Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/109
2026/41
4 Şubat 2026
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/01/2024
KARAR TARİHİ : 04/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;davalının müvekkili hakkında 01.01.2017 keşide tarihli 40.000.00 TL bedelli çekin tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğü 2018/... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibinde müvekkilinin yaşadığı ekonomik krizler nedeniyle bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılamadığını, 15.01.2024 tarihinde davalının vekili Av. ... ile yapılan telefon görüşmesinde 86.000.00 TL bedel karşılığında dosyanın kapatılması hususunda şifai anlaşmaya varıldığını, bu şifai anlaşma gereğince ekli olarak ibraz edilen banka dekontlarında da anlaşılacağı üzere davalının vekilin beyan ettiği ve adına kayıtlı bulunan ... iban nolu hesaba müvekkilin annesi ... adına kayıtlı bulunan ... Bankası ... ... Şubesi ... İBAN nolu hesabından 23.01.2024 tarihinde toplam 86.000.00 TL müvekkilin olan borcuna karşılık olarak havale yapıldığını, davalının vekiline müvekkilinin icra takibine konu olan borcuna karşılık 86.000.00 TL ödeme yapmasına rağmen bu ödeme bedelinin icra müdürlüğüne bildirilmediğini 23.01.2024 tarihinde gönderdiği talepler ile ...' ın tüm hacizlerinin kaldırılmasına şeklinde talep gönderdiğini, bu şekilde vekillik görevini kötüye kullandığını, bu konuya ilişkin olarak da tarafımızca ... Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu belirterek açılan davanın ve icra takibinin durdurulmasına kabulü karar verilmesini, talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacı tarafından davanın arabuluculuk şartı yerine getirilmeden açıldığını, bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu alacak için başlatılmış olan icra takip dosyasındaki borcun haricen tahsil edilerek akabinde dosyanın kapatıldığını, dosyanın kapatılması sonucunda dava açılabilmesi için arabuluculuğa başvurulmamasının yanı sıra söz konusu borcun ortadan kalktığını ve davanın konusuz kaldığını, davanın konusuz kalması sebebiyle davacı tarafın bu davayı açmakta hiçbir hukuki yararının olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Bilindiği üzere, 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. Maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesinin ilk hali; "(1) Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde idi.05/04/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle 6102 Sayılı TTK'nın 5/A maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibaresi değiştirilmiş ve "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında," şeklini almıştır. 7445 Sayılı Kanun'un 43/1-a maddesine göre, bu değişiklik 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girecektir.Bu kapsamda, 01/09/2023 tarihi itibariyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindedir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi;
"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir.Bahse konu kanun hükümleri nazara alındığında, 01/09/2023 tarihi itibariyle menfi tespit davaları bakımından, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. Eldeki davanın açılış tarihi 24/01/2024'dir. Bu kapsamda, davacı vekiline arabuluculuk tutanağının asılları (tutanağın e-imzalı olması halinde UYAP üzerinden e-imzaların denetlenebilir haliyle) ya da arabulucu tarafından yapılmış aslı gibidir suretlerini sunması için tebligat çıkarıltıldığı ancak davacı vekilinin verilen süre içerisinde arabuluculuk tutanağını mahkememize ibraz etmediği anlaşılmıştır.Söz konusu yasal düzenlemeler ve dosya kapsamı dikkate alındığında, eldeki davanın menfi tespit davası olduğu, 01/09/2023 tarihi itibariyle açılan menfi tespit davalarında artık dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında açıkça belirtildiği üzere arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklemenin dava şartı olduğu, bu kapsamda davacı vekilinin arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklememiş olduğu, dolayısıyla kanunu zorunluluğa uyulmadığı için davacı vekiline bu hususta ihtarla davetiye tebliğ edildiği, tebliğin 21/01/2026 tarihinde yapıldığı, verilen kesin sürenin son günün 28/01/2026 tarihi olduğu, 04/02/2026 tarihi itibariyle arabuluculuk tutanağının sunulmadığı anlaşılmakla, 6325 Sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nın 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30. Maddesiyle değişik 5/A-1 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni usulden reddine karar verilmek gerekmiştir.Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte olan 04 Kasım 2025 tarihli, sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 2025-2026 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" başlıklı 7.maddesinin 2.fıkrası "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmünü, "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. Maddesi ise " (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. " hükmünü amirdir.Tarifenin yukarıda belirtilen hükümler bir arada değerlendirildiğinde, tarifenin 7/2. maddesinde belirtilen hususlar ile ilgili verilecek kararlara yönelik olarak taktir olunacak vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanacağı açıktır. Ancak söz konusu maddede nispi olarak hesaplanacağı düzenlenen vekalet ücretinin üst sınırının davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenen maktu tutarın aşamayacağı belirtilmiş, fakat bu tutarın altında olamayacağı yönünde ise bir düzenleme yapılmamıştır. Tarifenin 13. maddesi nispi vekalet ücretinin nasıl hesaplanacağı düzenlenmiş olup, nispi olarak hesaplanan vekalet ücretinin kabul edilen veya reddedilen miktarı geçemeyeceği, mahkemelerce hesaplanacak olan nispi vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti tutarından az olamayacağı düzenlenmekle birlikte, bu kuralın istisnaları da aynı maddede belirtilmiştir. İstisnalarından biri de tarifenin 7. maddesinin 2. Fıkrasıdır. Buna göre, davacı 86.000,00 TL üzerinden borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 ve 13. maddeleri uyarınca, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden 86.000,00-TL'nin %16'sı olan 13.760,00TL vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-6325 sayılı Kanunun 18/A-2, 6102 sayılı TTK'nın 28/03/2023 tarihli 7445 sayılı Kanunun 30. Maddesi değişik 5/A-1 maddesi, 6100 sayılı Kanunun 114/2 ve 115. maddeleri gereğince açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 732,00-TL harcın başlangıçta alınan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 304,4-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 13.760,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların davacı tarafa iadesine,
Dair tarafların yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere karar verildi. 04/02/2026
Katip
✍E-Imzalıdır
Hakim
✍E-Imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.