mahkeme 2018/194 E. 2023/906 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2018/194
2023/906
4 Temmuz 2023
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/194 Esas - 2023/906
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018/194
KARAR NO : 2023/906
HAKİM : ...
KATİP : .....
DAVACI : ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - .. Duaçınarı Mah. Vişne Cad. No:118 Yıldırım/ BURSA
VEKİLİ : Av. ...-
DAVALI : ... LOJİSTİK HİZ SAN VE TİC LTD ŞTİ - Ziya Gökalp Mah. Süleyman ... Bulv. Mall Of İstanbul The Office Blok 7E K:11 No:88 Başakşehir / İSTANBUL
VEKİLLERİ : Av. .... - [16763-67884-..] UETS
Av. .. - Gürsel Mah. İmrahor Cad. No: 29 Premier Kampüs Ofis, A Blok, K.4 Ofis No: 156 Kağıthane/ İSTANBUL
Av. ..... - [16470-74662-...] UETS
İHBAR OLUNANLAR : ... TÜKETİM MAD. İÇ DIŞ TİC. LTD. ŞTİ - TEKKİRAZ MAH. DEDEAĞA CAD. Kapı No: 131 Daire No: A ÜNYE/ORDU
... GÜMRÜK MÜŞ.LTD.ŞTİ. - Fethiye Mah. Sanayi Cad. Solukçu İş Mrk. Sit. No:327/4 Nilüfer/ BURSA
... İNDUSTRY CO ,LTD - Adliye Karşısı Ulu Carşo C Girişi K:1 N:19 Osmangazi/ BURSA
... BASIM AMBALAJ TEKSTİL VE İNŞAAT SANAYİ İÇ VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...... Yenidoğan Mah.Özgür Sk.No.38/A Bayrampaşa İstanbul Bayrampaşa/ İSTANBUL
... ... - Mahmudiye Mah. 8.Mobilya Sokak No 1 İnegöl/ BURSA
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/02/2018
KARAR TARİHİ : 04/07/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı taraf ile mallarının taşınması için anlaştıklarını, müvekkilinin borcu muaccel olmamasına rağmen davalı taraf ödeme talep etmiş ve davacının teslim alması gereken mallarını teslim etmediğini, müvekkilinin vadesi gelmemiş borcuna ilişkin ödemeleri yapmış olmasına rağmen 8 konteyner malı davalı taraf teslim etmediğini, ödeme yapılan malların davalı tarafça başkalarına teslim edildiğini öğrendiklerini, açıklanan nedenle 10.000,00 TL maddi ve 90.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının olduğunu, zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında, dava konusu işlemlerin olduğu dönemde, herhangi bir yazılı sözleşmeye dayalı olmayan bir ticari ilişki bulunmadığını, taşıyıcının sorumluluğu, ordinoların tanzim edilerek konşimentoda görünen alıcı firmaya tesliminden ibaret olduğunu, tazminat talebine esas gösterilen malların bir kısmının liman ve gümrük idareleri nezdinde hapsedilmesinin, bu kapsamda ardiye masrafları ödenmesinin ve yine bir kısım mallara gümrük mevzuatı gereği el koyularak satışa çıkarılmasının müvekkili şirketin irade ve kontrolü dışında gerçekleştiğini, davacının haksız kazanç elde etme amacı taşıdığını, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla,açıklanan nedenlerle yetkisizlik kararı verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise ... Tüketim Mad. İç Dış Tic. Ltd. Şti.,... Industry Co. Ltd., ... Basım Amb. Teks. ve İnş. San. İç ve Dış Tic. AŞ, ..., ... Gümrük Müş. Ltd. Şti. ve ...'ın dahili davalı olarak davaya taraf kılınmalarına, mahkeme aksi kanaatte ise ... Tüketim Mad. İç Dış Tic. Ltd. Şti.,... Industry Co. Ltd., ... Basım Amb. Teks. ve İnş. San. İç ve Dış Tic. AŞ, ..., ... Gümrük Müş. Ltd. Şti. ve ...'a davanın ihbarına, mahkeme aksi kanaatte ise maddi tazminat davasının esastan reddine ve manevi tazminat davasının esastan reddine, her halükarda; vekâlet ücreti de dâhil olmak üzere her türlü yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller;
Gemlik Gümrük Müdürlüğü'ne, Gemlik CBS'ye, Bursa Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü'ne, MSC Gemi Acenteliği A.Ş'ye, BTSO'ya, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'ne, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası'na, Gemport Gemlik Liman Depolama İşletmeleri A.Ş'ye yazılan müzekkereye cevap verildiği cevabi yazının dosya arasında olduğu anlaşılmaktadır.
SMMM bilirkişinin raporunun sonuç kısmı: "
1- Davacı ... Ltd.Şti.’nin defter kayıtlarına göre davalı ... Lojistik A.Ş. firması ile ticari
ilişkinin 2016 yılından önce başladığı tespit edilmiştir.
2- Davacı tarafın incelemeye sunmuş olduğu Ticari Defterlerinin açılış tasdiklerinin T.T.K. ile V.U.K.’nun ilgili maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak yaptırılmış olduğu, kapanış tasdiki zorunluluğu bulunan yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, E-Defter beratlarını sürelerinde onayladığı, Yevmiye defterinin ve Kebir defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu ve ticari defterlerin davacı taraf lehine delil olma niteliği taşıdıkları tespit edilmiştir.
3- Dava tarihinin 05.02.2018 tarihi olduğu görülmüştür.
4- Davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre, dava tarihinde davalı taraftan alacaklı olmadığı tespit
edilmiştir.
5- Tespit ettiğimiz tutarın, davacı tarafın ticari defter kayıtları ile uyumlu olduğu görülmüştür.
6- Kayıp mallar ve geç teslime dair iddiaların Gümrük mevzuatı konularında uzman Bilirkişi tarafından
incelenip, tespit edilebileceği, uzmanlık alanımızın dışında olduğundan dolayı bu hususlarda tespit
yapamayacağımıza dair tespit ve kanaatimdir." şeklindedir.
Gümrük-Dış Ticaret ve Kaçakçılık Taşıma ve Lojistik Uz. Deniz Ticareti Hukuku Uzmanı
Uzmanı bilirkişilerin müşterek raporlarının sonuç kısmı: "1. Davalı taşıyanın FOB kaydının konişmento üzerinde olmamasından dolayı yükletenin alıcının değiştirilmesi yönündeki talimatıyla kural olarak bağlı olduğu, ancak dosya içeriği, mailler ve davacı şirketten tahsil edilen navlun ile demuraj ücretlerinden bazı konteynırlar bakımından FOB satışı bildiği ve bu nedenle TMK m.2 gereği bunlardan doğan zararlardan sorumlu olduğu; 2. Davacı vekilinin müvekkili şirkete ait sekiz konteynırın, davalı taşıyanın zilyetliğindeyken kaybolduğu veya üçüncü kişilere devredildiğini ileri sürdüğü konteynırlardan birinin PL20160441486 (TCNU4882047) davalı taşıyana taşımak üzere teslim edildiğini ispat edemediği; 3. Davalı taşıyanın üçüncü kişilere teslim ettiği dört konteynırdan üçüne ilişkin davacı şirketten navlun ve birine ilişkin demuraj ücreti tahsil etmesinden dolayı yükletenin talimatına uygun olarak üçüncü kişilere devrettiği savunmasının TMK m.2’ye aykırı olduğu ve bu konteynırlardan dolayı davacının toplam 231.099,05 USD olan zararını gidermesi gerektiği; 4. Davalı taşıyanın akıbeti konusunda hiçbir açıklama getiremediği üç konteynırdan dolayı da davacının toplam 249.321,11 USD olan zararını gidermesi gerektiği; Böylece davacının davalıdan huzurdaki dava bakımından isteyebileceği toplam tazminat miktarının 480.420,16 USD olduğu kanaat ve sonucuna varılmaktadır. 5. Davacının talebinin 10.000 TL maddi, 90.000 TL manevi tazminat olarak belirtildiği ve belirsiz alacak – tazminat davası olarak davanın ikame edildiği, 6. Davacı yan maddi zararının USD cinsinden ortaya çıkmış olması karşısında, TL miktarına çevrilmesi ve faiz hesapları ile sair hususlarda yüce mahkemenin takdir ve değerlendirmesini gerektirdiği kanaatimizdir." şeklindedir.
Hukukçu bilirkişilerin müşterek raporlarının sonuç kısmı". Davacının, davalı ile akdetmiş oldukları anlaşılan navlun sözleşmesi çerçevesinde“taşıtan”; Davalının, “taşıyan”; dava dışı satıcı “Haining Baoxiang Cloth Industry Co. Ltd”nin “yükleten” sıfatını haiz olduğu; . Davalının dava konusu eşyalar üzerinde hapis hakkı kullandığı hususunun ispatlanamadığı;. Davalının, davacıya teslim edilmeyen üç konteyner bakımından, millileştirildikleri için teslim edilemedikleri yönündeki savunmasının ispatlanamadığı;. Yükletenin yük üzerindeki tasarruf yetkisini gönderileni değiştirmek suretiyle kullanmasına ilişkin olarak TTK m. 1232 hükmünde öngörülen koşulun gerçekleştiği hususunun ispatlanamadığı;. Dava konusu konteynerlerin gönderilene teslim edilememe sebebine ilişkin savunmalarını ispatlayamayan davalı taşıyanın, bundan ileri gelen zarardan, TTK m. 1178 ve devamı hükümleri uyarınca sorumlu tutulması gerekeceği; kurulumuzda bu konuda uzman bilirkişi bulunmadığından zararın miktarına yönelik bir hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı; Varış ihbarlarının Şubat-Mayıs 2016 tarihlerinde gönderildiği ve huzurdaki davanın 05.02.2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, davanın TTK m. 1188'de yazılı hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı kanaatine varılmıştır.” şeklindedir
Hukukçu bilirkişinin raporunun sonuç kısmı: "1. Deniz taşımasına konu emtianın alıcısına teslim edilemediği ve bunun akdi taşıyanın kusurlu hareketinden kaynaklandığı, TTK m.1178, f.2 uyarınca sorumluluğunun bulunduğu, 2. TTK m.1188 hükmünde ifade edilen “yargı yoluna başvuru” ifadesinin gerekçede de ceza yargılamasına atıfta bulunulduğundan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvurunun bu anlamda TTK m.1188 hükmünün işlerliğini engellediği ve hakkın süre aşımına uğramadığı, 3. Davalının TTK m.1189 anlamında “oyalama” amacını taşıyan iradesinin dava dosyasına mübrez yazışmalar tetkikinden anlaşılamadığı kanaatlerine takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere ulaşılmıştır." şeklindedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ, HUKUKİ KABUL VE GEREKÇE
Dava, deniz taşımasında zayi olan malların bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde özetle; davalı taşıyanın deniz taşıması ile davacıya teslim etmesi gereken yükü teslim etmediği vakıalarından hareketle 10.000,00 TL maddi ve 90.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulmuştur.
Cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı savunması ile davanın reddi talep edilmiştir.
Eldeki dava 05/02/2018 tarihinde açılmıştır. Davacı yan, dava konusu olan yükün teslim edilmemesi ile ilgili Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş ve 2017/3158 Soruşturma numarası üzerinden soruşturma açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce dosya kapsamında bulunan belge delilleri dikkate alınarak; bilirkişi raporları aldırılmıştır. İlk alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış ve davacının defterlerine göre davalıdan alacaklı olmadığı tespit edilmiştir.
Akabinde alınan ikinci heyet raporunda ise davacının teslim edilmeyen konteynırlardan kaynaklı olarak toplam 480.420,16 USD tazminat isteme hakkının olduğu belirtilmiştir.
Alınan ikinci rapora itirazlar üzerine; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Hukuku Anabilim Dalında görevli öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik heyete dosya tevdi edilmiştir.
Mahkememizce dosyanın esasına geçilmezden evvel çözülmesi gereken uyuşmazlık; taşıyan konumundaki davalıya karşı ileri sürülen taleplerin hak düşürücü süre içerisinde dermeyan edilip edilmediği, TTK m.1188'de yer alan sürenin zamanaşımı süresi olup olmadığı ve davacının suç duyurusunda bulunmasının bu süreyi kesip kesmediği noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizce Deniz Ticaret Hukuku Öğretim Üyelerinden oluşan bilirkişi heyeti raporunda özetle; Davacının taşıtan, davalının taşıyan ve dava dışı satıcı Haining firmasının yükleten olduğu, Varış ihbarlarının Şubat - Mayıs 2016 tarihlerinde gönderildiği ve huzurdaki davanın 05/02/2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, davanın TTK m.1188'de yazılı hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığı belirtilmiştir.
TTK m.1188'de aynen,
"1. Hak düşürücü süre
MADDE 1188- (1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.
(2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.
(4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları bir anlaşma ile uzatılabilir." hükümleri öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere Kanunda 1 yıllık bir süre öngörülmüştür ve madde başlığında bu sürenin hak düşürücü süre olduğu Kanun metninde yazılıdır, Kanunun birinci fıkrasında bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmaması halinde istem hakkının düşeceği belirtilmiştir. Tartışılması gereken husus Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasının yargı yolu kavramı içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususudur.
Söz konusu rapora itirazlar üzerine; deniz taşımasına konu malların alıcıya teslim edildiği ya da teslim edilmesi gerektiği tarihin açıkça ne olduğu, TTK 1188 bağlamında eşyanın teslim edilmesi gereken tarihin ne olduğu, dosya kapsamında bulunan e-maillerden davalının davacıyı teslim hususunda oyalayıp oyalamadığının anlaşılıp anlaşılamadığı hususlarında rapor hazırlamak üzere dosya deniz ticareti hukuku alanında uzman bir bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Alınan son raporda da varış ihbarlarının 2016 yılının Şubat ve Mayıs aylarına ilişkin olduğu ve malların teslim edilmeleri gereken tarihin bu tarih olduğu, davalının malların teslimini geciktirmek ile ilgili davacıyı oyaladığının dosya kapsamından anlaşılamadığı ve suç duyurusunda bulunulması sebebiyle davacının zararını TTK m.1178 hükümlerine göre talep edebileceği belirtilmiştir.
TTK m.1188'de öngörülen sürenin zamanaşımı süresi mi hak düşürücü süre mi olduğu ve Kanun metninde yer alan yargı yoluna başvurma tabirinden ne anlaşılması gerektiği hukuki bir değerlendirmedir ve mahkememizce bu husus değerlendirilerek karar verme cihetine gidilmiştir.
Öncelikle yasa metninde söz konusu sürenin hak düşürücü süre olduğu açıkça belirtilmiştir. TTK m.1188'in eski TTK dönemindeki metninde sadece dava yolu ile alacağın talep edilmesi hali düzenlenmişti. Başka bir deyişle eski yasa döneminde zayi olan yük ile ilgili icra takibi yapılması ancak dava açılmaması halinde dahi talebin hak düşürücü süre içerisinde yapılmaması sebebiyle reddi söz konusu olmaktaydı.
Kanun koyucu yargı yolu gibi bir ibare ile alacağın tahsilini amaçlayan bir yöntem ile alacak talep edildiği hallerde hak düşürücü sürenin uygulanmaması gerektiğini amaçlamıştır. Savcılığa suç duyurusu alacağın tahsil edilmesine yönelik bir yargı yolu değildir. Aksinin kabulü halinde savcılığa suç duyurusunda bulunan taşıtanın 10 yıl süren soruşturma sonunda dava açması halinde hak düşürücü sürenin uygulanmaması gerekecektir ki bu, hak düşürücü sürenin amacına aykırı bir yorum olacaktır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2022/264 Esas ve 2023/422 Karar sayılı ilamında aynen,
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun hak düşürücü süre başlıklı 1188/1. Maddesine göre, eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.
Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Hak düşürücü süre mevzuatımızda genel bir düzenlemeye konu olmamakla ve kendisine dair bir tanıma yer verilmemekle birlikte çeşitli haklar için öngörülmüştür. Hak düşürücü süre ifadesinden anlaşılacağı üzere bu kurum; ilgili hakkın düşmesi, sona ermesi, ortadan kalkması sonucunu doğurmaktadır.
Kanun koyucu, zamanaşımını kesen ve durduran sebepleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153’üncü ve 154’üncü maddelerinde hüküm altına almasına karşın hak düşürücü süreye ilişkin bu şekilde bir düzenleme getirmemiştir. Zaman aşımının durması ve kesilmesine ilişkin bu düzenlemelerin kıyas yoluyla hak düşürücü sürelere uygulanması da mümkün değildir. Bu doğrultuda zaman aşımından farklı olarak hak düşürücü sürelerin durması ve kesilmesi söz konusu olmamaktadır." şeklinde söz konusu sürenin hak düşürücü süre olduğunu belirtmiştir. Söz konusu sürenin hak düşürücü süre olduğu istikrar bulmuş istinaf kararlarında ısrarla vurgulanmaktadır. (Aynı yönde İstanbul BAM 12. HD 2022/2108 Esas ve 2023/545 Karar ve Yargıtay 11. HD 2020/1505 Esas ve 2022/665 Karar sayılı ilamları)
TTK m.1188'de ifadesini bulan yargı yolu ibaresinin gerekçede belirtildiğinin aksine tazminatın tahsiline yönelik yapılacak yargı yolu başvurusu şeklinde anlaşılması gerektiği, zira bir suç duyurusu sonucunda verilecek karar ne olursa olsun bir eda hükmü kurulamayacağı, başka bir deyişle suç duyurusu sonrasında kamu davası açılsa dahi kamu davasının suçun sübutu ile ilgili olduğu ve ceza mahkemelerinde tazminata hükmedilemeyeceği, eldeki davanın 05/02/2018 tarihinde açıldığı ve varış ihbarlarının Şubat - Mayıs 2016 tarihi olduğu, bu durumda malların teslim edilmeleri gereken tarihin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra tazminatın tahsiline yönelik eldeki davanın açıldığı ve eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı kanaatine varılmakla; aşağıdaki şekilde davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava dilekçesinin talep sonucunda manevi tazminat da talep edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden ayrıca vekalet ücreti takdir edilmiştir. Ancak vekalet ücretleri takdir edilirken hak düşürücü süreden kaynaklı davanın reddi durumunda istikrar bulmuş Yargıtay uygulaması gereğince maktu ücreti geçmemek üzere vekalet ücreti takdir edilmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 11. HD. 2020/6845 Esas ve 2021/6798 Karar sayılı ilamı)
HÜKÜM: Ayrıntısı ve yasal gerekçesi izah edildiği üzere;
1-Davanın reddine,
2-Hüküm tarihi itibariyle alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcı, 1.707,75 TL peşin harç ile alınmış olduğundan fazla alınan 1.527,85 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 3.447,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
5-Maddi tazminat talebi yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT m.7/2, m.10 ve m.13 hükümlerine göre hesaplanan 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
6-Manevi tazminat talebi yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT m.72, m.10/4 ve m.13 hükümlerine göre hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
7-HMK m.333 gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/07/2023
Katip ....
¸e-imzalıdır
Hakim ....
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.