mahkeme 2025/287 E. 2025/294 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/287
2025/294
8 Nisan 2025
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/287 Esas
KARAR NO : 2025/294 Karar
DAVA KONUSU : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 03/04/2025
KARAR TARİHİ : 08/04/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirket nezdinde .... numaralı .... Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... Tohum İth. İhr. Ve Mat. kullanımında olan İstanbul İli, .... İlçesi, ... Mah. ... Sokak No:F15 ... Sitesi riziko adresli iş yerinde, 11.12.2022 tarihinde, davalı/borçlu .... Ticaret Ltd. Şti. 'ın kullanımında olan ... Mah. ... Sokak No:F25 adresli iş yerindeki WC lavabo altı spiral hortumunda meydana gelen sızıntı nedeniyle maddi hasarın meydana geldiğini, müvekkili şirkete vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan ekspertiz raporuna istinaden meydana gelen hasarın 59.321,91-TL olarak tespit edildiğini, muhatabına ödendiğini, ödenen tazminatın ödeme tarihi olan 21.09.2022 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkili sigorta şirketi, TTK m.1472 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı sigorta şirketi tarafından TTK 1472 maddesi kapsamında halefiyet esasına dayalı olarak İİK 67 maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede; dava konusu olayın davalı şirkete ait işyerinde WC lavabo altı spiral hortumunda meydana gelen sızıntı nedeniyle sigortalı işyerine verdiği hasar nedeniyle sigorta şirketinin sigortalısına yapmış olduğu ödemeyi halefiyete dayalı olarak davalı şirketten tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. Maddesinde; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 27. maddesinde; "Her kat maliki anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumludur", aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikli 17/06/2019 tarihli 2016/10266 E. 2019/7618 K. sayılı ilamı ile; "... Dava, konut sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır... 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde ise, kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceği öngörülmüştür. Somut olaya bakıldığında; davalının kullanımında olan konut ile davacı sigortalısının kullanımındaki konutun da bulunduğu anataşınmazın kat mülkiyeti kurulmuş bir taşınmaz olduğu; davacıya sigortalı konutun üst katında bulunan ve davalının kullanımındaki dairenin su tesisatından sigortalı yere su sızdığı gerekçesiyle davalıya husumet yöneltildiği görülmektedir. Bu durumda, anataşınmazda kat mülkiyeti kurulmuş olması nedeniyle, davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu açıktır..." şeklinde karar verilmiştir.
Dosya tüm deliller, yasa hükmü, içtihatlar ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; Dava dışı şirketin davalı şirket ile aynı binada farklı bağımsız bölümlerde faaliyet halinde olduğu, uyuşmazlığın kat mülkiyetinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 27 ve Ek 1.maddesi uyarınca kat mülkiyetinden kaynaklı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevli olup, tarafların tacir olması mahkemenin görevini bertaraf edemeyecektir. Zira bu konudaki görev hususu kanunun açık hükmüne dayanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince ,
-Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden,
-Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten,
-Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına,
5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/04/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.