mahkeme 2024/1147 E. 2024/1239 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1147
2024/1239
16 Temmuz 2024
T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI :
ARA KARAR TARİHİ : 08/05/2024
DAVACI :
DAVALI :
DAVA : Ortaklıktan Çıkma
KARAR TARİHİ : 16/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin murisinden intikal eden miras payı sebebiyle ortak olduğu davalı şirketin diğer ortaklarının ve müdürlerinin ortaklık anlayışını ortadan kaldıran bireysel çıkarları öne çıkaran tutum ve davranış içerisinde oldukları, müvekkilinin pay sahipliğinden kaynaklı haklarının kullanımını engelledikleri, şirket mali kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulduğunu, kayıt dışı ticaret yapıldığı ve müvekkilinden gerçek verilerin gizlendiğini, süregelen bu durumlar ve diğer ortak ve yöneticilerinin birlikte hareket ederek müvekkilini dışlayarak şirketten uzaklaştırmaya çalışmalarının ortaklığın amacına ulaşmasını imkansız kıldığını ve müvekkili açısından çekilmez hal aldığını belirterek TTK'nın 636. maddesi uyarınca öncelikle gerçek pay değeri ödenerek müvekkkilinin şirketten çıkarılmasına ancak son çare olarak fesih ve tasfiyesine, dava süresince şirketin daha büyük bir zarar görmesinin önüne geçilmesi ve müvekkilinin zararlarının daha da artmasının önüne geçilmesi amacıyla şirket müdürünün TTK m. 630/2 kapsamında yetkilerinin kaldırılmasını ve şirkete kayyım atanmasına, şirketin tüm taşınır taşınmaz mal varlığının devir ve temlikin önlenmesine, ayrıca şirkete ait banka hesaplarına yeni kredi açılmaması yönünden ve şirketin borçlanması engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir kararları verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 21/03/2024 tarihli ara karar ile; davacının, davalı şirketteki ortaklıktan çıkma talebi yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispatladığı, davacı tarafından açılan dava sonucunda lehine bir karar çıkması ve yüksek miktarda alacağa hükmedilmesi durumunda davalı şirkete ait taşınmaz ve araçların ve şirkete ait demirbaş ve makinaların elden çıkarılması nedeniyle alınacak ilamın infaz kabiliyetinin bulunmayacağı ve davacının alacağı tahsil edememe durumunun ortaya çıkacağı, davanın mahiyeti, tarafların menfaat durumu dikkate alınarak davalı şirketin taşınmaz ve araçları ile şirkete kayıtlı demirbaş ve makinaların üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin takdiren 400.000 TL teminat mukabilinde kabulüne ancak şirketin faal bir şirket olması nedeniyle şirkete kayyum atanması, atanacak kayyumun şirketin işlerini yıllardan beri idare eden, işleri en iyi bilen yönetici kadar verilmli olmayacağı, yine bankalar nezdinde kredi kullanılmasının yasaklanması, banka hesaplarına tedbir konulması halinde bankalar ve 3.şahıslar nezdinde şirketin itibarını zedeleyip yeni işler alamaması nedeniyle ticari faaliyetlerinin olumsuz etkilenmesine, mevcut kredilerin geri istenilmesine ve dolayısıyla şirketi iflasa sürükleyebileceğinden bu durumun iki tarafında zararına olacağı gözönüne alınarak bu yöndeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gereken şartların oluşmadığını, müvekkili şirketin mal varlığını elden çıkarması veya olağan dışı borçlanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, şirketin mal varlığına dahil herhangi bir değer satılmadığı gibi vadesi geçmiş, ödenmemiş herhangi bir borcu, maruz kaldığı icra takibinin de olmadığını, davacı tarafın davanın yaklaşık ispat ölçüsünü sağlayacak, ihtiyati tedbir talebini haklı kılacak herhangi bir bilgi veya belge de ibraz etmediğini, şirketin tüm mal varlığı üzerine 400.000,00 TL gibi düşük bir teminat karşılığında tedbir konularak ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini, böylelikle taraflar arasındaki menfaat dengesinin davacı taraf lehine bozulmuş olduğunu, davacı tarafın herhangi bir somut kanıt ortaya koymadan şirketin kötü yönetildiği, haksız kazanç sağlandığı, sermaye arttırımının kötü niyetle yapıldığı vs. mesnetsiz isnatlara dayalı davalar açarak müvekkili şirketi işlemez hale getirmek, zor duruma sokmak ve iflasa sürüklemek istediğini, yaklaşık ispat şartını dahi karşılamayan itiraz konu ihtiyati tedbir talebinin kötü niyetli olan davacının şirketi zora düşürmek ve iflas sürecine götürmek amacına hizmet ettiğini, teminat miktarının takdir edilmesi ölçülük ilkesine aykırı olup, taraflar arasında menfaat dengesini zedelediğini, bu nedenle mahkemece verilen 21/03/2024 tarihli müvekkili şirketin taşınır, taşınmaz malları ile kayıtlı makina ve demirbaşları üzerine çok düşük teminat karşılığı konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece 08/05/2024 tarihli ara karar ile davanın konusu ayrılma akçesi karşılığında ortaklıktan çıkma davası olup ortaklar arasındaki diğer dava dosyalarındaki ihtilaflarda gözönüne alındığında, tedbir kararı verilmesi için gereken yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, ayrıca bu dava sonucunda davacının davasında haklı çıkması halinde alacağını tahsil edememe riski bulunduğundan tarafların menfaatleri de gözönüne alınarak sadece şirket malvarlığına ihtiyati tedbir konulduğu, davalı vekili alınan teminatın yetersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; teminat miktarı bilirkişi raporu alındıktan ve şirketin mali durumu belirlendikter sonra tekrar değerlendirilebileceğinden bu aşamada alınan teminat yeterli görüldüğünden teminata yapılan itirazın da yerinde görülmediği gerekçesiyle, ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf talebinde bulunan davalı vekili, huzurdaki davada davacının hakkının tedbiren korunmasını gerektiren bir sebep bulunmadığını, müvekkili şirketin vadesi geçmiş hiçbir borcu bulunmayan, üretimine hiçbir aksaklık olmadan devam eden bir şirket olduğunu, mal varlığını elden çıkarması veya olağan dışı borçlanması gibi bir durum da söz konusu olmadığını, davacının hakkının tedbiren korunmasını gerektiren haklı bir sebebin varlığından söz edilemeyeceğini, davacı tarafın müvekkili şirket ve yönetimi hakkındaki iddialarının asılsız olup somut herhangi bir bilgi ve belgeye dayanmadığını, davacı taradın haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediğini, teminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca, şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payı alacağının tahsili, olmadığı takdirde fesih ve tasfiye istemine yöneliktir.
Talep, ihtiyati tedbire itiraza ilişkin olup mahkemece itirazın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
TTK'nın 638/2.maddesi, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmünü içerir.
Bu maddede, çıkma talep edenin haklarının korunması için gerekli tedbir kararlarının alınacağı belirtilmiş olup, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığının HMK'nın 389 ve devamı hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada, davacının ortaklıktan çıkmaya dair ileri sürdüğü nedenlere yönelik olarak tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamındaki mevcut delil durumu itibariyle gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, bu nedenle mahkemece yukarıda yer alan yasa maddeleri uyarınca tedbir kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, alınan teminat miktarına yönelik olarak da mahkemece bilirkişi raporu alındıktan ve şirketin mali durumu belirlendikten sonra tekrar değerlendirilebileceği belirtildiğinden bu aşamada alınan teminat miktarının yeterli olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbire itirazın reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-) İstinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-) Yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek olan esas kararda dikkate alınmasına,
4-) Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-f hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/07/2024
.....
Başkan
...
.....
Üye
...
.....
Üye
...
.....
Katip
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.