mahkeme 2021/359 E. 2023/213 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/359
2023/213
31 Mayıs 2023
T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : .....
KARAR NO : .....
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLLERİ : .....
DAVALI : .....
VEKİLİ : .....
DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 18/05/2021
KARAR TARİHİ : 31/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/03/2020 tarihinde davalı ... nezdinde sigortalı bulunan.....plakalı araç ile ..... plakalı araç arasında trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilin..... plakalı araçta yolcu konumunda olduğunu ve yaralandığını, müvekkilin yolcu konumunda bulunması nedeni ile kusurunun bulunmadığını, meydana gelen kazada .....plakalı aracın kusurlu olduğunu, bu nedenlerle şimdilik 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 50,00 TL bakıcı gideri tazminatının davalı ... şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu ..... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, başvuru şartlarının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığını, maluliyetinin tespitinin gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, kusura yönelik iddiaları kabul etmediklerini ve kusurun tespitinin gerektiğini, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, faizin olay tarihinden itibaren istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı ... tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ..... plakalı aracın ZMSS ile davalı ... tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalıların sürücü kusur oranında sorumluluğuna ilişkin yapılan değerlendirme;
Davacı vekili dava dilekçesinin sonuç kısmında tazminatın "davalılardan sorumlulukları oranında alınarak" karar verilmesini talep etmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” ve aynı Kanunun 88. maddesi ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar” düzenlemeleri ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
818 sayılı BK’nın 50 ve 51. maddelerinde de, haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda, zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanlardan birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenlenmiştir. Aynı hüküm 6098 sayılı TBK’nın 61. maddesinde de tekrar edilmiştir.
Dolayısıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacılar dava dilekçesinde zararın tamamını davalılardan talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmaktadır. Davacıların zararın tamamını davalılardan sorumlulukları oranında talep etmesi, davacıların müteselsil sorumluluk ilkesine dayanmadığının bir göstergesidir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2018/1742 Esas ve 2018/4694 Karar sayılı ilamında;
"Davacılar açıkça davalıların kusurları oranında sorumlu tutulmalarını istemediklerine göre; mahkemece, davacı .....lehine hükmedilen maddi tazminatın tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıların kusur oranlarına göre sorumlu tutulmaları doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." denilmiştir. (Emsal karar için bknz. Konya BAM 3'üncü Hukuk Dairesi'nin 2022/831 Esas 2022/760 Karar sayılı ilamı)
Yukarıda bahse konu düzenleme ve içtihatlar nazara alınarak davacının yolcu yolcu olduğu araç ZMSS Sigortacısı bakımından da 3. kişi konumunda olduğu nazara alınarak tazminat miktarından davalılar sorumlulukları oranında sorumlu tutulmuştur.
Bunun yanında dava açılırken davalı ..... Sigorta A.Ş.'ne karşı ikame edilen davacının talebi doğrultusunda tefrik edilerek ayrı bir esas kaydedilerek mahkememiz 2022/259 Esas sayılı dosyası ile karar bağlanmıştır.
Davalı ... şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı ... şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı ... şirketine 05/02/2021 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya herhangi ödeme yapıldığı görülmüştür.
Yapılan ödeme bilirkişi tarafından davacının geçici işgöremezlik zararından tenzil edilmiştir.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca bilirkişi tarafından hazırlanan 23/11/2021 tarihli kusur raporunda özetle;
A) ..... plakalı araç sürücüsü .....’un;
Gündüz vakti, seyir yönüne görüş mesafesinde açık devamlı düz yol çizgileri ile bölünmüş 56090 nolu cadde üzerinden ..... istikametine giderken hiçbir surette karşı yön yol bölümüne giriş yapmaması gerekirken, aksine davrandığını, emniyetsizce karşı yön yol bölü üzerinden seyri sırasında olay yerine geldiğinde aracının sağ ön köşe kısmı ile karşı istikameti kendi seyir şeridi üzerinden kurallara uygun olarak Kuveyt Bulvarı istikametine seyreden sürücü .....’ın sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın sağ ön köşe kısmı ile çarpışması şeklinde meydana gelen olayda, trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusurlu sayılmayı gerektiren hususların sayıldığı K.T.Kanununun 84/b "Araç sürücüleri trafik kazalarında, taşıt giremez trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme hallerinde asli kusurlu sayılırlar" maddesine aykırı davrandığını,
B) ..... plakalı araç sürücü .....’ın;
Gündüz vakti, seyir yönüne görüş mesafesinde açık devamlı düz yol çizgileri ile bölünmüş düz ve eğimsiz 56090 nolu cadde üzerinden Kuveyt Bulvarı istikametine seyri sırasında olay yerine geldiğinde aracının sağ ön köşe kısmı ile, karşı istikametinden şerit ihlali yaparak gelen sürücü .....’un sevk ve idaresindeki aracın sağ ön köşe kısmı ile kendi seyir şeridi üzerinde çarpışması olayına etken hatalı davranışının bulunmadığını mahkememize bildirmiştir.
Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve hükme esas alınmıştır.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği, Kaza Tespit Tutanağı ile bilirkişi raporunun uyumlu olduğu bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş, davalı tarafından sigortalanmış araç sürücüsünün ise %100 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Yine mahkememizin ara kararı uyarınca hazırlanan 13/12/2021 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Davacı ...'ın 06/03/2020 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik;
Erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %18(onsekiz) olduğunu,
Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 6(altı) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu,
İyileşme dönemi içerisinde 1(bir) ay tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu mahkememize bildirmişlerdir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 08/03/2022 tarihli raporda özetle;
A) Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan, davacının 6 ay süre ile geçici iş göremezlik ve %18 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığı kabul edilerek, davacının uğramış olduğu maddi zararın;
Geçici iş göremezlik zararının = 13.465,50 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 368.928,20 TL olduğunu,
B) Dosya içerisinde bilirkişi heyet raporunda davacının meydana gelen olay nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 1 ay tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle, davacının 1 ay süreyle bakıcı gideri Brüt ve Net ücret üzerinden;
Brüt ücret = 2.943,00 TL,
Net ücret = 2.324,71 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Mahkememizin ara kararı gereği, kök raporda davacının gelirinin asgari ücret olarak kabul edilmiş ve hesaplamaların kabul edilen gelire göre yapılmış olduğu, davacı vekili tarafından davacının kaza tarihinde asgari ücretin üzerinde bir gelirle çalıştığı beyan edilmiş olduğu, SGK hizmet dökümünün incelenerek gelirinin tespiti ile tespit edilen geliri üzerinden hesaplama yapılması için dosya aktüer bilirkişisine tevdii edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 21/03/2022 tarihli raporda özetle;
A) Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan, davacının 6 ay süre ile geçici iş göremezlik ve %18 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığı ve dosyaya sunulan SGK hiçmet dökümüne göre gelirinin asgari ücretin 1,59 katı olduğu kabul edilerek, davacının uğramış olduğu maddi zararın;
Geçici iş göremezlik zararının = 21.694,94 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 492.788,79 TL olduğunu,
B) Dosya içerisinde bilirkişi heyet raporunda davacının meydana gelen olay nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 1 ay tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle, davacının 1 ay süreyle bakıcı gideri Brüt ve Net ücret üzerinden;
Brüt ücret = 2.943,00 TL,
Net ücret = 2.324,71 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Yeni mahkememizin 3 no.lu celsesi 4 no.lu ara kararı gereği davacının çıplak net ücreti üzerinden hesaplama yapılması için dosya aktüer bilirkişisine tevdii edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 16/06/2022 tarihli raporda özetle;
Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan, davacının 6 ay süre ile geçici iş göremezlik ve %18 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığı, dosyaya sunulan ücret bordrolarına göre hesaplanan çıplak net ücreti esas alınarak yapılan hesaplama sonunda;
Geçici iş göremezlik zararının = 17.252,40 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 424.046,42 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 4 no.lu celsesi 2 no.lu ara kararı gereği 2023 yılı güncel asgari ücret verilerine göre hesaplama yapılması için dosya aktüer bilirkişisine tevdii edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 06/01/2023 tarihli raporda özetle;
Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan, davacının 6 ay süre ile geçici iş göremezlik ve %18 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığı, dosyaya sunulan ücret bordrolarına göre hesaplanan çıplak net ücreti esas alınarak yapılan hesaplama sonunda;
Geçici iş göremezlik zararının = 17.252,40 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 825.858,51TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi tarafından davacının brüt ücreti esas alınarak hazırlanan 08/03/2022 ve 21/03/2022 tarihli raporlara itibar edilmemiştir.
26/06/2022 tarihli raporda ise karar tarihine en yakın asgari ücret esas alınarak tanzim edilmediğinden itibar edilmemiştir.
Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, 2023 yılı asgari ücretine göre alınan 05/01/2023 tarihli rapor hükme esas alınmıştır.
Davacının bakıcı gideri zararı daha önceki alınan raporlarda belirlendiğinden bakıcı giderine ilişkin zararı ise daha önceki tarihli raporda belirtildiği şekli ile hükme esas alınmıştır.
Alınan raporda davacının gerçek zararı; 825.858,51 TL kalıcı işgöremezlik, 17.252,40 TL geçici işgöremezlik ve 2.943,00 TL bakıcı gideri olarak belirlenmiştir.
Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı)
Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2/019/4141 Karar sayılı ilamı)
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı ... vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır.
Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının karşı araç sürücüsü olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 07.04.2022 havale tarihli ıslah dilekçesi sunmuş olup, değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı davasını ikame ederken 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 50,00 TL bakıcı gideri tazminatı talep etmiştir. Değer artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatını 385.980,35 TL, bakıcı gideri tazminatını 2.324,71 TL ve geçici iş göremezlik tazminatını 21.694,94 TL'ye artırmıştır.
Davacının gerçek zararı yukarıda da açıklandığı üzere; 825.858,51 TL kalıcı işgöremezlik, 17.252,40 TL geçici işgöremezlik ve 2.943,00 TL bakıcı gideri olarak belirlenmiştir.
Kalıcı işgöremezlik tazminat talebi ve bakıcı gideri tazminat talebi bakımından davacının talebi ile bağlı kalınmıştır.
Geçici işgöremezlik tazminat talebi bakımından ise davacı zararından fazlasının talep etmiş olduğu için zararı kadar hüküm kurulmuş, fazlaya ilişkin talepleri bakımından ise kısmen reddedilmiştir.
Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı ... şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 05/02/2021 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 15/02/2021 tarihidir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile, 385.980,35 TL kalıcı işgöremezlik tazminatı, 2.324,71 TL bakıcı gideri tazminatı ve 17.252,40 TL geçici işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 405.557,46 TL tazminatın davalının temerrüt tarihi olan 15/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair taleplerin REDDİNE,
2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 405.557,46 TL üzerinden alınması gereken 27.703,63 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç, 1.401,00 TL değer arttırım harcının toplamı olan 1.460,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 26.243,33 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç, 1.401,00 TL arttırım harcının toplamı olan 1.460,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 3.088,80 TL yargılama giderinin davanın kabul (%98,92) ve ret (%1,08) oranlarına göre hesaplanan 3.055,33 TL yargılama ve 59,30 TL başvurma harcının toplamı olan 3.114,63 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 59.778,04 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 4.442,54 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, davanın kabul edilen kısmı bakımından gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK, davanın reddedilen kısmı bakımından miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi.31/05/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.