mahkeme 2024/316 E. 2024/707 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/316
2024/707
25 Haziran 2024
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/
KARAR NO : 2024/
HAKİM :
KATİP :
DAVACILAR: 1- ... ... .../ ...
2- ... .../ ...
3-... - .../ ...
4- ... .../ ...
VEKİLİ :Av.
DAVALI : ...
VEKİLİ :Av.
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/03/2024
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle;04/05/2023 tarihinde ...’da meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin eşi yabancı uyruklu ... 'ın vefat ettiğini, söz konusu kazanın oluşumunda davalı şirketçe No’lu poliçeyle sigortalanmış olan ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın %100 kusurlu ve sorumlu bulunduğunu, müvekkilinin desteği olan müteveffanın ise yolcu konumunda olduğunu, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir müterafik kusuru bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrası “ Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmünü amir olup aynı trafik kazası sonucu ölüm halinde tazmini gereken zarar kapsamına nelerin gireceği 6098 Sayılı Yeni Borçlar Kanunun 53. maddesinde şu şekilde sayıldığını, ölüm halinde uğranılan zararların '' Cenaze giderleri, Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” sayıldığını, TTK’nun Doğrudan Dava Hakkı başlıklı 1478’nci maddesi “Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir.” hükmüne amir olduğunu, açıklanan düzenlemeler kapsamında trafik kazası sonucu müvekkilinin destekten yoksun kalma tazminatının teminat limitleri dahilinde davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi gereğince güvence altına alınan teminat bedelinin müvekkiline ödenmesi için davalı sigorta şirketine taraflarınca 26/12/2023 tarihinde başvuru yapıldığını, ancak sigorta şirketi tarafından taraflarına ödeme yapılmayacağının mail yoluya bildirildiğini, taraflarınca dava öncesi zorunlu arabuluculuğa başvuru yapıldıüğını, ancak burada da bir anlaşma olmadığını, davacıların desteğinin ... d.lu ...'in kaza ve ölüm tarihinde henüz ... yaşında olduğunu, tarım işçisi olarak tarla işlerine gittiğini, aylık ortalama 30.000,00 TL ev ekonomisine katkı sağladığını, aynı zamanda ev hanımı olarak ailesine iyi bir yaşam düzeyi sağlamak için yardımcı olduğunu, ancak yabancı olarak o tarihlerde yasal oturumu bulunmadığından kazancını belgelemelerinin mümkün olmadığını, bu nedenle de ev kadını olarak hesap unsurunun yasal asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, davanın trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğunu, desteğin bir işi ve kazancı yoksa, bedensel varlığıyla “yardım ve hizmet ederek destek olacağı; yaşlı kişilerin de emeklilik günlerinde “yardım ve hizmet ederek yakınlarına destek sağlayacakları kabul olunarak, bu kişilerin desteğinden yoksun kalanların tazminatı yasal asgari ücretler üzerinden hesaplanması gerektiğini, aynı biçimde ev kadınlarının ev hizmetlerinden yoksunlukta da hesap unsurunun yasal asgari ücretler olması gerektiğini, müteveffanın trafik kazasında ölümüyle eşi 23/04/1990 doğumlu ..., çocukları doğumlu ..., doğumlu ... ve ... doğumlu ...'nın maddi ve manevi açıdan zarara uğradığını, yaşı küçük çocukların okul öncesi eğitimlerinde çok başarılı birer öğrenciler olduğunu, büyüdüklerinde doktor, pilot, başbakan olmak isteme hayalleri taşıdıklarını, müvekkilinin eşine büyük bir sevgi ve aşk ile bağlı iken böylesi bir erken ölüm onu derin bir üzüntüye boğduğunu, eşinin hatırasını yaşatmak adına bir daha asla evlenmek istemediğini, aynı şekilde geride kalan 3 küçük kız çocuklarının yaşlarının sırasıyla ... 6 yaşında, ... 4 yaşında ve ... ise henüz 2 yaşında bir bebek olarak annesiz kaldıklarını, müvekkilinin çocuklarına hem anne hem baba olarak bakmaya çalıştıklarını, işe gittiği vakit çocuklarını bazen ağabeyinin evine bazende kız kardeşinin evine bıraktıklarını, müvekkillerinin yaşadıkları acının tarifinin olmadığını, bundan sonrası için en azından müteveffanın maddi ve manevi desteğinden yoksun kalmış olmakla, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca deliller toplanmak ve uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle destekten yoksun kalma tazminat tutarı belirlenerek, davalı sigorta şirketine ödetilmesi gerektiğini, anne ve babanın çocuğa destekliğinin, 4721 sayılı TMK’nın “Çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama” başlıklı 327. maddesinin “(1) Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” şeklindeki hükmünden kaynaklandığını, ancak bu bakım borcunun kanunun 328. maddesinin “(1) Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. (2) Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” şeklindeki düzenlemesi ile belirli bir süre ile sınırlandığını, anne ve babanın çocuğa destekliği desteğin muhtemel kalan bakiye ömürleri ile çocukların ise çalışmaya başlama süresi ile sınırlı olduğunu, dolayısıyla ana babaya yardımda, onların yaşama sürelerinin; çocuklara yardımda ise, çocukların çalışmaya başlama süresinin esas olduğunu, anne ve babanın çocuğa destekliğinin, çocuğun yaşadığı yöreye, sosyal çevreye, çocuğun özelliklerine, cinsiyetine, ailenin sosyal ve ekonomik durumuna göre değiştiğini, Hakimin, her somut olaya göre bunu tespit etmesi gerektiğini, bu itibarla çocuklara yapılacak desteğin süresinin kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre farklılık gösterdiğini, kız çocuklarının çalışmaya başlamasının veya evlenmeleri ile destek ihtiyacının ortadan kalktığının kabul edildiğini, dava açmadan önce gerekli tüm belgelerle davalı Sigorta Şirketi’ne başvurulmuş ise de, 14/02/2024 tarihli mail yazısında müteveffanın anne ve babasını gösterir nüfus kaydı sunulmadan aktüerya hesabı yapılamayacağı ileri sürülerek tazminat isteğinin reddedildiğini, bu ret gerekçesinin haklı olmadığını, müvekkilinin aslen ... uyruklu olduğunu, ülkesindeki savaş hali nedeniyle ülkesinden kaçarak ülkemize sığındığını, ardından kendisine ülkemizde yasal oturum izni verildiğini, bu nedenle anne ve babasının gösterir nüfus kaydını içerir belgesi ülkesinden müvekkilinin temin etmesinin mümkün olmadığını, sigorta şirketi başvurusu neticesinde gerekirse müteveffanın anne ve babasının sağ olduğu kabul edilerek onların payının ayrılması suretiyle de bir aktüerya hesabı yapması mümkün iken direk olarak taleplerini reddettiğini, açıklanan nedenlerle; müvekkilinin uyap sorgulamasında mal varlığı sorgulamasının yapılmasını, üzerine kayıtlı bir malvarlığı olmaması, 3 çocuğuna bakmak için gündelik işlerde çalışması nedeniyle, dava harç ve masraflarını karşılayacak gücünün olmaması nedeniyle adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini, davalı sigorta şirketinin her müvekkili için ödemesi gereken maddi tazminat tutarının, müteveffanın nüfus kaydını temin etmek mümkün olmadığından desteğin anne ve babasının hayatta olduğu yönüyle pay ayrılarak 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca belirlenmesi ile temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların MÖHUK uyarınca teminat gösterme yükümlülüğü bulunduğunu, davacılar teminat göstermediğinden davanın reddini talep ettiklerini, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, başvuranın, müvekkili şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmediğini, 04.05.2023 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı araç, müvekkil şirkete 07.07.2022 - 2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 1.000.000,00 TL olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. ve 85. maddelerine uyarınca müvekkili şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan doğan maddi tazminat sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde teminat limit dahilinde söz konusu olduğunu, diğer bir anlatım ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene ve dolayısıyla sigortacıya düşen bir sorumluluğun da olmadığını, olaya ilişkin olarak kaza tespit tutanağında da açıkça belirtildiği üzere kaza virajlı bir yolda ; yağışlı ve hava muhalefetinin yoğun olduğu bir günde meydana geldiğini, hava muhalefetiyle birlikte mezkur kazanın meydana gelmesinin kaçınılmaz olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün söz konusu kazada kusurunun bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesini kabul etmediklerini, tazminat hesaplaması aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS genel şartlarına çerçevesinde yapılması gerektiğini, yargılamayı kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer herhangi bir tazminat sorumluluğu doğacak ise, yapılacak olan bilirkişi incelemesinin, 15.8.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmış olan Aktüerler Yönetmeliği uyarınca aktüer sıfatına sahip bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek yapılması gerektiğini, müteveffanın vefatı sebebi ile işbu davada davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan kimseler varsa mahkeme tarafından re’sen tespit edilmesi gerektiğini, bu sebeple müteveffanın kendisinin, anne ve babasının güncel nüfus kayıtları dosyaya celp edilmesi gerektiğini, hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde hesap raporundan ilgili pay oranları dikkate alınması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, tazminat talep edenlerin ölen kişi ile ilişkileri, yaşları, medeni durumları ve vefat sebebiyle destekten yoksun kalıp kalmadıkları konularının öncelikli olarak belirlenmesi gerektiğini, hesaplamada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca genel şartlar ile belirlenen TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,65 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte yapılacak olan hesaplamada yaş sınırının dikkate alınması gerektiğini, destekten yararlanma sürelerinin sınırsız olmadığını, Yerleşik ... kararlarına göre müteveffanın anne veya babanın desteğinden yoksun kalan çocukların bu destekten yararlanma süreleri eğitim, evlenme vb. gibi etkenler ile değişebileceği gibi kız çocukları için 22, erkek çocuklar için ise 18 olarak kabul edildiğini, hesaplanan tazminattan hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin şikayetçi tarafından dosyaya sunulması gerektiğini, aracı sevk ve idare eden ve huzurdaki başvuruya da konu zarara sebebiyet veren sürücünün veya araç işleteninin ibra edilmiş olmasının; borçtan müşterek ve müteselsil sorumlu müvekkili şirketi aynı şekilde etkilediğini, kaza tarihinden itibaren talep edilen faizin haksız olduğunu, dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağının kabulü gerektiğini belirterek davanın reddi ile, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 25/06/2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini, vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinin olmaığını beyan etmiştir. Davalı vekili 25/06/2024 tarihli dilekçe ile davacı vekili ile sulh olmak ve talep hususunda karşılıklı ibralaşmakla davacı vekilinini davadan feragat etmesi sebebiyle vekalet ücreti ve yargılama gideri hususunda hiçbir talebinin olmadığını beyan etmiştir.
GEREKÇE;
6100 sayılı HMK'nın 307. ve devamı maddeleri uyarınca feragat; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, mahkemenin ve karşı tarafın muvafakatına bağlı olmayan, kayıtsız ve şartsız hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilen, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuran ve davaya son veren tek taraflı bir taraf işlemidir. Bu nedenlerle; mahkememizce vaki feragat nedeni ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar yasası gereği alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-6325 Sayılı Kanun 18/A-13 maddesi uyarınca 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde, İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 25/06/2024
Katip
e-imzalı
Hakim
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.