mahkeme 2018/380 E. 2023/475 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2018/380
2023/475
27 Eylül 2023
T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : ...
DAVA İHBAR OLUNAN : ...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 22/03/2018
KARAR TARİHİ : 27/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :09/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 14.10.2017 Tarihinde Saat 19:00 sıralarında ikametine gitmek için otostop yaparak plakasını ve sürücüsünü bilmediği bir motosiklete bindiğini, Şehitkamil Devlet Hastanesine giderken aniden önlerine beyaz renkli şahin marka araç çıktığını ve kendilerine çarptığını, kaza sonucu müvekkilinin motosikletten düşüp yaralandığını, bu kazanın oluşumunda sürücüsü ve plakası bilinmeyen şahin marka beyaz araç kusurlu olduğunu, kazada yolcu olarak bulunan müvekkili ...T'ı ağır yaralandığını ve kalıcı olarak sakat kaldığını, kazayı kusurlu olarak yapan aracın plaka ve sürücüsü belli olmadığından Güvence Hesabı'na dava açılma zorunluluğunun hasıl olduğunu, .davalı Güvence hesabına tüm gerekli evrakları ekleyerek başvuruda bulunduklarını herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla bakıcı gideri, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davalı taraftan tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olay sebebiyle her ne kadar dava öncesi başvuru olmuş ise de söz konusu başvuru değerlendirilmiş olup gerekli belgelerin ibrazı 09/03/2018 tarihli yazı ile talep ettiklerini, ancak davacı tarafça eksik evrakların ikmal edilmesi yerine işbu dava açılmış olduğunu, başvurunun kanuna uygun yapılmadığını, gerçekleşen kazadan ötürü müvekkili bulunduğu kurumun sorumluluğunun olmadığını, davacının dava değerini düşük harç yatırmak için düşük göstererek dürüstülük kuralına aykırı davrandığını beyanla davanın reddine yargılama ve vekalet ücretinin davalı taraf aleyhine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Güvence Hesabına başvurulabilecek halleri düzenleyen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi gereği, Güvence Hesabının sorumluluğu için, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu bulunduğu halde, bu sigortası yapılmamış olan bir aracın, 3. kişinin zararına sebep olması gerekmektedir.
Ayrıca zararı meydana getiren aracın plakasının tespit edilememesi hallerinde de Güvence Hesabı sorumlu olacaktır.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 28/02/2018 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan 22/10/2018 tarihli raporda özetle;
A) Sürücüsü tespit edilemeyen;
Plakası tespit edilmemiş araç sürücüsü, karşı yönden gelen araç şeridine kontrolsüz giriş yaparak, karşı yönden gelen ve direkt seyreden trafik akışını tehlikeye sokarak, kazanın oluşumuna sebebiyet vermiş olup, 2918 SYKYTK' nu madde 84 deki sürücü asli kusurlarından 07ASLİ (şeridi tecavüz etme) ve madde56/1.a (şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmemek) kuralını ihlal ederek, meskün mahal içerisinde geceleyin araç kullandığı esnada gelmiş olduğu virajlı yol bölümünde şerit değiştirmeden önce önce yapması gereken kontrolleri yeterince yapmadığından soluna yönelmeden önce uyması gereken kurallara yeterince riayet etmediğinden ve direkt geçiş yapan motosikletin geçişini beklemediğinden kazanın oluşumuna ASLİ kusuru sebebiyet vermiş olup, kazanın oluş biçimi, çarpma noktası ve konumu dikkate alınarak kazının meydana gelmesinde 5/8( sekizde bey =%62,5 yüze altmış iki buçuk) oranında kusurlu olduğu kanaatine varmıştır.
B) Sürücü tespit edilmeyen diğer araç yönünden;
Plakası tespit edilmeyen motor sürücüsü, otostopla davacıyı aldıktan sonra Çetin emeç caddesi üzerinde seyir halinde iken seyir istikametine göre trafik akış konumunu ve görüş alanını yeterince kontrol altında tutmadan ve hızını yeterince azaltmadan geliş hızı ile yolu virajlı bölümüne giriş yaptığı esnada karşı yönden gelen ve kendi şeridine kontrolsüz giriş yapmış olan araca çarparak, kazanın oluşumuna sebebiyet vermiş olup, 2918 SYKYTK NU MADDE 52/1.B (hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.) ve madde78/1.b (motosiklet sürücülerinin koruma başlığı, dizlik ve gözlülüğü, yolcuların ise koruma başlığı bulundurmaması ve kullanmaması) kuralını ihlal ederek, meskün mahal içerisinde motosiklet kullandığı esnada trafik kuralları gereği takması zorunlu koruyucu malzemeleri takmamış ve virajlara yaklaşırken hızını yeterince azaltmadan gelir hızı ile viraja giriş yapması sonucu kazanın oluşumuna TALİ kusurla sebebiyet vermiş olup, kazının oluş biçimi, çarpma noktası ve konumu dikkate alınarak kazının meydana gelmesinde 2/1 (sekizde iki = %25 yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu kanaatine varmıştır.
C)Yolcu ... yönünden;
2918 sayılı karayolları trafik kanunundaki yolcu kusurlarından hareketle, meskün mahal içerisinde oto stop yaparak binmiş olduğu motorsiklette seyahat ettiği esnada takması zorunlu koruyucu malzemeyi takmadan ve kendi can güvenliği açısından alması gereken önlemleri almadığından motorsiklet üzerinde bulunduğu esnada meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanmış olup, 2918 SYKYTK nu madde 78/1.b ( motosiklet sürücülerinin koruma başlığı, dizlik ve gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı bulundurmaması ve kullanmaması) kuralını ihlal ederek, meskün mahal içerisinde kazanın oluşumuna TALİ kusurla sabebiyet vermiş olup, kazının oluş biçimi, çarpma noktası ve konumu dikkate alınarak kazanın meydana gelmesinde 1/8 (sekizde bir = 12,5 yüzde on iki buçuk) oranında kusurlu olduğu kanaatine varmıştır.
Alınan kusur raporuna aşağıda "davanın reddini gerektiren değerlendirmeler" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Mahkememizin ara kararı gereği dosya rapor aldırılmak üzere maluliyet bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, hazırlanan 05/04/2022 tarihli raporda özetle;
Mevcut belgelere göre ... ve ... oğlu 1996 doğumlu ...'ın 14.10.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından;
1- Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 0 (yüzdesıfır) olduğu,
2-İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur.
Mahkememizin ara kararı gereği dosya rapor aldırılmak üzere maluliyet bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, hazırlanan 07/03/2022 tarihli raporda özetle;
Davacı ...'ın 14/10/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik;
1-Özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özür durumunun olmadığını ,
2-İyileşme süresinin 9(dokuz)aya kadar uzayabileceği,
Şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
Alınan rapora aşağıda "davanın reddini gerektiren değerlendirmeler" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 24/08/2023 tarihli raporda özetle;
Dosyada bulunan 22/10/2018 tarihli kusur raporunda, kazanın meydan gelmesinde plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %62,5 çoranında, sürücüsü tespit edilememiş motosiklet sürücüsünün %25 aranında, davacının %12,5 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, maluliyet raporunda ise tüm vücut oranın %0(sıfır olduğu, 9 (ay) Hafta süreyle geçici iş göremezlik halinde kaydığı, tespit edilmekle hesaplamaları bu tespitlere göre yapmışlardır.
2017/ Ekim - Net Asgari Ücret (AGİ'li):1.404,06 TL
2018/ Ocak - Net Asgari Ücret (AGİ'li):1.603,12 TL
2019/ Ocak - Net Asgari Ücret (AGİ'li):2.020,90 TL
2020/ Ocak - Net Asgari Ücret (AGİ'li):2.324,70 TL
2021/ Ocak - Net Asgari Ücret (AGİ'li):2.825,90 TL
2022/ Ocak - Net Asgari Ücret (G.V İstisnası Düşülmemiş):4.253,40 TL
2022/ Temmuz - Net Asgari Ücret (G.V İstisnası Düşülmemiş):5.500,35 TL
14/10/20217 tarihli kazada kazazede ...'ın;
Geçici iş görememezlik zararının =13.857,08 TL
Kalıcı iş görememezlik zararının = 0,00 TL olduğunu kanaatine varılmıştır.
Alınan rapora aşağıda "davanın reddini gerektiren değerlendirmeler" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir.
Davanın reddini gerektiren değerlendirmeler;
Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması, kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı, tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.
Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Başka bir anlatımla, dava şartları işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken, bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Bu karar, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, yine davanın esasına ilişkin bir karardır. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru; s. 1157 vd.).
"Davalının sorumluluğu bakımından yapılan değerlendirme" başlığı altında incelendiği üzere Güvence Hesabı'nın sorumlu olabilmesi için zarara sebebiyet veren araç plakalarının tespit edilememesi veya tespit edilen aracın ZMSS poliçesinin bulunması gerektiği halde bulunmaması halinin varlığı gerecektir.
Dosya kapsamında kazaya karışan araçların plakasının tespiti için Gaizantep İl Sağlık Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış ve gelen müzekkere cevabında kazaya karışan araçların plakalarının bildirildiği görülmüştür.
Olayın meydana gelmesi ile birlikte 112 acil çağrı merkezinin arandığı ve çağrı kayıtlarının bulunduğu tetkik edilmekle dosya içerisine kazandırılmıştır.
112 Acil Çağrı kayıtları tetkik edildiğinde olayın davacının anlatımındaki gibi gerçekleştiği, Tofaş marka bir aracın bir motoksiklete çarpması neticesinde gerçekleştiği görülmüştür.
Fakat araçların plakalarının da tespit edilebilir nitelikte olduğu görülmüştür.
Kazaya karışan araçların plakaları ile SBGM'nden aktif poliçe bilgileri, TNB'den ise sahiplik ve araç tür bilgileri istenerek dosyaya kazandırılmıştır.
... plakalı Tofaş marka aracın kaza tarihini kapsar şekilde ZMSS poliçesinin bulunduğu ve ... poliçe numarası ile ZMSS Sigortacısının ise Ethica Sigorta A.Ş. olduğu görülmüştür.
... plakalı motosikletin ise aracın kaza tarihini kapsar şekilde ZMSS poliçesinin bulunduğu ve ... poliçe numarası ile ZMSS Sigortacısının ise Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi olduğu görülmüştür.
Bu haliyle de eldeki davada davalı Güvence Hesabı'nın davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığına kanaat getirilmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın AKTİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 233,95 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat bakımından yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 13.857,08 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, dava değerinin miktarı itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.27/09/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.