mahkeme 2023/2401 E. 2023/2239 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/2401
2023/2239
28 Aralık 2023
T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/06/2023
NUMARASI :
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
İLİŞKİLİ KİŞİ : ALKAR KUMAŞ TEKSTİL SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
DAVANIN KONUSU : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 28/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/12/2023
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2023 tarih, 2022/520 Esas ve 2023/894 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı takip alacaklısı, ...Tic. A.Ş. Kayasan sokak şubesi tarafından, Bursa 9. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibinde, davacı ...'e, dava dışı takip borçlusu ....Tic. Ltd. Şti.'nin hak ve alacaklarının haczi için İ.İ.K. 89. Maddesi gereği 1., 2. haciz ihbarnamesi gönderdiği, süresinde gönderilen haciz ihbarnamelerine davacı tarafından itiraz edilmemesi üzerine 3. Haciz ihbarnamesi tebliğ edildiği, davalı alacaklının Bursa 9. İcra Müdürlüğü'nün.... Esas sayılı icra dosyasında, takip borçlusu ....Ltd. Şti.'nin hak ve alacaklarının haczi için gönderdiği haciz ihbarnameleri gereği takip borçlusu... Tic. Ltd. Şti.'nin davacı nezdinde doğmuş ve doğacak alacağı bulunmadığını, davacının gönderilen haciz ihbarnameleri gereği, takip borçlusu .... San ve Tic. Ltd. Şti.'ye borcu bulunmadığını beyan ettiğini, davacının dava dışı takip borçlusu .... Tic. Ltd. Şti.'ye gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle borcu olmadığının tespit edilmesini, davacı lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, davalı alacaklı aleyhinde menfi tespit davası açıldığının Bursa 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına bildirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...'in şahıs firmasını, 28/11/2019 tarihli tescil ve nevi değişikliğiyle, Bursa 9. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasının borçlusu olan Alkar Limited şirketine dönüştürdüğünü; bu tarihten kısa bir süre sonra 07/01/2020 tarihinde bu şirketteki hisselerini dava dışı .... TC kimlik numaralı oğlu ...'e devrettiğini, davacı tarafın kendi adına yürütmüş olduğu bir takım işlemleri tür ve nevi değiştirmesi yoluna giderek, limited şirketi üzerinden ve şirketin kuruluşunun hemen akabinde de şirkette bulunan hisselerini oğluna devrederek, oğlu üzerinden devam ettirdiğini, borçlu şirketin mevcut yetkilisi ile 3. Şahıs arasında baba-oğul ilişkisi bulunduğundan, davalı ile yürütülen işlemler açısından iç içe geçmiş bir ilişki bulunduğunu ve aslında borçlu şirketin yönetiminin, ... üzerinden devam ettiğini, davacı tarafın her ne kadar kendi adına olan şahıs firmasını limited şirketine dönüştürmüş ve bu şirketteki hisselerini oğlu Emre Altıkardeşler'e devretmişse de, bu devir işlemlerinin akabinde, bir takım işlerini de borçlu şirketin ismiyle aynı olan Alkar Tekstil unvanıyla, ticari işlemler yapmaya devam ettiğini, Bu doğrultuda davacının, davalı ile hem şirket olarak hem de şahsi olarak işlemlerine devam ettiğini ve davalıya ödeme aracı olarak bir takım çekler teslim ettiğini, bu çeklere istinaden davacı yanın borçlu, alacaklısının ise davalı şirket olduğu Bursa 14. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyalarının da bulunduğunu, ilgili takip dosyalarındaki çekler incelendiğinde davacının ....unvanını kullanmaya devam ettiği ve şirketin türünün değişmesiyle birlikte taşınmış olduğu adres olan ....Osmangazi/bursa adresinin de yine davacı tarafından kullanılmaya devam edildiğinin görüleceğini, borçlu şirket ile davacı arasında organik bir bağın mevcut olduğunu, davalının, davacı ve dava dışı Alkar şirketinden ödenmemiş bir çok alacağı bulunduğunu, bu kapsamda davacı ve borçlu şirket aleyhine 14. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile ...e, Bursa 14. İcra Müdürlüğünün ....Esas sayılı dosyaları ve Bursa 9. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyaları ile borçlu ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlu şirket aleyhine başlatılan takiplerde yapılan sorgularda borçlu adına hiçbir mal varlığı bulunmamasına rağmen davacı aleyhine başlatılan takiplerde yapılan sorgulamalarda borçlunun 3 adet taşınmazı ve 1 adet aracı olduğu görüldüğünü, borcun büyük bir kısmının şirket adına olmasına rağmen mal varlığının davacı adına olması nedeniyle davalı şirketin alacaklarına kavuşamadığını, borçlu şirket ile davacının aynı faaliyet alanında, aynı adreste faaliyet gösterdiği, borçlu şirketin mevcut yetkilisinin davacının oğlu olduğu ve müvekkili şirket ile ticari işlemlerin hem Alkar Tekstil ... Limited Şirketi hem de ... (... Tekstil) olarak devam etmesi nedenlerinden dolayı borçlu şirket ile aslında davacının iç içe geçmiş olduğu ve bütün işlemlerin davacı tarafından yürütüldüğünü, bu kapsamda davacı tarafça, gönderilmiş olan 89/3 haciz ihbarnamesine itiraz edilmesinin kötü niyetli olup davalının alacağına kavuşmasına engel mahiyetinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; takip alacaklısı davalı ile takip borçlusu dava dışı borçlu şirket arasındaki ilişkinin ticari davaya vücut verecek oluşu, yine takip borçlusunun haciz ihbarnamesine ve yargılama konu alacağının davacının takip borçlusunun önceki ortağı ve yöneticisi olduğu dikkate alındığında dava dışı şirket ile davacı ile arasındaki yargılama konusu alacağın da ticari davaya vücut verdiği, bu şekilde tamamen Ticaret Mahkemelerince yargılama yapılması gereken durumda açılan 89/3.maddesine dayalı menfi tespit davasında da genel görevli mahkemeler değil, Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunun kabul edildiği,89/3 .maddesine dayalı menfi tespit davalarında Ticaret Mahkemelerinin görevli olacağı ve içtihat aykırılıklarına ilişkin kararın da Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin alanına giren menfi tespit davaları bakımından değerlendirme yapılarak verildiği açıkça vurgulandığından, mahkemenin yargılamada görevli olduğunun kabul edildiği, Davacı daha önce bu şirketin sahibi olup, hisselerinin tamamını oğluna devrettiğinden davacının iddialarının ispatı bakımından bu şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiği ve hazır edilmediği takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı ve davalı tarafın alacağa ilişkin iddialarını kabul etmiş sayılacaklarının ihtar edildiği,ancak yapılan ihtara rağmen ticari defter ve belgelerin ibraz edilmediği, Davacı tarafça ispatlanadığı belirtilen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin ticari defterlerin ibrazı için dava dışı ...Ltd. Şti. ye müzekkere yazması gerekirken, davacıdan istenmesinin hukuki bir izahı olmadığını, haciz ihbarnamelerine ihmalen itiraz edilmemiş olmasının dosya borçlusu şirketin müvekkilden bir alacağı bulunduğu anlamına gelmeyeceğini, müvekkilinin sırf .... Tic. Ltd. Şti. ortağı ile hısımlık ilişkisinin bulunmasının, tüzel kişiliği bulunan bir şirketin ticari defterlerine ulaşmasına olanak vermeyeceğini, dava dışı ...Tic. Ltd. Şti.'ye ait ticari defterlerin doğrudan şirketten talep edilmesi gerektiğini, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlalinin söz konusu olacağını, davacının uhdesinde, takip borçlusuna ait alacak bulunduğunun ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, dava dışı .... Tic. Ltd. Şti. ortağı ile müvekkili arasında baba-oğul ilişkisi bulunmasının, daha önceden şirketin ortağı olmasının, tek başına takip borçlusu ile müvekkili arasında bir hukuki ilişki/alacak ilişkisi olduğunu göstermeyeceğini, belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesine talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, tazminata ilişkin herhangi bir hüküm tesis edilmediğini, reddedilen huzurdaki davada maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak 3. kişi tarafından açılan menfi tespit davalarında (89/3) dava konusu üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davacı aleyhine dava konusunun %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve davalı lehine dava konusu üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 89. maddesi kapsamında açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Görev kamu düzeni ile ilgili olup, öncelikle ve mahkemece re’sen yargılamanın her aşamasında göz önüne alınması gerekir.
2004 sayılı İİK m. 89/3 hükmünde takip hukukuna özgü ayrı bir menfî tespit davası düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 89. maddesi uyarınca, borçlunun üçüncü şahıs nezdinde bulunan para alacaklarının haczi halinde borçluya, alacağı karşılayacak kadar borcunu alacaklıya ödeyemeyeceği ve ancak icra dairesine ödeyebileceği duyurusunu içeren haciz ihbarnamesi (birinci haciz ihbarnamesi) gönderilir. Haciz ihbarnamesini alan üçüncü kişinin tebliğden itibaren 7 gün içerisinde borçlu olmadığına veya borcun tebliğden önce ödendiğine dair yazılı veya sözlü olarak itirazda bulunmadığı takdirde kendisine, kendisine gönderilen birinci haciz ihbarnamesine 7 gün içerisinde itiraz etmediği ve bu nedenle borcun zimmetinde sayıldığına ilişkin yeni bir haciz ihbarnamesi (ikinci haciz ihbarnamesi) gönderilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, tebliğden itibaren 7 gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci haciz ihbarnamesine de süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen üçüncü şahsa, onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.
6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4/1 hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4/1-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4/1 hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Doktrinde, 01/10/2011 tarihinden sonra 2004 sayılı İİK m. 89 hükmü uyarınca üçüncü kişi tarafından açılan menfî tespit davaları için görevli mahkemenin, 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesi olduğu ifade edilmiştir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, 2. Bası, Ankara: Adalet Yayınevi, 2013, s. 476). 2004 sayılı İİK'nın m. 89/3 hükmü açılan menfi tespit davasında maddenin yer aldığı 2004 sayılı İİK'da görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Başka bir anlatımla, 2004 sayılı İİK m. 89 hükmünde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte, aynı Kanun'un 235/1. maddesindeki kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki iflâs davaları için ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki gibi açık bir düzenleme bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK m. 2/1 hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemelerinin görevi asıldır.
2004 sayılı İİK'nın m. 89/3 hükmü uyarınca açılan menfi tespit davasında, davacı ile davalı takip alacaklısı arasında doğrudan ticari ilişki bulunmadığından ve kanunda da görevli mahkeme konusunda özel bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispî ticarî davadan söz edilemez. Bu itibarla davanın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince genel görevli asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekir (Bkz. Yargıtay (Kapatılan) 19. HD'nin, 12/04/2016, E. 2016/3568, K. 2016/6425; 26/02/2016, E. 2015/15365, K. 2016/3253 tarih ve sayılı kararları). Her ne kadar mahkemece" davacının takip borçlusunun önceki ortağı ve yöneticisi olduğu dikkate alındığında dava dışı şirket ile davacı ile arasındaki yargılama konusu alacağın da ticari davaya vücut verdiği" gerekçesi ile Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmiş ise de; dava konusu edilen takip dosyasında, davacı üçüncü kişi konumunda olup, eldeki dava ile İİK'nın 89/3 maddelerine dayalı olarak takip borçlusuna borcunun bulunmadığını talep etmektedir. Davanın belirlenen bu niteliği itibariyle taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Davanın takip hukukuna özgü bir dava olması nedeniyle ticarî dava olduğundan söz edilemez. Her ne kadar mahkemece 89/2 maddesine dayalı menfi tespit davalarında ticaret mahkemelerinin görevli olacağına ve içtihat aykırılıklarına ilişkin kararın da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin alanına giren menfi tespit davaları bakımından değerlendirme yapılarak verildiği belirtilmiş ise de ; bu davaların Yargıtay 11. Hukuk Dairesinde bakılmasının işbölümü ilişkisinden kaynaklandığı, Bu nedenle somut uyuşmazlıkta, asliye hukuk mahkemesinin davaya bakmakta görevli olduğu yönünde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun şu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın görevsizlik kararı verilmek üzere kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
1-Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2023 tarih.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,
3-HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istek halinde yatırana iadesine,
5-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek olan esas kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.28/12/2023
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.