Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/209
2025/204
13 Şubat 2025
T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...
TARİHİ : 12/12/2024 (Ara Karar)
NUMARASI : ...
DAVACI : ... -...
...
VEKİLİ : Av. ...- [16727-27647-73586] UETS
DAVALI : ... [25929-95433-32455] UETS
VEKİLLERİ : Av. ...- [15287-82068-96415] UETS
Av. ...- [16652-56469-90229] UETS
Av. ...- [16007-00187-46660] UETS
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik aleyhine davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili ihtiyati haciz istemli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bünyesinde çalıştırdığı ve aralarında iç mimarların da olduğu personeli ile birlikte inşaat tadilat, renovasyon, yenilme, iç mimarı projelendirme ve imalat, dekorasyon ve danışmanlık hizmetleri verdiğini, müvekkili ile davalı ... arasında, davalıya ait ve/veya tasarruf hak ve yetkisi davalıya ait olan ... adresinde bulunan taşınmazın üzerinde yapılacak olan otel projesi ile ilgili olarak, tüm malzeme ve işçilik ücretleri ve buna bağlı resmi ve gayri resmi giderler davalı tarafa ait olmak üzere, iç mimari projelendirme ve uygulama hizmetleri ile ilgili olarak 29/09/2021 tarihli Tasarım ve İç Mimari Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereği üstlendiği işi yapmış ve davalı tarafa eksiksiz bir şekilde teslim ettiğini, akabinde, davalının 29/09/2021 tarihli sözleşme konusu taşınmaz ve proje ilgili olarak, belirtilen sözleşmede yer almayan ve ekstra olarak haricen yapılması konusunda anlaşılan 453 m2 bodrum kat projelendirmesi, İtalyan Restoranı (90m2), şömine alanı (50m2) projelendirmesi&uygulamas;ı, iş ve işlemlerin müvekkili tarafından yapılmasını talep ettiğini, ayrıca, genel olarak, bu projenin iç mimari tasarımı, projelendirilmesi, malzeme seçimleri ve uygulaması açısından tüm projenin uygulama hizmetlerinin, davalı tarafından müvekkiline tevdi edildiğini, müvekkilinin de sözleşmede kararlaştırılan işleri, sözleşme dışı haricen talep edilen işleri ve tüm projenin uygulama takip ve kontrol işlerini başarı ile ifa ettiğini ve davalıya teslim ettiğini, müvekkili tarafından ifa edilen sözleşme ve sözleşme dışı toplam imalat alanlarının, davalı iş sahibinin talepleri ile toplam 768 m2'yi bulduğunu, müvekkili tarafından, sözleşme ile kararlaştırılan ve davalı tarafından sözleşme haricinde ekstradan talep edilen işlerle ilgili üzerinde mutabık kalınan ücretin ve ayrıca sözleşmenin IV. Maddesinin, ödeme planı kısmında belirtilen, tüm projenin iç mimari uygulama hizmetleri karşılığında anlaşılan imalat değerinin %10’u tutarındaki hizmet bedellerinin (iç mimari projelendirme ve uygulama hizmetleri ücretinin), müvekkili tarafından defalarca talep edilmesine rağmen, davalı tarafından ödeme yapılmamasında ısrarcı olunması üzerine, müvekkilinin önce davalı şirket yetkisi ... , 08/11/2023 tarihli hesap ekstresini hazırlayıp gönderdiğini, davalı şirketin ve şirket yetkisinin bu hesap ekstresini görmesine rağmen kayıtsız kalması nedeni ile müvekkilinin bu defa Ortaca 1. Noterliği'nin, 27/11/2023 tarihli, 12691 yevmiye numaralı ihtarnamesini davalı şirkete göndererek alacağını talep ettiğini, davalı tarafın müvekkilinin gönderdiği ihtarnameye Ankara 47. Noterliği'nin, 06/12/2023 tarihli 33695 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap vererek, taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişkiyi kabul ettiğini ve bunu inkar etmediğini, ayrıca sözde ayıp iddiaları ve sair nedenlerle, müvekkiline ödeme yapmayı reddettiğini, müvekkilinin davalı şirketin cevap ihtarnamesinde ileri sürdüğü mesnetsiz iddiaları kabul etmesinin mümkün olmadığını, söz konusu iddiaların maddi gerçeklikten uzak olup, davalı şirketin kendince müvekkilinin emeğinin ve hizmetinin karşılığını ödememek için çareler bulmaya çalıştığını, müvekkilinin yaptığı ve davalı şirket yetkilisi ... gönderiği 08/11/2023 tarihli hesap ekstresine göre, müvekkilinin, davalı şirket lehine yapmış olduğu işlerin ve vermiş olduğu hizmetlerin toplam değerinin 1.422.262 TL olduğunu, davalı şirketin, yetkilisi Metehan Esen vasıtası ile müvekkiline bu işlerle ilgili olarak 455.000 TL ödeme yaptığını, davalı şirketin müvekkiline belirtilen ödemelerden sonra kalan bakiye borcunun 967.262 TL olduğunu, davalının dava konusu borcunu ödememesinin tamamen kötü niyetli olup, taraflar arasındaki Whatsapp mesajları, E-Postalar ve sair iletişimler, müvekkilinin sözleşme ve dava konusu işleri yaptığını ve davalıya teslim ettiğini net bir şekilde ispatladığını, bu nedenlerle dava sonuçlanıp, kesinleşinceye kadar davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçücü kişiler üzerindeki hak ve alacaklarına teminatsız olarak (mahkemeniz aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat mukabilinde) dava konusu kadar ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesince 12/12/2024 tarihli ara kararı ile; İhtiyati hacze karar verilebilmesi için diğer şartların yanında muaccel olan alacağın varlığının da yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanması gerekmekte olup, somut olayda ihtiyati haciz talebine konu alacağın dayanağı olarak sunulan belgelerin borç ikrarını içeren belge niteliğinde olmadığı, tek başına yaklaşık ispat koşullarını sağlar nitelikte bulunmadığı, tarafların edimini yerine getirip getirmediği, talebe konu bedelin ödenmediği iddiası, alacağın miktarı ve talep tarihi itibariyle muaccel olup olmadığı hususlarının yargılamayı gerektirdiği gerekçeleri ile "İhtiyati Haciz Talebinin Reddine," dair karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyaya sundukları tüm deliller ve belgeler birlikte incelendiğinde, müvekkilin davalı şirketten, kendilerine yaptığı işler ve verdiği hizmetler nedeniyle halen alacaklı olduğunun açıkça anlaşıldığını, davalı taraf aşamalarda ve özellikle Ankara 47. Noterliği'nin, 06/12/2023 tarihli 33695 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile verdiği cevapta taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kabul ettiğini, davalı şirketin, yetkilisi ... vasıtası ile müvekkile bu işlerle ilgili olarak, 07/10/2021 tarihinde, 75.000 TL; 07/10/2021 tarihinde 60.000 TL; 07/03/2022 tarihinde, 50.000 TL; 04/08/2022 tarihinde 110.000 TL; 14/09/2022 tarihinde 60.000 TL; 01/12/2022 tarihinde 100.000 TL olmak üzere toplamda 455.000 TL kısmi ödeme yapmış olması ve bu ödemeler için açıkça sözleşmeye atıf yapılarak adı geçen şirket yetkilisi tarafından imzalı makbuzlar tanzim edilmesi ve yine 28/03/2024 tarihinde davalı şirket işlerini takip eden (belki resmi yada gayri resmi ortağı da olabilir) Kenan Esen müvekkilimize Whatsapp'dan mesaj atarak ''. ... Hanım merhaba, oteldeyim, ... ile konuşuyorduk, sizinle helalleşemediğimizi söyledi. İçiniz rahat olsun, hakkınız kalmayacak, görüşeceğiz, eşinize selamlar...''' yazarak, kalan bakiye bir borcun söz konusu olduğunu ikrar etmesi hususlarının davada müvekkilin alacaklı taraf olduğunu yaklaşık ispat sınırının ötesinde ispatladığını, bu nedenlerle yerel mahkemenin ihtiyati haciz istemlerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, istinaf taleplerinin kabulü ile Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyada verdiği 12/12/2024 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddi kararının kaldırılarak, ihtiyati haciz talebinin kabulüne ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde; İşbu ilk derece mahkemesinde açılmış olan davanın 14/01/2025 tarihli tensip kararında anılı davanın görevsizlik nedeniyle "Ortaca Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne süresi içerisinde gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine," karar verildiğini, işbu kararın tebliğe çıkarılması akabinde ilgili kanun yollarına başvurulması halinde görevli merciin belirlenmesi veya herhangi bir başvuruda bulunulmayarak kesinleşmesi akabinde dosyanın tevdii edilmesi halinde, ilgili mahkemesince davanın kaldığı yerden görülmesine devam edileceğini, görevsizlik kararları niteliği itibariyle Kamu Düzenine ilişkin Re'sen gözetilecek hususlar olduğundan ve görevsiz mahkemece alınan kararların geriye dönük olarak hüküm ifade etmeyeceği düşünüldüğünde; ihtiyadi haciz istemine ilişkin kararın ilgili mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği, bu bakımdan karşı tarafça yapılan itiraz talebinin görevsizlik kararı nedeniyle geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, karşı yan tarafından ortaya somut bir şekilde konulamayan deliller ile iddiayı ortaya koyan karşı yanca istemine konu ettiği alacaklarını ispatlar nitelikte delil dahi dosyaya sunulamadığını, müvekkiline yönelik alacak talebinde bulunan karşı yanın, ispat külfeti altında olması hasebiyle ihtiyati haciz talebine konu ettiği istemleri ispatlaması gerektiğini, bu bakımdan dayanaktan yoksun ihtiyati haciz isteminin reddi kararının zorunluluk arz ettiğini, yerel mahkeme kararının yerinde olduğunu, davacı yanın istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının devam etmekte olan (veya henüz başlamamış olan) bir takip veya davasının sonunda bir para alacağının ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. Bu nedenle ihtiyati haczin kesin (icrai) bir etkisi yoktur. Alacaklı, ihtiyati haciz kesinleşmeden (m. 264) önce, ihtiyaten haczedilmiş olan malların satılmasını isteyemez. Borçlunun ihtiyaten haczedilen mallar üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır (m. 261,II; m. 86; m.91). İhtiyati haciz işlemi icra işlemi olmayıp, özel geçici hukuki koruma müessesesi olarak ancak 2004 sayılı Kanun’un 257. maddesindeki şartlar çerçevesinde verilebilir.
Göreve dair kurallar ise, kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Ticaret Mahkemelerinin görev alanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. Maddesinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." ifadesi ile ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Ticari davalar ise TTK'nın 4. maddesinde sayılmıştır. Buna göre 4/1. maddesinde nispi ticari davalar, 4/1-a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır.
Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1-a maddesinde her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlar ile yine TTK'nın 4/1-f fıkrasına kadar sayılan yasalarda belirtilen davalar olarak sayılmıştır. Bir davanın nispi ticari dava sayılması için ise TTK'nın 4/1. maddesi birinci fıkrasında belirtildiği gibi her iki tarafında tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir dava olması gerekmektedir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz.
Davacının, eser sözleşmesine dayalı alacak talebinin TTK 4 ve 5. maddesi uyarınca sayılan davalardan olmadığından eldeki davanın mutlak ticari olmadığı açıktır.
Davanın nispi ticari dava olması için ise her iki tarafın tacir olup hizmetin ve işin tarafların ticari işletmeyle ilgisinin bulunması zorunludur. Bu durumda davalının sermaye şirketi olup tacir olduğu, davacının ise gerçek kişi olduğu anlaşılmaktadır.
Vergi Usul Kanunu’na göre birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden davacı gerçek kişinin tacir kaydı bulunmadığı gibi, Vergi Usul Kanunu gereği de tacir sayılan kişilerden olmadığı, dolayısıyla dava nispi ticari dava da sayılamayacağından iş bu davaya bakma görevinin HMK’nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; ihtiyati haciz talebi hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak ihtiyati hacze ilişkin değerlendirmenin de görevli mahkeme tarafından yapılması gerekeceğinden mahkemece görev nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ihtiyati haciz talebinin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-3 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen 12/12/2024 tarihli ara kararının HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.13/02/2025
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.