mahkeme 2022/197 E. 2024/136 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/197
2024/136
9 Şubat 2024
T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/459 Esas - 2024/107
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/459 Esas
KARAR NO : 2024/107
HAKİM :....
KATİP : ....
DAVACI : ... - ..... Alpağut Mah. Alpağut/16 Sk. No:34 Keles/ BURSA
VEKİLİ : Av. .... - [16951-59357-64120] UETS
DAVALI : ... ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ - [.....-80871-22987] UETS
VEKİLİ : Av. ....- [16408-04267-..] UETS
FERİ MÜDAHİL : ... SAN. ve TİC. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ..... -
[16629-26563-46684] UETS
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/06/2021
KARAR TARİHİ : 05/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ile ekte bir örneği bulunan Yol ve Altyapılara Ait Taş Duvar İnşaat İşlerine ait sözleşmeyi 20/06/2018 tarihinde, Yol ve Tesviye İnşaat İşlerine ait sözleşmeyi 17/08/2018 Tarihinde imzaladığını, Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 5. maddesine göre Organize Sanayi Bölgeleri birer özel hukuk tüzel kişisi olduğunu,sözleşmelerde Bursa mahkemeleri yetkili kılındığını, müvekkilinin çalışmasına devam etmekte iken ülkenin yaşamış olduğu ekomonik sorunlar,dövizin yükselmesi, davalının çalışma vardiyalarını düşürmesi,davalının baskı yapması, ödemede yaşanan sıkıntılar nedeni ile ekonomik olarak zora düştüğünü ve Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/69 esaslı dosyası ile konkordato talebinde bulunduğunu ve mahkemece kabul görülmesi üzerine kendisine geçici ve kesin mühlet verildiğini, dava devam ederken davalı Bursa 10.Noterliğinden 20/03/2019 Tarihli,11480 yevmiye nosu ile ihtarname çekmiş ve 17/08/2018 tarihli sözleşme için teminat eksikliği olduğu ve 1.513.069,80 TL tutarına teminat istediğini, taraflarınca Bursa 10.Noterliğinin 29/03/2019 Tarih, 12708 Yevmiye nolu ihtarla cevap verildiğini ve teminat olarak banka teminat mektubu ve çek verildiği, sözleşme gereği de %5 hakediş kesintisi yapıldığı ve teminat ile ilgili eksiklik olmadığı belirtildiğini, 17/08/2018 tarihli sözleşme gereği yaklaşık 7 ay sonra 20/03/2019 tarihinde davalının teminat eksikliği nedeni ile ihtar çekmesi, davalının müvekkili üzerinde kurduğu yıldırma politikasının bir örneği olduğunu, müvekkilinin davalının kötüniyeti ve baskısı sonucu imzalamış olduğu 17/08/2018 Tarihli sözleşmeyi 15/05/2019 tarihinde,davalının isteği ile dava dışı ... Madencilik Taş San ve Tic AŞ ye devretmek zorunda kaldığını, devir sözleşmesi ekte sunulduğunu,devir sözleşmesi incelendiğinde 5.000.000,00 TL + KDV tutarında kar payı sağlanıncaya kadar toprak işlerinden m3 başına 0,40 TL, Taş duvar işlerinden m3 başına 10,00 TL olmak üzere yapılacak işlerden ötürü müvekkiline ödeme yapılacak şekilde sözleşme yapıldığını, bu devir sözleşmesi gereği bugüne kadar müvekkili yaklaşık 2.750.000,00 TL+ KDV hakediş yaptığını, davalının isteği ile iş bu şirkete devredilmesine rağmen ... AŞ hakedişlerde ihtilaf olduğu gerekçesi ile müvekkiline ödeme yapmadığını, müvekkili hem davalının baskısı yüzünden işi bırakmak zorunda kaldığını, zarara uğradığını, hem de davalının isteği ile işi devrelan şirketten alacağını alamadığı için zarara uğradığını, bu devir yapılır iken konkordato komiserinin görüşü,mahkemenin ve davalının onayı ise alınmış ve yasal prosedür işletildiğini, işbu dava konusu oluşturan, müvekkilinin davalı ile imzalamış olduğu 20/06/2018 Tarihli, 4.641.150,00 TL bedelli sözleşme ise komiserin görüşü ve mahkemenin onayı olmadan,konkordato süreci devam ederken, hukuka aykırı olarak, sözleşmedeki usullere uyulmadan dava dışı ... İnş.Taah.San. Ve Tic. Ltd Şti.'ne devredildiğini,konkordata devam ederken konkordato talep edenin yapmış olduğu bazı işlemler geçersiz kılındığını, davalının 12/06/2019 tarihli TEKNOSAB.TEK. 2019/156 sayılı yazısı ekte olup yazıda "Bursa TEKNOSAB Yol ve Altyapılara Ait Taş Duvar İnşaat İşleri İşi'nin ... İnş.Taah.San ve Tic Ltd Şti firmasına devri uygun bulunmuştu." ifadesi geçmekte olduğunu, devir ile ilgili prosedürlere uyulmadığı ve devrin tek taraflı olarak yapıldığı ortada olduğunu, İcra iflas kanunu m. 297 maddesinin açık olup yapılan tüm işlemler hükümsüz olduğunu, dava dışı ... İnş.Taah.San. Ve Tic. Ltd Şti.ne sözleşmenin devir yapılabilmesi için mahkemenin onayı alınmamış olup 20/06/2018 Tarihli sözleşme dava dışı şirkete usulsuz ve haksız olarak devredildiğini, 20/06/2018 tarihli sözleşme ile ilgili, dava dışı ... Madencilik AŞ ye uygulanan yasal prosedürün aynısı uygulanıp mahkeme onayı ile işin devamı için görüş ve izin alınsa idi, müvekkili ... Madencilik AŞ ile yapılan sözleşmenin bir benzerini dava dışı ... İnş.Taah.San. Ve Tic. Ltd Şti. İle de yapacak ve aktifinde çoğalma olacağını, dava dışı ... İnş.Taah.San. Ve Tic. Ltd Şti'nin devam eden işi ile ilgili ihaleye çıkılmadığını, müvekkilinin ihale ile almış olduğu işin devam edecek kısmı ile ilgili, sanki yasal bir devir yapılmış gibi işlem yapılmış ve dava dışı ... İnş.Taah.San. Ve Tic. Ltd Şti'ne iş verildiğini, dava dışı şirket,avalı tarafın hukuka aykırı bir şekilde yapmış olduğu işlem ile müvekkili üzerinden haksız kazanç sağladığını, bu sebeplerle müvekkilinin devir ile ilgili yasal prosedür işletilse idi,dava dışı ... Ltd Ştinden alacağı bulunacağını,bir diğer husus ise yine usul ve yasaya uygun olmayan bu devir olmasa idi, müvekkilinin dava dışı ... Ltd Şti nin hali hazırda devam eden sözleşmedeki işini kendisi yapacak ve davalıdan alacaklı olacağını, her iki ihtimalde de müvekkilinin alacağı bulunacağını, bu alacakların mahrum edilmesinden davalı sorumlu olduğunu, davalı ile imzalanan 20/06/2018 tarihli sözleşmenin haksız feshdildiğinin ve devrinin geçersizliğinin tespitine, sözleşmenin haksız ve usulsüz feshi ve devri nedeni ile oluşan müvekkil zararının şimdilik 1.000,00 TL 'sinin sözleşmenin haksız olarak fesh edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin ve yine arabuluculuk vekalet ücretinin(AAÜT 16) davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kabulü anlamına gelmemek üzere; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını,6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/2 maddesi gereğince; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. Bu itibarla zararı olduğunu iddia eden davacının bu zararını belirli bir meblağ üzerinden açması gerektiğinden davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılması mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise, dava değeri hesap edilebilir nitelikte olduğundan 1.000-TL üzerinden yatırılan eksik harcın tamamlatılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından işbu davanın ''Yol ve Altyapılara Ait Taş Duvar İnşaat İşleri Sözleşmesi’'ne dayanarak açıldığını, dosyaya sunulu bulunan Taş Duvar İnşaat İşleri Sözleşmesi’nin 23. Maddesi Sözleşmenin Devri'ni düzenlemekte olup; ''Yüklenici hiçbir neden ve gerekçe ile yüklenmiş olduğu sözleşme kapsamındaki işi Bölge'nin yazılı onayını almadan kısmen veya tamamen başkasına devredemez. Devrettiği takdirde sözleşmesi hükümsüz hale gelir. Kesin teminatı hiçbir ihtara gerek kalmaksızın paraya çevrilerek bölge lehine gelir kaydolunur." şeklinde olduğunu, bizzat davacı tarafından davalı bölgeye sunulan 18.04.2019 tarihli İş Devri Muvafakatı hk. Konulu yukarıdaki yazısı ile Taş Duvar Sözleşmesi'ni ... İnşaat Taah. San. Ve Tic. Ltd Şti'ne devrini talep ettiğini, davacının talebi üzerine yapılan değerlendirme sonucunda devrin uygun bulunduğu davacı şirkete bildirildiğini, ‘’davacı tarafından doğrudan talep edilmesine rağmen '’ davacı talep bizzat kendisinden gelmemiş gibi kendi talebini hiçe sayarak işbu davayı açtığını ve müvekkili bölgeye haksız ve yersiz isnatlarda bulunduğunu, akabinde aslında yetkisi olmadığı halde işlem yaptığını iddia ederek yapılan devrin geçersizliğini ileri sürdüğünü, TMK 2 ve TTK 18/2 ye göre davacının yapmış olduğu iş ve işlemlerin sonuçlarını bilerek hareket etmek zorunda olduğunu, davacı tarafından dilekçesinde müvekkili bölge ile yapmış olduğu işlemlerde baskı ve kötüniyet iddiası ileri sürülmüşse de söz konusu durum basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü ile uyuşmadığını, davacı tarafından 17/08/2018 tarihli Yol ve Tesviye İnşaat İşlerine ait sözleşmenin kendisine baskı ve kötüniyetle imzalatıldığı iddia edilmiş olsa da gerek talep dilekçesi gerekse geçici kabul tutanaklarındaki imzaları ve teminat iade talepleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından sözleşmenin kendi talebi üzerine devredildiği açıkça anlaşılacağını,davacının iddiaları arasında hukuki tutarlılık bulunmadığını; herhangi bir irade sakatlığına dayanması mümkün bulunmadığını, kaldı ki davacı tarafından devir protokolünün baskı ve kötüniyetle imzalatıldığı iddia edilmekteyse de kabul anlamına gelmemek üzere; Türk Borçlar Kanunu’nun 39. Maddesi uyarınca hak düşürücü süresi 1 yıl olup söz konusu hak düşürücü süresi dahi dolduğunu, İcra İflas Kanunu’nun 297. Maddesinde konkordato talep eden davacı borçlunun sadece bir kısım yetkileri sınırlandırılmış olup, bu husus 19.12.2018 tarih 9727 sayılı ve 26.04.2019 tarih 9817 sayılı Ticaret Sicil Gazeteleri ile de ilan edildiğini, gazetelerde de belirtildiği üzere Mahkeme tarafından yalnızca borçlunun rehin tesis edemeyeceği, kefil olamayacağı, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemeyeceği, takyit edemeyeceği ve ivazsız tasarruflarda bulunamayacağına karar verilmiş ve gazetede ilan edildiğini, davaya konu iş ve işlemler sayılan hususlardan olmayıp, bu konularda herhangi bir yetki kısıtlaması bulunmadığını, İcra ve İflas Kanunu'nun 297. maddesine göre, konkordato komiseri atanmasıyla birlikte tüzel kişinin yetkili temsilcilerinin şirketi yönetim ve temsil yetkisinin kendiliğinden ortadan kalkmayacağı açık olduğunu, davacının iddialarının kabulü mümkün bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere; şayet davacının tek başına işlem yapma yetkisi yok idiyse her halükarda davacı böyle bir durumu bilmekte olduğu halde devir talep etmiş ise bu halde de kötüniyetli olacağından ve davacının kötüniyeti korunamayacağından bu halde dahi davanın reddi gerektiğini,söz konusu hüküm konkordato sürecinde bulunan şirketin, alacaklılarını zarara uğratmasını ve mal kaçırmasını önlemek amacıyla düzenlenen bir hüküm olduğunu,bu hüküm konkordato sürecinde bulunan borçlu-davacı tarafından bizzat yapılan işlemlerde yine borçlu-davacı tarafından davaya konu devir sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesine dayanak oluşturamayacağını, konkordato, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessese olduğunu, konkordato süreci yalnızca konkordato talebinde bulunan şirketi değil, söz konusu şirketin alacaklılarını ve alacaklarını da koruyan bir yol olduğunu, her ne kadar dava dilekçesinde işbu davaya konu olmayan tesviye sözleşmesi ile ilgili çeşitli örnekler verilmiş olsa da hiçbirisi işbu davaya konusu Taş Duvar Sözleşmesi ile ilgili bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde yalnızca davacı ile ... Madencilik A.Ş. arasında imzalanmış bulunan Devir Sözleşmesi sunulmuş olsa da müvekkilinin davacı ile dava dışı 3. Kişi şirket arasında yapılmış işbu sözleşmeden herhangi bir bilgisi bulunmadığını, davacının devir sözleşmesine dayalı olarak bir hakkı bulunmakta ise bunu sözleşmenin tarafı olan dava dışı 3. kişiye karşı ileri sürmesi gerektiğini, ihtilafın müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davacı tarafından müvekkili Bölge’ye sunulan 10.05.2019 tarihli Nakit Teminat İadesi konulu yazısı ile de " 20.06.2018 tarihinde imzalandığını "Yol ve Altyapılara Ait Taş Duvar İnşaat İşleri" ne dair 10.05.2019 tarihinde düzenlenen Protokol ile Kesin Kabul teslimatı yapıldığını, sözleşmenin 14.2.3. Maddesi "... Nakit teminat veya Geçici Teminat yerine geçecek teminatlar , Geçici Kabul'ün yapılmasının ardından Yüklenicinin Bölge'ye yapacağı müracaata müteakip bir ay (1 ay) içerisinde ödenir" gereğince müşavir firma ile netleştirilen kesinti tutarı haricinde kalan tutarın tarafımıza ödenmesi hususunda gereğinin yapılmasını arz ederiz " şeklindeki talebi doğrultusunda sözleşme davacı ile davalı arasında tasfiye edildiğini, dava dilekçesinde dava dışı ... İnş. Taah. San ve Tic. Ltd Şti.'nin devam eden işi ile ilgili ihaleye çıkılmadığı belirtilmiş ise de bu hususun dava ile bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin tabi bulunduğu mevzuat gereği Bakanlık kredisi kullanmadığı için ihaleye çıkma zorunluluğu olmadığını, kaldı ki davacı da sözleşmeye konu işi, 2018 yılında ihale ile değil devir talebi ile başka bir yükleniciden devraldığını,ekte sunulu 19.06.2018 tarihli ... Uluslararası Nakliyat İhracat ve Ticaret Ltd Şti yazısına (Ek:3) göre ; " 13.02.2018 tarihinde sözleşmesi imzalanan ve 01.03.2018 tarihinde işyei açılışı ile uhdemizde yapımına başlanan 1. Kısım Arazi Tesviye ve İnşaat İkmal işinde Sözleşmenin ilgili maddesi gereğince uhdemize verilen Taş duvar yapım işlerinin , toprak işlerimizdeki yoğunluğumuz nedeni ile sahada söz konusu işi bizim adımıza yürütmekte olan Altyüklenicimiz ... (... İnşaat) firmasına devredilmesi hususunda gereğinin yapılmasını arz ederiz." denildiğini, kendisi de ihale ile değil devir suretiyle sözleşmeyi imzaladığını, davacı firmasının sonradan ... İnş. Taah. San ve Tic. Ltd Şti. nin imzalamış olduğu sözleşme ile ihaleye çıkılmadığını belirtmesi açık bir çelişki olduğunu,davacı 20.06.2018 tarihli sözleşme ile ilgili bir kısım taleplerde bulunmakta ise de bu sözleşme ifa edildiğini, ifa nedeniyle aslında yürürlükten kalkan bir sözleşmeye dayanarak davacının hak iddia edebilmesi mümkün olmadığını, 28.05.2019 tarihinde müvekkili yetkilileri ile davacı ... arasında geçici kabul tutanağı düzenlendiğini, tutanağa atıf yapıldığını,geçici kabul belgesinden anlaşılmaktadır ki sözleşme ifa edilmekle sona erdiğini, Söz konusu devir uyarınca davacı tarafından davalıya işbu konuda başkaca hizmet sunulmamış olup, teminatı kalmadığını, sözleşmenin Türü ve Bedeli başlıklı 5. Maddesinde sözleşmenin toplam bedeli 4.641.150-TL olarak düzenlenmiş olup; sözleşmenin birim fiyatı ve metrajı belirli olduğunu, işbu sözleşmede süre koşulu değil metraj koşulu ön planda bulunduğunu, bölgenin Sözleşmenin 5 ve 15. maddeleri uyarınca artırım azaltma yetkisi mevcut olduğunu, davacının da kabulünde olduğu gibi 20.06.2018 tarihli sözleşmede sözleşme bedeli 4.641.150-TL dolduğunu, geçici kabul tutanağında da 5.783.000,77-TL lik iş yapıldığı taraflarca kabul edildiğini, bu durum karşısında ifa edilmiş sözleşmeye dayalı olarak da herhangi bir hak ve tazminat talep edilemeyeceğinden bu yönüyle dahi davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının zararı olduğunun kabulü mümkün olmadığını, davacı dosyaya hiçbir somut bilgi ve belge ibraz edememiş olup, illiyet bağından dahi yoksun ve kendisinin açıkça kötüniyetli olduğunu kabul eder şekilde bizzat kendisi tarafından imzalanan belgelerin hükümsüzlüğünü ileri sürdüğünü, bu husus Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesine de açıkça aykırı olduğunu, davanın reddine ,fazlaya ilişkin dava ve talep hakların saklı tutulmasına,yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, bilirkişi kök-ek raporları,davalı şirkete, Bursa 1. ATM'ye,Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na ve BTSO’ya yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava dilekçesinde gösterilen ve taraflarca akdedilen 17/08/2018 tarihli sözleşmenin haksız feshedildiğinin ve devrinin geçersizliğinin tespitine, davacının zararının şimdilik 1.000,00 TL sinin sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Tarafların iddia-savunmalarının,gelen müzekkere cevaplarının değerlendirilmesi, davacının yaptığı işlerin tespit edilmesi amacıyla mahallinde keşif icra edilmiş, inşaat mühendisi bilirkişi , nitelikli hesap uzmanı bilirkişi , SMMM bilirkişi tarafından tanzim edilen 17/05/2022 tarili kök raporda özetle;taraflar arasında 20.06.2018 tarihli Yol ve Alt Yapılara Ait Taş Duvar İnşaat İşleri Sözleşmesi kapsamında Taraflar arasında 28.05.2019 tarihli Geçici Kabul Tutanağının düzenlenmiş olduğu, davacı Yüklenici tarafından Geçici Kabul Tutanağının ihtirazi kayıtsız olarak imzalanmış olduğu,28.05.2019 tarihli Geçici Kabul Tutanağı kapsamında; Yüklenici tarafından, son hakedişi itibariyle, 5.783.000,77 TL tutarında, 37.402,38 m3 taş duvar imalatın gerçekleştirilmiş olduğunun, eksikliklerin tamamlanması için Yüklenicinin hak edişlerinden %5 oranında, toplam 289.150,04 TL nakit teminat kesintisi tutulduğu, Sözleşme kapsamında gerçekleştirilen işlerdeki eksikliklerin tespitinin yapıldığı, bu eksikliklerin giderilmesine ilişkin, TEKNOSAB Yüklenici nam ve hesabına işi yaptırmak üzere 133.223,48 TL kesinti yaparak, geçici kabulü tamamladığı, Geçici Kabul Tutanağı kapsamında eksikliklerin tamamlanmasına ilişkin taahhüt protokolü (6 A4 sayfa Ek-2) dosya içerisinde bulunmadığı, tespit edilen eksiklerin kim tarafından nasıl yapılmış olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı yüklenicinin 20.06.2018 tarihli Sözleşmenin devri talebinin davalı iş sahibi tarafından kabul edilmiş olduğu beyan edilmiş ise de bu yöndeki karar ve işlemlere, devre ilişkin sözleşme, protokol veya diğer kayıtlara yer verilmemiş olduğu, belirtilen eksiklerin tamamlanmasının ardından tekrar değerlendirme yapılabileceği bildirilmiştir.
Mahkememizce eksik evrakların tamamlanması amacıyla davalı şirkete müzekkerelere yazılmış, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 26/01/2023 tarihli raporda özetle; Taraflar arasında 20.06.2018 tarihli Yol ve Alt Yapılara Ait Taş Duvar İnşaat İşleri Sözleşmesi kapsamında Taraflar arasında 28.05.2019 tarihli Geçici Kabul Tutanağının düzenlenmiş olduğu, davacı Yüklenici tarafından Geçici Kabul Tutanağının ihtirazi kayıtsız olarak imzalanmış olduğu, 28.05.2019 tarihli Geçici Kabul Tutanağı kapsamında; Yüklenici tarafından, son hakedişi itibariyle, 5.783.000,77 TL tutarında, 37.402,38 m3 taş duvar imalatın gerçekleştirilmiş olduğunun, eksikliklerin tamamlanması için Yüklenicinin hak edişlerinden %5 oranında, toplam 289.150,04 TL nakit teminat kesintisi tutulduğu, Sözleşme kapsamında gerçekleştirilen işlerdeki eksikliklerin tespitinin yapıldığı, bu eksikliklerin giderilmesine ilişkin, TEKNOSAB Yüklenici nam ve hesabına işi yaptırmak üzere 133.223,48 TL kesinti yaparak, geçici kabulü tamamladığı, Geçici Kabul Tutanağı kapsamında eksikliklerin tamamlanmasına ilişkin taahhüt protokolüne göre ... Madencilik A.Ş tarafından yapıldığı, davacı yüklenicinin 20.06.2018 tarihli Sözleşmenin devri talebinin davalı İş Sahibi tarafından kabul edilerek Bursa TEKNOSAB ( BÖLGE) ve ... İnşaat (...) firması ( Yüklenici) arasında imzalanan 26/08/2018 tarihli '' Yol ve Altyapılara Ait Taş Duvar İnşaat İşleri'' sözleşmesi gereği, gelinen aşama itibarıyla, devam eden eksiklikler bulunmaktadır. Ayrıntıları aşağıda açıklanmış olan bu eksiklikler yüklenici tarafından tamamlanmadığı, Yüklenici tarafından tamamlanmamış durumdaki eksiklikler, bölge tarafından yüklenici hesabına yaptırılarak, tutarı yüklenici teminatından kesileceği, kesilen toplam teminat kesintisinin 289.150,04.-TL olduğu, iki işin birden teminat kesintileri ... İnşaat - ... adına kesildiğinden diğer işin teminat kesintileri ile birlikte ödeme yapıldığı, sadece eksik ve kusurlu işlere ait 133.223,48.-TL kesildiği, İşe ait fatura yansıtma faturası olarak ... İnşaat - ...'a düzenlendiği, taş duvar yapımında KDV den istisna olduğu halde eksikliklerin tamamlanmasına ilişkin taahhüt protokolüne göre ... Madencilik A.Ş tarafından yapılan hakedişlere KDV ödenmesinin tadilat tamirat niteliğinde işler olduğu için KDV istisna belgesi kapsamında olmadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce eksik evrakların tamamlanması amacıyla davalı şirkete müzekkerelere yazılmış,tarafların rapora itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 12/06/2023 tarihli ek raporda özetle; davacı tarafından Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1619 Esas sayılı dosyası ile davacının 28.11.2018 tarihinde Adi Konkordato istemi ile başvuruda bulunduğu, 04.12.2018 tarihinde üç aylık geçici mühlet kararı verilmiş olduğu, yargılama aşamasında davacı hakkında geçici mühlet ve kesin mühlet kararlarının verilmiş olduğu ve nihai olarak 09.11.2020 tarihli 2020/675 Karar sayılı kararı ile davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiş olduğu ve kararın 19.02.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğu,2004 sayılı İİK.m.297 ile, "Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Şu kadar ki, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir. Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz; taşınmazını, işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırını ve işletmenin devamlı tesisatını devredemez ve takyit edemez. Aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür. Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin görüşü ile alacaklılar kurulunun muvafakatini almak zorundadır. Borçlu bu hükme yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya 292 nci madde çerçevesinde karar verir. Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında alınan kararlar 288 inci madde uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilir." Yasada yer verilen düzenleme karşısında konkordato isteminde bulunan borçlunun ticari faaliyetlerinin askıya alındığından bahsedilemez. Nitekim konkordato ile, borçluların mali durumlarının iyileşebilmesi amacıyla alacaklılarıyla ödeme zamanı veya şartları hususunda bir anlaşmaya varılabilmesi için bir süreç yaratılması, iflasa tabi borçlunun muhtemel iflastan kurtulması amaçlanır. Bu kapsamda borçlunun, mahkemeye sunmuş olduğu proje kapsamında tüm ticari işletmesi ile birlikte alacaklılarına iflastan daha makul bir menfaat temin etmesi amaçlanmıştır. Konkordato talebi ile geçici mühlet verilmesi talep eden borçlunun ticari faaliyetlerde bulunmasına mani olmaz.Nitekim İİK.m.296 ile, "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamı esastır. Bu sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. (EKLENMİŞ CÜMLE RGT: 19.06.2021 RG NO: 31516 KANUN NO: 7327/4) Bu fıkra kapsamında geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimler karşılıklı olarak ifa edilir. Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen (EKLENMİŞ İBARE RGT: 19.06.2021 RG NO: 31516 KANUN NO: 7327/4) aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin (DEĞİŞİK İBARE RGT: 19.06.2021 RG NO: 31516 KANUN NO: 7327/4) izniyle herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan düzenlemeler kapsamında konkordato istemi neticesinde geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet verilen borçlunun ticari faaliyetlerinin devam ettirilmesinin esas olduğu, İİK.m.297 kapsamındaki tedbirlerin borçlunun mutadın ticari faaliyetlerine etkisinin bulunmadığı ve İİK.m.296 uyarınca da borçlunun süregelen sözleşmelerle yüklenmiş olduğu edimleri ifa yükümlülüğünün devam ettiği görülmektedir.Davacı tarafın itirazlarının temelini; 20/06/2018 tarihli sözleşmenin komiserin görüşü ve mahkemenin onayı olmadan, konkordato süreci devam ederken, hukuka aykırı olarak, sözleşmedeki usullere uyulmadan dava dışı ... İnş.Taah.San. Ve Tic. Ltd Şti.'ne devredildiği, konkordato talep edenin devir işlemini yapamayacağı, tek taraflı yapılan devrin hüküm ve sonuç doğurmayacağı, halbuki davacı tarafından ivaz karşılığı devir yapılmak istendiği, bu işlemin daha önce de yapıldığı yönündedir. 20.06.2018 Tarihli Yol ve Alt Yapılara Ait Taş Duvar İnşaat İşleri Sözleşmesi m.23 ile, Yüklenicinin hiçbir neden ve gerekçe ile yüklenmiş olduğu sözleşme kapsamında işi Bölgenin yazılı onayını almadan kısmen yada tamamen başkasına devredemeyeceği, devrettiği takdirde sözlşemenin hükümsüz hale geleceği, kesin teminatının hiç bir ihtara gerek kalmaksızın paraya çevrilerek Bölge lehine irad kaydedileceği belirtilmiştir.Anılan düzenleme kapsamında davacının sözleşmeyi herhangi bir aşamada tek taraflı olarak devri hukuken olanaklı değildir. Bu engel taraflar arasındaki sözleşme hükmünden kaynaklanmakta olup davalı iş sahibi tarafından devir talebine onay verilmeksizin sözleşmenin devri olanaklı olmayacaktır. Dosya içerisinde de davalı iş sahibi tarafından 20.06.2018 tarihli Sözleşmenin devri talebine istinaden verilmiş bir onay ve gerçekleşen bir devir işlemi görülmemektedir. Nitekim davacı taraf da bu hukuki durumu kabul etmekte ve Geçici Kabul Tutanağından sonra davalı iş sahibinin başka bir yüklenici ile sözleşme imzalamasının sözleşmenin devri niteliğinde olduğunu savunmaktadır. 20.06.2018 Tarihli Yol ve Alt Yapılara Ait Taş Duvar İnşaat İşleri Sözleşmesi m.20.2 ile, "...Sözleşme konusu yapım işi, şartname, sözleşme ve eklerine uygun olarak tamamlandığında, Yüklenici Bölge'ye vereceği dilekçe ile geçici kabul isteğinde bulunur. Yapılan işler, Bölge tarafından verilecek talimat üzerine, Bölge ve/veya Müşavir teknik personelince ön incelemeden geçirilir. Ön inceleme sonucunda, işin şartname, sözleşme ve eklerine uygun olarak tamamlandığı ve kabul işlemlerinin yapılmasında bir engel bulunmadığı anlaşılırsa, Bölge tarafından geçici kabul komisyonu oluşturulur..Kabul komisyonu gerçekleştirilen işlerin nev'ini, niteliğini, sözleşme ve ekleri ile teknik gereklere ve iş sırasında onaylanan değişikliklere uygunluğunu ve kabule hazır olup olmadığını inceler. Bu inceleme sonucunda komisyon, nitelikleri yukarıda belirtilen kusur ve eksikliklerin varlığını tespit ederse, kabul tutanağını yapmakla birlikte, gördüğü kusur ve eksikliklerin ayrıntısını gösterir bir liste düzenler ve bunların giderilmesi için gerekli olan süreyi tespit eder..."Yüklenici, işin tamamlanması ile birlikte kabule hazır olduğunu iş sahibine bildirdiğinde, kontrollük teşkilatı, mahallinde yapacağı inceleme ve değerlendirmelerde sözleşmede yer alan oranlarda ifanın kabulünün olanaklı olup olmadığının değerlendirilmesi sağlanmaktadır. Geçici kabul yapıldığında işini hukuki sorumluluğu yükleniciden idareye geçecek olup, iş bu haliyle kabul edilmiş ve teslim alınmış sayılacaktır.(geçici kabulle ilgili diğer iş işlem ve prosedürler hariç)Kök raporda açıkladıkları üzere taraflar arasında düzenlenen 28.05.2019 tarihli Geçici Kabul Tutanağı ile işin 22.04.2019 tarihinde bitirilmiş olduğu ve kabul işleminin de yapılmış olduğu görüldüğünü, bu kapsamda davacı tarafın talebinin dayanağını oluşturan 20.06.2018 tarihli Sözleşmenin ifa edilerek tasfiye edilmiş olduğu kanaatine ulaşıldığını, anılan iş ve işlemler İİK.m.296 uyarınca mutad ticari faaliyetler kapsamında kaldığından konkordato komiserinin veya mahkemenin onayına tabi olmadığını, nihai takdir yetkisi Sayın Mahkemeye ait olmakla; açıklanan nedenlerle 20.06.2018 tarihli Sözleşmenin davacı tarafından 22.04.2019 tarihinde tamamlanmış olduğu ve 28.05.2019 tarihinde buna ilişkin Geçici Kabul Tutanağı düzenlendiği,20.06.2018 tarihli Sözleşmenin davacı tarafından devir isteğinin kabulüne dair davalı iş sahibinin onayının bulunmadığı ve Sözleşme m.23 uyarınca iş sahibi onayı olmaksızın sözleşmenin davacı tarafından devrinin olanaklı olmadığı görüldüğünden davalı iş sahibinin 3.kişi yükleniciye yaptırdığı iş/işlerin devir niteliğinde bulunmadığı kanaatine varıldığını, davacı ... İnşaat ( ... )' a ... Şirketi tarafından devredilen iş miktarları; Yol ve Tesviye İnşaat İşleri sözleşme bedeli 14.867.400,00.-TL olup 8.442.318,90.- TL tutarında tamamlandığını,Yol ve Altyapılara ait Taş duvar inşaat işleri sözleşme bedeli 4.641.150,00.TL olup keşif artışıyla birlikte 5.783.000,77.-TL tutarında tamamlandığını belirtmişlerdir.
Mahkememizce, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 12/07/2023 tarihli ek raporun hükme esas alınmaya yeterli olmadığı kanaatine varılarak davacı tarafça davalı şirkete sunulan 18/04/2019 tarihli talep dilekçesinde ‘ 20/06/2018 tarihli sözleşmeye dair işlerin dava dışı ... İnşaat firmasına onay ile devredilmesi’ talep edildiği, davalı tarafından devir talebinin 19/04/2019 tarihli kararla kabul edildiği hususu gözetilerek, işin dava dışı ...’ya devrinin kabul edilmesinden sonra devrin geçerliliği amacıyla üçlü protokol yapılmasının zorunlu olup olmadığı hususunda, üçlü protokol yapılması zorunluysa geçersiz sayılacak olan devirde, davacı tarafın , devredilmesi talep edilen işe istinaden (davacı tarafın hak kazanma ihtimaline binaen) alacağının tespit edilmesi amacıyla ek rapor hazırlanılmasının istenildiği, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 31/10/2023 tarihli ikinci ek raporda özetle; taraflar arasında 20.06.2018 ve 17.08.2018 tarihli 2 adet sözleşme imzalanmış olduğu,bu sözleşmelerin davacı tarafından iddia edildiği gibi davalı ihalesi ile alınmadığı aksine dava dışı ... Uluslararası Nakliyat İhracat ve Ticaret Ltd.Şti.'nin 19.06.2018 tarihli ve 2018-28 sayılı yazısı ile davacı şirkete devredilmiş olduğu, süreç dikkate alındığında davacı tarafından dava konusu edilen 20.06.2018 tarihli sözleşmeyi devir talebinin davalı tarafça kabul edildiği, aynı şartlarla dava dışı ... ile sözleşme imzalanmasına dair karar alındığı görüldüğünü,taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartına tabi olmadığı üzere tarafların irade açıklaması ile devrin mümkün olduğu, davacı tarafın 18.04.2019 tarihli 2019-84 sayılı sözleşmeyi devir iradesine, davalı tarafın 19.04.2019 tarihli 2019/12 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile onay iradesi verilmiş olduğu ve bu şeklide taraf iradelerinin birleşmiş olduğu,davacı tarafın sözleşme devir talebinin davalı tarafça kabul edilerek yerine getirilmiş olduğu dikkate alındığında yapılan devir işleminde haksız bir işlem görülmediğini, davacı tarafın 3'lü devir protokolü yapılması gerekliliği ile ilgili olan iddiaları kapsamında yapılan değerlendirmede; davacı tarafın konkordato sürecinde kendi yapmış olduğu bir kısım işlemlerin Konkordato Komiseri denetiminde olduğuna karar verildiğini, yargılama aşamasında davacı hakkında geçici mühlet ve kesin mühlet kararlarının verilmiş olduğu ve nihai olarak 09.11.2020 tarihli 2020/675 Karar sayılı kararı ile davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiş olduğu ve kararın 19.02.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğu görüldüğünü, davacıya ait şantiye ve menkullerin devrine onay talebine ilişkin ara karar gerekçesinde davalı tarafından sözleşme kapsamında talep edilen teminatların davacı tarafından karşılanamaması nedeni ile sözleşmenin feshinin gündeme gelerek daha fazla zarar görmemek adına devir yapılmasının zorunlu hale gelmiş olduğu gerekçesine yer verilmiş olduğu görüldüğünü, söz konusu ara karar sözleşmenin devrine değil sözleşmede kullanılan şantiye ve menkullerin devrine ilişkin talebe istinaden verilen onay hakkında olduğunu, dava konusu edilen sözleşmenin devrine onay işleminin ivazlı olup olmadığı İİK.m.297/2 çerçevesinde önem arz ettiğini, yer verilen Bursa 1.ATM. E.2018/1619 dosyasının 10.12.2019 tarihli ara kararı ile mahkemece davalı ile olan sözleşmenin feshi riskinin mevcut durumdan daha büyük zarara yol açabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmiş olup sözleşmenin devrinin zorunluluk niteliğinde olduğu kanaatine varıldığını, sözleşmenin ivazlı devrinin sağlanıp sağlanmaması sadece devir karşılığı bedel alınması ile değil bir menfaat temin edilmesi ile değerlendirilebileceğini, nitekim davacı tarafından 17.08.2018 tarihli Sözleşmenin ... A.Ş.'ye devri ile ilgili olarak Bursa 1.ATM. E.2018/1619 dosyasına bir onay talebinde bulunulduğuna ve mahkemece de bu onayın verildiğine dair ara karar görülemediğin, çok daha sonra başka konu hakkında verilen ara karar ile de devrin zorunluluk unsuru içerdiği kabul edildiğini, davacının, sözleşmeyi devrederek sözleşmenin feshi prosedürü ile yüzleşmediğini, teminatlarını geri alma, cezai şart ile yüzleşmeme gibi zarar koşullarından imtina ettiğini, bu hali ile, nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere, davacının sözleşmeyi devir isteminin dolaylı menfaat içerdiği ve bu surette de ivazlı olduğu kanaatine ulaşıldığını,sözleşmenin devrinin ivazlı olduğu kanaati nedeni ile İİK.m.297/2 kapsamında değerlendirilemeyeceği kök raporda açıklandığı ve bu nedenle de mutad ticari işlem olarak değerlendirildiğini, anılan değerlendirme çerçevesinde devir işleminin gerçekleşmesi için 3'lü bir protokole ihtiyaç duyulmadığı sonucuna varıldığını, Mahkemece sözleşmenin devir talebinin geçersiz olduğu kabulü halinde; davacının talebi kapsamında ilk alternatif olarak; ... A.Ş. İle yapılan sözleşmenin bir benzerinin ... Ltd.Şti. İle yapılabileceği ihtimali iddiası kapsamında hesaplama yapıldığını,dosya içerisinde davacının bu öngörüsüne yönelik herhangi bir delil bulunmadığını, Mahkemenin nihai takdir yetkisine imkan verilebilmesi amacı ile ... A.Ş. İle yapılan 15.05.2019 tarihli sözleşme emsal alınarak dava konusu sözleşmeye uyarlandığında davacının mahrum kalabileceği kar mahrumiyeti hesaplandığını, dava dosyasında bulunan 101.07.2019 tarihli 5 ve Kesin Hekedişin incelenmesi sonucu: Dava dışı ... Ltd.Şti.. Tarafından kesin hak edişe esas toplam 11.292,484 m2 taş duvar inşaat işi yapılmış olduğu görüldüğünü, emsal olarak alınan ... A.Ş. İle yapılan anlaşmada, "Taş duvar işlerinden ... İnşaata 300.000 m³ imalata kadar 10 TL/m³ + KDV fatura mukabilinde imalatlar gerçekleştirildikçe ödeme yapılacağı," kararlaştırılmış olup anılan maddenin emsal alınarak uygulanması neticesinde davacının mahrum kalmış olduğu kabul edilebilecek bedelin,11.292,484 m2 x 10,00 TL = 112.924,84 TL x 1,18 KDV = 133.251,31 TL KDV dahil olarak hesaplandığını, ikinci bir alternatif olarak da davacı tarafın devir işlemini yapmadan kendisinin sözleşmeyi ifa edeceği ihtimalinde durulduğunu, ne var ki daha önce yapılan tespitler kapsamında davalı tarafından talep edilen teminatın davacı tarafından verilemeyerek sözleşmenin feshinin sağlanması daha büyük bir ihtimal olup davacının sözleşmeyi bitirebilmesi Bursa 1.ATM dosyası ile birlikte değerlendirildiğinde olası görülmemediğini,Mahkemenin nihai takdir yetkisine imkan verilebilmesi amacı ile sözleşmenin davacı tarafından ifa edilmesi durumunda elde edebileceği kar bedeli hesaplandığını,... firmasına yapılan hak edişlerin toplamı fiyat farkları dahil 2.334.677,54 TL olduğu ve kar mahrumiyetinin Müteahhit karı % 10 olduğundan 2.334.677,54 x 0,10 = 233.467,75TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.
Davacı vekili 11/12/2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle; tebliğ edilen bilirkişi raporuna itirazları ve fazlaya ilişkin hakları baki kalmak kaydı ile rapor doğrultusunda, davanın talep sonucunu HMK 107 uyarınca arttırdıklarını, toplam 233.467,75 TL nin 31/07/2019 (2 nolu hakediş) tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte tahsiline,fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğuna, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava; taraflarca akdedilen 17/08/2018 tarihli sözleşmenin haksız feshedildiğinin ve devrinin geçersizliğinin tespitine, davacının zararının sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Taraflarca akdedilen 17/08/2018 tarihli sözleşmenin haksız feshedilip feshedilmediği, sözleşme devrinin geçersiz olup olmadığının tespiti,davacının zararının olup olmadığı amacıyla ilgili müzekkereler celbedilmiş ve dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 31/10/2023 tarihli ek raporda özetle;taraflar arasında 20.06.2018 ve 17.08.2018 tarihli 2 adet sözleşme imzalanmış olduğu,bu sözleşmelerin davacı tarafından iddia edildiği gibi davalı ihalesi ile alınmadığı aksine dava dışı ... Uluslararası Nakliyat İhracat ve Ticaret Ltd.Şti.'nin 19.06.2018 tarihli ve 2018-28 sayılı yazısı ile davacı şirkete devredilmiş olduğu, davacı tarafından dava konusu edilen 20.06.2018 tarihli sözleşmeyi devir talebinin davalı tarafça kabul edildiği, aynı şartlarla dava dışı ... ile sözleşme imzalanmasına dair karar alındığı görüldüğünü,taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartına tabi olmadığı üzere tarafların irade açıklaması ile devrin mümkün olduğu, davacı tarafın 18.04.2019 tarihli 2019-84 sayılı sözleşmeyi devir iradesine, davalı tarafın 19.04.2019 tarihli 2019/12 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile onay iradesi verilmiş olduğu ve bu şeklide taraf iradelerinin birleşmiş olduğu,davacı tarafın sözleşme devir talebinin davalı tarafça kabul edilerek yerine getirilmiş olduğu dikkate alındığında yapılan devir işleminde haksız bir işlem görülmediğini, davacı tarafın 3'lü devir protokolü yapılması gerekliliği ile ilgili olan iddiaları kapsamında yapılan değerlendirmede; davacı tarafın konkordato sürecinde kendi yapmış olduğu bir kısım işlemlerin Konkordato Komiseri denetiminde olduğuna karar verildiğini, yargılama aşamasında davacı hakkında geçici mühlet ve kesin mühlet kararlarının verilmiş olduğu ve nihai olarak 09.11.2020 tarihli 2020/675 Karar sayılı kararı ile davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiş olduğu ve kararın 19.02.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğu, davacıya ait şantiye ve menkullerin devrine onay talebine ilişkin ara karar gerekçesinde davalı tarafından sözleşme kapsamında talep edilen teminatların davacı tarafından karşılanamaması nedeni ile sözleşmenin feshinin gündeme gelerek daha fazla zarar görmemek adına devir yapılmasının zorunlu hale gelmiş olduğu gerekçesine yer verilmiş olduğu görüldüğü, söz konusu ara karar sözleşmenin devrine değil sözleşmede kullanılan şantiye ve menkullerin devrine ilişkin talebe istinaden verilen onay hakkında olduğu, dava konusu edilen sözleşmenin devrine onay işleminin ivazlı olup olmadığı İİK.m.297/2 çerçevesinde önem arz ettiğini, yer verilen Bursa 1.ATM. E.2018/1619 dosyasının 10.12.2019 tarihli ara kararı ile mahkemece davalı ile olan sözleşmenin feshi riskinin mevcut durumdan daha büyük zarara yol açabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmiş olup sözleşmenin devrinin zorunluluk niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, sözleşmenin ivazlı devrinin sağlanıp sağlanmaması sadece devir karşılığı bedel alınması ile değil bir menfaat temin edilmesi ile değerlendirilebileceği, davacı tarafından 17.08.2018 tarihli Sözleşmenin ... A.Ş.'ye devri ile ilgili olarak Bursa 1.ATM. E.2018/1619 dosyasına bir onay talebinde bulunulduğuna ve mahkemece de bu onayın verildiğine dair ara karar görülemediği, çok daha sonra başka konu hakkında verilen ara karar ile de devrin zorunluluk unsuru içerdiği kabul edildiği, davacının, sözleşmeyi devrederek sözleşmenin feshi prosedürü ile yüzleşmediği, teminatlarını geri alma, cezai şart ile yüzleşmeme gibi zarar koşullarından imtina ettiğini, bu hali ile, takdir Mahkemeye ait olmak üzere, davacının sözleşmeyi devir isteminin dolaylı menfaat içerdiği ve bu surette de ivazlı olduğu kanaatine ulaşıldığı, sözleşmenin devrinin ivazlı olduğu kanaati nedeni ile İİK.m.297/2 kapsamında değerlendirilemeyeceği kök raporda açıklandığı,bu nedenle de mutad ticari işlem olarak değerlendirildiği, anılan değerlendirme çerçevesinde devir işleminin gerçekleşmesi için 3'lü bir protokole ihtiyaç duyulmadığı sonucuna varıldığı,bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporda davaya konu hususlar gerekçeli,ayrıntılı olarak açıklanmış, kök-ek raporların mahkememizce hükme esas alınmaya yeterli olduğu kanaatine varılarak, taraflarca akdedilen 17/08/2018 tarihli sözleşmenin haksız feshedilmediği ve devrin geçerli olduğu tespit edilerek, davacının maddi zararı oluşmadığı kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 59,30 TL ve 3.097,05 TL tamamlama harcından mahsubu ile artan 2.728,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerine bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Arabuluculuk Ücret Tarifesi kapsamında Maliye Hazinesinden karşılanan arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye ÖDENMESİNE,
7-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 37.020,16 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin, davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde mahkememize veya mahkememize iletilmek üzere verilecek dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf kanun yoluna başvurma hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip .....
¸
Hakim .....
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.