak Progresif Rant Yöntemi ile hesaplama;
A-Kusur İndirimi Yapılmadan;
Sürekli iş göremezlik zararı = 129.550,56 TL olarak hesaplamıştır.
B-Bilirkişi Heyet Raporunda belirtilen kusur oranlarına göre;(%75 kusur indirimli)
Sürekli iş göremezlik zararı = 32.387,64 TL olarak hesaplamıştır.
2-TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak %1,65 iskonto oranı yöntemi ile hesaplama;
A-Kusur İndirimi Yapılmadan;
Sürekli iş göremezlik zararı = 81.338,32 TL olarak hesaplamıştır.
B-Bilirkişi Heyet Raporunda belirtilen kusur oranlarına göre;(%75 kusur indirimli)
Sürekli iş göremezlik zararı = 20.334,58 TL olarak hesaplamıştır.
Şeklinde hesaplama yapılmıştır.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 24/04/2023 tarihli raporda özetle;
Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan ve terditli olarak kusur oranlarına göre, davacının 9 ay süreyle geçici iş göremezlik ve %2,1 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığına dair bilirkişi heyet raporu esas alınarak :
Davacının maddi zararı;
1-TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak Progresif Rant Yöntemi ile hesaplama;
A-Kusur İndirimi Yapılmadan;
Sürekli iş göremezlik zararı = 129.550,56 TL olarak hesaplamıştır.
B-Bilirkişi Heyet Raporunda belirtilen kusur oranlarına göre;(%75 kusur indirimli)
Sürekli iş göremezlik zararı = 32.387,64 TL olarak hesaplamıştır.
2-TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak %1,65 iskonto oranı yöntemi ile hesaplama;
A-Kusur İndirimi Yapılmadan;
Sürekli iş göremezlik zararı = 130.482,08 TL olarak hesaplamıştır.
B-Bilirkişi Heyet Raporunda belirtilen kusur oranlarına göre;(%75 kusur indirimli)
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış 04/08/2023 tarihli raporda özetle;
Sürekli iş göremezlik zararı = 32.613,02 TL olarak hesaplamıştır.
Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan ve terditli olarak kusur oranlarına göre, davacının 9 ay süreyle geçici iş göremezlik ve %2,1 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığına TRH erkek yaşama tablosu esas alınarak bilirkişi heyet raporu esas alınarak :
Davacının maddi zararı;
1-TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak Progresif Rant Yöntemi ile hesaplama;
A-Kusur İndirimi Yapılmadan;
Sürekli iş göremezlik zararı = 244.869,64 TL olarak hesaplamıştır.
B-Bilirkişi Heyet Raporunda belirtilen kusur oranlarına göre;(%75 kusur indirimli)
Sürekli iş göremezlik zararı = 61.217,41 TL olarak hesaplamıştır.
2-TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak %1,65 iskonto oranı yöntemi ile hesaplama;
A-Kusur İndirimi Yapılmadan;
Sürekli iş göremezlik zararı = 246.077,97 TL olarak hesaplamıştır.
B-Bilirkişi Heyet Raporunda belirtilen kusur oranlarına göre;(%75 kusur indirimli)
Sürekli iş göremezlik zararı = 61.519,49 TL olarak hesaplandığı mahkememize bildirilmiştir.
Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, 18 yaşa kadarki süreci ve pasif dönemi gelir vergisi istinasız, aktif dönemi güncel asgari ücret üzerinden alan ve davacının maluliyet oranı dikkate alındığında askerliğe gidemeyeceği varsayımı ile güncel asgari ücrete göre alınan aktüer bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı Sigorta vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır.
Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının yaya olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediğinden dava kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 22/03/2023 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 32.387,64 TL talep etmiştir. Islah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili 09/08/2023 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 61.519,49 TL talep etmiştir. Islah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davalı vekili tarafından ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunulmuştur.
Davacı vekilinin 2. Islahına HMK 176/2 uyarınca itibar edilmemiştir.
Zamanaşımı itirazı bakımında yapılan değerlendirme;
Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zaman aşımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zaman aşımı süresidir. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde de, "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zaman aşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
TBK'nun ceza zamanaşımına ilişkin 72'nci maddesi "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere cezayı gerektiren bir fiilin varlığı ve bu fiile ilişkin ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngörmesi halinde ceza zamanaşımı uygulama imkanı bulmaktadır.
Dava konusu kaza 13/10/2013 tarihinde meydana gelmiş ve davacı tarafından dava 23/09/2021 tarihinde kısmi dava olarak ikame edilmiştir. Dava konusu kazanın yaralamalı trafik kazası olduğu dikkate alındığında 8 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğu açıktır.
8 yıllık uzamış zamanaşımı 13/10/2021 tarihinde dolmaktadır.
Fakat 26/03/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı yasanın geçici 1.maddesine göre; "(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması nedeniyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımın veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden... İtibaren 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibariyle, bitimine onbeş gün ve daha az kalmış süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere onbeş gün uzamış sayılır. Salgın devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmi Gazetede yayımlanır." düzenlemesi getirilmiştir.
30/04/2020 tarihli 31114 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararına göre; "Ekli "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar"ın yürürlüğe konulmasına 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince karar verilmiştir.
Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar 1 inci maddesine göre; Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır. 2 inci maddesine göre bu karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer." düzenlemesi ile süreler tekrar uzatılmıştır.
Covid-19 salgını nedeniyle sürelerin toplamda 3 ay durduğu dikkate alındığında davacının zamanaşımı süresi 13/10/2021 tarihinden 13/01/2022 tarihine uzamıştır.
Davacı ise ilk ıslahını 22/03/2023 tarihinde yapmıştır.
Deprem nedeniyle de süreler 13 Mart 2023-15 Haziran 2023 tarihleri arasında 3 ay durmuşsa da bu tarihlerden önce ıslah hakkı kullanıldığından bu sürelerin durması hesaba esas alınmamıştır. Hesaba alınsa dahi yine ıslah tarihine kadar ki süreler bakımından zamanaşımı süresinin durduğu görülmüştür.
Bu nedenle davalının ıslaha karşı zamanaşımı itirazına itibar edilmiş ve zamanaşımı süresi dolmadan önce dava ikame edilirken talep edilen miktar kadar hüküm tesis edilmiştir.
... ve ... bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı vekili tarafından dava ikame edilirken araç işleten ve sürücüye karşı manevi tazminat ile maddi tazminat talep edilmişse de; yargılamanın 26/01/2022 tarihli 1 nolu celsesinde davalı ... ve ... bakımından davadan vazgeçtiklerini bildirmiştir. Hazır olan davalılar da davanın geri alınmasın muvafakat ettiklerini bildirmişlerdir. Bu nedenle her iki davalı yönünden tefrik kararı verilmiş ve mahkememizin 2022/75 Esas ve 2022/81 Karar sayılı ilamı ile diğer iki davalı hakkında hüküm tesis edildiğinden işbu davada haklarında hüküm tesis edilmemiştir.
Faiz başlangıç tarihi bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı vekili tarafından davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren faiz talep edilmişse de; sigorta şirketine başvuru işlemi dava açıldıktan sonra tamamlandığından faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihi esas alınmıştır.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 1.000,00 TL tazminatın dava tarihi olan 23/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin zamanaşımı ve birden fazla ıslah nedeniyle REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 506,37 TL peşin harcın ve 207,20 ıslah harcının toplamı olan 713,57 TL'nin mahsubu ile fazladan alınan 443,72 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 8.552,70 TL yargılama giderinin davanın kabul (%3,09) ve ret (%96,91) oranlarına göre hesaplanan 264,28 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat bakımından yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen tazminat bakımından yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 27/09/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.