Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/164

Karar No

2024/140

Karar Tarihi

12 Aralık 2024

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 05/12/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARİHİ :
NUMARASI :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ :
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, davacı şirket aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası başlattığı icra takibi ile; 79.842,23 USD ve ayrıca 737.369,47 TL tutarındaki alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar Türk Lirası alacağına işleyecek 3095 S. Yasa uyarınca Avans Faizi (% 15,75 Yıllık) ve yabancı para alacağına işleyecek bankalarca yabancı paralara uygulanan en yüksek mevduat faizi ile tahsilini talep ettiğini, davalı alacaklı şirket ile davacı-borçlu şirket arasında TTK 195 mad hükümleri gereği şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin geçerli olduğunu, davalı yabancı tüzel kişiliğin talimatı ile kurulan davacının "Bağlı" şirketin davalı şirkete hiçbir borcunun bulunmadığını, yapılan ödemelerin anlaşma çerçevesinde ve davalı şirket talimatınca olduğunu belirterek, davacı şirketin, davalı şirkete ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile talep ettiği alacak ve ferileri ile birlikte borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında davacıdan tahsilat yapılması halinde, davaya istirdat davası olarak devam edilmesi ile tahsilatın davalıdan istirdadına, davacı aleyhine icra takibi başlatan davalı aleyhine, menfi tespiti talep edilen tutarın %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının (Dolar alacağı yönünden ise dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığının %20 si oranınnda icra inkar tazminatının) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında bir hakimiyet ilişkisi ve bağlı ortaklık bulunmadığını, davacı şirketin, davalı şirkete borçlu olduğu tutarlara ilişkin kesilen faturalara usulüne uygun süresi içerisinde itiraz etmediğini, daha sonra davaya konu icra takibi kapsamında gönderilen ödeme emrine de itiraz etmediğini, davacı tarafın kötü niyetle mesnetsiz iddialar barındıran işbu istirdat davasını son çare olarak davalı şirkete yönelttiğini, davaya ilişkin milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın süresinde 02/07/2024 tarihinde milletlerarası yetki itirazında bulunduğu (zira dosyada mevcut Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü ile yapılan yazışmalarda son gelen 13/09/2024 tarihli belgede konu ile ilgili bilgilendirme yazısının gönderildiği tebliğ yapıldığına yada yapılmadığına dair kısmın işaretlenmediği, davalı tarafça davadan haberdar olduklarına ilişkin yeminli tercümesi sunulan 18/06/2024 tarihli evrakta istinabe talepnamesinin tebliğine ilişkin bilgilendirmenin yer aldığı davalının bu tarih itibari ile davadan haberdar olduğunun kabul edildiği) yetki itirazında bulunan davalının yabancı bir şirket olması ayrıca sözleşme içeriği itibari ile uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, kamu düzenine aykırı ve münhasır yetki esasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığının kabulü gerektiğini, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, uyuşmazlığa konu sözleşmenin 8. Maddesi gereği uyuşmazlıkların çözümünde Münih (Almanya) Mahkemelerinin yargı yetkisine geri dönülemez bir şekilde tabi olunduğunun kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. Maddeleri uyarınca geçerli bir yetki sözleşmesi ile davaya konu uyuşmazlıkla ilgili yetkili mahkeme belirlenmiş olmasına göre Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmadığından mahkemece süresinde yapılan yetki itirazının kabulü ile davaya bakma yetkisi Münih (Almanya) Mahkemeleri ait olduğu gerekçesiyle, HMK 114/1-a maddesi yollamasıyla 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava devam ederken müvekkili şirket tarafından icra takibine konu borcun tümüyle ödendiğini, davanın istirdat davasına dönüştüğünü, İİK 72/4. maddesi uyarınca davanın takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu ... ilçesinin bağlı olduğu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, ... tarih ve ...sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde görüleceği üzere, ... adresine kurulu ... ortakları ile huzurdaki davalı şirketin ortaklarının aynı kişiler olduğunu, davalı şirketin Türkiye'de şubesinin bulunduğunun tartışmasız olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, ortaklık sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit/istirdat talebine, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise davalının milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığına ilişkindir
5718 sayılı MÖHUK'un "Yetki anlaşması ve sınırları" başlıklı 47. maddesi hükmü ile Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmemiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması "uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır.
Somut olayda, taraflar arasındaki yazılı ortaklık sözleşmesinin 7. maddesinde "Bu sözleşme ve geçerliliği, yorumlanması ve ifasıyla ilgili tüm hususlar, Almanya yasalarına göre yorumlanacaktır." şeklinde belirtildiği, yine Anlaşmazlıkların Çözümü başlıklı 8. maddesinde "Taraflar işbu belge ile Münih (Almanya) şehrinin Mahkemeleri ve jüri kürsülerinin yargı yetkisine geri dönülemez bir şekilde tabidirler" düzenlemesinin yapıldığı görülmektedir. Taraflar arasında düzenlenen yazılı milletler arası yetki anlaşmasına konu uyuşmazlık; Türk mahkemelerinin münhasır yetkili kabul edildiği kurallar içerisinde yer almadığı, yabancılık unsuru taşıdığı ve borç ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yazılı olarak düzenlenen milletler arası yetki anlaşmasının belirlilik koşulunu taşıdığı da görülmektedir. Davacı tarafından menfi tespit talebiyle açılan davanın istirdata dönüşmesi halinde dahi, milletler arası yetki anlaşmasına itibar edilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. (Y. 11. HD. 2013/18428 Esas 2014/2503 Karar, Adana BAM 9. HD. 2023/2069 Esas 2024/1027 Karar sayılı ilamları)
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince re'sen yatırana iadesine
5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim