mahkeme 2023/33 E. 2025/929 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/33
2025/929
11 Eylül 2025
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/33 - 2025/929
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/33
KARAR NO : 2025/929
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN :
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU : Çek İstirdatı
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davalı .... Ltd. Şti.'nin müvekkili şirketin keşidecisi olduğu, ... Şubesine hitaben keşide edilen, ... TL meblağlı çeki haksız şekilde elinde bulundurduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, söz konusu çekin nasıl ele geçirildiğine dair bilgilerinin bulunmadığını, dava konusu çekin ... isimli kişiye verildiğini, ancak davalı tarafın hem müvekkili şirket hem de .... aleyhine Diyarbakır (Kapatılan) 3. İcra Müdürülüğü'nün 2015/5245 E. sayılı takip dosyasıyla icra takibi başlattığını, lehtar ... adlı şahsın çeki kaybettiğini, müvekkili şirketin, davalı tarafa borçlu olmadığını, davalı tarafın takip konusu çeki haksız olarak ele geçirdiğini beyan ederek dava konusu çekin davalıdan istirdadını talep etmiştir.
Davalı taraf, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; çekin lehtarının dava dışı ... olduğu, davacı keşideci şirketin dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olmadığı, ciro zinciri kopukluğundan önce yetkili hamilin dava dışı ... olduğunun anlaşıldığı, ciro zinciri kopmadan önce dava dışı ...’dan çekin tekrar keşideciye döndüğüne yönelik bir ispatın da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin delillerle uyumsuz olduğunu, ...'nın dava konusu çek ile ilgili bir iddiası ve talebi bulunmadığını, bu hususun Diyarbakır 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/466 E. sayılı dosyasındaki beyanlardan da açıkça anlaşıldığını, takip alacaklısının haklı hâmil olmadığıbı, çeki haksız olarak elinde bulundurduğunu, İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, 6102 sayılı TTK m. 792 hükmüne istinaden açılan çek istirdadı talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen... tarihli ilk karar, Dairemizin ... tarih ve .... E. ... K. sayılı ilamı ile özetle, çek istirdadı davası 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a uyarınca mutlak ticarî dava niteliğinde olmakla birlikte, davacının istem sonucu itibarıyla aynı Kanun'un m. 5/A uyarınca dava şartı olan arabuluculuk kapsamında olmadığı dikkate alınarak, işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken, açık kanun hükmüne yanlış anlam yüklenerek yazılı şekilde karar verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-4 ve 355 hükümleri uyarınca kaldırılmıştır.
Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Dava konusu ..... Şubesi'ne hitaben keşide edilen, ... numaralı, ... keşide tarihli ....TL meblağlı çekin davacı şirket tarafından dava dışı ... lehine keşide edildiği, çekin lehdarın cirosu bulunmaksızın....'a ondan ....'a ondan da davalı şirkete ciro edildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddî hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, Abuzer: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238).
İstirdat davası olarak nitelenen bu dava, özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medenî hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hâmile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hâmilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir.
6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).
Bu bilgilere göre çek istirdadı talebinin incelenmesinde; davacı şirketin dava konusu çekin keşidecisi olduğu, çekin dava dışı lehtar ....'ya verildiği ve lehtarın elinde iken kaybolduğunun ileri sürüldüğü, çekin nihai hamilinin ise çek elinde olan ve çeki icra takibine konu eden davalı şirket olduğu, çekin son ve fiilen elinde bulunduran ... Ltd. Şti. tarafından Diyarbakır 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5245 E. sayılı dosyasında keşideci.... Ltd. Şti., lehtar ... ve cirantalar ....ve . ... aleyhine kambiyo takibine konulduğu, Diyarbakır 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 22/12/2016 tarih ve 2016/548 E., 2016/955 K. sayılı kararı ile takibin keşideci ... Ltd. Şti. yönünden iptaline karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12. HD'nin 07/04/2017 tarih ve 2017/1682 E., 2017/5730 K. sayılı kararı ile onandığı anlaşılmaktadır.
Madde metninden de anlaşıldığı üzere çek istirdadı davası, çekin rızası hilafına elinden çıktığını iddia eden meşru hamili tarafından, yeni hamile karşı açılabilecek bir davadır. Yani çek istirdadı davasının davacısı çek elinde iken çekin rızası dışında elinden çıktığını ileri süren yetkili hâmil, davalısı ise çeki fiilen elinde bulunduran hâmildir. Keşideci olan davacı şirketten sonra lehtarın elinden rızası dışında çıktığı ileri sürülen çekin istirdadına ilişkin bu davada, keşideci davacı şirketin aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.
Zira sıfat deyimi dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu halde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir.
Husumet (taraf sıfatı) resen nazara alınması gereken bir husus olduğundan, mahkemece çek istirdadı talebi yönünden davacı şirketin aktif husumet ehliyeti bulunmadığından, çek istirdadı davasının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, esastan reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, İlk Derece Mahkemesinin kararının re'sen kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. Bu tespitlere göre, davacı vekilinin çek istirdadı talebine ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, husumet (taraf sıfatı) resen nazara alınması gereken bir husus olduğundan kanun yolu incelemesi dâhil davanın her aşamasında re'sen araştırılması gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemekle birlikte, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK m. 355 hükmü uyarınca kamu düzeni ilkesi gözetilerek re'sen kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-2 hükmü uyarınca davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden REDDİNE,
II-) 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereği re'sen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararın KALDIRILMASINA, HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;
1-) Davacı tarafından davalı aleyhine açılan çek istirdadı davasının AKTİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,
2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilâm harcının davacı tarafça yatırılan 1.024,65 TL peşin harçtan MAHSUBUNA, fazla alınan 409,25 TL’nin talep halinde davacıya İADESİNE,
3-) İlk derece yargılaması esnasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-) Davalı tarafından ilk derece yargılaması esnasında yapılan herhangi bir yargılama gideri tespit edilemediğinden, bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
5-) Taraflarca yatırılan gider/delil avansından arta kısmın 6100 sayılı HMK'nın m. 333, HMK Yönetmeliğinin m. 207/1 ve HMK Gider Avansı Tarifesinin m. 5 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE,
III-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye GELİR KAYDINA, 80,70 TL peşin istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince istinaf eden davacıya İADESİNE,
IV-) İstinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle kabul edildiği dikkate alınarak, istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
V-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
VI-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (60.000,00 TL) davanın açıldığı 2022 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (107.090,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/09/2025
Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.