mahkeme 2021/1570 E. 2024/1222 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1570

Karar No

2024/1222

Karar Tarihi

12 Temmuz 2024

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :
KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARİHİ :
NUMARASI :
ANA DAVADA
DAVACI
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali

BİRLEŞEN BURSA ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVACI .
DAVALILAR : .
DAVA : Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 12.07.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 12.07.2024

Yukarıda bilgileri yazılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında cari hesap şeklinde işleyen muhtelif otomotiv seri imalat parçaları ve genel hırdavat malzemesi alım-satımından kaynaklı devam eden ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişkiye konu malların davalı tarafa teslim edildiğini, 09/05/2011 tarihinde faks yoluyla gönderilen mutabakat belgesine göre 30/04/2011 tarihi itibariyle 421.660,72 TL borcun varlığının kabul edildiğini, 09/05/2011 tarihi itibariyle bu borcun 423.869,00 TL miktara ulaştığını, söz konusu bu borcun ödenmemesi üzerine Bursa .. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, satışların BA-BS formları ile vergi dairelerine bildirildiğini belirterek davalı itirazının iptali ile davalının icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dosyada davalı vekili cevap dilekçesi ile; otomotiv yan sanayi dalında üretim yapan müvekkilinin üretimde kullandığı naylon ham maddesini davacıdan temin ettiğini, müvekkili şirket yöneticileri tarafından şirket iş ve işlemlerine yönelik yapılan inceleme sonucunda davacı tarafın fatura ettiği naylon ambalaj malzemesi miktarının sipariş edilenden ve üretimde kullanılandan çok fazla olduğunun belirlendiğini, müvekkili üretiminin sipariş miktarı kadar ve stoksuz üretim esasına dayalı belirli olarak yapıldığını, ham madde stoğu yapılmadığını, yapılan kapsamlı incelemede; müvekkiline ait iç işlemlere ve bilgi işlem sistemine müdahale edilerek yanıltıcı işlemler yapıldığını ve naylon malzemenin gerçek sipariş ve teslimden daha yüksek adette gösterildiğinin belirlendiğini, bu iş ve eylemler neticesinde şimdilik 924.574,00 TL gerçek dışı işlemler neticesinde davacının haksız kazanç elde ettiğini, müvekkili şirketin kullandığı bilgisayar sistem kayıtlarına göre çok sayıda malzemenin sisteme girilip bir dakika gibi kısa zamanda tüketilmiş gösterildiğini, gerçek dışı irsaliye hazırlandığını, adet kontrolü yapılmadığının tespit edildiğini, ancak fabrika girişindeki araç defter kaydında gerçek dışı mal girişlerine ilişkin kayıt bulunmadığını, iki şirket çalışanının davacı şirket yetkilisinin gizli iş yaptığını öğrendiklerini, bu kişilerin davacının temin ettiği makine ile evlerinde üretim yaparak yine davacı aracılığıyla müvekkile satış yaptıklarını, söz konusu gerçek dışı iş ve işlemlerin asıl sorumlusunun müvekkili çalışanı ve lojistik analisti olan ....isimli şahıs olduğunu düşündüklerini, bu kişinin davacı şirket yetkilisi .... arasında yakın ilişki ve arkadaşlık bulunduğunu, müvekkiline karşı gerçekleştirilen eylemlere yönelik suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı tarafından takibe konu edilen 423.860,99.TL'nin, davacı tarafın haksız işlemlerle elde ettiği 924.574,00TL'den takas ve mahsubu neticesinde davanın reddine, bakiye 500.713,01.TL’nin davacının da içinde bulunduğu kişilerden tahsiline yönelik açılan ve iş bu dava ile birleşen davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesi ile; davalılar .... ve ....'un davalı şirketi ortağı ve temsile yetkili müdürleri diğer davalı .....'ın ise, müvekkili şirketin lojistik bölümünde lojistik analisti olarak çalıştığını belirterek asıl davada ileri sürülen olgularla birlikte davalıların işbirliği halinde müvekkili şirketin bilgisayar sisteminde gerçeğe aykırı yanıltıcı işlemler yaptıklarını ve müvekkilinin işlemler nedeniyle zararının şimdilik 924.574,00.-TL olarak hesaplandığını, en az bu biktar paranın davacı şirketin bilgisi ve isteği dışında ve gerçek dışı işlemlerle yanıltılıp dolandırılarak kendisinden alınmış ve böylece haksız ve sebepsiz zenginleşme gerçekleştiğini, bu eylemlere karışanlar ile ilgili olarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, davalı şirketin vekil edeni şirket aleyhine sattığını iddia ettiği mal bedelleri ile ilgili olarak itirazın iptali davası açtığını, her iki davanın aynı ticari ilişkiden kaynaklanması nedeni ile açılan bu davanın hukuki ve fiili bağlantısı nedeniyle Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin ....Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalı şirket tarafından davacı şirkete karşı açılmış olan Bursa..Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyadaki alacak iddia edilen 423.860,99.-TL'sının tüm itiraz, defi, savunma ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak takas ve mahsubu ile kalan 500.713,01.-TL'sı alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsil olarak alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin davacı şirkette iddia edildiği gibi mal giriş ve çıkış işlemlerini yapan personel olmadığını, çalıştığı süreçte görevinin gereklerine uygun davrandığını, iddia edilenlerinin davacı şirket yöneticilerinin geçmişe dönük yapılmış hata ve kusurlarını gizleme amaçlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, dosya kapsamı deliller ve alınan bilirkişi raporları uyarınca; taraf şirketler arasındaki alım satım ilişkisinin otomobil koltuklarının üretim sonrasında korunmasına yardım eden şeffaf naylon kılıflarına yönelik olduğu, asıl dosyada bu ilişkiden kaynaklı alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptalinin istendiği, birleşen davanın ise, gerçekte olmayan hileli satışlar sebebiyle oluşan alacak istemine yönelik olduğu, hileli asıl davanın satış sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemli, birleşen davanın ise satım ilişkisine dayalı haksız fiil nedenli alacak istemli olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davacı-satıcı tarafından düzenlenen faturaların davalı-alıcı ticari defterlerinde kayıtlı olması ve teslimi ispat eden imzalı irsaliyeler karşısında ispat yükünün davalı-alıcıya geçtiğini, davalının stok kayıtları ile fiili stokları arasında ciddi fark bulunduğu, varsa usulsüzlüğün bilgisayar kütüklerinde, malların nasıl kullanıldığında, süreçte kimlerin etkili olabildiğinde, maddi delillerde aranması gerektiğini, alınan ilk bilirkişi raporunda ticari defter ve kayıtlara göre kaydı borç belirlenmiş, satına alınan ve üretimde kullanılan naylon miktarı arasındaki çelişkiye işaret edilerek dava konusu olaya ilişkin ceza soruşturması ile maddi delillere ulaşılabileceğinin belirtildiğini, taraflar arasındaki alışverişin işleyişinin belirlenmesi amacıyla keşif yoluyla yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde ise; davacı-satıcının uyuşmazlık olduğu dönemde sattığı malların gerçek üretim sayılarının çok üzerinde olduğunun belirlendiğini, ancak dosyaya yansıyan somut bir yolsuzluk delili bulunmadığı, yolsuzluk varsa da faillerinin belli olmadığını, sırf alım/tüketim miktarları arasındaki farktan yola çıkarak her iki taraf defterlerinde kayıtlı alacağın yok sayılmasının mümkün olmadığı, çıkmaza giren ceza kovuşturmasından davayı esastan etkileyecek sonuç elde edilmesi muhtemel görünmediğinden üye hakimin bu konudaki aksi yöndeki görüşüne rağmen ceza dosyası beklenilmesinden vazgeçilerek asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, alıcı davalının kendi defterlerinde kayıtlı alacağın varlığı yargılamayı gerektirmesine rağmen muayyen olması nedeniyle davalının asıl dosyada icra inkar tazminatı ödemesi gerektiği gerekçesi ile karar başlığında davalı şirket gösterilmeden birleşen davaya yönelik vekalet ücreti olarak "Davacı vekili lehine takdir edilen 34.379.TL ücret-i vekaletin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
Karara karşı davalı Mustafa Sargın vekili 20/12/2020 tarihli dilekçesi ile; asıl ve birleşen davanın varlığı, birleşen davanın alacak davası niteliğinde oluşu, gerekçeli karar karar başlığında davalı şirket ve vekilinin yer alması, vekalet ücretinin üç davalı ve müvekkili yönünden ayrı ayrı verilmesi gerektiği nedenli tavzih istemine bulunmuştur.
Yerel mahkemece 28/01/2021 tarihli tavzih kararı ile; gerekçeli karar başlığı ve birleşen dava yönünden hüküm altına alınan vekalet ücretinin birleşen dosya davalılarına ödenmesine yönelik düzeltim kararı verilmiştir.
Asıl karara karşı, asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı vekili, birleşen dosyada davalı ........ ve asıl dosyada davacı-birleşen dosyada bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Birleşen dosyada davalı ... vekili ayrıca tavzih kararına yönelik istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Asıl dosyada davacı/ birleşen dosyada bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkeme kararına yönelik tavzih talepleri hakkında karar verilmediğini, birleşen davanın niteliğinin yanlış gösterildiğini, ana dava ve birleşen davada vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, müvekkili şirketin gerekçeli karar başlığında gösterilmediğini, vekil kaydının da yer almadığını, birleşen dosyada .... vekilinin ayrı olduğunu, dolayısıyla vekalet ücretinin her bir davalı yönünden ayrı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bu yönleri ile düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalı Mustafa Sargın vekili asıl karara yönelik istinaf dilekçesi ile; birleşen davanın reddine rağmen müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, tavzih talepleri hakkında karar verilmediğini belirterek hesaplanan vekalet ücreti miktarı kadar müvekkili lehine birleşen dava nedeniyle vekalet ücretine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalı Mustafa Sargın vekili tavzih kararına yönelik istinaf dilekçesi ile; tavzih kararı ile birleşen dosya davalıları yönünden tek vekalet ücretine karar verildiğini, müvekkili yönünden diğer davalılardan ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek tavzih kararının bu yönüyle düzeltilmesini talep etmiştir.
Asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı vekili istinaflara karşı cevap dilekçesi ile; ret sebebi aynı olan davalılar yönünden tek vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olduğunu, her bir davalı yönünden ayrı vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği yönlü itiraza sebep gösterilmediğini belirterek istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı vekili istinaf dilekçesi ile; karşı yan şirketin müvekkilinin tedarikçi firmalarından birisi olduğunu ve müvekkilinin koltuk naylon ambalajlarını temin ettiğini, şirketin maliyet karlılık hedefleri ile gerçekleşmeler arasındaki farklılık üzerine başlattığı inceleme neticesinde; ana sanayici Renault firmasına 850.000 adet satış yapmasına rağmen 2.250.000 adet davacı şirketten alım yapıldığının belirlendiğini ancak fazla miktara dair stok edilmiş malın bulunmadığını, yapılan siparişlerde olağandışılık olmamasına rağmen fatura ve teslimatlarda anlamsız şekilde yüksek ürün tesliminin kayıt olarak yer aldığını, bu durumun otomotiv sektörü için anlamsız olması sebebiyle şirket yetkilileri tarafından incelemenin derinleştirildiğini ve davacı firmaya ham madde veren dava dışı Bil Plastik A.Ş 'nin davacı satışlarının müvekkiline teslim edilen miktar ile eşit olduğunu, bu firma tarafından müvekkile teslim edildiği görülen 2.250.000 adet üretimi sağlayacak ham maddenin satılmadığının tespit edildiğini, bu durumun davacının müvekkiline kayıtlarda yer alan miktarda tesliminin olmadığını gösterdiğini, müvekkilinin dolandırma eylemi neticesinde hayali düzenlenen faturalarla 925.000-TL zarara uğratıldığının belirlendiğini, zarara sebebiyet verenler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan icra takibine itiraz edilerek dolandırıcılık nedeniyle uğranılan zararın birleşen davada talep edildiğini, ticari kayıtlara giren faturalara rağmen alındığı gözüken malların standart seri üretim tekniğine göre üretilen miktarlarla uyumsuz olduğunun bilirkişilerce tespit edildiğini, tüketime aykırı neredeyse dört kat üretim iddiasından yararlananın davacı-satıcı şirket ve eyleme yönelik şirket içerisindeki uzantıları olan kişiler olduğunu, yerel mahkemece rakamlarla fiili durum arasındaki uyumsuzluğa kani iken davacı satıcıya ham madde tedarik eden firma kayıtlarını incelemediğini, 2.250.000 adet ambalajı hangi ham madde ile üretildiğinin satıcıya sorulmadığını, otomotiv sektöründe üretim aşamalarında yer alan herkesin işin en başında her bilgiye sahip olduğunu, 850.000 adetlik ham madde ile 2.250.000 adet üretim ve satışın olmayacağını işe başlarken davacının bildiğini, varsa yanlışlığı ilk davacının fark etmesi gerektiğini dolayısıyla davacının bilgisi ve dahli olmadan dava konusu dolandırıcılık eyleminin olamayacağını, yerel mahkemece bir anlamda hırsızı değilde yeterli kilit asmayan müvekkilini suçlu gördüğünü ancak sunulan tüm delillerin özelilikle 2.250.000 adet üretimin ham madde teminin davacı tarafından nasıl temin edildiğinin araştırılmadığını, ceza davasının neticesinin beklenilmesi gerektiğini, % 40 oranındaki icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını davalı şirket çalışanının iş akdinin vaki eylemi nedeniyle sona erdirilmesi sonrası açılan işe iade davasının reddedilerek kesinleştiğini belirterek asıl ve birleşen dava yönünden verilen kararların eksik tahkikat nedeniyle kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Asıl dava; açık hesap ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
Birleşen dava; hile hukuksal nedenine dayalı haksız kazancın (zararın) tahsili istemine yöneliktir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı vekili, birleşen dosyada davalı Mustafa Sargın ve asıl dosyada davacı-birleşen dosyada bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda; taraf şirketler arasında otomotiv imalatında kullanılan hırdavat ve koltuk ambalaj naylonu ham maddesinin alım-satımına dayalı süregelen ticari ilişki bulunduğu, satıcının (davacı) Bursa 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden bu ilişkiden kaynaklı bakiye 423.860,99-TL açık hesap alacağının tahsiline yönelik alıcıya (davalı) yönelik yaptığı icra takibine alıcının süresi içerisindeki itirazı üzerine eldeki itirazın iptali istemli asıl davanın açıldığı, birleşen dava dosyası üzerinden ise, alıcının, ticari kayıtlarında yer alan fatura ve irsaliyelerde gösterilen miktarda koltuk ambalaj naylonun tesliminin yapılmadığını, üretimden çok fazla miktarda ham madde girişinin çalışanı olan ... aracılığıyla şirket iç işlemleri ve bilgi işlem sistemi üzerinden yapılan yanıltıcı işlemlerle oluşturulduğunu, satıcı ve diğer davalıların eylem ve işbirliği neticesinde gerçekleşen ve teslimi yapılmayan koltuk ambalaj naylon ham maddeleri sebebiyle 924.574,00 TL yersiz ödeme yapıldığını, bu miktarın 423.860,99 TL'sinin asıl dava dosyasına konu alacaktan takas ve mahsubu ile artan 500.713,01 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep etiği anlaşılmaktadır.
Alıcının ileri sürdüğü eylemlere yönelik ... Ağır Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden "Özel Belgede Sahtecilik" ve "Dolandırıcılık" suçlarından davalılar Muharrem Koç ve Mustafa Sargın hakkında kamu davasının açıldığı, karar tarihi itibariyle davanın derdest olduğu, yerel mahkemece; ceza davasının da eldeki davayı bekletici mesele yapılması, bu durumun kısır döngüye sebebiyet vermesi ve ceza kovuşturmasından davayı esastan etkileyecek bir sonuç elde edilmesi muhtemel görülmediğinden çoğunluk görüşü ile bekletici meseleye yönelik ara karar karardan vazgeçilerek sonuca gidilmiştir.
Öte yandan, istinaf aşamasında sanıklar hakkında yüklenen suçun işlendiğine dair mahkumiyete yeter derecede her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden sanıkların atılı suçlardan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraat kararı verildiği, söz konusu kararın istinaf incelemesinin yapıldığı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... Karar sayılı ilamı ile "Dolandırıcılık" suçuna yönelik beraat kararının esastan reddine, "Özel Belgede Sahtecilik" suçu yönünden ise zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği, UYAP üzerinden yapılan inceleme ile görülmüştür.
Bu noktada, ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş söyleyişle; ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar vardır:
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 74'de düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.
6098 sayılı TBK.’nun 74. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş kabul bulunması hâlinde, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.
Bu itibarla, yerel mahkeme karar tarihi itibariyle ceza mahkemesi dosyası tarafından eldeki dava bekletici mesele yapılmış ise de; gelinen aşamada ceza mahkemesince karar verildiği ve kararın yasa yolu aşamasında olduğu belirlenmekle mahkemece ceza mahkemesinin davaya konu eyleme ilişkin sonucun beklenilerek varılacak sonuca göre yapılacak değerlendirme ile birlikte asıl ve birleşen dava hakkında karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle; tarafların istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, kaldırma nedenlerine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesince iadesi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Tarafların istinaf başvurularının KABULÜ İLE; Bursa... Ticaret Mahkemesinin 13.11.2019 tarih ... Karar sayılı asıl kararı ile 28.01.2021 tarihli tavzih kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için DOSYANIN İLK DERECE MAHKEMESİNE İADESİNE,
3-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, peşin alınan istinaf karar harçlarının yatıranlara iadesine,
4-Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümle birlikte değerlendirilmesine,
5-Bursa ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına sunulan ....... T.A.Ş. Bursa Ticari Şubesinin 04/01/2021 tarih ve 0563622 seri no.lu 1.299.102,27 TL tutarlı teminat mektubunun sunan tarafa İADESİNE,
5-Kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.12.07.2024

.....
Başkan
...

.....
Üye
...

.....
Üye
...

.....
Katip
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim