mahkeme 2025/1159 E. 2025/891 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1159
2025/891
5 Eylül 2025
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/09/2025
KARAR TARİHİ : 05/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .....tarihinde, saat .....sıralarında Kula ilçesi istikametinden Salihli ilçesi istikametine seyir halindeyken aşağıda ayrıntılarıyla bahsedilen söz konusu trafik kazası meydana geldiğini, sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı aracıyla, Kula ilçesi istikametinden Salihli ilçesi istikametine seyir halindeyken .....kavşağına geldiği esnada aracının ön kısımları ile sürücü .....’in sevk ve idaresindeki .....plakalı otobüsün sağ yan kısımlarına çarpması sonucu iki araçlı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, kaza yapılan .....plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ....., sigortalı araç sürücüsü .....’nun, diğer sigortalı araç sürücüsü .....’in sevk ve idaresindeki araca çarpması esnasında araçta bulunduğunu ve müvekkilinin bu kaza sonucunda yaralanmış olduğunu, meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkilinin ciddi şekilde yaralandığını ve bu yaralanmalar neticesinde önemli oranda malul olmuş olduğunu, müvekkilinin, davalı sigorta şirketlerine kayıtlı araçların kazası sonucu araçta üçüncü kişi olarak bulunmakta olduğunu, bu kazada uğradığı maddi kayıpların, davalı tarafların kusur ve mesuliyeti oranında tazmin edilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağından alınan kusur raporuna göre işbu kazanın meydana gelmesinde, davalı sigorta nezdinde sigortalı olan araç sürücülerinin ihlal, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaşandığının tespit edilmiş olduğunu, kazanın meydana gelmesinde hiç bir dahili söz konusu olmayan müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını, kaza tarihinden bu yana ağır yaralanan ve pek çok konuda maluliyeti oluşan müvekkilinin rutin ve sürekli olarak tedavilerinin devam ettiğini, müvekkilinin belki de bir ömür devam edecek düzeyde maluliyeti oluşmuş olduğunu, tüm bu sebepler ile müvekkilinin maddi kayıpları yanında yüksek düzeyde manen de yıprandığı ve elemler çektiğini, uzun süre tedavi aldığı ve bir ömür eski haline dönemeyeceği gözetilerek manevi zararların davalı taraflarca müştereken ve müteselsilen karşılanmasını, kaza tarihinden bu yana, müvekkilinin başından ve vücudunun çeşitli yerlerinden ağır yaralandığını, bu yaralanmaların, müvekkilinin geçici ve kalıcı anlamda maluliyet yaşamasına neden olmuş olduğunu, özellikle başından, göğsünden ve vücudunun çeşitli bölgelerinden ciddi şekilde yaralanmış olduğunu, akciğerinde kan toplandığını; bu nedenle uzun süre kan kusması, mide bulantısı gibi şikayetler yaşadığını ayrıca, vücudunun farklı yerlerinde oluşan kesik, çizik ve yara izleri sonucunda kalıcı izler meydana geldiğini, estetik bütünlüğü tam bozulan müvekkilinin rutin ve sürekli olarak tedavilerinin devam ettiğini, belki de bir ömür devam edecek düzeyde maluliyetinin oluştuğunu, ayrıca müvekkilinin özel hastanede tedavi görmüş olup ciddi bir sağlık gideri ödediğini, bu tedavi masraflarının, müvekkilinin yaşadığı fiziksel ve duygusal zorlukların yanı sıra, maddi açıdan da büyük bir yük getirmiş olduğunu, diğer yandan işbu kaza nedeniyle müvekkili bakıcı hizmetine muhtaç hale geldiğinden bakıcı giderine de katlanmak durumunda kaldığını, müvekkilinin davalılarca sebebiyet verilen kaza neticesinde maddi zararlar dışında pek çok yönden elem, ızdırap ve keder çekerek manen yıpranmış olduğunu, psikolojik travmalar geçirdiğini, bu durumun kendisini ve ailesini doğrudan etkilemiş olduğunu, müvekkilinin kendince bulduğu her işi yapıp ailesine maddi manevi yardım etmek için çalışıyorken bu kaza sebebiyle ruhsal ve psikolojik olarak çalışamaz olduğunu, kaza sonucunda yaralanan müvekkilinin kendi ihtiyaçlarını karşılayamadığını, kendisinin ve ailesinin bu durumdan psikolojik olarak çok yıpranmış ve manevi olarak çökmüş olduklarını, müvekkilinin uğradığı kaza somut vakıa da katlanılması güç neticelere sebebiyet vermiş olduğunu, müvekkili manen telafisi mümkün olmayacak durumlara maruz kaldığını, arz ve izah edilen nedenlerden ve mahkemenizce re’sen dikkate alınacak diğer nedenlerle; Trafik kazası sonucu ekonomik geleceğin sarsılması nedeni ve geçici ve sürekli maluliyete ve kalıcı bedensel engellere uğranılması sebebiyle: maluliyet tazminatı, sağlık-ilaç-yol giderleri, bakıcı hizmeti giderleri, sürekli veya geçici iş görmezlik tazminatı gibi tüm zararlara karşılık olarak maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle aksi kanaat hasıl ise avans faiziyle ve yine aksi kanaat hasıl ise yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacı müvekkile verilmesini, 200.000 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği .....tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı araç maliki ve araç sürücüsünden müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkile verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME :
Dava, Haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacının dayanağı olan kazanın meydana geldiği .....plakalı otobüste yolcu olarak taşındığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı şirket arasında taşıma sözleşmesi vardır. Her ne kadar taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemece duruşma yapılmadan, yani taraflara tebligat yapılıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Somut olayda da mahkemece, davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi Ticaret Mahkemesine ait ise de işbu dava, taşıyan olan diğer davalı sigorta şirketine ve otobüs firmasına karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da Ticaret Mahkemesine göre daha özel nitelikteki Tüketici Mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir.
Nitekim benzer hususlarda açılan davalar sonucu verilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesi'nin .....tarih .....Esas .....Karar , Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesi'nin .....tarih .....Esas .....Karar, , Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesi'nin .....tarih .....Esas .....Karar ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesi'nin .....tarih .....Esas .....Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar vurgulanmıştır.
Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, somut uyuşmazlıkta, davacının tüketici konumunda olup, davalı otobüs işleteni ile aralarında akdedilen yolcu taşıma sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın, Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir. HMK 114/1-c maddesi gereğince, mahkemenin görevli olup olmadığına ilişkin dava şartının , HMK nun 115 maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında re' sen dikkate alınması gerektiği gözetilerek, mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE,
2-Tarafların görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı , 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi.
Katip Hakim
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.