Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/2349
2025/182
13 Şubat 2025
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2349 - 2025/182
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2349
KARAR NO : 2025/182
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; taraflar arasında 01/01/2019 tarihinde .... Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeye aykırı davranışları ve ....işlemleri nedeniyle müvekkili şirketin zararına neden olmasından dolayı 01/02/2023 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin müvekkilince davalıya bildirildiğini, sözleşmede düzenlenen yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle davalıya sözleşmenin 16. maddesi uyarınca 100.000,00 TL+KDV tutarında cezai şart işletildiğini, önceki borçları ve ceza bedeli ile birlikte toplam borcun 212.188,01 TL olduğunu, söz konusu borcun ödenmesinin ve aksi halde teminat mektuplarının nakde çevrileceğine dair 31/07/2023 tarihli ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden .... Bankası AŞ ....Şubesi'nin 11/08/2023 tarihli 50.000,00 TL tutarlı ve 18/08/2023 tarihli 100.000,00 TL tutarlı banka teminat mektuplarının nakde çevrildiğini, bakiye 62.188,01 TL alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında Diyarbakır İcra Müdürlüğünün...sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; 03/01/2024 tarihli celse davacı vekiline icra takibine ve davaya dayanak teşkil eden alacağa ilişkin maddi vakıaları ve bayilik sözleşmesi kapsamında hangi işlemden dolayı ne kadar alacak talep ettikleri açıklamak için 6100 Sayılı HMK'nın 119/1-ğ maddesi gereğince 1 haftalık kesin süre verildiği, aksi takdirde aynı Kanunun 119/2 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtar edildiği, davacı vekili tarafından icra takibine ve davaya konu edilen alacağın cezai şarta ilişkin olduğu beyan edilmiş ise de, icra takibinde takip açıklaması olarak 31/07/2023 tarihli ihtarnamede belirtilen bakiye alacak açıklamasına yer verilmiş olması, dava dilekçesinde de bayilik sözleşmesinin feshinden sonra davalı bayinin önceki borçları ile 100.000,00 TL+KDV cezai şart alacağından kaynaklı toplam borcunun 212.188,01 TL olduğu ve 100.000 ile 50.000 TL bedelli teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden sonra bakiye kalan alacağın 62.188,01 TL olduğunun belirtilmiş olması karşısında, davacı tarafça cezai şart dışında kalan davalı bayinin borçlu olduğu kısma ilişkin vakılar ile hangi vakıadan kaynaklı ne kadar borçlu olduğunun açıklanmadığı, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde sadece cezai şart alacağına dayanılmadığı, aynı zamanda bayilik sözleşmesinden kaynaklı alacak iddia edilerek, gerek alacak gerek cezai şarttan kaynaklı toplam alacaktan nakde çevrilen teminat mektubu bedelleri mahsup edildikten sonra bakiye kalan kısım talep edildiği, somut olayda davalının yaptığı mahsup işleminin yerinde olup olmadığının resen değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafından cezai şart alacağı dışında kalan kısımlara ilişkin açıklama yapılmadığı, kesin süre içerisinde açıklanması istenen hususların cezai şart alacağı dışında yerine getirilmediği, bu haliyle 212.188,01 TL borç içerisinde yer aldığı iddia edilen cezai şart alacağı dışında kalan kısma ilişkin tahkikata yarar açıklama yapılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanununun 119/1-ğ ve 119/2. maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; mahkemece verilen kesin süre içerisinde ara karar gereğinin yerine getirildiğini, gerek dava gerekse 10/01/2024 tarihli beyan dilekçesinde icra takibine ve davaya dayanak teşkil eden alacağın sözleşmede yer alan cezai şarta ilişkin olduğuna yönelik açıklama yapıldığını, bayinin sözleşmeye aykırı davranışları ile sahtecilik işlemlerine istinaden yapılan şikayetler, inceleme raporu, yargılamalara ilişkin bütün deliller ve emsal kararların sunulduğunu, ancak mahkemece bu hususların göz ardı edilerek hatalı olarak hüküm kurulduğunu, davanın esasının incelenmesi gerekirken açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
Dava, taraflar arasında imzalanan 01/01/2019 tarihli bayilik sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
►Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2023/107199 sayılı icra takip dosyası ile davacı/takip alacaklısı tarafından davalı/takip borçluları aleyhine "31/07/2023 tarihli ihtarname ile belirtilen bakiye alacak" açıklaması ile 62.188,01 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 23/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince 26/08/2023 tarihli dilekçe borca itirazı edilmesi üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının da 1 yıllık yasal süre içinde açıldığı,
► Davacı tarafından davalıya gönderilen 01/02/2023 tarihli ihtarname ile sözleşme yükümlülüklerinin ağır şekilde ihlal edilmesi, şirketin zarara uğratılması ve taraflar arasındaki güven ilişkisinin temelinden sarsıldığının, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğinin bildirilerek sözleşmenin 16. maddesi uyarınca 100.000,00 TL+kdv tutarında cezai şartın işletildiğinin bildirilerek söz konusu bedelin ödenmesinin ihtar edildiği,
► Davacı tarafından davalıya gönderilen ve icra takibine dayanak olarak gösterilen 31/07/2023 tarihli ihtarname ile şirket ilgili iş birimleri tarafından yapılan hesaplamalar neticesinde 267.637,15 TL borç tespit edildiği, söz konusu borcun ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 5 gün içinde ödenmesi halinde 150.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun nakde çevrileceğinin ihtar edildiği,
► Dava dilekçesinde, davalının önceki borçları ve ceza bedeli ile birlikte toplam borcun 212.188,01 TL olduğunun ve 150.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle bakiye 62.188,01 TL borcun tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptalinin talep edildiği,
► Mahkemece 03/01/2024 tarihli celse davacı vekiline "icra takibine ve davaya dayanak teşkil eden alacağa dayanak maddi vakıaları açıklamak ve bayilik sözleşmesi kapsamında hangi işlemden dolayı ne kadar alacak talep ettikleri açıklamak için 6100 Sayılı HMK'nın 119/1-ğ maddesi gereğince 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde aynı kanunun 119/2 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına" dair ara karar tesis edildiği,
► Davacı vekilince mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulan 10/01/2024 tarihli dilekçe ile dava dilekçesindeki açıklamalara yer verildiği ve dilekçesinin son kısmında davanın konusunun davalı bayinin sözleşmeye aykırı davranması ve fraud işlemler yapması, açık hatlar ve hukuka aykırı olarak kişilerin kimlik bilgilerinin kullanılması ve imzaların taklit edilmesi suretiyle abonelik ve cihaz kampanya taahhütnamesi düzenlemesi nedeniyle tahakkuk ettirilen 100.000,00 TL+KDV ceza bedelinin tahsil edilmeyen kısmı olan 62.188,01 TL'ye ilişkin olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31. maddesine göre; “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 248 vd).
Öte yandan 6100 sayılı HMK’nın konuya ilişkin ve “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. maddesi uyarınca;
“(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar.
(2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.”
Anılan maddenin gerekçesinde, maddenin amacının, bir yandan ispatın genel hükümleri çerçevesinde temel bir kavrama yer vermek iken, diğer yandan da uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında “…Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır…” şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK’nın “Dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119/1-e fıkrası uyarınca, davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin dava dilekçesinde yer alması zorunludur. Bununla birlikte, vakıaların açık ve somut olarak gösterilmesi yeterli görülmemiş; aynı maddenin “f” fıkrasında yer alan hükmünde ayrıca, açık ve somut olarak gösterilmesi gereken her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin de belirtilmesi aranmıştır. Keza, bu durum, yukarıda açıklanan 194. maddenin ikinci fıkrasının da tereddüt uyandırmayacak derecede açık hükmünün bir gereğidir.
Davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden karşı tarafın sağlıklı bir savunma yapması ve sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkün değildir. Çünkü karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (HMK m. 27). Keza, hükümde yer alması gereken unsurların belirtildiği 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıaların gerekçeli kararda tam olarak gösterilmesi gerekmektedir (HMK m. 297/1-c). Somut vakıalar ortaya konulmadan, hâkimin sağlıklı bir yargılama gerçekleştirmesi ve hüküm kurması da mümkün değildir.
Somutlaştırma yüküne riayet edilmemesi özellikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) ile ön inceleme hükümleri (HMK m. 320, 137, 140) dikkate alınmalıdır. Yukarıda da değinildiği üzere "maddi ve hukuk açıdan belirsiz yahut çelişkili" hususlarda hâkim davayı aydınlatmak durumundadır. Somut olmayan vakıalarda, maddi ve hukuki belirsizlik mevcut olduğundan bu belirsizliğin giderilmesi gerekir. Özellikle 6100 sayılı HMK’nın 137, 140 ve 320. maddelerinde yer alan hükümler gereğince, bu belirsizliğin hâkim tarafından giderilmesi gerekir. Çünkü ön incelemede tarafların iddia ve savunmalarının tespit edilmesi, anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktaların tek tek belirlenmesi gerekli ve zorunlu olup, bu aynı zamanda hâkimin ödevidir. Bu çerçevede hâkimin ön incelemede mutlaka somutlaştırmayı sağlaması gerekir. Bu sebeple, sadece tarafların dilekçelerini tekrar ettikleri yönündeki beyanların tutanağa geçirilmesi veya soyut ifadelerle tespit yapılması yeterli değildir. Bu, mahkemenin yargılamayı yürütmesi bakımından sağlıklı olmayacağı ve Kanuna aykırı olacağı gibi, Yargıtay denetimine elverişli bir durum da oluşturmayacaktır.
Eğer somutlaştırma yükü, hâkimin davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevine rağmen, davacı tarafından yerine getirilmemişse, o zaman bu yüke bağlanan yaptırım ortaya çıkacaktır. Somutlaştırma yükünü yerine getirmemenin yaptırımı, ispat yükünü yerine getirmemektir. Bu ise, aslında vakıanın ispata elverişli kabul edilememesi ve bunun sonucu olarak da belirsizlik rizikosuna katlanma şeklinde gerçekleşecektir. Böyle bir durumda, somutlaştırma yükü ve dolayısıyla ispat yükü yerine getirilmediğinden ispat edilemeyen davanın reddi sonucu doğacaktır ki, bu halde dava esastan reddedildiğinden işin esası bakımından kesin hüküm ortaya çıkacaktır.
Sonuç olarak 6100 sayılı HMK’nın 119/1-e fıkrası ve 194. maddesi gereğince dava dilekçesinde somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması hâlinde, davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği hâkim, soyut ve belirsiz hususların somutlaştırılmasını (yeni bir vakıa ileri sürülmeden, sadece mevcut vakıa çerçevesinde) davacıdan istemeli, bu eksiklik tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek karar verilmeli, bu eksiklik tamamlanmaz, somutlaştırma gerçekleşmezse, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu açılmalar ışığında somut olayın incelenmesinde; dava dilekçesinde davalının 100.000,00 TL+KDV tutarındaki cezai şart borcu ve önceki borçları ile birlikte toplam borcunun 212.188,01 TL olduğu, iki adet teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle borcun 150.000,00 TL'sinin tahsil edildiği ve bakiye 62.188,01 TL'nin tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali talep edilmiş olup, mahkemece 03/01/2024 tarihli celse alacağa dayanak maddi vakıaları açıklamak ve bayilik sözleşmesi kapsamında hangi işlemden dolayı ne kadar alacak talep ettikleri açıklamak için 6100 Sayılı HMK'nın 119/1-ğ maddesi gereğince 1 haftalık kesin süre verilmesi üzerine davacı vekilince 10/01/2024 tarihli dilekçe ile dava konusunun davalı bayiye tahakkuk ettirilen 100.000,00 TL+KDV ceza bedeline ilişkin olduğu beyan edilmiştir. Buna göre davacı vekili mahkemece verilen kesin süre içerisinde talebini açıklamış olup, mahkemece davacının 10/01/2024 tarihli dilekçesi gözetilerek ve taleple bağlı kalınmak suretiyle işin esasına girilerek yapılacak inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında yargılama yapılarak bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, davacı taraftan peşin olarak alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden tarafa istem hâlinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,
5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-) Dairemiz kararının 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359/4 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
7-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.