Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/905

Karar No

2026/77

Karar Tarihi

29 Ocak 2026

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :

BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/07/2023
KARAR TARİHİ : 29/01/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan alacak (hizmet sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin kiracısı olduğu .....adresinde gıda toptan işi yapmak için depo olarak kulanmış olduğu adrese herhangi bir yağmur veya doğal afet olmamasına rağmen, .....tarihinde saat .....:.....civarında DİSKİ dış atık su (rögar) şebeke borularının patlaması sonucu depoda bulunan bütün gıdaların ve bütün ürünler zarar gördüğünü, Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün kanalizasyonları temizlememesinden kaynaklı olarak, müvekkilinin deposunu su bastığını ve müvekkilinin ticari hayatında geri dönülemeyecek zararlar meydana geldiğini, müvekkilinin depo olarak kulanmış olduğu alanda bir çok kuru gıda, yiyecek ürünlerinin depoda bulunduğunu, müvekkilin milyonlarca lirayı aşan zararının bulunduğunu, depo olarak kullanılan yerin şehir merkezi olması ve ürünlerin kanalizasyon basması sonucu zarar görmesi ve çevreye kötü kokular yayılmasından kaynaklı ivedi olarak delil tespiti davası açıldığını, Diyarbakır .....Sulh Hukuk Mahkemesi .....değişik iş sayılı dosyası ile yapılan tespitte müvekkilinin 2.247.919,00.-TL zararı olduğunun tespit edildiğini, olayın meydana geldiği gün yağmurun yağmadığını, müvekkilinin bulunduğu binadan kaynaklı herhangi bir kanalizasyon sorununun olmadığını, meydana gelen olayın yoldan geçen kanalizasyon borularının tıkanması sonucu müvekkilin deposunun kanalizasyon suyunun basması sonucu olduğunu, bu olayın meydana gelmesinde hiç bir şekilde müvekkilinin kusuru veya ihmalinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin bütün zararının oluşmasında % 100 kusurun davalı Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün olduğunu, davalı kurumun kanalizasyon rögarlarını temizlemesi ve sık sık bakımlarını yapması, kanalizasyon rögarların tıkanması durumunda acil olarak olay mahalline gidip, kanalizasyon rögarları açması veya müdahalede bulunması gerektiğini, hayatın olağan akışı içerisinde sel, yağmur veya herhangi bir doğal afetin olmadığı durumlarda davalı kurumun Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün olay mahalline gelmesi ve cadde de geçen kanalizasyonu açması gerekmekte iken, müvekkilin ısrarlı aramalarına rağmen davalı kurumun olay mahalline gelmemesinden dolayı müvekkilin bütün ürünlerinin zarar gördüğünü ve iflas aşamasına geldiğini beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile .....tarihinde müvekkil şirkete ait eşyaların Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün kanalizasyonuları temizlememesinden kaynaklı kanalizasyon suyunun basması sonucu eşyalarının .....tarihinde zarar görmesinden kaynaklı zarar tarihi olan .....tarihinden itibaren ticari temerüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle yokluklarında yapılan keşif ve bu keşif sonucu hazırlanan ve tebliğ edilmeyen bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, ilgili raporun müvekkili idare aleyhine delil olarak kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, atık suların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliğine aykırı yapılan taşınmazda meydana gelecek kanalizasyon arızalarında sorumluluğun taşınmaz malikinin olduğunu, müvekkilin kusurlu olmadığını, bina sahiplerinin ve işletenlerinin kusurlu olduğunu, dava konusu edilen yerden geçmekte olan kanalizasyon şebekesinin sağlam ve çalışır vaziyette olduğunu, dava konusu yerde bu denli yüksek miktarda malzeme bulunmasının da hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu beyanla, davanın reddini savunmuştur.
DEĞERLENDİRME :
Dava, davacının kiracısı bulunduğu .....adresinde depo olarak kullandığı dükkanda .....tarihinde meydana gelen rögar boruları patlaması neticesinde dükkanda bulunan gıda ve sair ürünlerinin zarar görmesi nedeni ile açılan tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Davalı cevap dilekçesinde açılan dava öncesi alınan delil tespiti raporunun kabul edilmediği, Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Atık Suların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliği 29/9. maddesi ve 29/13. maddesi uyarınca diskinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığı yine aynı yönetmeliğe göre atıksu parsel bacası ile kanalizasyon şebekesi arasında kalan bağlantı Kanalının bakım ve işletmesi, taşınma sahiplerinin sorumluluğunda olduğu, dava konusu yerde atık su sisteminin yönetmeliğe uygun yapılmadığı bu nedenle olayın yaşandığı anlaşıldığı, ayrıca olayın gerçekleştiği .....tarihinde davaya konu edilen adreste herhangi bir arıza kaydı veya ihbar bulunmadığı, davaya konu edilen binanın 3194 Sayılı İmar Kanunu madde 31 ve devamı uyarınca usul ve esasa uygun olarak yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekmekle birlikte buna ilişkin olarak bina malikinin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle öncelikle husumet ve zamanaşımı definde bulunulmakla açılan davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Buna ek olarak davaya bakmakla görevli yargı mercinin "idari yargı" olduğu da daha sonra davalı vekilince sunulan beyan dilekçesi ile dile getirilmiştir.
Dava açılmadan önce Diyarbakır .....SHM .....Değişik İş Sayılı dosyası üzerinden zarar tespitine ilişkin olarak yerinde keşif suretiyle gıda mühendisi bilirkişice .....tarihli rapor ile zarar gören malzemelerin tespit edildiği anlaşılmış olup, işbu değişik iş sayılı dosya fiziken dosyamız arasına alınmıştır.
Dava dilekçesi eklerinden, davacının davaya konu edilen işyerini " depo" olarak kiraladığı buna dair kira sözleşmesinin ve vergi levhasının sunulduğu görülmüştür. Dosya önce Diyarbakır .....ASM .....Esas ve.....Karar Sayılı dava dısyasında açılmış olup davacının şirket olması nedeni ve davalının da özel hukuktan doğan işlemlerinde tacir sayılması nedeni ile görevsizlik kararı verilip kesinleştirilerek Dosyamız esasına kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan belgelerden davaya konu edilen taşınmaza ilişkin olarak .....tarihli rögar patlamasına ilişkin olarak herhangi bir ihbarın yapılmadığı gibi kanalizasyon şebeke hatlarının periyodik şekilde temizlendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce ara karar ile yerinde keşif ve fotoğraflandırma yapılmak sureti ile 1 inşaat ve 1 gıda mühendisi bilirkişilerden rapor tanzimi istendiği, sunulan .....tarihli kök raporda; dava konusu atık su baskını olduğu iddia edilen yerde yapılan fiziksel incelemelerde teknik olarak ilgili yerin bina yol kotuna göre daha düşük bir kotta kaldırıma bitişik konumda bina altı bodrum diye tabir edilen bir yer olduğu, davaya konu yerin teknik olarak yapı kullanım izni olmayan bir binanın altında olup söz konusu binanın teknik olarak standartlara uygun olarak yapılıp yapılmadığının bu aşamada tespitinin imkânsız olduğu, ayrıca da binanın bulunduğu bölgede kısmen ruhsatsız kısmen kaçak yapılaşmanın olduğu, binanın yapı kullanım izin belgesinin dosyada bulunmadığı ve genel durumu itibariyle yapının yapı denetime tabi olmayan yapılardan olduğu, bu sebeplerle bina ile ilgili olarak binaya ait dava konusu atık su baskını olduğu iddia edilen yerde yapılan fiziksel incelemelerde teknik olarak ilgili yerin bina yol kotuna göre daha düşük bir kotta kaldırıma bitişik konumda bina altı bodrum diye tabir edilen bir yer olduğu, teknik olarak yapı kullanım izni olmayan bir binanın altında olup söz konusu binanın teknik olarak standartlara uygun olarak yapılıp yapılmadığının bu aşamada tespitinin imkânsız olduğu, ayrıca da binanın bulunduğu bölgede kısmen ruhsatsız kısmen kaçak yapılaşmanın olduğu, binanın yapı kullanım izin belgesinin dosyada bulunmadığı ve genel durumu itibariyle yapının yapı denetime tabi olmayan yapılardan olduğu gözlemlendiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
İtiraz üzerine alınan .....tarihli ek raporda dava dosyası kapsamında iddia edilen zarar miktarı içinde keşif esnasında söz konusu olayın meydana geldiği yerde herhangi bir malzemenin bulunmadığı, bu sebeple birebir zarar gören malzemelerin ilgili alana yerleşip yerleşmediği tespiti yapılamamış olup, HMUK gereği ilgili yer ile Diyarbakır .....Sulh Hukuk Mahkemesinin .....D. İş dosyasıyla yapılan tespitte belirtilen gıda ve temizlik maddelerinin her birinin söz konusu atık su – kanalizasyon suyu baskını olayı ve sonrasında ilgili malzemelerin tekrar kullanılabilirlik durumu da dikkate alınarak kullanılamaz durumda olanların ve kısmi kullanılabilir durumda ki malzemelerin güncel dava tarihi (.....) itibari ile değerlerine ulaşılamadığının belirtildiği görülmüştür.
Bunun üzerine itirazların değerlendirilmesi amacı ile Mahkememizce Yıldız Teknik Üniversitesinden 1 gıda mühendisi ve 1 inşaat mühendisi bilirkişilerce rapor tanzimi istenmiş olup Bilirkişi heyetince sunulan .....tarihli heyet raporunda özetle; zarar gören ürünlerin toplam fiyatının 2.247.919 TL olduğu, yerinde yapılan delil tespiti sonucunda delil tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporunda; Yerinde yapılan tespite dayanılarak, kanalizasyon kaynaklı patojen mikroorganizma bulaşması, doğrudan veya dolaylı kontaminasyon kaynaklı risk oluşmasından dolayı depoda bulunan gıda maddelerinin insan tüketimine sunulmaması , Aynı şekilde temizlik malzemelerinin de hijyen açısından bakıldığında mutfak-ev içi kullanımında risk oluşturacağı ve insanın kişisel temizliği amacıyla kullanılması durumunda patojen mikroorganizma buluşması riskinden dolayı aynı şeyleri söylemek mümkündür. İnsan tüketimine sunulması gereken bu gıdaların, insan tüketimi dışında değerlendirme olanağı verilebileceğinin belirtildiği, .....tarihi Diyarbakır meteoroloji raporları incelendiğinde o tarihte yağmur yağışı olmadığı,-.....tarihinde Huzurevler Mahallesinde dış atık su (rögar) şebeke borularında patlama olduğuna dair arıza kaydı bulunmadığı, 2560 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 17. maddesinde kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanmasının zorunlu olduğu, bu bağlantıların, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle İSKİ tarafından yapılacağı veya projesine uygun olarak yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunun 18. maddesinde ise yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişilerin, daha önce İSKİ'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorunda oldukları, İSKİ'nin o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi vereceği, yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümleri uygulanacağı belirtildiği, yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere davalı idarenin kanalizasyon hattının yapım, bakım, onarım görevlerinin yanı sıra denetim yükümlülüğü de bulunduğu, DİSKİ Atıksuların Kanalizasyona Deşarj Yönetmeliğinin 29. Maddesi incelendiğinde; Kanal Bağlantı Ruhsatı alan kişi Kanal Bağlantı Ruhsatını aldığını DİSKİ” ye bildirmek mecburiyetindedir. DİSKİ'nin gönderdiği yetkili elemanlar nezaretinde bağlantı mal sahibi tarafından yaptırılması gerektiği, gayrimenkul bodrum katlarının döşeme kotu, şebeke kanalındaki en yüksek su seviyesi kotunun altında kalıyor ve kanalizasyona kendiliğinden akış sağlamıyorsa bu gibi düşük kotlu binaların bodrum katlarının atıksuları DİSKİ tarafından onaylı uygun bir pompaj sistemi ile parsel çıkış bacasına yükseltilip diğer katların atıksuları ile birlikte bağlantı kanalı vasıtasıyla kanalizasyon şebekesine verilmesi gerektiği, Birleşik sistem kanalizasyon şebekesine bağlı veya bağlanacak olan binaların bodrum katlarının atıksuları, yer çekimi ile akıtılabilse dahi taşınmaz sahibi parsel çıkış bacasında atıksuyun geri gelmesini önleyecek tedbir almak zorunda olduğu, aksi takdirde binaların uğrayabileceği zarardan Davalı DİSKİ'nin mesul olmadığı, Atıksu parsel bacası ile kanalizasyon şebekesi arasında kalan bağlantı kanalının bakım ve işletmesi gayrimenkul sahiplerinin sorumluluğunda olduğu, gayrimenkul sahipleri bağlantıkanalında meydana gelebilecek tıkanıklıkları açtırmakla yükümlü olduğu, ev bağlantısındaki tıkanıklığın kanal şebekesine atılmaması gereken atıklardan olduğu tespit edilirse gayrimenkul sahibi hakkında bu yasağa aykırı hareketten dolayı kanuni işlem yapılacağı, maddeler incelendiğinde davacı mülk sahibinin kanal bağlantı ruhsatı almak için sorumlu olduğu, başvuru sonucunda döşeme kotu altında kalıyor ise davalı DİSKİ tarafından onaylı pompaj sistemi ile parsel çıkış bacasına yükseltilip kanalizasyon sistemine bağlanması gerektiği, pompaj sistemine gerekmiyorsa atık suyun geri gelmesini önleyecek tedbiri davacı tıkanıklıktan sorumluğu olduğu, davacıya ait deponun bulunduğu binanın, projesinin onayından yapı kullanma izin belgesinin verilmesine kadarki aşamalarında, davalı idarenin denetim görevini gerektiği gibi yerine getirmemiş olması kusurunun yoğunluğunun tespitinde önem arz etmekte ise de salt idarenin denetim görevini ihmal etmiş olması, binanın sahibi, yüklenicisi veya yöneticisinin geri tepmeyi önleyecek tedbirleri alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı kanaat edildiği ve davaya konu zararın 2.385.383,80 TL olarak hesap edildiği görülmüştür.
Buna göre öncelikle 2560 sayılı Kanuna tabi olan DİSKİ'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1. maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan davacı ile davalı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/6444 E. 2023/10038 K. (davalısı ASKİ), 2021/20431 E. 2023/7687 K. (davalısı İSKİ) kararlarına konu uyuşmazlıklar adli yargı yerinde görüldüğü anlaşıldığından davaya adli yargıda ve DİSKİ nin uyuşmazlığa konu dava nedeni ile tacir hükümlerine tabi bulunduğundan davalının yargı yolu ve göreve ilişkin itirazlarının reddi ile Mahkememizce yargılamaya devam edilmiştir. (Buna ilişkin emsal İstanbul BAM 45. HD 2025/372 Esas ve 2025/1343 Karar)
Konuya ilişkin mevzuat hükümlerine bakıldığında ise;
Borçlar Kanunu hükümlerine göre davalının atık su hattından doğan zararlardan yapı sahibi olarak da sorumluluğu vardır. TBK'nın 69. (Mülga 818 sayılı B.K'nın 58) maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69. maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı İSKİ'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalıya ait atık su hattı maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir ve davalının kusursuz sorumluluğu mevcut olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/2031 E. 2019/10321 K. sayılı, 2018/5489 E. 2020/3698 K. sayılı ilamları).
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2. maddesinde İSKİ'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde: "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" İSKİ'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı kanunun 17. Maddesinde: "Kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanması zorunludur. Bu bağlantılar, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle İSKİ tarafından yapılır veya projesine uygun olarak yaptırılır.", 18. Maddesinde: "Yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişiler, daha önce İSKİ'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorundadır. İSKİ o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi verir. Yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümleri uygulanır. İmar planlarının hazırlık safhasında altyapı tesisleriyle uyum yönünden İSKİ'nin de görüşünü almak şarttır.", 25. maddesinde ise: "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İSKİ tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." hükümleri yer almaktadır. İSKİ Atıksuların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliğinde evsel atıksu kanalizasyon bağlantılarının ne şekilde yapılacağı, buna dair ruhsatın nasıl verileceği hususları düzenlenmiş, yönetmelik hükümleri uyarınca ya da diğer mevzuatla yasaklanmış olan eylem ve eylemlerin ya da faaliyetlerin tespiti halinde bu faaliyetlerin veya eylemlerin durdurulması, engellenmesi ya da ortadan kaldırılması için yapılacak işlemlerin neler olduğu belirtilmiştir.
Yönetmeliğe göre mal sahibi, müteahhit veya apartman yöneticisi parsel çıkış bacasına atıksuyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almalıdır. Ayrıca yağmur suları ve kirli olmayan bütün diğer yüzeysel drenaj suları, atıksu kanallarına ve hiçbir atıksu kanalı da yağmursuyu kanalına bağlanmamalıdır. Ancak bu önlemlerin alınmamış olması davalının denetim yükümlülüğü nedeniyle olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Davaya konu uyuşmazlığa ilişkin emsal içtihat metinlerine bakıldığında ise;
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2020 tarihli 2019/3211 E. 2020/6301 K. sayılı kararında "...Borçlar Kanunu'nun "tazminat miktarının tayini" başlıklı 43. maddesinde (6098 sayılı TBK 51. md); hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "Tazminatın tenkisi" başlıklı 44. maddesinde (6098 sayılı TBK 52. md)ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre müterafik kusur indirim oranı % 20'yi geçemeyecektir." ifade edilmiştir.
İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin 2021/759 Esas ve 2024/628 Karar Sayılı kararında ise; "...Dosya kapsamından; sigortalı işyerinin bulunduğu caddede davalı İskiye ait borunun patlaması sonrası akan suların işyerine sirayet ederek zarara sebebiyet verdiği, davalının bakım ve denetim yükümlülüğüne aykırı davranması, yapı eserinin maliki olması sebebi ile kusursuz sorumlu olduğu, kiracı olan dava dışı sigortalıya kusur yüklenemeyeceği, davalının zararın tamamından sorumlu olduğu, zarar miktarının 6.117,56 TL olduğu, eksper tarafından hesaplama hatası yapıldığı ve takipte hatalı tutarın talep edildiği bu sebeple gerçek zarar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken sigortalıya kusur yüklenerek kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmaktadır..."
İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin 2022/174 Esas ve 2025/1264 Karar Sayılı kararında ise ; "...Somut olayda, .....metro hattı inşaatı işinin yapımı için ihaleyi kazanan davalı .....ve Taah. A.Ş., ...... Tic. A.Ş. ile .....San. ve Tic. A.Ş.'nin oluşturduğu konsorsiyum ile .....tarihinde sözleşme imzalandığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İSKİ Abone İşleri Avrupa .....Bölge Dairesi Başkanlığının .....ve .....tarihli yazı içeriklerinde, binanın bağlı olduğu atıksu kanalına metro çalışmaları sırasında beton basılmış olması sebebiyle hattın iptal edilerek 2002 yılında İSKİ tarafından yapılan yağmur suyu kanalına bağlantı yapıldığı, atık su bağlantısının İSKİ tarafından yapılmadığı ve İSKİ'den görüş alınmadığı belirtilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda, binanın yağmur suyu ve atık suyunun kullanılmayan bir hatta bağlandığı, tıkanıklığın İSKİ'nin sorumluğunda olan ana hatta meydana geldiği tespit edildiğine göre davalı İSKİ meydana gelen zarardan TBK'nun 69. maddesi uyarınca kusursuz olarak sorumludur. Zira davalı İSKİ kanalizasyon sisteminden doğan zararlardan yapı sahibi olarak sorumlu olup kanalizasyon sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür. Hatta dava dışı sigortalının yasa ve yönetmelik hükümleri ile alınması gereken önlemleri almamış olması davalı İSKİ'nin denetim yükümlülüğü nedeniyle olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ancak bahsedilen önlemlerin alınmamış olması sigortalının müterafik kusuru bakımından dikkate alınabilecek olsa da, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, binanın onaylı projeye sadık kalınmadan çatı seviyesinde kaçak kat şeklinde yapılmasının tıkanma yaşanmasına direk etkisinin olmadığı, ayrıca yaşanan su baskının herhangi bir çekvalf, pompaj vb. sistem ve tecrit duvarı ile önlenemeyeceği tespit edildiğinden bu sebeple tazminattan indirim yapılması da mümkün değildir. Yapılan açıklamalar uyarınca, davalı İSKİ meydana gelen zarardan kusursuz olarak sorumlu olup olayın meydana gelmesinde kusurlarının varlığı ispat edilemediğinden davalı İSKİ dışında ki diğer davalıların ise zarardan sorumlu tutulamayacağı, bilirkişi raporunda, eksper raporunda tespit edilen tazminat bedelinin makul ve piyasa rayiçlerine uygun olduğunun bildirildiği de dikkate alındığında sigortalının olay sebebiyle müterafik bir kusuru bulunmadığından herhangi bir indirim yapılmadan zararın tamamından davalı İSKİ'nin sorumlu tutularak hüküm tesis edilmesi gerekirken davalı İSKİ'nin kusur oranı esas alınarak hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır." denildiği görülmektedir.
Buna göre davacı şirketin depo olarak kullandığı taşınmazda bina maliki olmadığı sabit olup , bina malikinin İmar Kanunu uyarınca yapı ruhsatı alması ve yapıyı usulüne uygun şekilde inşa etmesi gerektiğine dair tespitlerin davacı olan " kiracı" açısından geçerli olmadığı, hatta kiracının aynı zamanda zilyed olması nedeni ile aldığı şeyi aynı şekilde geri iade etme borcunun da bulunduğu, davalının ise yukarıda bahsi geçtiği gibi TBK m. 69 ve devamı maddeler uyarınca yapı malikinin kusursuz sorumluluğu kapsamında kusursuz sorumlu olduğu, bu kusursuz sorumluluğun tek istisnasının da davacıdan kaynaklanan "ağır kusur" olduğu, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemeleri ile davacının herhangi bir ağır kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı ve bu hali ile kusursuz sorumluluğun devam ettiği, delil tespitinde alınan zarara ilişkin raporun .....tarihli heyet raporunda değerlendirildiği ve zarar konusu malların çoğunlukla paketli gıda olmak üzere kalan malların da temizlik malzemesi olup hijyen koşullarının ortadan kalkması nedeniyle kullanım ve satışa sunulmalarının mümkün bulunmadığı anlaşıldığından yeniden yapılan hesaplamada zarar miktarının 2.385.483,8 TL olarak hesap edilmesinin doğru ve hükme esas alınabilir mahiyette bulunduğu tespit edilmiş, her ne kadar dosyada farklı iki heyetçe rapor tanzimleri mevcut olsa da ....ve .....tarihlerinde sunulan raporların kusur ve zarar noktasında yeterli olmaması nedeni ile son tarihli rapor ile arasında çelişki oluşmayacağı, son tarihli raporun kusura yönelik tespitlerinden yukarıda açıklanan nedenler ile ayrışmak suretiyle davalının kusursuz sorumluluğu bulunduğu kanaatiyle açılan davanın kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜ İLE,
2.385.483,80.-TL tazminat tutarının .....tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 162.952,39.-TL harçtan, peşin alınan 269,85.-TL harç ile sonradan yatırılan 40,736,40.-TL ıslah harcı ve 1.429,15.-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 120.516,99.-TL karar ve ilam harcının, davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-6183 sayılı Kanun gereğince, dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan 269,85.-TL başvurma harcı, 269,85.-TL peşin harç, 40,736,40.-TL ıslah harcı ve 1.429,15.-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 42.435,40.-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan gider avansından harcanan 2.204,50.-TL tebligat ve müzekkere gideri, 14.800,00.-TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 17.004,50.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 351.967,73.-TL vekâlet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben Mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim