mahkeme 2024/758 E. 2024/749 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/758

Karar No

2024/749

Karar Tarihi

5 Ağustos 2024

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/
KARAR NO : 2024/

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :

DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 02/08/2024
KARAR TARİHİ : 05/08/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/08/2024

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 03.03.2021 tarihinde ... plakalı KIA SPORTAGE PRESTİGE 1.6 DİZEL 136 DCT marka aracını ÖTV'den muaf şekilde satın aldığını, müvekkilinin aracını 123.559,20 TL ÖTV muafiyetini kullanarak 182.249,82 TL'ye satın aldığını, araç üzerine 20.763,41 TL tutarında ek masraf yapılmış böylelikle aracın toplam maliyeti 203.013,23 TL olduğunu,müvekkilinin 03/03/2024 tarihli 351000033587752 numaralı poliçe ile ... plakalı aracını davalı sigorta şirketine ÖTV dahil rayiç değeri üzerinden kasko yaptırdığını, 05.04.2024 tarihli kaza sonucunda müvekkilinin kusursuz bulunduğu ve davalı sigorta şirketince yaptırılan 16.04.2024 tarihli ekspertiz raporu ile ... plakalı araç hurdaya ayrıldığını, aracın hurdaya ayrılması sonucu müvekkiline "imzalamazsan ödeme yapılmaz" şeklinde cebri icra altında ... Formu imzalatılarak aracın piyasa değerinin 766.666,00 TL olduğu kabul ettirilmeye çalışıldığını, müvekkilinin ise işbu sebeple formun üzerine araçtaki rayiç değer çalışması ve ÖTV hariç ödeme yapılmasını kabul etmediğini fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu şerh düşerek formu imzalamak zorunda kaldığını,2023 tarihli ... Kararı gereği gerçek zararın tespitinin teknik bilgi gerektirmesi, müvekkilinin tam zararı bilemeyecek olması nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından imzalatılan ibranamenin geçerli olmayacağı kesinlik kazandığını, kaldı ki davaya konu olayda müvekkilinin, ibranameyi imzalarken üzerine şerh koyarak işbu hesaplamayı kabul etmediğini de bildirdiğini, davalı şirket tarafından müvekkiline 07/06/2024 tarihinde 386.500,00 TL Sovtaj Bedeli, 14.06.2024 tarihinde 380.166,00 TL Tazminat Bedeli olmak üzere toplam 766.666,00 TL ödeme yapıldığını, ÖTV indiriminden muaf klozu düşürmeden aracı güncel rayiç değerine göre kasko ettirip primlerini ödeyen müvekkiline, kaza sonucu hurdaya çıkan aracı için yapılan ödeme eksiklik teşkil ettiğini, ın yeni kararları gereği ÖTV bedeli ödenmeden edinilip kasko ettirilen aracın tam zayi olması durumunda, davacının edimi sırasında ödemediği ÖTV bedeli düşülerek tazminata hükmedilmesi gerekliliği vurgulandığını, davalı sigorta şirketinin 16/04/2024 tarihli ekspertiz raporunda aracın rayiç değeri 1.420.495,00 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin aracı satın alırken 123.559,20 TL ÖTV indiriminden yararlandığını, şuanki durumda ise 1.420.495,00 TL olarak belirlenen aracın rayiç değerinden yalnızca ÖTV miktarının düşülmesi gerekirken 530.269,80 TL kesinti yapıldığını, işbu kesinti gerçek zarar ilkesi gereğince hukuka aykırı olup müvekkiline 123.559,20 TL ÖTV indirimi mahsup edilerek aracın kaza tarihindeki rayiç değerinin tamamının ödenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketince yapılan kasko poliçesi eklerinde yer alan klozda açıkça aracın hurdaya çıkması halinde sigortalıya aracın ilk ediminde istisna edilen ötv tutarının, aracın hasar anındaki rayiç bedelinden düşülerek ödeme yapılacağı belirtildiğini, ... Kararları, ... Kararları ve Kasko Poliçesi kapsamında davacı müvekkiline kaza anındaki araç rayiç değerinden ilk edim sırasında istisna edilen 84.000 TL ÖTV indirim tutarı düşürülerek kalan rayiç değer bedelinin ödenmemesi hukuka aykırı olup kabulü mümkün olmadığını,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, ... plakalı kaza sonucu hurdaya çıkarılan aracın; şimdilik 100 TL olmak üzere; kaza tarihi itibarı ile aracın rayiç değeri üzerinden müvekkilininin ilk ediminde istisna edilen ÖTV indirim tutarının düşürülerek eksik tazminat tutarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesine, şimdilik 100 TL olmak üzere; davalı sigorta şirketi tarafından araç ÖTV'li değer üzerinden sigortalanarak aşkın sigorta durumu oluştuğundan ÖTV’siz değeri arasındaki farka ilişkin sigorta prim bedelinin iadesinin poliçe tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesi olmak üzere, toplam 200 TL'nin davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı taraf bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." hükmü bulunmaktadır. Kanun'un tanım başlıklı 3. maddesinin (1) bendi, "Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (k) bendi, "Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (1) bendi "Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklindedir. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir.28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde ise kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava; davacının maliki olduğu ... plakalı aracın 05/04/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde , hurdaya çıkarılan aracın; şimdilik 100 TL olmak üzere; kaza tarihi itibarı ile aracın rayiç değeri üzerinden davacının ilk ediminde istisna edilen ÖTV indirim tutarının düşürülerek eksik tazminat tutarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya ödenmesine, şimdilik 100 TL olmak üzere; davalı sigorta şirketi tarafından araç ÖTV'li değer üzerinden sigortalanarak aşkın sigorta durumu oluştuğundan ÖTV’siz değeri arasındaki farka ilişkin sigorta prim bedelinin iadesinin poliçe tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesi olmak üzere,toplam 200 TL'nin davalı sigorta şirketinden alınarakdavacıya verilmesine ilişkindir.Her ne kadar işbu dava dosyası Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açılmış ise de davacının maliki olduğu aracın hususi araç olduğu, davacının hukuksal koruma teminatı talebinin dayanağının davalı sigorta şirketi ile arasında tanzim edilen ... Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi'ne dayandığı ,taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi olduğu, UYAP sistemi üzerinden yapılan kontrollerde davacının vergi kaydının bulunmadığı ve aracın da hususi nitelikte olduğu dikkate alınarak davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, ... Tüketici Mahkemeleri’nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, ... Tüketici Mahkemeleri’nin görevli olduğuna,
2-HMK’nın 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine,
3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli ... Tüketici Mahkemesince takdirine, yargılamanın görevli mahkemede devam etmediği takdirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.05/08/2024

Katip
¸

Hakim
¸

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim