mahkeme 2024/746 E. 2025/1392 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/746

Karar No

2025/1392

Karar Tarihi

28 Ekim 2025

T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/746
KARAR NO : 2025/1392
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2022 (Dava), 23/01/2024 (Karar)
NUMARASI : 2022/570 Esas, 2024/40 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 28/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde, 25/07/2022 tarihinde Erzurum İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Kavşağında meydana gelen trafik kazasında, davalı ... sevk ve idaresinde bulunan davalı ...'ın maliki olduğu ... pakalı aracın müteveffa ...'ya çarpması sonucu ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, 25/07/2022 tarihli trafik kaza tespit tutanağına göre araç sürücüsü bakımından KTK'nın 52/1-a maddesini ihlal ettiğini, müteveffa bakımından ise KTK'nın 57/C-1 maddesini ihlal ettiğinin belirtildiğini ancak kaza tespit tutanağındaki kusuru kabul etmediklerini, kaza tespit tutanağında olay yeri krokisi çizildiğini, çizilen krokinin hatalı olduğunu, olayın krokide gösterilen yerde değil ölüme sebebiyet veren traktör şoförünün daha geride bir noktada ...'ya vurduğunu, 5 metre 40 cm fren izi sonrasında traktörü durdurduğunu, olayın köy meydanında olduğunu, kazada müteveffanın kusurunun bulunmadığını, kazaya karışan aracın kaza anınında ZMSS poliçesinin bulunmadığını, kaza sonrası 01/08/2022 tarihinde sigorta poliçesi düzenlendiğini, bu sebeple ... karşı dava açtıklarını, ... plakalı araç ile davalı ... adına kayıtlı taşınmazlar adına ihtiyati tedbir konulmasını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama ile sonuçlandığını, trafik kazası sonucu oğullarını kaybeden davacıların 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre destekten yoksun kalma tazminatı tutarları belirlenerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL işleten ve sürcü yönünden olay tarihinden, sigortacı yönünden temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsilini, 325.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücreti ve arabuluculuk anlaşmama vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bedel arttırım dilekçesi ile; ... için 250,00 TL olarak açılan dava değerini 49.551,95'ye, ... için için 250,00 TL olarak açılan dava değerini 158.935,74'ye çıkartarak alacağın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, 25/07/2022 tarihinde Erzurum İli ... İlçesi ... Mahallesinde müvekkilinin kullandığı ... plakalı traktör ile trafik kazası meydana geldiğini, olay tarihinde müvekkilinin yaşadığı köydeki evinden traktörü ile hareket ettikten sonra yolda 2 bisikletli çocuğu gördüğünü, dikkatli şekilde sol tarafa yanaşarak gittiği esnada kör noktada kalan ...'ın bisikletle müvekkilinin kullanmış olduğu traktörün üzerine doğru gelerek çeki demirin arasında kaldığını, kaza tarihinde çocuğun yaşının KTK'nın 37 maddesine göre 11 yaşını bitmemiş olan çocukların bisiklet kullanmalarının yasak olduğunu, jandarma olay yeri inceleme raporunda traktörün 1.viteste ve el frenin çekili şekilde olduğunu, ...'nın kullanmış olduğu bisikletin ön frenlerinin çalışmadığının tespit edildiğini, keşif yapıldığında ve tanıklar dinlendiğinde müvekkilinin olayla ilgili hiç bir kusuru bulunmayacağını, davacının iddialarının tamamen asılsız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yavaş gittini, maktülün kullandığı bisikletin frenlerinin tam tutmadığı, hızlı sürmesi, kendisinin kör noktada kalması ve yaşının 10 yaşında olduğu için anne ve babasının sorumluluğunda olması, KTK 37. Maddesine göre tüm bu nedenlerle olayda tüm kusurun müteveffa ...'da olduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin olay yerinde kaçmadığını, yardım diye bağırarak en yakın köydeki eve gittiğini, 112'yi aradığını, davacıların dayandığı kaza tespit tutanağının kusur oranlarına ilişkin tespitleri açısından da irdelenmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağında davalıya atfedilen kusur oranı kabul etmediklerini, dava konusu kazanın müteveffanın kusurlu hareketi nedeniyle yaşandığını, müvekkillerinin suçsuzluğuna rağmen davacılar tarafın talep edilen maddi tazminat taleplerinin miktarının fahiş olduğunu, davaya cevaplarının dosyaya kabulü ile, davacıların haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkil ...'nın maddi tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun kaza tarihindeki azami poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, söz konusu sorumluluğun aynı zamanda davacının yoksun kaldığı gerçek destek miktarı ile sınırlı olduğunu, davacıların destek zararının ispat etmesi gerektiğini, itirazları saklı kalmak kaydıyla ve talebi kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazaya konu kusur oranının tespitinin adli tıp kurumu tarafından yapılması gerektiğini, somut olayda KTK ve kaza tespit tutanağına göre müteveffanın asli ve tam kusurlu olduğunun açık olduğunu, müteveffanın ebeveynlerinin küçük üzerindeki gözetim yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, bu ihlalin kazaya sebebiyet verdiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere zorunlu mali sorumluluk genel şartları kapsamında hesaplama yapılırken müteveffanın bireysel özelliklerinin dikkate alınmasını, davacının yaşı, mesleği gibi hususlara dikkat edilerek genel şartlara uygun hesaplama yapılmasını, dava açılmadan önce müvekkil ... başvurunun yapıldığı ancak eksik evrakların ibraz edilmediğini, KTK'nın 99 maddesi gereğince sigorta şirketi hasar ödeme mükellefiyeti hak sahibinin belgeleri ile usulen sigorta şirketine müracaatından 15 iş günü sonrası başladığını, müvekkil şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına da sebebiyet vermediğini, arabuluculuk görüşmelerinde iki kez farklı bilirkişilerden kusur raporu aldırılığını, aktüer hesaplaması da yaptırıldığını, teklif edilen tazminat tutarlarının davacılar tarafından kabul edilmediğini, destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanma hakkı bulunmayan davacılar tarafından davanın açıldığını, aracın hususi araç olması nedeniyle faizin yasal faiz olması gerektiğini, dava öncesi temerrüt söz konusu olmadığından faiz başlangıç tarihinin dava tarihi ile aynı olması gerektiğini, davanın esas hakkında inceleme yapılmasına gerek olmadan davanın usulden reddine, davacının ... yapmış olduğu haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddine karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince, " ... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 25/07/2022 günü saat 14:45 sıralarında davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı traktör ile köy içi iki yönlü yol üzerinde seyir halinde iken kaza mahalli kavşaktan sağa dönüş yapmak için yolun en soluna yanaştığı sırada traktörüne bağlı yarı römorkun bağlantı kısımlarına sağındaki kavşak kolundan seyirle gelip sola dönüşle seyrine devam etmek isteyen sürücü müteveffa ... 'nın yönetimindeki bisiklete çarpması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiği, davalı ... adına kayıtlı olan ... plakalı aracın sigortasının olmadığı, zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan araçların sebep oldukları trafik kazalarında mağdurların zararlarının teminat dahilinde ... tarafından karşılanacağın yasal mevzuat ile hüküm altına alındığı, mahkememizce dava konusu kazada tarafların kusur oranlarının tespiti amacıyla ATK'dan rapor aldırıldığı ancak aldırılan kusur raporu ile ceza yargılamasında hükme esas alınan kusur raporu arasında çelişki bulunması nedeniyle ve çelişkinin giderilerek kusur durumunun tespit edilmesi amacıyla dosyanın İTÜ Trafik kürsüsünde görevli bilirkişi heyetine tevdi edildiği, düzenlenen raporda sürücü ...'ın %15, müteveffa sürücü ...'nın ise %85 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve ayrıntılı, gerekçeli olan işbu kusur raporunun mahkememizce hükme esas alındığı, kusur oranları doğrultusunda aktüerya bilirkişi tarafından davacı anne ... ve davacı baba ... yönünden tazminat miktarlarının hesaplandığı ve mahkememizce ayrıntılı, gerekçeli olan işbu raporunun hükme esas alındığı ancak davacı kardeşler yönünden müteveffanın desteğine ihtiyaç halinde oldukları, müteveffanın yardım etmemesi halinde yoksulluğa düşecekleri, bakıma muhtaç hale gelecekleri, müteveffanın kardeşlerine düzenli ve eylemli anlamda bir katkısının olduğu, fiili olarak desteği ispatlanamadığından (Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin 2020/... Esas ve 2022/.... Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır) davacı kardeşler yönünden destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddi gerektiği, TBK 56/2.madde uyarınca ölenin yakınlarının manevi tazminat isteyebileceği, manevi tazminat davasında 6098 s. TBK'nun 56. ve 58. maddeleri hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarının adalete uygun olması gerektiği, hükmedilecek bu paranın zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığı, bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasının da amaç edinilmediği, o halde bu tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesi gerektiği, takdir edilecek miktarın mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği, 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartların da açıkça gösterildiği, bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakimin bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiği, hakimin bu takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur ve maluliyet durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinin açıkça ortada olduğu (HGK 23/06/2004, 13/291-370) anlaşılmakla dava konusu olaydaki kusur durumu, talep edilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat talebinde bulunan yakınların sayısı gibi hususlar nazara alınarak davalı ... yönünden temerrütün 13/09/2022 tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle bu tarihten itibaren, diğer davalılar yönünden ise davanın temeli haksız fiil olduğundan olay tarihinden itibaren faize hükmedilerek açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE,
A-Maddi tazminat talebi yönünden;
1-49.551,95 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 25/07/2022 tarihinden, davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 13/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya VERİLMESİNE,
2-158.935,74 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 25/07/2022 tarihinden, davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 13/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e VERİLMESİNE,
3-Davacılar ... ve ... tarafından açılan davaların REDDİNE,
...
B-Manevi tazminat talebi yönünden;
1-20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 25/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsili ile davacı ...'ya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 25/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsili ile davacı ...'e VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 25/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsili ile davacı ...'ya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 25/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsili ile davacı ...'ya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müteveffanın davaya konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını, mahkemece müvekkilinin kusurlu olduğuna ilişkin düzenlenen rapor esas alınarak maddi manevi tazminatın belirlenmesinin müvekkilinin hakkını zedelediğini, kararda da bahsedilen ceza davasında alınan rapor bir adet Yeminli Adli Trafik Bilirkişisi tarafından hazırlanmış rapor olduğunu, müteveffaya asli kusur, şoföre ise tali kusur yüklendiğini, Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından alınan kusur raporunda ise, şoföre %60, müteveffaya %40 kusur yüklendiğini, davalı yanın itirazı neticesinde, ceza davasında bir adet Yeminli Adli Trafik Bilirkişisi ve Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı' ndan alınan kusur raporları arasında çelişki olmasından dolayı tekrar kusur raporu aldırmak için mahkemece dosya İTÜ Trafik Kürsüsü' ne gönderildiğini, İTÜ Trafik Kürsüsü' nden alınan raporda şoföre %15 müteveffaya %85 kusur atfedildiğini, İTÜ Trafik Kürsüsü tarafından belirlenen kusur dağılımına göre hesap bilirkişinin hesap yaptığını, bu iki rapor arasında çelişkiler bulunduğunu, çelişkilerin konusunda uzman ve ehil bir heyetten rapor alınarak giderilebileceğini, bu hali ile aktüerya bilirkişisinin yaptığı hesaplama üzerinden karar verilmesinin kanuna aykırılık teşkil edeceğini, bu durumda 10 yaşında evlatlarını kaybetmiş müvekkillerinin iyice mağdur olacağını, ceza soruşturma aşamasında alınan rapor ve Trafik Kazası tespit tutanağında ki kusur durumu baz alınmadan ATK ve İTÜ raporlarında ki çelişkinin Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin rapor aldırılarak giderilmesi gerektiğini, köy içerisinde hızlı ve dikkatsiz kullanım sonucunda 10 yaşında bir çocuğun hayatının sonlandığını, manevi tazminatı belirlerken zarar görenin ekonomik ve sosyal durumu, paranın alım gücü, ileride duyulacak elem ve ızdırabın göz önüne alınması, ayrıca kişi bedeni ve ruhuna yönelen haksız eylemlerde caydırıcılık uyandıran oranlar dikkate alınması gerektiğini, paranın alım gücü ve tazminat miktarının caydırıcı etki uyandırması gerekliliği hususları birlikte değerlendirildiğinde müvekkilleri lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük kaldığını, kusur raporları arasında ki çelişki giderilmeden verilen maddi tazminat ve kusur durumuna göre belirlenen manevi tazminat bedellerine itiraz ettiklerini belirterek mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının ve ebeveynlerinin kusur oranı usul ve yasaya uygun olarak denetime elverişli olarak tespit edilmediğini, alınan tazminat hesaplamasına ilişkin raporda hesap hataları mevcut olduğunu, hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin işbu dava öncesi temerrüde düşmediğinini, müvekkili şirkete yapılan usulüne uygun bir başvurudan söz edilemeyeceğini, bu bakımdan faize hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin kusuru olmadığını, kusur raporunda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, davacının istinaf başvurusuna yönelik iddialarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tekrar bilirkişi raporu alınmasının davaya uzatmaya yönelik olacağını savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
28/07/2022 tarihinde sürücüsünün davalı ..., işleteninin ise davalı ... olan ... plakalı traktör ile vefat eden ...'nın sevk ve idaresindeki bisikletin çarpışması neticesinde ...'ın hayatını kaybettiği, işbu nedenle vefat edenin annesi, babası, kardeşi ve babaannesi olan davacıların destekten yoksun kalma kaynaklı maddi ve yaşadıkları kayıp nedeniyle manevi tazminat davasını ikame ettikleri, kazaya karışan traktörün kaza tarihinde ZMMS poliçesi mevcut olmadığı için davacılarca ... da maddi tazminat davasının yöneltildiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde yukarıda özetle sonuç kısmına yer verilen hüküm tesis edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve anılan hükme karşı davacılar ile davalıların yukarıda anılan istinaf sebepleri dairesinde istinaf kanun yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.
Dosya içeriğine bakıldığında; meydana gelen kazanın hemen akabinde tanzim edilen kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsü ve müteveffanın kusurlu olduğu bildirilmiş, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan 23/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda davalı sürücünün %60 oranında, müteveffanın %40 oranında kusurlu olduğu, İTÜ Makine Mühendisliğinden alınan 17/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı sürücünün %15 oranında müteveffanın %85 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş mahkemece 17/08/2023 tarihli rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Mahkemece alınan raporların dava konusu uyuşmazlığı çözmeye yeterli olmadığı, raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Güvenliği Daire Başkanlığında görevli konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak tarafların olaydaki kusur durumunun hiç bir tereddüte mahal vermeksizin tespiti ile usuli kazanılmış haklara da riayet edilerek yargılama yapılması gerektiğinden taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiş, kaldırma sebebine göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın (usulü kazanılmış haklara riayet edilerek) yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf peşin karar harcının başvuruda bulunan taraflara iadesine,
4-İstinaf başvurusu aşamasında başvuruda bulunan taraflarca yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
7-Gerekçeli kararın tebliği, teminat, gider avansı ve harç iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 362-(1)/g maddesi uyarınca kesin olmak üzere 28/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim