mahkeme 2022/637 E. 2023/2175 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/637

Karar No

2023/2175

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C. BURSA BAM 14. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :
KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/03/2021
NUMARASI :

DAVACI-KARŞI DAVALI :
DAVALI-KARŞI DAVACI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden
Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 28/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/01/2024
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı/karşı davalı vekili; taraflar arasında 02/03/2017 tarihinde makine imalatı konusunda eser sözleşmesi düzenlenerek müvekkili tarafından peşinat ödemesi yapıldığını, davalı tarafa imal edilecek Özel Denge Milli Bükme Makinesinin 20/05/2017 tarihinde müvekkiline teslimi konusunda anlaşıldığını, sözleşme konu makinenin davalının taahhüt müddetine uygun olarak imal edilerek süresinde teslim edilmediğini, Bursa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyası ile makinedeki ayıbın tespit edildiğini, makinenin ayıp nedeniyle halen çalışmadığından dava yoluyla sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının zaruri hale geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep/dava/ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile sözleşmenin feshi ile 45.000.-Euro peşinat ve şimdilik 1.000.-Euro gecikme cezası olmak üzere toplam 46.000.-Euro alacak bedeline dava tarihinden itibaren devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla birlikte davalı taraftan aynı yabancı para birimiyle tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı ile 02/03/2017 tarihli Özel Denge Milli Bükme Makinesi imalatı konusunda anlaştıklarını, sözleşme kapsamında müvekkili şirketin söz konusu makineyi hazır hale getirdiğini, her ne kadar sözleşmede teslim süresinin 20/05/2017 olarak kararlaştırılmış ise de davacı taraftan gelen şifahi talepler, müvekkili şirket tarafından her seferinde nazara alınarak makinenin davacının istekleri doğrultusunda revizyonu tamamlanarak teslim edildiğini, davacının revizyon konusunda isteklerinin bitmediğini, makinenin 2017 yılının Eylül ayı içerisinde davacıya ait fabrikaya götürülerek davacı şirkete teslim edildiğini, davacının 11/11/2017 tarihinde sözleşme konusu makinede tekrar revizyon isteyerek fiyat teklifi talep ettiğini, müvekkili ile davalının anlaştığını, davacı iş sahibine makinenin çalışır ve işletilebilir halde teslim edildiğini, makine hakkında eğitim verdiklerini, davalının kötü niyetli olarak tespit yaptırdığını, davacının satın aldığı makineyi gözden geçirdiğini, personeline eğitim aldırdığını ve hali hazırda makineleri kullanmaya devam ettiğini, davacının sözleşmeden dönme hakkının bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmedeki üstlendiği edimini yerine getirdiğini teminat mektubunu bozmadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davası ile de; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla karşı davalarının kabulü ile sözleşme bakiye bedeli olan 45.000,00-Euro(Merkez Bankası kuru: 5.6671=255.019,50.-TL) +KDV+ revizyon sözleşmesi bedeli 25.000,00.-TL'nin ödeme tarihinden itibaren mahkeme aksi kanaatte ise dava tarihinden itibaren işleyecek avans (ticari) faizi ile birlikte davacıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesine, yargılama harç ve giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; derdest davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu, kural olarak ispat külfetinin davacı taraf üzerinde olduğu, davacı ile davalı 02.03.2017 tarihinde özel denge mili bükme makinesinin yapımı için anlaştığı, dava konusu makine ile ilgili olarak 21.01.2017 tarihli Bursa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin...... D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığı, tespit dosyasında düzenlenen rapora göre; yataklama yeterli olmadığından yan piston kaidesinin yukarı kalktığı, ray arabasının çatlak vaziyette olduğu, kalıp taşıma kaidesinin gövde ve alt plakası sağlıklı kaynak yapılamadığından çatlamış vaziyette olduğu, emniyet bariyerinin bulunmadığı, rayların kızak korumasının mevcut olmadığı, yan piston ray arabasının çatlak olduğu, yan pistonun ray altındaki kaidenin birleştirme kaynaklarının tamamlanmadığı, emniyet siviçlerinin olmadığı, dayama pistonunun alt ve üst limit sensörlerinin çalışmadığı, makinenin arka kısmının korumalı bir şekilde kapatılması gerekirken kapatılmadığı, kaide altlıklarının olmadığı yönünde eksiklikler tespit edildiği, mahkemece dava konusu makine üzerinde keşif incelemesi yapılmasına karar verildiği, mahkemece keşif mahallinde makine üzerinde daha ayrıntılı bir inceleme yapılması için bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verildiği, bu inceleme yapılırken ayrıca mahkemece taraflara hazır bulunmaları için belirlenen gün için tebligat çıkarıldığı, bu tebligata rağmen davalı ve vekilinin hazır bulunmadığı, 15.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; denge mili bükme makinesinin ayıplı olduğu, makinede herhangi bir iş güvenliği önleminin mevcut olmadığı, makine çalışırken devreye girebilecek bir fotosel bariyerin olmadığı, ayrıca makinenin hareketli kısımlarına müdahale edilmesini önleyici ve makinenin herhangi bir şekilde hareket alanına girilmesini önleyici arka siviç kontrollü mekanik bariyerler bulunmadığı, hidrolik ünitede panosunda sarkan kablolar ve bağlantısı yapılmamış soketlerin bulunduğu, makinenin arkasındaki kabloların dağınık şekilde bir muhafazaya alınmadan bırakılmış olduğu, iş güvenliği riski oluşturduğu, vidalı aktarma unsurlarında herhangi bir koruma olmadığı konusunda ayıpların açık ayıp olduğu, raporun fiili durumun incelenmesi bölümünde belirtilen açık ayıplar dışındaki diğer ayıpların sıradan bir insanın dışarıdan bakmasıyla tespit edilebilecek nitelikte olmadığından gizli ayıp niteliğinde olduğu, makinenin teslim tesellümüne ait bir tutanağın bulunmadığı, dava konusu makine ile ilgili 21.11.2017 tarih ve 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...... D.iş sayılı raporunda belirtilen eksikliklerin devam ettiği, beklenen faydanın sağlanamadığı, makinenin gayri faal olduğu, fiili olarak kullanılmadığının tespit edildiği, davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna sunduğu itirazlar hususunda yapılan değerlendirme kapsamında 21.01.2017 tarihli Bursa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin.... D.iş sayılı dosyası ile alınan rapor ile bire bir örtüştüğü yeterince açıklayıcı olduğundan itirazları dikkate alınmadığı, kaldı ki yerinde inceleme yetkisi kapsamında inceleme yapılması esnasında gönderilen tebligata rağmen inceleme esnasında hazır bulunmadığından yargılamayı da uzatmaya yönelik olduğunun kabul edildiği, dinlenen davacı tanıklarının dosya incelemesinde dikkate alındığı, diğer tanıkların dosya kapsamını aydınlatıcı bilgiler vermediğinden hükme esas alınmamış olduğu, alınan 15.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere denge mili bükme makinesinin ayıplı olduğu, 21.01.2017 tarihli Bursa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/119 D.iş sayılı dosyası ile alınan rapor ile birebir örtüştüğü, hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, sözleşmenin feshi ile 280.604,60.-TL alacağın (45.000,00.-Euro +1.000,00.-Euro gecikme cezası (gecikme cezası yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, alacak bedeline ilişkin dava tarihinden itibaren devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalı taraftan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı /karşı davacı vekili; davacı taraf ile müvekkili şirket, 02.03.2017 tarihli "Özel Denge Mili Bükme Makinesi” imalatı konusunda anlaştıklarını, iş bu sözleşme kapsamında müvekkili şirketin söz konusu makineyi hazır hale getirdiğini, her ne kadar sözleşmede makinenin teslim süresi 20.05.2017 olarak kararlaştırılmış ise de davacı taraftan gelen şifahi taleplerin müvekkili şirket tarafından her seferinde nazara alındığını ve makinenin “davacının istekleri” doğrultusunda revizyonu tamamlanarak teslim edildiğini, bu hususun tanık beyanları ile ispatlandığını, yapılan görüşmeler sonucunda müvekkili şirketin sözleşme konusu Özel Denge Mili Bükme Makinesini, 2017 yılının Eylül ayı içerisinde davacıya ait fabrikaya götürülerek davacı şirkete teslim edildiğini, son olarak, davacının 11.11.2017 tarihinde sözleşme konusu makinede tekrar revizyon istediğini ve fiyat teklifi talep ettiğini, müvekkili şirket ile davacı yanın sonradan yaptıkları Özel Denge Mili Bükme Makinesinin tadilini konu edinen bir revizyon sözleşmesi ile makinenin İstenilen şekle getirilmesi hususunda anlaştıklarını, revizyon sözleşmesine ilişkin icabın davacı taraftan geldiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin 11.11.2017 tarihinde karşı tarafa fiyat teklifinde bulunduğunu ve teklifin de karşı tarafça olumlu bulunarak kabul edildiğini, davacı iş sahibi şirkete makinenin çalışır ve işletilebilir halde teslim edildiğini, hatta davacı iş sahibi şirketin talebi üzerine 01.06.2018 tarihinde makinenin çalıştırılması ve kullanılması ile ilgili olarak 01.06.2018 tarihinde ... isimli çalışanına "Denge Mili Büküm Makinesi Kullanma Eğitimi” verildiğini, bu hususun da dosyaya arz edilen imzalı belge ile ispatlandığını, sözleşme konusu Özel Denge Mili Bükme Makinesinin imalatı ve revizyonu devam ederken davacı yanın Bursa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/119 D.İş dosyasından tespit talebinde bulunduğunu, oysa taraflar arasındaki sözleşmenin devam ettiğini, Bursa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi ...... D.İş dosyasından taraflar arasındaki sözleşme ve revizyon işlemlerini dikkate almadan müvekkili şirketin yokluğunda rapor hazırlandığını, bu rapora itiraz edildiğini, müvekkili şirketin yokluğunda yapılan tespit sonrasında alınan ve itiraza uğrayan tespit raporunu hükme esas aldığını, itiraza uğramış Sulh Hukuk Mahkemesi'ne sunuları raporun hükme esas alınması mümkün olmadığı gibi; bu rapora benzediği gerekçe gösterilerek mahkemeye sunulmuş yeni raporun hükme esas alınmasının da hukuka uygun olmadığını, davalı şirket yetkilileri tarafından gerek 10.04.2018 gerekse 13.01.2019 tarihinde davacı şirketi ziyareti sırasında, yapılan video çekimi ve alınan fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere, "Özel Denge Mili Bükme Makinesi” çalışır vaziyette imalat yaptığını, makineyi Eylül 2017'de çalışır vaziyette teslim ettiğini, davacı iş sahibi şirket ayıp ihbarında bulunmadığını, tam aksine 11/11/2017 tarihinde revizyon anlaşması yaptığını, iş sahibi davacının uyarı görevini yerine getirmediğini, yeni taleplerde bulunduğunu, dava konusu makine ile ilgili olarak 10.04.2018 ile 13.01.2019 tarihli çekim ve fotolardan ve yine 01.06.2018 tarihli eğitim verdiğine dair belgeden anlaşılacağı üzere makinenin çalıştığı ve her hangi bir ayıbın olmadığının görüldüğünü, davacı yanın makineyi çalıştırması ve eğitim aldırması nedeniyle eseri kabul ettiğini, davacı şirketin sözleşme bedelinin tamamını ödemediğini, sözleşmeye konu makine özel imalat olup davacı şirketin talebine göre projelendirildiğini bu nedenle iade alınması halinde makinenin üçüncü bir kişiye satılmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin dava konusu olayda ihtarname ile sadece gecikmeden kaynaklı tazminat talebinde bulunduğunu, davacı şirket sözleşme ile üstlendiği edimi yerine getirmediğinden müvekkili şirketin Borçlar Kanunundan kaynaklanan ödemezlik defi (ifadan kaçınma) hakkına sahip olduklarını, sözleşmeden dönme hususunda hiç bir ihtarda bulunulmadığını, bir sözleşmede hem sözleşmeden dönüp hem de ifada gecikilmiştir denilerek asıl edime bağlı istenebilecek fer'i nitelikteki edim olan gecikme tazminatının bir arada istenemeyeceğini, davacı yanın gecikme tazminatı talebinin de reddi gerektiğini, diğer yandan müvekkili şirket tarafından alınan 45.000,00.-Euro'ya karşılık, müvekkili şirketin davacı yana banka teminat mektubunu verdiğini ve müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği edimini yerine getirdiğinden dolayı, davacı şirketin teminat mektubunu bozmadığını, bu hususun dahi zımni kabul anlamına geldiğini, makinenin teslim edildiği hem tanık ifadeleriyle hem de video kaydı ile ispatlandığını, davacı taraf ile müvekkili şirketin 02.03.2017 tarihli “Özel Denge Mili Bükme Makinesi” imalatı anlaşması çerçevesinde sözleşme bedeli, 90.000.-Euro+K.D.V. olarak belirlendiğini, bu bedelin 45.000,00.-Euro'sunun peşin ödendiğini, geri kalan tutarın %20'si nakit, testlerden sonrada %30'u 60-90-120 gün vadeli çekler ile ödeneceğini, davacı yanın müvekkili şirketin edimini yerine getirmiş olmasına rağmen, sözleşme ile üstlendiği 45.000,00.-Euro+K.D.V.'yi ödemediğini, 60-90-120 gün vadeli çekleri de vermediğini, makinenin tesliminden sonra yapılan revizyon anlaşması uyarınca, davacı/karşı davalı şirketin müvekkili şirkete 25.000,00.-TL daha ödemeyi yapmak zorunda iken bu bedeli de ödemediğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:
HMK'nun 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan 02.03.2017 tarihli "Özel Denge Mili Bükme Makinesi" imalatına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan, ayıplı olduğunu iddia ettiği eser sözleşmesinden dönme ve gecikmeden kaynaklanan zararın tazminini istemektedir. Davalı ise, eser sözleşmesine konu makineyi çalışır ve eksiksiz teslim ettiğini savunarak sözleşme gereği ödenmeyen bedelin kendisine ödenmesini talep etmektedir.
Bursa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.iş sayılı dosyasından alınan 21/11/2017 tarihli tespit raporu ve yargılama safahatında alınan 15/01/2021 tarihli bilirkişi raporuyla makinenin ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Eser sözleşmesine dair hükümler 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK'nın 475. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. Açık ayıplarda TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz (geç sayılmayacak bir süre içinde) eseri gözden geçirip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Sonradan ortaya çıkan ayıpta yani gizli ayıplarda ise TBK 477/3. maddeye göre ayıp ortaya çıktıktan sonra gecikmeksizin ayıp ihbarının yapılması gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Ayıbın açık mı gizli mi olduğu hususu bilirkişi raporunda denetime açık olacak şekilde belirtilmemiştir. Bu durumda mahkemece; makinenin hangi tarihte teslim edildiği, ek/ilave işlerle tesliminin gecikip gecikmediği, açık/gizli ayıp durumuna göre ihbarın ihbar süresine uygun olup olmadığı hususlarının değerlendirilmesi için bilirkişiden yeniden rapor aldırılarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Öte yandan, mahkemece gecikme cezasının kabul gerekçesi açıklamamıştır. Anayasa’nın 141/3. madde hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını buyurmaktadır. Kararlarda bulunması gereken gerekçeler sayesinde taraflar, hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da inceleme sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilecektir. Diğer bir anlatımla, denetim ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Mahkemece, tarafların tüm delillerinin açıkça değerlendirilerek talebin hangi gerekçeyle kabul edildiğinin karara yansıtılması gerekirken, gerekçeli kararda bu konuda değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur. Mahkemenin kabulüne göre ise; taraflar arasında imzalanan 02/03/2017 tarihli sözleşmenin 10.maddesinde cezai şart kararlaştırılmıştır. Cezai Şartlar başlığı altındaki 10.madde de "Belirtilen zamanda çalışıyor durumda teslim edilmeyen ürünlerin her biri için her güne 75 EURO/GÜN olarak cezai faturalandırılacaktır." denilmektedir. Sözleşme hükmüne göre tarafların ifaya eklenen cezai şart kararlaştırdıkları anlaşılmaktadır. Söz konusu ceza-i şart 6098 sayılı TBK'nın 179/II. maddesinde düzenlenen ifaya ekli ceza olup, kural olarak sözleşmenin feshi halinde istenemez. Ancak sözleşmenin devamı talebiyle istenebilecek bir kalemdir. Yine TBK.md. 179 hükmüyle düzenlenen bu cezai şartın talep edilebilmesi için, alacaklının ya ifayı kabul etmeden ya da en geç ifa sırasında, ifaya eklenen cezayı da talep etmesi veya ifayı kabul ederken cezai şartı talep hakkını saklı tuttuğuna ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürmesi gerekir. Alacaklının cezai şartı talep hakkından vazgeçmediğine ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ifayı kabul ederse kanun hükmü gereğince cezai şartı isteme hakkının son bulacağı kabul edilmelidir (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.Hukuk Dairesi'nin 2022/584 esas 2023/1093 karar 12/10/2023 tarihli kararı). Yani alacaklının cezai şartı isteyebilmesi, bu haktan açıkça feragat edilmemiş olması veya ifayı ihtirazi kayıt bildirerek kabul etmiş olması halinde olanaklıdır. Mahkemece anılan hususlar değerlendirilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yine, mahkemenin kabulüne göre; mahkemece, hükmün infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmü düzenlenmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
TBK'nın 99/3 (BK'nın 83/3) maddesi gereğince; "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." hükmü getirilmiştir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 19/09/2019 tarih 2016/26211 esas 2019/8542 karar sayılı ilamı)
Somut olayda; Mahkemece, "Sözleşmenin feshi ile 280.604,60.-TL alacağın (45.000,00.-Euro + 1.000,00.-Euro gecikme cezası (gecikme cezası yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla)..." karar verilerek dava konusu alacağa hangi kurun uygulanacağı hususunda infazda tereddüt yaratılmıştır. Mahkemece, davacının talebi doğrultusunda, hüküm sadece yabancı para cinsinden kurularak, Türk Lirası karşılığı belirtilmemesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan şekilde yargılama yapılmak üzere davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılarak yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;
1-Davalı karşı davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/03/2021 tarih....sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Davalı karşı davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince idesine,
3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca kesin olmak üzere 28/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim