Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/55

Karar No

2024/1850

Karar Tarihi

11 Aralık 2024

T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/55
KARAR NO : 2024/1850
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2022 (Karar)
NUMARASI : 2022/114 Esas, 2022/605 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Yönetim Kurulu Kararının İptali İstemli)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Enerji Mad. Yapı Kim. Top. Ürn. İnş. Malz. Tic. San. A.Ş. 'nin % 50 pay sahipliği ile ortağı iken 10/04/2017 tarihinde müvekkilinin katılımı olmaksızın genel kurul toplantısı yapıldığını, genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin bir karar alınarak müvekkilinin sermaye artırım borcundan sorumlu tutulduğunu, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/...Esas sayılı dosyası kapsamında bu genel kurul kararının iptali için dava açıldığını, yönetim kayyımlarınca davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediğinden bahisle davacıya ait payların 850.000,00 TL'sine karşılık gelen kısmı olan 34 adet payın diğer ortağa satıldığını, bu satım işleminin 23/01/2019 tarihinde kayyım heyetinin katılımı ile gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan karar ile gerçekleştirildiğini, davacıya ait payların satım ve devrine ilişkin kayyım heyetince yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ve davacıyı ortaklıktan çıkarmaya yönelik olduğunu, 10/04/2017 tarihli genel kurul kararının iptaline yönelik dava açıldığını, davacının esas sermaye koyma borcunu ifadan kaçınmadığını ve temerrüte düşürülmediğini, sermaye koyma borcunun artırılmasına yönelik karar kesinleşmediğinden muaccel bir borç olmadığını, hisse devrinde yönetim kurulunca yapılan hesabın neye göre yapıldığının belli olmadığını belirterek pay devrine ilişkin 23/01/2019 tarihli genel kurul kararının iptali ile yapılan pay devrinin iptaline, davacıya ait payların iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yönetim Kurulu kararı ile şirket ortaklarından ...'ın 10/04/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 2.500.000,00 TL'ye artırılması kararından dolayı kendi payına nakit olarak 949.898,52 TL sermaye taahhüdünde bulunulduğunu ve sermaye taahhüdünün 75.288,00 TL 'lik kısmını Ocak 2018 döneminde maden harç bedellerini ödeyerek yerine getirdiğini, geriye kalan kısım 874.610,52 TL'yi çekilen ihtara rağmen ödemediğini, eksik kalan 850.000,00 TL'ye karşılık 34 payın başkasına satılmasına karar verildiğini, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin 10/04/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin karar alındığı, alınan bu karara karşı mahkememizin 2014/...esas sayılı dosyası üzerinden iptalin talebi ile dava açıldığı, yargılamanın devamı sırasında bu genel kurul kararına dayanılarak davacıya ait payların yönetim kurulu tarafından satılmasına karar verildiği, davacının sermaye koyma borcunun yerine getirilmesi amacıyla yetkili organlar tarafından usulüne uygun şekilde karar alınmadığı, yani apel işlemi olarak adlandırılan işlemin yerine getirilmeden davacının paylarının satışına karar verildiği, yönetim kurulunu oluşturan yönetim kayyımlarının sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortak hakkında yasada ön görülen usul ve işlemleri yerine getirmediği, buna göre davalı şirket tarafından davacının haklarını ortadan kaldırılmaya yönelik karar aldığı, her ne kadar yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılamaz ise de; ortakların kişisel hak ve menfaatlerini zedeler nitelikte alınan kararların batıl olduğu, bu nedenle davalı şirket yönetim kurulunun 23/01/2019 tarihli kararı ile davacının hisselerinden 34 adet payın 850.000,00 TL karşılığında satılıp yerine başkasının alınmasına yönelik kararın batıl olduğu sonucuna varıldığından davanın kabulü ile bu kararın yok hükmünde olduğunun tespiti ile davacıya ait iken satışı yapılan 34 adet payın davacıya iadesine" gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar almadığını belirtmiş ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, nitekim 10/04/2017 tarihli Genel Kurul toplatısıyla sermaye arttırımına yönelik karar alındığını, kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, TTK'nın 482 ve 483. maddelerinden de anlaşılacağı üzere pay sahibini sermaye koyma borcunu yerine getirmemesi halinde hangi müeyyidenin uygulanacağına yönetim kurulunun karar vereceğini, bu nedenle ıskat prosedürünü uygulama ve ıskata karar verme yetkisinin de yönetim kuruluna ait olduğunu, ıskat kanunda sayılan şartların oluşmasıyla kendiliğinden gerçekleşen bir müeyyide olmayıp pay sahibinin anonim şirketten ıskat edilebilmesi için mutlaka yetkili organlar tarafından bu yönde bir kararın alınması gerektiğini, müvekkili şirketin yasaya uygun olarak 17/07/2018 ve 16/11/2018 tarihli ihtarnameler ile davacıya sermaye koyma borcu muaccel olmasına rağmen ödenmemesi halinde TTK 482/483 hükümlerinin uygulanacağını ihbar ve ihtar ettiğini, temerrüde rağmen davacının hiç taahhüdünü yerine getirmediğinin aşikar olduğunu, bu durum sebebiyle yönetim kurulu tarafından 23/01/2019 tarihli toplantıda davacının sahip olduğu hisselerden 850.000,00-TL ye karşılık gelen 34 payın satılıp yerine başkasının alınmasına oy birliği ile karar verildiğini, bu kararında davacıya 13/02/2019 tarihli ihtarname ile ihtar ve ihbar edildiğini, tüm süreçte yönetim kayyımlarını atayan Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'ne bildirilerek hareket edildiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafın sermaye artırımından doğan ortaklık haklarından mahrum bırakılmasına (ıskat) ilişkin kayyım heyeti kararının iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir. Bununla birlikte, 406. maddede yazılı olduğu şekilde ilan suretiyle değil de ortaklara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulması halinde tebliğ edilen bu çağrı, gazetede ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olduğundan, bunun da geçerli olduğunu kabul etmek gerekir (Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı). Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edilebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Şayet anasözleşmede, sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibine ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşur. Temerrüde düşen ortağa, yönetim kurulu tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde ilan suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum edileceğinin ihtar edilmesi gerekmektedir. (Y.11.H.D.,2016/9492 E.- 2018/4038 K.)
Somut uyuşmazlıkta, 17/07/2018 ve 16/11/2018 tarihli ihtarnamelerin davacıya tebliğ edildiği, sermaye artırımından doğan borcun ödenmesi için herhangi bir süre belirlenmediği, 23/01/2019 tarihli kayyım heyeti kararı ile davalının ıskatına dair karar alındığı anlaşılmaktadır. Ancak az önce de belirtildiği üzere, ıskat için öncelikle sermaye borcu bulunan ortağın temerrüte düşürülmesi gerekmedir. Temerrüt için ise yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında temerrüde ilişkin alınmış bir karar bulunmadığı, davalı şirketin anasözleşmesin de de ıskata ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde kanun da öngörülen şekilde ıskatın yapılmadığı anlaşılmakla, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere .... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim