mahkeme 2022/810 E. 2024/381 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/810

Karar No

2024/381

Karar Tarihi

16 Nisan 2024

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/ Esas
KARAR NO : 2024/

HAKİM :
KATİP :

DAVACI : ... ... TEŞKİLATI ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ... TAŞIMACILIK GIDA TURİZM İNŞAAT TEMİZLİK HİZMETLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av.

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/07/2022
KARAR TARİHİ : 16/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının 6493 sayılı kanun kapsamında ödeme kuruluşu olarak kabul edildiğini, 690 sayılı kanun hükmünde kararnameyle gelen değişiklikle ödeme hizmet sağlayıcısı ve elektronik hizmet kuruluşu olarak hizmet sunabilme yetkisine kavuştuğunu, davacının muhtelif şirketlerle yaptığı hizmet alım sözleşmelerinin katkısıyla gerçekleştirdiği hizmetlerinin bir kam hizmeti olduğu, bu kapsamda davacının davalı ile 4 adet sözleşme akdettiğini, davacı tarafça 3065 sayılı KDV kanununun 9. Maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliği (I/c.2.1.3.2.5.) gereğince anılan şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödemesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamını anılan şirkete ödediğini, akabinde KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi 213 sayılı Vergi Usul Kanunu madde 371. Gereğince pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödemek durumunda kalındığını, söz konusu KDV tutarının vergi dairesine ödenmesi üzerine adı geçen yükleniciye 25/02/2021 tarihinde 6342 sayılı yazı ile; davacı şirketin KDV tevkifatı uygulamasında faturadan doğan KDV üzerinden kesinti yaparak davalı şirket adına sorumlu sıfatıyla vergi dairesine ödemekle yükümlü iken, davalının da KDV Genel Uygulama Tebliğinin "Belge Düzeni" başlıklı bölümü kapsamında davacıya tevkifat tutarını göstermek suretiyle fatura düzenlemek ve "satıcıların beyanı" başlıklı bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde bu tevkifatlı işleme uygun şekilde 1 numaralı KDV beyannamesi vermekle yükümlü olduğunu, davalı tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde yükleniciye KDV'nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödenmiş olması nedeniyle davacının üzerine kaldığını, bu durum karşısında davacının adlarına vergi dairesine yatırılan 1.986.262,37 TL'nin (toplam ödeme miktarı) davacıya iade edilmesi gerektiğini, söz konusu tutarın davacıya ödenmesine müteakip ödemeyi tevsik eder belgeye dayanarak davalının ilgili dönemlere ilişkin 1 numaralı KDV beyannamesinde düzeltme yapabileceğini, buna bağlı olarak genel uygulama tebliğinde belirtilen usul ve esaslar dairesinde varsa vergi dairesine ödediği tutarları veya sonraki döneme devreden KDV tutarlarını iade/ düzeltmeye konu edebileceği, bu işlemlerin KDV mevzuatında yer alan düzenlemeler çerçevesinde davalı ile vergi dairesi arasında tesis edilmesi gereken işlemlerden olduğu belirtilerek kendilerine fuzulen ve fazladan ödenen tutarları iade etmesinin ihtar edildiğini, buna müteakip kendi KDV beyanlarını düzeltebileceği ve bu suretle vergi dairesine ödediği bir KDV varsa da iade düzletme konusu olabileceğinin davalıya hatırlatıldığı, ancak davalının alacağı davacıya ödemediğini, bu konuyla ilgili uzman görüşü alındığını, tespit edilen tutarın 2015/1 ile 2019/10 dönemlerine ilişkin olarak beyan edilmiş olarak davalıdan tevkif edilip yatırılması gereken tutarlara dahil olduğunu, beyan edilen ve hesaplanan toplam meblağdan 371.594.000,00 TL'sinin davacıya ait 33 adet taşınmazın hazineye devredilmesi suretiyle, 16.315.287,12 TL'sinin ise nakit olarak ödendiğini, davacının davalının 9/10 oranındaki KDV'sini hem vergi dairesine hem şirkete ödediği bu nedenle mükerrer ödemenin söz konusu olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, ayrıca bu duruma davalının düzenlemiş olduğu faturaların neden olduğunu, ilgili dönemlere ilişkin 2 numaralı KDV beyannamelerini pişmanlıkla düzeltme beyannamesi vermek suretiyle davalının faturalarındaki KDV tutarının 9/10'unu da dahil ederek vergi dairesine davacı tarafça ödendiğini, davalının sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olduğu, davacının düzeltme işlemi neticesinde 113.540,46 TL'yi vergi dairesine ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle davalının mamelekinde haksız şekilde 113.540,46 TL artış olduğu, ihtiyati haciz talep edildiğini, sonuç ve talep kısmında ise fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere davalı şirketin taşınır, taşınmazları, bankalardaki mevduatları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında şimdilik 113.540,46 TL'lik ihtiyati haciz kararı verilmesini, bu bedelin temerrüt tarihi olan 03/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; 4 ayrı Hizmet Alım Sözleşmesi'nin konusunun, "işgücü temin hizmeti olmayıp" bu hizmet alım sözleşmelerinin konusunun "taşımacılık hizmeti alımını" kapsadığını, dolayısıyla davacı tarafın taraflar arasındaki hizmetin tanımını yanlış yaparak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir alacak iddiasında bulunduğunu, vergi satıcı tarafından beyan edilmiş olmakla birlikte, tahakkuk eden verginin ödenmemesi veya ödenecek KDV çıkmaması nedenleriyle Hazineye ödenemeyen vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamların ALICIDAN (somut olayda, hizmet alıcısı davacı/... A.Ş.'dir.) aranacağını, SATICI (somut olayda, hizmet vericisi/davalı ... Taşımacılık .... Ltd.Şti.'dir.) tarafından beyan edilmiş ve Hazineye ödenmiş olması kaydıyla sorumlu adına yapılacak tarhiyatta "Vergi aslı"nın aranmayacağını, ilgili tebliğde yapılan değişiklikle birlikte, sorumlu tarafından beyan edilip ödenmesi gerekirken SATICI tarafından beyan edilen ve Hazineye ödenen KDV tevkifatına tekabül eden verginin normal vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan gecikme faizinin "ALICIDAN" aranacağını, yine, ilgili Tebliğ'de yapılan değişiklikle birlikte, söz konusu verginin "SATICI" tarafından beyan edilmiş olmakla birlikte, tahakkuk eden verginin "ödenmemesi" veya "ödenecek KDV çıkmaması" nedenleriyle; Hazineye ödenmeyen vergi ile ve buna bağlı ceza, faiz ve zamların ALICIDAN aranacağı ve tahsil edileceğini, somut olayda, KDV Genel Uygulama Tebliği'nde geçen "alıcının" davacı ... ve ... Teşkilatı A.Ş. "satıcının" ise davalı ... Taşımacılık Gıda Tur. İnş. Tem. Hizm. San. ve Tic. Ltd. Şti. Olduğunu, konusu taşımacılık hizmeti olan sözleşmeler kapsamında, tarafların(alıcı ve satıcının) herhangi bir KDV tevkifatı uygulama yükümlülüğü bulunmadığından davacının söz konusu sözleşmeler kapsamında davalı şirkete ödemiş olduğu hak ediş bedelleri üzerinden KDV tevkifatı uygulanmadığı ve bu KDV tevkifat tutarlarını ceza, faiz ve zamlarıyla birlikte Hazineye ödemek zorunda kaldığından ve davalı şirket yönünden sebepsiz zenginleşme olduğundan bahisle talep etmesinin herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı ve bu talebin haksız olduğunu, taraflar arasında imzalanan 4 ayrı Hizmet Alım Sözleşmesi'nin süreleri itibariyle 2014/Ocak ile 2019/Eylül ayları arasındaki dönemi kapsadığı ve bu Hizmet Alım Sözleşmelerinin konusunun “KARAYOLU İLE ... YÜKÜ TAŞIMACILIĞI HİZMET ALIMINA” dair, yani taşımacılık hizmetlerine ilişkin olduğu oldukları gözetildiğinde taşımacılık hizmetleri karşılığında 2014/Ocak ile 2019/Ekim ayları arasındaki dönem içerisinde düzenlenmiş olan faturalarda; bu dönemde yürürlükte bulunan KDV Genel Uygulama Tebliğindeki düzenlemelere göre zaten herhangi bir KDV tevkifatı yapılmasını gerektiren bir durumun bulunmadığını, davacının KDV tevkifatı yapılmamasından dolayı beyan ettiği vergi ve hesaplanan toplam tutarın 371.594.000,00,TL olduğunu ve bu tutarın 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun geçici 8. maddesinde yer alan hüküm kapsamında Hazineye 33 adet taşınmazın devri ve 16.315.287,12 TL nakit olarak ödenmiş olduğunu beyan etmiş olmakla birlikte, davacının davada talep edilen ve KDV tevkifatı karşılığı Hazineye davacı tarafından ödenmiş olduğu iddia edilen 113.540,46.TL'lik tutarın yukarıda belirtilen 371.594.000,00.TL'lik toplam tutar içerisinde olduğunu gösteren herhangi bir delil ortaya koyamadığını, ortada KDV tevkifatına konu olabilecek bir hak ediş bedelinin de olmadığını, yeni düzenlemeden de anlaşıldığı üzere, taşımacılık hizmetlerindeki kdv tevkifatı uygulamasının 35 seri nolu tebliğin yürürlüğe girdiği 01.03.2021 tarihinden itibaren geçerli olacağı ve alıcı tarafından uygulanması gereken tevkifat oranının dava dilekçesinde iddia edilenin aksine 9/10 oranında değil, 2/10 oranında olduğu ve bu uygulamanın davaya konu taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme dönemlerini hiçbir şekilde kapsamadığını, davacının ileri sürmüş olduğu 113.540,46.tl tutarındaki kdv tevkifatının yapılmamış olmasının davalı şirket lehine sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermiş olduğuna yönelik iddianın somut gerçeklere aykırı, hukuk ve mantık kurallarıyla bağdaşmayan tamamen gerçek dışı bir iddia olduğunu, bu olayda sebepsiz zenginleşen biri varsa o da davacının, yersiz ve hatalı olarak kendisine mükerrer vergi mahiyetinde kdv tevkifatı ve diğer fer'ilerini ödemiş olduğu ... idaresi yani hazine olduğunu, bu nedenle, vergi usul kanunu'ndaki hata hükümlerine göre iş bu davaya konu alacakla ilgili talebini davalı şirkete değil, sebepsiz zenginleşmiş olan ... idaresi’ne yöneltmesi gerekirken, davacının sebepsiz zenginleşme iddiasıyla davalı şirkete karşı açmış olduğu bu davanın yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun bir dava olduğunu, davacının, davaya konu alacak talebinin gerekçesinin 9/10 oranındaki kdv tevkifatının yapılmamış olması ve bunun davalı şirket lehine sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiği iddiasına dayandırıldığını, halbuki, bu durumun davalı şirket lehine herhangi bir zenginleşme yaratmasının mümkün olmadığını, zira, KDV tevkifatı uygulanmamış olmakla birlikte(KDV Genel Uygulama Tebliği'ne göre zaten taşımacılık hizmetlerinde KDV tevkifatı uygulaması henüz yürürlükte değildi.), davalı şirket zaten söz konusu dönemlere ait KDV’nin tamamını, bağlı bulunduğu Vergi Dairesi'ne vermiş olduğu 1 Nolu KDV beyannamelerine intikal ettirerek gerekli KDV tahukkuklarını yaptırmış ve tahakkuk eden KDV’nin tamamını ... İdaresi’ne ödediğini, yani davacı tarafça tevkifatı yapılmayan ve hak ediş bedelleri üzerinden hesaplanıp tahsil edilen KDV’nin tek bir kuruşu mal edinilmemiş veya herhangi bir şekilde davalı uhdesinde tutulmadığı, dolayısıyla TBK 79. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği gibi, sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiği iddia olunan KDV'nin tamamının davalı şirket tarafından Hazineye ödenerek aktarıldığı ve böylelikle davalının elinden çıktığını, dolayısıyla davalı şirketin sebepsiz zenginleşme kapsamında geri verme yükümlülüğünde olduğu herhangi bir tutardan bahsetmenin hukuken olanaklı olmadığını, iddia edilen davacı tarafın zararının oluşmasında, davalı şirkete yükletilebilecek herhangi bir kusurun söz konusu olmadığını, zarar doğuran işlemde davacı tarafın ... idaresi’nin bu konudaki haksız işlemlerine karşı yargı yoluna gitmesi gerekirken, bu sorumluluğunu yerine getirmeyip hatalı ve yersiz olarak, ... idaresine yapmaması gereken bir ödemeyi yapması şeklinde gerçekleşen kusurlu eylemden kaynaklandığını, sonuç olarak, kdv tevkifatının davacı tarafça yapılmamış olması nedeniyle ortada herhangi bir vergi kaybı söz konusu olmadığı gibi, bu işlem nedeniyle davalı şirket lehine gerçekleşen bir sebepsiz zenginleşmeden bahsetmenin de mümkün olmayacağını, bu olayda sebepsiz zenginleşen biri varsa o da davacının, yersiz ve hatalı olarak mükerrer vergi ödemesinde bulunduğu ... idaresi olduğunu, katma değer vergisi genel uygulama tebliğinin 2.1.3.4.3.1. maddesinde; “sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen kdv tutarının satıcı tarafından beyan edilmiş olması halinde sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmaz.” şeklindeki düzenlemenin yer aldığını, buna göre, kdv’nin herhangi bir oranda tevkif edilmesi gerektiği kabul edilse dahi, somut olayda satıcı sıfatı bulunan davalı tarafından söz konusu kdv’nin tamamının beyannamelere geçirilmek suretiyle hazineye intikal ettirilip ödenmiş olması halinde, bu beyanın geçerli ve yeterli kabul edileceğini, dolayısıyla satıcı şirkete, alıcı/davacı tarafından tevkifata tabi tutulmaksızın ödenen kdv’nin yersiz ödeme sayılamayacağının tartışmasız olduğunu, somut olayda, 2014/ocak ile 2019/eylül ayları arasındaki dönemlerde davacı tarafından yapılması gerektiği belirtilen kdv tevkifatının, satıcı davalı şirket tarafından, ilgili dönemlerde bağlı bulunulan vergi dairesi'ne verilen 1 nolu kdv beyannamelerine intikal ettirilerek tahakkuk ettirildiğini, yukarıda belirtilen tebliğ hükümlerine göre bu şekilde davalı tarafından hazineye intikal ettirilen vergi aslının ... idaresince sorumlu sıfatı bulunan davacıdan aranmaması gerektiğini, başka bir anlatımla ... idaresince, tevkifatı davacı tarafça yapılmamış olan kdv tutarlarının arandığı ve davacıdan haksız ve yersiz olarak tahsil edilmiş olduğunun anlaşıldığını, davacı tarafın, kati surette ... idaresine ödememesi gereken kdv aslı ve üstüne üstlük pişmanlık cezasını ödemek yerine, hukukun gerektirdiği doğru yöntemi izleseydi böylesine gereksiz bir zararla karşı karşıya kalmayacağını, kaldı ki, kdv tevkifatı konusunda ... idaresi ile davacı taraf arasında yaşanan bu ihtilaf ve davacının ... idaresi’ne böylesine gereksiz ve yersiz bir ödeme yapmadan önce konu hakkında davalı şirkete ihbarda bulunulup bilgi vermesinin gerektiğini, zira konu hakkında zamanında davalı şirkete ihbar yapılıp bilgi verilseydi, konuyla ilgili olarak davacıya verilecek tevkifata konu KDV’nin eksiksiz şekilde davalı tarafından 1 No’lu KDV beyannamelerine zamanında ve eksiksiz intikal ettirilip tahakkuk ettirildiği ve yapılan tahakkukun davalı tarafından Hazineye zaten ödenmiş olduğunu gösteren belgeler, emsal yargı kararları ve diğer bilgilerle birlikte davacı tarafa bildirileceği ve böylesine yersiz bir ödemede bulunmasına gerek olmadığının anlaşılabileceğini, kaldı ki, davacı ... ve ... Teşkilatı A.Ş.'nin Satınalma Daire Başkanlığı tarafından KDV Tevkifatı yapılıp yapılmayacağı konusunda davalı şirkete gönderilmiş olan 13.06.2017 tarih ve Sayılı yazıda; ilgili taşımacılık hizmetleri sözleşmeleri kapsamında davacının yapacağı ödemeler karşılığı muhatap/alıcı davacı adına düzenlenecek faturalarda, KDV Tevkifatı Yapılmaması gerektiğinin bildirildiğini, davalı şirketin bu şekilde Hazineye ödemiş olduğu KDV toplamı içerisinde 2014/Ocak ile 2019/Eylül ayları arası dönemde muhatap davacıya kesmiş olduğu fatura bedelleri üzerinden hesaplanmış olan %18 oranındaki KDV tutarlarının da bulunduğunu, davalı şirketin söz konusu dönemde bağlı bulunduğu .../... Vergi Dairesi ile .../... Vergi Dairesi'ne ... Sicil numarası ile tahakkuk ettirdiği ve BS Formlarında (Beyan Satış Bildirimi) beyan ettiği mal ve hizmetlerin dökümünün dilekçe ekinde sunulduğunu, bu BS Formlarından anlaşılacağı üzere ortada davacı tarafın KDV tevkifatı uygulamamış olmasından dolayı Hazine yönünden herhangi bir vergi kaybının söz konusu olmadığını, buna rağmen davacının ... İdaresine fuzulen yapmış olduğu dava konusu ödemenin mükerrer vergi ödemesi niteliğinde olduğunu, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
Sözleşme, ticari defter ve bağlı kayıtlar, bilirkişi raporu, vs.
KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME :
Dava, davacı şirket tarafından ödendiği belirtilen 113.540,46 TL'nin davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediğinin tespitine ilişkindir.
Mahkememizce, dosyanın 1 Vergi Uzmanı ve 1 Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi suretiyle rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Alınan 11/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ... A.Ş.'nin dava dosyasına konulan ve dava konusu olan faturalar için yasalara uygun olarak VUK'nun 371 maddesi hükümleri çerçevesinde pişmanlık talepli ilgili aylar için 2 nolu KDV beyannamesi ile tevkifatdan doğan KDV vergisinin tahakkukunu yapıp, ... Bakanlığına ödemesini yapmakla mükellef olduğu, Davacı kurum tarafından sunulan faturalar içinde 31/01/2017 tarihli fatura ile ... no.lu faturanın okunamadığı, Okunabilen faturaların toplam KDV tutarı 123.750,80 TL olduğu, bu bedelin 9/10 kısmı stopajlı kesilmesi gerektiğinden 111.375,72 TL tevkif edileceğinden davalı şirket bu bedeli davacı kuruma ödemekle yükümlü olacağı bildirilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince; Dosyanın rapor sunan bilirkişi heyetine tevdii ile taraf vekillerinin itirazlarının tek tek değerlendirmek ve itiraz dilekçesi ekinde sundukları belgelerde göz önünde bulundurularak ek rapor düzenlemelerinin istenilmesine karar verilmiştir.
Alınan 18/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; Dava konusu, davalının davacıya düzenlemiş olduğu faturalarda yer alan KDV tutarları üzerinden KDV tevkifatı yapılıp yapılamayacağı, davacının tevkifatsız KDV faturaları üzerinden davalıya ödemiş olduğu KVD'yi aynı zamanda vergi dairesine de (mükerrer olarak) ödemiş olması sebebiyle davalıdan geri isteyip isteyemeyeceği, davalının sebepsiz zenginleşme içinde olup olmadığı ile ilgili olduğu, 16.02.2021 tarih 31397 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:35) ile; “Mükellef Ve Vergi Sorumlusu” başlıklı (I/C.) bölümünde yer alan “2.1.3.2.11.” alt bölümü başlığı “Taşımacılık Hizmetleri” olarak değiştirilmek suretiyle , 5/10 oranında tevkifat uygulanmakta olan servis taşımacılığı hizmetlerinin yanı sıra, 01.03.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, “Kara Yolu İle Yük Taşımacılığı” hizmetleri de 2/10 oranında KDV tevkifatı uygulaması kapsamına alındığı, tarafların dosyaya sundukları yeni ve somut veriler ile konu hakkındaki yargı makamlarının mevcut kararları da göz önünde bulundurularak dava dosyasında mevcut sözleşmeler üzerinde yapılan yeni incelemede; sözleşme konusunun, raporun 8.1. bölümünde belirtilen güzergahlar arasında "... maddesi" nakliyesini içerdiği, esas olarak nakliye hizmeti alındığı, alınan hizmetin "münhasıran iş gücü temin hizmeti" olarak değerlendirilemeyeceği, hizmet alımının 2014-2019 yıllarında yapıldığı, bu yıllarda da alınan hizmetin tevkifata tabi olmadığı, davacının hizmet alımı neticesinde, davalıya hizmet bedelleri karşılığında ödediği KDV tutarlarının dolaylı olarak, 213 sayılı VUK 371 maddesi kapsamında verdiği düzeltme beyannameleri neticesinde de (mükerrer olarak) doğrudan kamu hazinesine aktarıldığı, bu durumda kamu hazinesine 2 defa ödeme yapıldığı, bu nedenlerle dava konusu kdv bedellerini davalıdan geri isteyemeyeceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 16.02.2021 tarih 31397 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:35) ile; “Mükellef Ve Vergi Sorumlusu” başlıklı (I/C.) bölümünde yer alan “2.1.3.2.11.” alt bölümü başlığı “Taşımacılık Hizmetleri” olarak değiştirilmek suretiyle , 5/10 oranında tevkifat uygulanmakta olan servis taşımacılığı hizmetlerinin yanı sıra, 01.03.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, “Kara Yolu İle Yük Taşımacılığı” hizmetleri de 2/10 oranında KDV tevkifatı uygulaması kapsamına alındığı, dava dosyasında mevcut sözleşmeler üzerinde yapılan yeni incelemede; sözleşme konusunun, raporun 8.1. bölümünde belirtilen güzergahlar arasında "... maddesi" nakliyesini içerdiği, esas olarak nakliye hizmeti alındığı, alınan hizmetin " münhasıran iş gücü temin hizmeti" olarak değerlendirilemeyeceği, hizmet alımının 2014-2019 yıllarında yapıldığı, bu yıllarda da alınan hizmetin tevkifata tabi olmadığı, davacının hizmet alımı neticesinde, davalıya hizmet bedelleri karşılığında ödediği KDV tutarlarının dolaylı olarak, 213 sayılı VUK 371 maddesi kapsamında verdiği düzeltme beyannameleri neticesinde de (mükerrer olarak) doğrudan kamu hazinesine aktarıldığı, bu durumda kamu hazinesine 2 defa ödeme yapıldığı, bu nedenlerle dava konusu kdv bedellerini davalıdan geri isteyemeyeceğinin bildirildiği bilirkişi kök ve ek raporunun gerekçeli, denetime elverişli, usul ve yasaya uygun düzenlendiği gözetilerek hükme esas alınmış olup, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 1.938,99 TL'den mahsubu ile artan 1.511,39‬ TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanunun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye ödenmesine,
4-Kararın niteliği gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Davalı yararına ölçümlenen 18.166,47-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/04/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim