mahkeme 2023/107 E. 2023/726 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/107

Karar No

2023/726

Karar Tarihi

31 Mayıs 2023

T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/107 Esas
KARAR NO : 2023/726

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACILAR : 1- ... -
2- ... -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ...
...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/07/2016
KARAR TARİHİ : 31/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacının Talebi: Davacı vekili dava dilekçesinde Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/254 esas sayılı dosyası ile dava dışı ...’ın davacı şirketten azlini talep ettiklerini, dava açarken ... isimli kişinin şirket hesaplarındaki paraları çekmesini engellemek amacıyla ihtiyati tedbir istediklerini ancak tedbir kararı verilmeden önce ...’ın şirket hesaplarında bulunan 1.043.766,70 6 TL ile 418.600,60 Euro’yu kendi hesaplarına geçirdiğini, bunun üzerine mahkemenin ...’ın hesabındaki paraların çekilmemesi yolunda tedbir uyguladığını, Bu şekilde paraların ...’ın hesabında blokeli kaldığını, paraların şirket hesabına geri aktarılması için bu kez Ortaca birinci asliye hukuk Mahkemesi’nın 2013/381 esas sayılı dava dosyasını açtıklarını, Her iki davanın birleştirildiğini, ancak dava sürerken blokeli paraların davalı ... tarafından salihcan isimli kişiye ödendiğinin ortaya çıktığını, ...’ın müdürlükten azline iliskin davanın kabul edildiğini, ancak tazminata ilişkin davanın tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedildiğini, davada alınan bilirkişi raporlarının davacının haklı olduğunu ortaya koyduğunu, davalı ...’nın haksız biçimde ödediği paraları halen iade etmediğini, ortada bir haksız fiil olduğunu, banka çalışanlarının eylemlerinden bankanın kusursuz sorumlu olacağını, bankanın hangi belgelere istinaden ödeme yaptığını açıklamadığını, davacının paralarının kusurlu biçimde ... isimli kişiye ödendiğini, blokeli hesaptan ödeme yapan bankanın ağırlaştırılmış özen sorumluluğu bulunduğunu, telefonla teyit almadan ödeme yapan bankanın haksız biçimde ödediği 1.043.766,76TL ile 418.600,60 Euro’nun dava tarihinden işleyecek faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmekte, ortaca birinci asliye hukuk Mahkemesinin 2015/588 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını istemektedir.
Davalının Cevabı: Davalı banka davanın reddi gerektiğini savunmuş, davanın ... Turizm İnşaat Gayrimenkul Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin hesabındaki paraların dava dışı ... tarafından çekilmiş olduğu iddiasına dayandırıldığını, davacının ...’in davadaki konumunun anlaşılamadığını, bu davacının taraf sıfatının araştırılması gerektiğini, zararın henüz gerçekleşmediğini bu sebeple bekletici mesele tele plerinde haksız olduğunu davanın sahte belgelerle işlem yapan ... ve onunla işbirliği içinde olanlara yöneltilmesi gerektiğini, Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/254 esas sayılı dosyasından konulan tedbir blokesinin bankaya posta yoluyla 14/07/2015 tarihinde gönderildiğini, 2012/700 esas sayılı dosyası ile konulan tedbir blokesinin ise 19.08.2015 tarihinde ... tarafından mahkeme mührü taşıyan zarf ile elden takipli biçimde getirildiğini, mahkemenin talimatı doğrultusunda işlem yapıldığını blok yenin genel müdürlükçe kaldırıldığını, yazılardan şüphe duyulmasını gerektiren bir durum bulunmadığını, Banka açısından olağan işleyişin sürdüğünü, Şüphe oluşmadığı için mahkemeyi arayarak teyit alma ihtiyacı hissetmediklerini, böyle bir yasal zorunluluk da bulunmadığını, sahtelik ve hile söz konusu ise davanın bu kişilere karşı açılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dava davalı bankanın kendi nezdinde tuttuğu dava dışı ...'ın hesabında bulunan paraların üzerine konulan ihtiyati tedbirin sahte belge ile kaldırılmış olması dolayısıyla bankanın sorumluluğu iddiasına dayalı tazminat davasıdır.
Yargılamada tartışılan husus davalı bankanın bu işlemde TBK 66.maddesi uyarınca sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Mahkememizin 2019/990 esas - 2018/1152 karar sayılı kararı ile davalı bankaya izafe edilecek bir kusur bulunmadığın gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve 2022/1712 - 2102 Esas - Karar sayılı kararı ile; "davacının öncelikle , zararını kanıtlaması gerekmektedir. Dava konusu olayda, davacı şirketin, dava dışı ...’ın aleyhine Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ...’ın müdürlük görevinden azli talebiyle ve yine aynı mahkemede şirket hesabından, kendi hesabına haksız olarak geçirdiği ileri sürülen paranın, davacı şirkete iadesi için dava açıldığı anlaşılmakta ise de, bu davanın nasıl sonuçlandığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Davacı şirketin, dava konusu olaydan ötürü bir zararının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/254 E sayılı ve 2012/700 E sayılı dosyalarının akibetinin araştırılıp, davacının , zararının olup olmadığı, zararının tamamı ya da bir kısmını dava dışı kişiden tahsil edip etmediği araştırılarak, sonucuna göre, davacı şirketin zararını henüz kısmen ya da tamamen tahsil edememiş olduğunun anlaşılması halinde, bankanın hafif kusurlu olduğu gözetilerek, uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılarak, mükerrer tahsilata yol açmayacak şekilde hüküm kurmak gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı" gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası dosya mahkememiz 2023/107 esas sırasına kaydedilmiş, dosya kapsamında Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/254 E. Sayılı ve 2012/700 E. Sayılı dosyalarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususu araştırılmıştır. Ayrıca dosya kapsamında davacının bir zararının olup olmadığı, zararının tamamı ya da bir kısmını dava dışı kişiden tahsil edip etmediği hususunda davacı tarafın açıklama yapması istenilmiştir.
Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 esas sayılı dosyasında davacı şirketin davasının kabulüne karar verilerek 2.696.000,00 TL tazminat alacağının dosya davacısı ...'dan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Eldeki davayı şirket ile birlikte şirketin ortağı davacı ...'de açmıştır. Tazminat davasında lehine karar verilen taraf davacı şirket olup kaçırıldığı iddia olunan para da davacı şirkete ait para olduğundan şirket ortağının şirketle birlikte taraf sıfatı bulunmamaktadır. Taraf sıfatı yalnızca davacı şirkete aittir. Bu nedenle davacı ...'in davasının aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Davacı şirketin davası yönünden somut olayın değerlendirilmesinde ise; davacılar ile davalı banka arasında herhangi bir mevduat sözleşmesi yahut bankacılık sözleşmesi bulunmamaktadır. Bu itibarla davanın bankacılık sözleşmesinden kaynaklandığı söylenemez. Davalı banka dava dışı ... isimli kişiyle bankacılık sözleşmesi akdetmiştir. Para çekim işlemi de davacıların hesaplarından değil ...’ın hesabından yapılmıştır.
Uyuşmazlığı daha iyi anlayabilmek için olayların özetlemesinde yarar vardır. Dava dışı ... ile davacı ...’in ortak oldukları ... Ltd. Şti. aynı zamanda diğer davacıdır. ...’in Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde ...’ın müdürlük görevinden azli talebiyle dava açtığı ve tedbiren şirket hesaplarındaki paraların şirket müdürü ... tarafından çekilmesinin önlenmesini istediği anlaşılmaktadır. Mahkeme davacının isteğini yerinde görmüş ve şirket hesabındaki paralara tedbir koymuştur. Fakat davalının erken davrandığı ve şirket hesabındaki paraları şahsi hesabına aktardığı anlaşıldıktan sonra bu kez ...’ın davalı banka nezdindeki hesaplarına tedbir uygulanmış ve şirket hesabından aktarılan paralara bloke konmuştur. Süreç içinde ...’ın kendi hesabının bulunduğu banka şubesine elden takipli bir müzekkere getirerek tedbirin kaldırıldığını beyan ettiği, davalı bankanın da bu yazıya istinaden blokeyi kaldırıp paraları ...’a ödediği anlaşılmaktadır. Özetlenen bu süreçte uyuşmazlık yoktur. Ancak bankaya gönderilen ve tedbirin kaldırıldığına dair bilgi içeren müzekkerenin sahte olduğu, aslında tedbirin hiç kaldırılmadığı, sahte belge ile işlem yapıldığı ortaya çıkmıştır.
...’ın hesabına aktarılan paralar, davacı şirketin hesabında iken şirketi temsil yetkisine istinaden tasarruf edilen paralardır. Yapılan tasarruf işleminin hukuka aykırı olup olmadığının belirlenmesi ayrı bir yargılamanın konusudur. Nitekim bu yargılama da Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 esas sayılı dosyasında yapılmıştır.
İstinaf mahkemesince davacının zararı bulunup bulunmadığı, varsa dava dışı kişilerden tahsil edilip edilmediği, bankanın da kusurlu olduğu gerekçesiyle hakkaniyet indirimi yapılarak mükerrer tahsilata yol açmayacak şekilde karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 esas sayılı dava dosyasının kesinleştiği davacının bu ilamla ilgili olarak herhangi bir tahsilatının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kesinleşen mahkeme ilamına göre, davacı şirkete ait hesapta bulunan 1.056.688,50 EURO tutarında yöneticinin azline ilişkin dava açıldıktan sonra hesaptaki paraya bloke koyulduktan ancak bu tedbir uygulanmadan önce hesapta bulunan bu tutarın 418.600,00 EURO'luk kısmının dava dışı ...'a havale edildiği ve şirkete ait paranın bu şekilde yönetici ...'ın hesabına aktarılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirketin yönetici ...'ın eylemi ile 418.600,00 EURO tutarında zararlandırıldığı kesinleşen mahkeme kararı ile ortaya çıkmıştır.
Mahkemece davacının hesabına konulan tedbir uygulanamadan para aktarıldığı için bu kez yönetici ...'ın hesabına tedbir uygulanmıştır.
Bu tedbir uygulandıktan sonra ... tarafından bankaya ibraz edilen bir sahte elden takipli müzekkere ile tedbir kaldırılmış ve dava dışı ... tarafından hesaptan para çekilmiştir. Sahte müzekkere ile ilgili olarak yapılan işlemde davalının kusuru olup olmadığı temel tartışma konusudur.
Davacı ile hesapta tutulan 1.056.688,50 EURO bakımından bankacılık sözleşmesi mevcut olup ...'ın yöneticilik sıfatının devam ettiği süre içerisinde bu para ...'ın hesabına aktarılmıştır. Davacı ile davalı banka arasındaki mevduat sözleşmesine yönelik olarak davayı çözümlemek mümkün değildir. Yapılacak çözümleme dava dışı yöneticinin davacı banka ile olan mevduat sözleşmesinden kaynaklı hesabında uygulanan mahkeme tedbirinin davalının çalışanının kusurlu/ihmali davranışı nedeniyle davacı şirketin sonuç olarak zarara uğratılıp uğratılmadığı noktasındadır.
Zira davalı banka tarafından yöneticinin yetkisi devam ettiği süre içerisinde davacı şirketin hesabında yapılan işlemde üstelik tedbir kararı henüz kendisine gelmemişken bankacılık sözleşmesine ve uygulamasına aykırı nitelikte olabilecek bir eylemi ve sorumluluğu bulunmamaktadır.
Olayın iddia ediliş ve oluş biçimine göre davalı bankaya isnad edilen eylem mahkeme kararı ile dava dışı yöneticinin hesabına uygulanan tedbirin davalı çalışanının ihmali davranışla ortadan kaldırılmasına yönelik olduğuna göre davanın temel dayanağı TBK m.66 da düzenlenen sorumluluk türüdür. Yargılamanın çözümünde dikkate alınacak husus bankacılık sözleşmesine aykırılık dolayısıyla sözleşmesel sorumluluk değildir. Nitekim Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 2022/65 karar sayılı merci tayini kararında da davanın kusur sorumluluğuna dayalı açılmış bir dava olduğu kabul edilmiştir.
Dava dışı yöneticinin sahte belge üreterek söz konusu parayı çekmesi suç teşkil eden kasti bir davranıştır. Yöneticinin kasti bu davranışının yanında davalı bankanın çalışanının zararın meydana gelmesine neden olabilecek ihmal düzeyinde kusuru bulunup bulunmadığı önem arz etmektedir.
Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 esas sayılı dosyası üzerinden 04/06/2012 tarihli müzekkere ile ...'a ait hesaplar üzerinde ihtiyati tedbir uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu tedbirin müzekkeresinin not kısmında elden takipli olduğu yazılmıştır. 10/08/2015 tarihli müzekkere ise posta yolu ile gönderilmiş ...'a ait 107411 nolu TL 19985 EURO hesabına konulan tedbirin kaldırıldığı bildirilmiştir. Bu müzekkere ise posta ile gönderilmiştir.
19/08/2015 tarihli müzekkerede 107411 nolu hesap ile 19985 nolu hesaba konulan tedbirin kaldırıldığı ve müzekkerenin elden takipli olduğu biçiminde düzenlenmiştir.
Mahkemenin ilk koyduğu 04/06/2012 tarihli tedbire ilişkin müzekkere elden takipli olduğu gibi tedbirin kalkmasına neden olan ve sahte olarak düzenlendiği belirtilen 19/08/2015 tarihli müzekkere de elden takiplidir.
Davacı taraf elden takipli müzekkere talebi ve mahkeme aracığı ile tedbiri uygulatmış yine banka çalışanı da benzer bir elden takipli müzekkere ile tedbiri kaldırmıştır. Elden takipli müzekkere ile yapılan her iki işlem dikkate alındığında mahkeme imzası ve mührü bulunan elden takipli belgelerde işlem yapılmış olması dolayısıyla banka çalışanına kusur atfedilmesinin ve dolayısıyla bankaya sorumluluk yüklenmesinin doğru olmayacağı kabul edilmiştir. Zira ilk elden takipli müzekkere ile hesaba tedbir uygulandığından bankaca elden takipli müzekkere ile işlem yapılabilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığı kanaati bu şekilde işlem tesisinde güven oluşmuştur. Buradan hareketle başka bir elden takipli müzekkere ile tedbirin kaldırılması işlemi yapıldığı gerekçesi ile bankaya somut olay bakımından kusur izafe etmek hakkaniyete ve somut olayın gerçeklerine uygun olmayacaktır.
Mahkemenin kaldırma biçimindeki kararı olduğunu içeren müzekkere dikkate alındığında hakim imzası, mahkeme mührü taşıdığı ve bakıldığında sahte olduğunun anlaşılabileceği bir müzekkere değildir. Davalı banka çalışanına müzekkere içeriği itibariyle de kusur atfedilebilecek bir düzenleme biçimi söz konusu değildir.
Kusursuz sorumluluk türlerinden biri olan adam çalıştıranın sorumluluğu TBK 66.maddesinde düzenlemiştir. Davalı banka kendi çalışanın kusuru var ise TBK 66 hükmü dolayısıyla sorumlu olacaktır.
O halde davalı çalışanın davranışı ile dava dışı yöneticinin kasti nitelikte ki eyleminin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı bankanın sorumluluğu kusursuz sorumluluk olsa da davalının çalışanının eylemi kusur sorumluluğu kapsamındadır. Davalı çalışanına kusur izafe edilemeyecek hallerde davalı bankaya kusursuz sorumluluk hali yüklenemeyecektir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/9444 E, 2016/11405 K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere "Bu hususta kanun özen yükümlülüğüne dayanan sorumluluklarda "gerekli özeni gösterseydi dahi zararın yinede meydana geleceğini" ispat eden davalının sorumlu olmayacağını kabul etmektedir. Böyle bir kurtuluş imkânı tanınmamış olan hâllerde dahi zararın bir mücbir sebepten, mağdurun veya bir üçüncü şahsın ağır kusurundan ileri geldiğinin ispatı genellikle davalıyı sorumluluktan kurtarır. (Oğuzman Kemal - Öz M. Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 10. Bası, Cilt 2, s. 136-137)"
Çalışanının eylemi bakımından çalışan kurtuluş beyyinesi ileri süremeyeceği dikkate alındığında zararın bir mücbir sebepten, mağdurun veya bir üçüncü şahsın ağır kusurundan ileri geldiğinin ispatı çalışanı sorumluluktan kurtaracaktır. Çalışana sorumluluk ve kusur izafe edilemeyen hallerde ise davalı bakımından adam çalıştıranın sorumluluğu hali doğmayacaktır.
Gerek dava dışı yöneticinin sahte belge tanzim etmek suretiyle söz konusu zararı gerçekleştirmesi gerekse ilk yöneticinin hesabına ilk tedbir uygulanmasına neden olan müzekkerinin düzenleniş biçimi ve elden takiple işlem yapılmasını içermesi gerekse tedbir kararının uygulanmasına ortadan kaldıran müzekkerinin düzenleniş biçimi ve elden takipli işlem yapılmasını içermesi dikkate alındığında, davalı çalışanlarına elden takipli müzekkere ile işlem yapılabileceğine yönelik uygulama yapılmasında bir kanaat oluşturup işlem tesisinde güven sağladığından davalı banka çalışanına somut olayda kusur ve davalı bankaya sorumluluk izafe etmek mümkün olmadığı gibi üçüncü kişinin kasıtlı eylemi ve sahte belge üretmesi nedeniyle ortaya çıkan zararı davalı bankaya yüklemek hakkaniyete uygun görülmemiştir.
Dosyada kesinleşen mahkeme kararı itibariyle yöneticinin verdiği zararın miktarı belirlenmiş ve 2.696.000,00 TL olduğu tahsil edilen bir tutar bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hususta toplanacak delil bulunmamaktadır. İstinaf mahkemesinin "davacı şirketin zararını henüz kısmen ya da tamamen tahsil edememiş olduğunun anlaşılması halinde, bankanın hafif kusurlu olduğu gözetilerek, uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılarak, mükerrer tahsilata yol açmayacak şekilde hüküm kurmak gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı" görüşüne yukarıda açıklanan gerekçelerle mahkememizce iştirak edilmemiştir.
Dosya kapsamı itibariyle aksi düşünce hasıl olduğunda ve bankanın hafif kusurlu olduğu gözetilerek, uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılarak, mükerrer tahsilata yol açmayacak şekilde hüküm kurulması düşünüldüğünde bu yönde hüküm kurulabilmesine olanak sağlayan aşamaya gelindiğinden mahkememizce toplanacak delil kalmadığından tahkikata son verilerek davacı şirketin davasının esastan reddine diğer davacının davasının usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ...'in aktif dava ehliyeti olmadığından davanın USULDEN REDDİNE,
2-Davacı ... Turizm Ltd. Şti.'nin davasının REDDİNE,
3-Harçlar yasası gereğince alınması gerekli 179,90 TL harçtan başlangıçta alınan 40.986,00 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 40.806,10 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf kendisini vekaletnameli vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir edilen 219.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine, davalı ... sorumluluğunun 9.200,00 TL ile sınırlı tutulmasına
6-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine
Dair davacı asil ile davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yargı Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/05/2023

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim