Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1544
2026/165
17 Şubat 2026
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/09/2022
KARAR TARİHİ : 17/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Batman İli Kozluk İlçesi .....kW ile Batman İli Kozluk İlçesi .....kW lisanssız elektrik üretimi yapılması amacıyla güneş enerji santrali kurmak için .....tarihinde davalıya ilgili mevzuat gereğince başvuru yapılmış olduğunu, güneş enerji santrali kurmak amacıyla davalıya yapmış olduğu başvurunun davalı tarafından reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile müvekkile dava konusu talep edilen çağrı mektuplarının (izinlerin) verilmesi ve çağrı mektubunun hukuka aykırı olarak verilmediği günden itibaren çağrı mektubu verildiği güne kadar ki mahrum kalınan tüm gelirin ödenmesini; şayet söz konusu izinlerin verilmesi teknik ve hukuki olarak imkansız hale gelmiş ise müvekkilinin, davalının sözleşme kusuru nedeniyle mahrum kaldığı gelire karşılık fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin güneş enerjisi tesisinden elde edeceği tüm gelirin bu tesisisin ekonomik ömrüne göre hesaplanarak şimdilik her bir tesis için 500-USD olmak üzere toplam 1.000,00-USD'nin (Amerikan Doları) davalının sözleşme kusur sorumluluğunun doğduğu tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte .....fiili ödeme günündeki efektif kuru üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş olduğu anlaşıldı.
CEVAP VE SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin 14/03/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelikteki hükümlere göre düzenlenen Perakende Satış Sözleşmesine göre elektrik dağıtım faaliyetini yürütmekte olduğunu, husumet, derdeslik, zamanaşımı, hakdüşürücü süre, görev ve yetki itirazlarımız bulunduğunu, zamanaşımı ve sözleşme yapma borcu sorumluluğu yönünden itirazları bulunduğunu, davacı tarafından müvekkil şirkete .....tarihinde lisanssız elektrik üretimine yönelik başvurular yapılmış olduğunu, başvuru tarihi üzerinden yaklaşık altı yıl geçtiğinden söz konusu davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafın .....yılında yaptığı işbu başvurusunda İYUK hükümleri uyarınca idari yargıda dava açma süresini kaçırmış olduğunu, dolayısıyla söz konusu kanuni düzenlemeler gereği hak kaybı yaşamış ve dava açma hakkını kaybetmiş olduğunu, ancak 2019 yılında Uyuşmazlık Mahkemesi, .....E. .....K. ve .....tarih sayılı ilamı ile dağıtım firmalarına karşı açılan davaların adli yargı yerinde görülmesi gerektiğini belirtilmiş olup, davacı taraf Uyuşmazlık Mahkemesi'nin söz konusu kararından sonra adli yargıda işbu davayı açarak kaçırdığı süreyi bertaraf etmeye çalışmakta olduğunu, İdari yargı yerinde dava açma süresini kaçıran davacının yıllar sonra adli yargıda şansını denemeye çalışması hukuki düzenlemelerle korunacak bir durum olmadığını, arz ve izaha çalışılan nedenlerle; davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiş olduğu anlaşıldı.
BİLDİRİLEN VE TEMİN EDİLEN DELİLLER :
1-Mahkememizce Bilirkişi heyetinden aldırılan .....tarihli bilirkişi kök raporu;Davacı şirketin başvurusunun davalı idare tarafından kabul edilmesi halinde güneş enerjisi santralinin (GES) faaliyete geçmesinden itibaren üretilecek elektriğin Devlet tarafından 10 yıl boyunca alım garantisinde olduğu, davacı şirketin başvuruların kabul edilmesi durumunda ilgili tesislerin faaliyete geçirmesinden sonra yine 10 yıl boyunca bu durumdan yararlana bileceği davacı şirketin başvurusunun .....tarihinde yapıldığı ve tesisin geçen sürede göz önünde bulundurulduğunda bu aşamada, davalı ile davacının müspet zararının söz konusu olamayacağı kanaatine varıldığı anlaşıldı.
2-Mahkememizce Bilirkişi heyetinden aldırılan .....tarihli bilirkişi ek raporu;Davacı vekilinin itirazları doğrultusunda, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında uyuşmazlığa konu Batman İli Kozluk İlçesi .....
3 parsel ile Batman İli .....parselde bulunan toplam
(16.247,88+13.099,31) 29.347,19 m2 büyüklüğündeki taşınmaz üzerine toplam 2 (iki) adet
999,75 kW lisansız elektrik üretimi yapılması amacıyla güneş enerjisi santrali (GES)
kurulmasına talebinin kabul edilmesi halinde davacının söz konusu tesisten elde etmesi
muhtemel kazanç kaybına ilişkin heyetimizce bilimsel, nesnel ve teknik bir hesaplamanın
yapılmasının mümkün olmadığı,
tarafların itirazları doğrultusunda, kök rapordaki görüş ve kanaatimizi değiştirecek
herhangi bir husus bulunmadığı kanaatine varıldığı anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, lisanssız elektrik üretimi amaçlı olarak yapılan başvurusunun reddine yönelik davalı işleminin iptali, muarazanın giderilmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf müvekkilinin güneş enerji santrali kurmak amacıyla davalıya yapmış olduğu başvurunun davalı tarafından reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile müvekkile dava konusu talep edilen çağrı mektuplarının (izinlerin) verilmesi ve çağrı mektubunun hukuka aykırı olarak verilmediği günden itibaren çağrı mektubu verildiği güne kadar ki mahrum kalınan tüm gelirin ödenmesi; şayet söz konusu izinlerin verilmesi teknik ve hukuki olarak imkansız hale gelmiş ise müvekkilin, davalının sözleşme öncesi kusuru nedeniyle mahrum kaldığı gelire karşılık fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin güneş enerjisi tesisinden elde edeceği tüm gelirin bu tesisisin ekonomik ömrüne göre hesaplanarak şimdilik 1.000,00-USD'nin (Amerikan Doları) davalının sözleşme öncesi kusur sorumluluğunun doğduğu tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte T.C. Merkez Bankasının fiili ödeme günündeki efektif kuru üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf ise görev, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunmak suretiyle dava konusu başvurusunun Elektrik Piyasası Lisansız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmenliğin 8 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında belirtilen kriterlere göre sıralamaya konulduğunu, teknik değerlendirmeye alındığını ve TEİAŞ web sitesinde .....tarihinde yayımlanan kapasite tahsis tablosuna göre ilgili Trafo Merkezinde yeterli kapasite bulunmadığından dolayı başvurunun reddedildiğini beyan etmiştir.
Davalı tarafın davanın idari yargıda görülmesine yönelik yargı yolu yönünden yapmış olduğu itirazı yönünden değerlendirme yapıldığında;
Davalı şirketin kamu kurumu olmadığı, özel hukuk hükümlerine tabi şirket olduğu, bu haliyle idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmenin mümkün olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. (Uyuşmazlık Mahkemesinin 29/04/2019 tarih, 2019/202 Esas, 2019/306 Karar sayılı, Konya BAM 6.Hukuk Dairesinin 26/09/2019 tarih, 2019/1028 Esas, 2019/772 Karar sayılı ilamlarına bknz.)
Davalı tarafın husumet itirazı yönünden değerlendirme yapıldığında;
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir ve medeni hukuk kuralları dairesinde belirlenir. Yani Medeni Kanun kapsamında medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Bir davada tarafların dava ehliyetine sahip olması dava şartı olup hakim resen dikkate alır.
Davacının, bir davayı açmakta menfaatinin bulunması gerekir. Dava açılabilmesi için davacının dava hakkına sahip olması yeterli değildir. Davacının yararının hukuki ve korunmaya değer olması ve dava açıldığında bulunması zorunludur. Dava ehliyeti gibi hukuki yarar şartı da dava şartlarındandır. Sıfat, davaya konu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şekli taraf kuramına göre o davanın tarafları iseler de, bu her zaman o kişilerin taraf sıfatına sahip oldukları anlamına gelmez. Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır ( Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes M.:Medeni Usul Hukuku, Ankara 2012, s. 248-249 ).
Genelde sıfat yerine husumet, davacı bakımından “aktif husumet ehliyeti”, davalı bakımından “pasif husumet ehliyeti” tabirleri kullanılmaktadır.
HMK'nın 114. maddesine göre "dava ehliyeti" ve "hukuki yarar şartı" dava şartı olarak düzenlenmiş olması karşısında “sıfat” ya da "husumet" dava şartları arasında sayılmamıştır.
Mahkemenin bir davaya bakabilmesi yani esasına girebilmesi için dava şartlarının varlığını kontrol eder. Bunu yaparken yasanın düzenlemesindeki sırayı gözetir. Bir davada dava ehliyetinin bulunmadığını tespit ettiği anda takip eden dava şartlarını incelemeksizin davayı usulden reddeder. Dava şartlarının bulunduğu kanaatine vardığında davanın esasını inlemeye başlar ve taraf delillerini toplar. Ancak davada davacının veya davalının sıfatının bulunmadığını belirlerse davayı aktif ya da pasif husumet yokluğundan reddeder ki, bu karar davanın esasına yönelik bir karardır. (Konya BAM 4. Hukuk Dairesinin 11/01/2022 Tarih, 2021/1624 Esas, 2022/83 Karar sayılı ilamına bknz.)
Somut olayımızda, davacı davalı ile sözleşme kurulması için davalıya müracaat ettiği, davalı tarafından başvurusunun reddine karar verildiği, işbu davanında taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine yönelik açılmış bir dava olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin husumete yönelik itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın Zamanaşımı Def'i yönünden değerlendirme yapıldığında; Culpa in Contrahendo sözleşme görüşmelerinde taraflardan birinin diğerine dürüstlük kuralına aykırı davranma sonucu verdiği zararlarla ilgili sorumluluktur. (Süleyman Yalman, age., s.38). Zira, sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla birlikte taraflar arasında temeli dürüstlük kuralına dayanan bir güven ilişkisi meydana gelir ve bu ilişki koruma yükümlerini de içerir. Bundan dolayı sözleşme görüşmelerinde taraflardan her biri veya yardımcıları, diğer tarafa veya onun himayesinde bulunan kişilerin şahıs ve mal varlıklarına zarar vermeyi engellemek için gerekli dikkat ve özeni göstermek ve koruma yükümlerine uymak zorundadırlar. Çünkü, koruma yükümleri, ifa menfaati dışında kalan diğer şahıs ve mal varlığı değerlerine zarar vermemeyi ihtiva eder. Sözleşme öncesi koruma yükümlerinin ihlali, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğa sebebiyet verir (Ayfer Kutlu Sungurbey, Yetkisiz Temsil Özellikle Culpa in Contrahendo -Sözleşmenin Görüşülmesinde Kusur- ve Olumsuz Zarar, Haziran 1988, s.103 vd.; Fikret Eren, age., s.1086, 1091). Sözleşme görüşmeleri ile ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlaline kıyasen sözleşme hükümlerinin uygulanması daha uygun olacaktır (Süleyman Yalman,age., s.83). Sözleşmenin görüşülmesine başlamakla taraflar arasında hukuksal bir ilişki, daha doğru bir deyimle bir güven ilişkisi meydana gelir. Bu güven ilişkisinden, Medeni Yasa, m. 2'deki dürüstlük kuralları uyarınca belli bir ölçüde karşı tarafın çıkarlarını gözetme, böylece bildirim, aydınlatma (boş yere güven vermeme, güveni boşa çıkarmama) gibi birtakım özen yükümleri doğar. Bu özen yükümleri, sözleşmeden doğan edim yükümünden farklı olarak, yasadan doğan davranış yükümü niteliğindedir. Bu davranış yükümlerine aykırılık da, sözleşmeden doğan borca aykırılığa benzer. Bundan dolayı, sözleşmenin görüşülmesi sırasındaki bu davranış yükümlerine aykırılığa da sözleşmeden doğan borca aykırılık kuralları örnekseme yoluyla uygulanır (Ayfer Kutlu Sungurbey, age., s.117- 118).
Bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapıldığında Mahkememizin .....Esas ve .....Karar Sayılı dosyası üzerinden 2 yıllık zamanaşamı süresi dolduğundan bahisle redde ilişkin karar verilmişse de Diyarbakır BAM .....Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....Esas ve .....Karar Sayılı kararı uyarınca işbu davaya uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğundan bahisle esasa geçilerek yargılamanın yürütülmesine ilişkin bozma yapıldığı görülmüştür.
Davanın esası yönünden değerlendirme yapıldığında;
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımının yaygınlaştırılması, bu kaynakların güvenilir, ekonomik ve kaliteli biçimde ekonomiye kazandırılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, sera gazı emisyonlarının azaltılması, atıkların çevrenin korunması ve bu amaçların gerçekleştirilmesinde ihtiyaç duyulan imalat sektörünün geliştirilmesidir."
Yine 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır." kuralı yer almıştır.
Dağıtım şirketlerinin belirli bölgeler dâhilinde bölgesel tekel olarak elektrik enerjisinin dağıtımıyla görevli olduğu söz konusu kamusal hizmet kapsamında, lisanssız elektrik üretimine ilişkin bağlantı başvurularının 02.10.2013 tarih ve 28783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve Yönetmelik uyarınca çıkarılan Tebliğ çerçevesinde dağıtım şirketlerine yapılacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğin "Bağlantı ve Sistem Kullanımına İlişkin Hükümler" başlıklı bölümünde, bağlantı esasları, bağlantı başvuru süreci, bağlantı başvurularının değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması ve bağlantı ve sistem kullanımı süreci, bu süreçte dağıtım şirketinin yetki ve sorumluluğu, her aşamada hangi idari işlemlerin nasıl tesis edileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yine 23/03/2016 tarih ve 29662 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik anılan yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; davacının .....tarihinde başvuru ile Batman ili, .....parsel sayılı taşınmazlar yönünden 1000 kW kurulu gücünde lisanssız elektrik üretimi yapılması amacıyla güneş enerji santrali kurmak için davalıya 02/10/2013 tarih ve 28783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 7.maddesi uyarınca başvuru yaptığı, davalı tarafın yönetmeliğin 8.maddesi çerçevesinde başvuruyu incelemeye aldığı, 8.maddenin 1.fıkrası uyarınca bahse konu başvurunun yapıldığı ayı takip eden ayın ilk 20 gününde değerlendirme yapması gerektiği ancak davalı tarafça anılan süre içeresinde başvuru ile ilgili bir değerlendirme yapılamadığı, sıraya alınan başvurunun incelenmesi aşamasında 23/03/2016 tarih ve 29662 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile bir kısım değişiklikler yapıldığı, bu yönetmeliğin 2.maddesi ile önceki yönetmeliğin 6.maddesinin 2.fıkrasının "Bu yönetmelik kapsamında YG seviyesinden dağıtım sistemine bağlanmak isteyen rüzgar ve/veya güneş enerjisine dayalı üretim tesisi bağlantı başvuruları için, 5 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir trasformatör merkezine , bir trafsformatör merkezine yönlendirilebilecek toplam kapasite için ilgili dağıtım şirketi veya OSM dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi TEİAŞ'a kaynak bazında ayrı ayrı bağlantı kapasite bildiriminde bulunur ve TEİAŞ'ın görüşleri alınır. Dağıtım şirketi veya OSB dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, TEİAŞ'ın bildireceği bağlanabilir kapasiteyi bağlantı görüşlerinin sonuçlandırılmasına esas alır. TEİAŞ, talepleri kendisine geliş tarihinden itibaren bir ay içinde sonuçlandırır." şeklinde yine 4. maddesi ile önceki yönetmeliğin 8. Maddesinin 2. maddesindeki "TEİAŞ tarafından belirlenen maksimum bağlanabilir kapasitesinin tahsis edilmiş olması halinde ilgili trafo merkezine ilişkin başvurular herhangi bir işlem tesis edilmeksizin iade edilir. TEİAŞ görüşü sorulan başvurular, TEİAŞ görüşünün dağıtım şirketi veya OSB dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye ulaştığı tarih itibariyle mevcut başvurular ile birlikte Tebliğ'de belirlenen usule göre değerlendirilir. Birinci fıkrada belirlenen süre bu başvurularda sadece dağıtım şirketi veya OSB dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin işlemleri için uygulanır." şeklinde değişiklik yapıldığı, yine anılan yönetmelik kapsamında değerlendirme yapılmayan başvurularından yeni yönetmelik kapsamında değerlendirileceğinin düzenlendiği, kapasite kullanım müsaadesinin TEİAŞ tarafından bölgedeki teknik donanımın, tesisat ve trafonun uygunluk durumuna göre verildiği, bu kapsamda TEİAŞ web sitesinde .....tarihinde yayımlanan kapasite tahsis tablosuna göre ilgili Trafo Merkezinde yeterli kapasite bulunmadığından dolayı reddedildiği, bu haliyle Batman ili, Kozluk ilçesi , .....parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan başvurunun reddedilmesinin anılan yönetmelik kapsamında usulüne uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılarak açılan davanın reddine (Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/1315 Esas, 2023/1805 Karar sayılı, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2021/6566 Esas, 2022/5669 Karar, Ankara BAM 23. Hukuk Dairesinin 2021/340 Esas, 2022/144 Karar sayılı ilamlarına bknz.) dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Son olarak döviz üzerinden açılan davalarda dava tarihindeki kur üzerinden TL karşılığına göre tespit edilip bu değere göre karar tarihindeki tarifeye göre harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/3473 Esas - 2020/2039 Karar, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2020/1899 Esas, 2022/1909 Karar sayılı ilamlarına bknz.) davalı lehine vekalet ücreti dava tarihindeki kur üzerinden tespit edilen değere göre karar tarihindeki AAÜT'ne göre vekalet ücreti takdirine gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanacağı üzere;
1-Davacının Batman ili, Kozluk ilçesi , .....parsel sayılı taşınmazlar yönünden açmış olduğu davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan peşin alınan 311,19 TL harcın düşümü ile eksik kalan 420,81 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-6183 sayılı Kanun gereğince, dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.560,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 18.222,00 TL üzerinden takdir edilen 18.222,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, hazır bulunan taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karara 6100 Sayılı HMK'nın 341 vd. Hükümleri doğrultusunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2 haftalık) süre içerisinde Mahkememize yahut başka bir yer Mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve gerekli harç ve giderlerinin tamamını ödemek suretiyle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulabileceğine karar verildi.
Katip Hakim
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.