Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1111

Karar No

2024/1210

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :

DAVA : Alacak (Adi Ortaklıktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/09/2024
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Adi Ortaklıktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ... tarihli ... adresinde faaliyete başlayan "... Bakımevi ve Kreş" isimli ticarethanenin işletilmesi konusunda adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, tarafların adi ortaklıktaki hisselerinin 1/2 oranında eşit olduğunu, davalının ... tarihinde müvekkilini işletmeye ait tüm whatsapp gruplarından çıkardığını, müvekkili tarafından gönderilen Diyarbakır ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu fesih ihbarnamesi ile davalının sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle adi ortaklık sözleşmesini feshettiğini, fesih tarihinden itibaren ortaklığa ait işyerinin tüm kontrolünün davalıya geçtiğini, adi ortaklık şeklinde kurulan söz konusu ... Bakımevi ve Kreş isimli işyerinin Maliye ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü nezdinde davalı adına kayıtlı bulunduğunu, ortaklığın sona ermesi üzerine müvekkili tarafından Diyarbakır Arabuluculuk Bürosuna başvuruda bulunulduğunu ve ... dosya numarası üzerinden yapılan arabulucuk sürecinde müvekkilinin, adi ortaklığa ait işyerinin tasfiyesi sebebiyle işyerinin kayıtlı öğrenci sayısına ve yıllık gelirine göre güncel piyasa değerinin hesaplanarak kendi payına düşen 1/2 oranında alacağının kendisine ödenmesini talep ettiğini ancak sürcin anlaşamama ile sonuçlandığını, mahkemece yapılacak yargılama sonucunda taraflarca kurulan ve iki sene boyunca taraflarca işletilen, fesih tarihinden itibaren ise davalı tarafça tek başına işletilen ticari işletmenin, öğrenci sayısı ve gelir durumuna göre işletme değerinin hesaplanarak müvekkiline ait hisseye düşen miktarının davalı tarafça müvekkile ödenmesini ve bunun hüküm altına alınmasını sağlamak üzere işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek adi ortaklığa ait ticari işletmenin tasfiyesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, tarafların tacir olmadığını, davacının bankada çalıştığını, müvekkilinin de kreşte asgari ücretle çalışan işçi ve öğretmen olduğunu, bu nedenle görev itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın adi ortaklığı feshederek müvekkilinden alacak talep etme hakkı bulunmadığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Dosyaya sunulan deliller incelenmiş, tarafların esnaf mı yoksa tacir mi olduğunun tespiti amacıyla igili Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve vergi Dairesine müzekkereler yazılmıştır.
Dava, adi ortaklık sözleşmesinin feshi nedeniyle ortaklık payine düşen tasfiye payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkememin belirlenmesi gerekir.
6100 sayılı HMK’nın 1.maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında istinaf mahkemeleri tarafından da res'en incelenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gerekir.
TTK’nın 4.maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile ticari sayılması için en azından bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi gereken davalar ve her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar nispi ticari davalardır. Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Örneğin; acentelikle ilgili davalar, deniz ticaretine ilişkin davalar, sigorta hukuku ile ilgili davalar, taşınır rehni karşılığında ödünç verme işlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, rekabet yasağından kaynaklanan davalar, yayım sözleşmesine ilişkin davalar, kredi mektubu ve kredi emrinden doğan davalar, alım satım komisyonuyla ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar, fikri mülkiyet hukukundan kaynaklanan davalar, borsa, sergi, pazarlar ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ve nihayet bankalara ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardır. Bundan başka; özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar da bulunmaktadır. Örneğin; Kooperatifler Kanunu’nun 99.maddesi gereğince bu kanundan kaynaklanan davalar İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan iflasa ilişkin tüm davalar da mutlak ticari dava sayılmaktadır. Nispi ticari dava ise; tarafları tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari dava olarak adlandırılmaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması veya sayılması davayı ticarî dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Adi ortaklık 6098 sayılı TBK'nun 620 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Adi ortaklık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında yer alan ortaklıklardan farklı olarak tüzel kişiliğe haiz değildir.
Elde ki davada, tarafların esnaf mı yoksa tacir mi olduğunun tespiti amacıyla gerekli müzekkereler yazılmış olup, gelen cevabı yazılardan; tarafların Ticaret Sicil Müdürlüğünden kaydının bulunmadığı, davacının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunmadığı, davalının ise ... tarihinden itibaren "Kreş İşletmesi" faaliyetine ilişkin kaydının bulunduğu, yine davacının Vergi Dairesinde ... ile ... tarihleri arasında GSMİ (Gayrımenkul Sermaye İradı) yönünden vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu, davalının ise ... tarihinden itibaren gerçek usulde vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu ve işletme hesabına göre defter tuttuğu, ... ve ... yılına ilişkin beyannamelerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177. maddesinde düzenlenen parasal sınırların altında olduğu anlaşılmaktadır. Gelen cevabı yazılardan taraflar tacir olmadığı gibi uyuşmazlıkta 6100 sayılı TTK.'nun 4.maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan değildir. Bu durumda, davanın ticari dava olmaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Nitekim, Ankara 24. Hukuk Dairesinin 2022/927 E.- 2022/2517 karar sayılı ilamında da, adi ortaklıkta görevli mahkemenin belirlenmesinde aynı hususlara vurgu yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4-H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip Hakim

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim