mahkeme 2025/1821 E. 2025/1383 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1821

Karar No

2025/1383

Karar Tarihi

12 Eylül 2025

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : ...

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...
TARİHİ : ...
NUMARASI :...

DAVACI : ...
VEKİLİ : ...

KONKORDATO KOMİSERİ : ...
FERİ MÜDAHİL : ...
VEKİLİ : ...
FERİ MÜDAHİL : ...
VEKİLİ : ...
FERİ MÜDAHİL : ...
VEKİLİ : ...
FERİ MÜDAHİL :...
VEKİLİ : ...
FERİ MÜDAHİL : ...
VEKİLİ : ...
FERİ MÜDAHİL :...
VEKİLLERİ : ...
FERİ MÜDAHİL : ...
VEKİLİ : ...
FERİ MÜDAHİL : ...
VEKİLİ : ...
FERİ MÜDAHİL :...
VEKİLİ : ...
DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
G.KARAR YAZIM TARİHİ : ...
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ekonomik ve finansal sıkıntılar nedeniyle faaliyetleri önemli derecede sekteye uğrayan şirketlerinin hazırladığı işbu konkordato ön projesinin amacı şirketin gelirlerini artırmak, hizmet kalitesini ve kapasitesini düşürmeden giderlerini azaltmak, finansal kaynak yapısını düzeltmek, nakit akışını sağlıklı bir hale getirmek ve yeniden varlık borç dengesini düzeltmek için alınacak tedbirleri açıklamak ve bu tedbirler sonucunda oluşacak kaynak tutarı ile söz konusu tedbirlerin finansal etkilerini proforma finansal tablolar yoluyla somutlaştırdığını, ekonomik ve finansal sıkıntılar nedeniyle faaliyetleri önemli derecede sekteye uğrayan şirketlerinin hazırladığı işbu konkordato ön projesinin amacı şirketin gelirlerini artırmak, hizmet kalitesini ve kapasitesini düşürmeden giderlerini azaltmak, finansal kaynak yapısını düzeltmek, nakit akışını sağlıklı bir hale getirmek ve yeniden varlık borç dengesini düzeltmek için alınacak tedbirleri açıklamak ve bu tedbirler sonucunda oluşacak kaynak tutarı ile söz konusu tedbirlerin finansal etkilerini proforma finansal tablolar yoluyla somutlaştırdığını, ön proje kapsamında özetle konkordato talebinin gerekçelerinin açıklandığını, şirket hakkında genel bilgiler verildiğini, şirketin 28/02/2025 tarihi itibariyle kaydi ve rayiç değerler ile iflas halinde ortaya çıkacak değerler temelinde bilançoları karşılaştırılmalı olarak düzenlenmiş ve özkaynak tutarları hesaplanmış, konkordato çerçevesinde alınacak tedbirler ile borç tasfiye planı proforma finansal tablolar ile birlikte açıklanmış, konkordato kaynaklarının maddeler halinde tespit edilerek şirket borç toplamı ile karşılaştırıldığını ve işbu konkordato ön projesine göre borç tasfiye planında alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar karşılaştırma tablosu düzenlendiğini, bu kapsamda mevcut alacaklıların tamamını kapsayacak şekilde oluşturulan ön projede alacaklıların menfaatlerinin korunduğu, şirketin var olan işleri ve geçmiş deneyimleri ile bu krizin üstesinden gelerek tüm borçlarını ödeyebilecek kapasiteye ulaşacağının ilk incelemede dahi anlaşılacağı ve bu sebeple alacaklıların çoğunluğunun projeyi onaylayacakları değerlendirilmiş olup, şirketin de projede bu kapsamda alacaklılar menfaatine uygun yapılandırmalar oluşturulduğunun görüleceğini, yine konkordato projeleri ekinde, ayrıntılı bilançolar, gelir tablosu, ticari defterler, borca batıklık analizi içeren değerlendirmeler, karlılık ve maliyet analizleri, borç listeleri de bulunmakla birlikte bu belgeler projenin dayanağını oluşturacağını, projelerinde ve eklerinde özellikle; borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceği, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacağı, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarının satıp satılmayacağı, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla, yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağı hususları da açıklanacağını, tüm bunların sonucunda nakit döngüsünde sorunlar yaşamaya başlayan şirketin taahhütlerine bağlılığına ilişkin piyasa algısı olumsuz etkilenmeye başladığından, şirketin bu olumsuz algı neticesinde alacaklılarca cebri icra yollarına başvurularak iflasa sürüklenmesi tehdidinin ortaya çıktığını, şirket varlıklarının cebri icra yoluyla parça parça satışa konu olması halinde alacaklıların da bu durumdan çok olumsuz bir şekilde etkilenmesi kaçınılmaz olduğunu, halbuki şirketin varlık bütünlüğünün korunması hem değerini artırmakta hem de faaliyetlerinin sürdürülmesine imkan sağladığını, şirketin nakit problemlerinin girdiği olumsuz döngüden çıkması için alınacak tedbirler şirket yönetimince işbu ön proje ile somutlaştırılarak gerçekleştirilebilir bir zemine oturtulmak suretiyle planlandığını, bu çerçevede borçların belirtilen vadelerde alacaklılar arasında adil bir denge çerçevesinde tasfiyesinin sağlanması ve şirketin faaliyetlerine devamının mümkün hale gelmesi konusunda yönetim kararı oluştuğunu, mevcut halde şirketin tasfiyesi halinde alacaklıların alacağına tam olarak kavuşmasının mümkün olmadığını, çünkü iflas halinde şirket varlıkları hem parça parça hem de değerinin önemli derecede altında satılacağını, bu durumda hem birçok çalışana istihdam sağlayan ve ekonomimiz için değer üreten bir işletme ortadan kalkacak, hem de alacaklılar alacaklarını tahsil imkanına kavuşamayacağını, hal böyle iken, şirketin işbu konkordato projesi çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmesi ve konkordato planını gerçekleştirmesi halinde, alacaklıların alacağına kavuşmasına ve alacaklıların menfaatlerine uygun ve olumlu katkı yapacak yapının ortaya çıkması somut olarak planlandığını, bunun yanında şirketlerinin faaliyetlerine devam etmesi ve istihdama katkıda bulunmasının da sağlanmış olacağını, Konkordato talebinde bulunan şirketlerinin özellikle Covid 19 Pandemisinin etkisi, arkasından gelen Rusya- Ukrayna savaşı, Ülkemizde ve dünyada yaşanan ekonomik kriz, döviz kurlarında yaşanan olağandışı dalgalanmalar, şirketimizin içinde bulunduğu sektörde yaşanan olumsuzluklar, 06 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş Depremi ve piyasalardaki nakit sıkışıklığı nedeniyle, Konkordato ön projesi çerçevesinde faaliyetlerini değişen şartlara göre uyarlama ve yeni koşullara uyum sağlayarak daha sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam etme kararı aldığını, bu sayede aktif pasif dengesini düzeltmek suretiyle mevcut borçlarını, şu an içinde bulunduğu ödeme güçlüğünden kurtularak ödeme imkânına kavuşacağını, Konkordato mühleti talep eden şirketimizin, bu mühletten yararlanamaması sonucunda iflas ile karşılaşması durumunda; parça hacizler ile bütünlüğünü kaybedeceğini, bu süreler içerisinde ticari faaliyetlerine devam edemeyeceğini, şirketin bölgede saygın duruşu ve marka değerlerini kaybedecek olması sonucunda, bugüne değin kazanılan iş deneyimlerinin hiç olacağı ve bu şekilde de alacaklıların büyük zarara uğrayacağı, alacaklılar arasındaki dengenin bozularak alacaklıların, alacaklarına kavuşmasının güçleşeceği düşünüldüğünü, şirketin bugüne kadar edindiği deneyim ve piyasadaki itibarı ile sektöründe önemli bir yeri olduğu, şirkette çalışanları ile ülke ekonomisi için önemli derecede istihdam kaynağı oluşturduğu bilindiğini, teklifte sunulan düzenlemelerle, alacaklılardan indirim istenmediği gibi asıl alacak üzerine % 24 ilave faiz teklifinde bulunulduğu, Kanunun maksadının bu yöntemle öncelikli olarak alacaklıların alacağına kavuşmasını esas aldığı, maksadın alacaklıların yararına öncelik veren iyi niyetli bir kurum olduğu anlaşıldığını, Konkordatonun bir borçtan kaçma yolu değil, aksine her borçlunun alacağının tamamının ödenmesi için İcra İflas Kanunu da (İİK) düzenlenen bir yapılandırma yolu olduğunu, Konkordatonun hem borçluyu hem de borçluların alacaklılarını korumaya yarayan bir hukuki kurum olduğunu, şirketin bu kapsamda borçlularını mağdur etmemek ve faaliyetlerine devam etmek için konkordato talep ettiğini, Konkordato mühleti içerisinde borçların ödenmesi için her türlü önlemler alınacağını, borçların tasfiyesi ve şirketin ticari faaliyetlerine devamının sağlanması amacı ile “İcra Ve İflâs Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”a uygun olarak, “Konkordato Ön Projesi” hazırlandığını belirterek, öncelikle müvekkillerinin faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 287, 288., 294, ve 295. maddeleri gereğince; İİK.'nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan doğan vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları (prim, idari para cezalan dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, hangi sebebe dayanırsa dayansın davacı müvekkilleri aleyhine yeni takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e•haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulmasına, yeni takip başlatılmamasına, tedbir tarihinden sonra uygulanan haciz, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, davacı müvekkilleri hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulması, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulmasına, davacı müvekkillerinin tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacı müvekkillerine ödenmesine, İİK'nın 206. maddesinde yer alan alacaklılar yönünden takip yapılmakla birlikte İİK 206'dan kaynaklı alacaklar sebebiyle yapılacak satış ve muhafaza işlemlerinin önlenmesine, davacı müvekkillerinin muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacakların davacı müvekkillere iadesine, davacılara ait olup haczedilen araçların kayıtlarına konulan yakalama şerhlerinin kaldırılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, işbu karar tarihinden sonra alacaklı bankalarda davacılara ait hesaplara gelecek paralar ile ilgili, ilan tarihinden önce muaccel hale gelmiş kredi ve başkaca alacaklar için yapacakları rehin, takas uygulamalarının İİK 294. maddesi yollaması ile İİK' nin 200.maddesinin 1, 2 ve 3. fıkrası kapsam ve şartlarında tedbiren durdurulmasına, davacıların bankalardaki hesaplarına yatırılan paralara bankalarca rehin veya takas hükmünde olmak üzere konulan ve uygulanan blokajların kaldırılmasına ve blokaja tabi tutulan bedellerin davacıların ilgili banka hesabına davacıların kullanımına sunulmak üzere iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacılar tarafından banka ve finans kuruluşlarına tahsil, takas ve teminat olarak verilmiş olan çek, senet ve her türlü kıymetli evrakın davacılara iadesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı müvekkillerin takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. Şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, davacı müvekkillere ait çeklerin arkasına konkordato şerhinin işlenmesine, davacı müvekkillerin bankalar nezdindeki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulması, zımnında yargılama neticesine kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve müvekkillere komiser tayinine, müvekkil davacıların konkordato talebinin kabulü ile, öncelikle İcra Ve İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereğince ayrı ayrı 3 aylık geçici mühlet verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına geçici İİK. 285. maddesi çerçevisinde geçici mühlet neticesinde İcra Ve İflas Kanununun 289. maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına yargılama neticesinde İİK. 305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından sunulmuş şirket ön projesinden bağımsız olmayan ön projede dahi borçların tasfiyesinin proje kapsamında gerçekleştirilemeyeceğinin kuvvetle muhtemel olduğunun raporda belirtildiğini, gerçek kişiye sadece icra takiplerinden korunmak amacıyla konkordato mühleti verilmesinin, konkordatonun amacıyla bağdaşır nitelikte olmadığını, Türk Borçlar Kanunu’nun kefalete ilişkin hükümleri ile İcra ve İflas Kanununun menfi tespit davası hakkındaki bölümlerini işlevsiz hale getireceğini, zira kanun koyucunun da, gerçek kişiler bakımından konkordato müessesine başvuruyu kabul etmesindeki amacın bu olmadığının açık olduğunu, bu anlamda davacının, İİK 286. maddesinde aranan şartları karşılayan belgeleri dosyaya sunamadıkları, sunulan ön projede de konkordatonun başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlandığı, kendilerine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, bu açıdan da ön projelerin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, borçlunun sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmelerinin bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediğinin anlaşıldığını, açıklanan hususlar gereği özellikle İİK'nın 286. maddesi kapsamında aranan bilgi ve belgelerin mahkemeye eksiksiz olarak sunulmadığı, bağımsız birer proje olmadığı, davacıların tamamen ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlere atıfta bulunarak onların mali durumları hakkında açıklamada bulunulduğu, şirketlerin projelerindeki başarı ihtimaline dayandıkları, bu nedenlerle davacı gerçek kişilerin konkordato talebinin mahkemece ciddi ve alacaklıların menfaatini koruyacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle, davacı ... hakkında 2004 Sayılı İİK'nın 289/1-2-3 maddesi gereğince; "17/04/2025 tarihinden itibaren başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet verilmesine," ilişkin geçici mühlet kararının kaldırılmasına, davacı ... hakkında konkordato talebinin reddine, davacı ...'ın iflasa tabi şahıslardan olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, mahkemenin ... tarih ve ...Esas sayılı dosyada verilen ara kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; HMK 166/4 maddesine aykırı olarak tefrik kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle işbu konkordato davasının açılış aşamasında tek dosya üzerinden 4 şirket 5 şahıs olmak üzere toplam 9 davacının olduğu dava dilekçesi ile birlikte ...Mahkemesi'ne başvurularını yaptıklarını, ancak ilk derece mahkemesi dosyaların tefrik edilmesine karar verip grup şirketleri olan müvekkili şirketlerin ve müvekkili şahısların yargılamasını ayrı ayrı yürütmeye karar verdiğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme heyetinin dosyaları tefrik etmesinin altında yatan sebebin mahkemeyi yoğun göstermek olduğu ve bununla iş yoğunluğunun arttığından bahisle ek mahkeme açtırma gayreti olduğu düşüncesinde olduklarını, zira tüm konkordato dosyalarında şirketler grup şirketi olmasına rağmen şirket yetkilileri %100 olarak şirketi olmasına rağmen davaların birlikte görülmesi ve çözümlenmesinin hem usul ekonomisi hem de yargılamaların süratle sonuçlanması açısından birlikte görülmesi gerekirken ve tüm Türkiye'de de bu şekilde birlikte görülüyorken ...'ya özel olarak dosyaların tefrik edildiğini ve ayrı ayrı görüldüğünü, bu işlemin HMK madde 166'ya aykırı olduğunu, dosyadaki gerçek kişi ve diğer şirketlerin davacılar davacı şirketin ortak ve yöneticisi olup müşterek kefalet durumlarının söz konusu olduğu, davaların aynı hukuki nedenden kaynaklandığı, dava sebeplerinin, kefili bulundukları kredi borçlarının benzer ve aynı ilişkilerden kaynaklandığı, birisi hakkında verilecek kararın diğerlerini de etkiler mahiyette olduğunun anlaşılması karşısında HMK'nın 166/4 maddesi gereğince davanın tüm davacılar yönünden birlikte görülmesi gerekirken tefrik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı gerçek şahıs ve asıl dosyadaki şirket yönünden birlikte görülmesi gerekirken tefrikine karar verilerek, ayrı esaslarda yürütülmüş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin herhangi bir aleyhe komiser raporu olmadığı bir ortamda komiserlerin beyanına başvurmadan bu şekilde davayı reddetmesinin hukuka aykırılık arz ettiğini, bunun yanında eğer ki, komiser heyeti yanılmış bile olsa bilindiği üzere mahkemeye sunulan projenin ön proje olduğu ve bu projelerin alacaklılar toplantısına kadar revize edilebileceği dikkate alındığında; ilk derece mahkemesince bu şekilde bir proje revize ara kararı oluşturulmadan, komiser heyetinin görüşünden sonra sadece bu hususta ayrıca bir rapor almaksızın bu şekilde karar vermesinin hatalı olduğunu, çünkü müvekkilinin de kendine ait malvarlıkları olup ayrıca kaynaklar meydana getirebilecek kişilerden olup bu durumun alacaklıların lehine olduğunu, bu sebeple ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın hatalı ve alacaklıların aleyhine olduğunu, müvekkilinin yetkilisi olduğu veya grup şirketlerden herhangi birinin borçlarına ya müşterek kefil ya da aval olduğunu, şuan için borçlarına kefil oldukları şirketler hakkında bir kısmının konkordato tedbirleri devam ettiğinden bir kısmının ise iflas ettiğinden bankalar ve diğer alacaklılar müvekkilleri yönünden hacizlere devam edeceklerini, sonrasında fiili haciz yapan bu alacaklılar şirketlerin malvarlıklarını istihkaklı haciz adı altında haciz edeceklerini, sonrasında ise; İİK md. 97 gereğince takibin devamı kararı alacak ve mahcuz malları muhafaza altına alacaklarını, bu durumun sıklıkla yaşanmaya başlandığını, istihkak kurumu tedbirlere muhalefet olarak kullanıldığını, tabi ki, müvekkili şirket yetkilisi olarak şirketin merkezinde hazır bulunacaklarını, ama İİK md. 97ve 99'a göre borçlunun mahalde hazır bulunması halinde mahalde bulunan tüm mahcuz malları ona olduğunun karine olarak kabul edildiğini, bu istihkak kurumunun adeta cebri icra baskısı olarak kullanılmakta ve konkordato mahkemesince verilen tedbir kararlarının bertaraf edildiğini, bu duruma mahkemelerin mani olması gerekirken somut olayda olduğu gibi mahkemelerin aracı olduğunu, ancak mahkemenin, alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor almayarak; mali yönden teknik inceleme ve değerlendirme uzmanlığı olmasa da yorum yoluyla değerlendirmeye giderek çok büyük hata yaptığının görüldüğünü, işbu hususun da mahkemece 2 aylık geçici mühletin uzaltılmasına karar verilmesi halinde gerek revize proje verilmesi, gerek alacaklılar ile görüşmelere ve müzakerelere başlanması, bu suretle projenin ve faiz oranının alacaklılar değerlendirilmesine sunulmasından sonra ortaya konabileceğini, keza aksi durumda konkordato müessesinin amacına uygun düşmediğini
ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine dair yönetmeliğin 66. maddesinde ''(1) Bir davada ayırma kararı verilirse ayrılan dava veya davalar o mahkemenin esasına ayrıca kaydedilir ve eski kayıt ile yeni kayıt birbiriyle ilişkilendirilir. İlk kayıt o dosyada kalan kısma münhasır olur. Ayrılan davanın dosyası ilk dosyada bu kısımlara ait yazıların tamamının onaylı suretleri konularak yeniden oluşturulur. Ayrılan davalar bakımından daha önce tek karar ve ilâm harcı alınmış ise her biri için ayrıca harç alınır; daha önce alınan harç ayrılmış davaları da kapsıyorsa yeniden harç alınmaz. Ayrılıp yeni esas numarası alan her dava için başvuru harcı alınır. (2) Ayırma işlemleri için yapılan masraflar ile ayrılan dosyanın duruşma gününün tebliği için gerekli olan masraf ana dosyanın gider avansından karşılanır. Gerektiğinde gider avansı tamamlattırılır.'' denilmek suretiyle bir dava asıl dosyadan tefrik edildiğinde hangi işlemlerin yapılması gerektiği düzenlenmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesinde davacı ...'a ilişkin davanın, ... Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından tefrik edilerek ... Mahkemesinin ... Esas sırasına kaydedildiği, tefrik aşamasında başvurma harcı ve peşin harç yatırılmadığı anlaşılmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanununun 32. maddesinin birinci cümlesinde “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
Harçlar Kanununda, harç alınması veya tamamlanması yanların isteğine bırakılmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. Nitekim bu ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 gün ve E. - 2011/3-629 K. 2011/613 ile 23.10.2013 gün ve E. - 2013/7-31 K. 2013/1481, 24.12.2013 gün ve 2013/21- 445 E. - 2013/1625 K. sayılı ilâmlarında da benimsenmiştir.
Mahkemece tefrik edilen dava dosyasında HMK'nın 120.maddesi gereğince başvuru harcı ile peşin harcın ikmalinden sonra yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gerekirken, harçlar ikmal edilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususları incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.4 bendi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi....
...

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim