Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/855

Karar No

2024/316

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/855 Esas
KARAR NO : 2024/316 Karar

DAVA : Tanıma ve Tenfiz
DAVA TARİHİ : 10/10/2024
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİH : 13/12/2024

Davacı tarafından mahkememizde açılan Tanıma ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ...ile davalı .... San. A.Ş arasında 05.05.2023 tarihli ticari bir satış sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile üstlendiği edimleri hukuka uygun şekilde yerine getirmeyen davalının hukuka aykırı davranışı nedeniyle sözleşme müvekkili tarafından feshedildiğini, davacı müvekkili tarafından sözleşmenin feshine dayalı taleplere ilişkin olarak, sözleşmenin 16.maddesinde tarafların kararlaştırmış olduğu uyuşmazlık çözüm yolu olan İsviçre Tahkim Merkezine davalı aleyhine başvuru yapıldığını, İşviçre Tahkim Merkezinde hakem .... tarafından verilen ve ekte yer alan .... dava numaralı 03.05.2024 tarihli karar ile müvekkili lehine hüküm kurulduğunu, müvekkilinin taleplerinin kabul edildiğini, söz konusu tahkim kararının kesin biçimde verildiğini, davacı müvekkilinin tüm taleplerinde haklı bulunduğunu, ancak uyuşmazlığın müvekkili lehine sonuçlanmasına karşın, davalı şirketin hakem kararını yerine getirmediğini, Yabancı hakem .... tarafından verilen kararın; "Tahkim yerinin Cenevre olduğunu teyit eder. Ek R-3'ün kabul edilebilir olduğunu beyan eder. Anlaşmazlık üzerinde yargı yetkisine sahip olduğunu tespit eder. Sözleşmenin Davacı tarafından feshedilmesinin geçerli olduğuna karar verir. Davalı'nın Davacı'ya aşağıdaki tutarları ödemesine karar verir: Üçüncü şahıslara mal satışından kaynaklanan kâr kaybına ilişkin olarak 237.165,22 ABD Doları; Komisyon masrafları ile ilgili olarak 8.970 ABD Doları; Bankacılık hizmetleri maliyetleri ile ilgili olarak 13.691,25 ABD Doları; Davalı'nın Davacı'ya %5 oranında faiz ödemesine karar verir: 26 Mayıs 2023 tarihinden başlamak üzere 237.165,22 ABD Doları tutarı üzerinden, 17 Temmuz 2023 tarihinde başlamak üzere 8.970 ABD Doları tutarı üzerinden,8 Haziran 2023 tarihinden başlamak üzere 13.691,25 ABD Doları tutarı üzerinden, Davalı'nın Davacı'ya tahkim masrafları (Kayıt Ücreti ve depozito payı) olarak 12.500 CHF ödemesine karar verir. Davalı'nın, Davacı'nın bu tahkim için yaptığı masraflarla ilgili olarak Davacı'ya 130.266,60 CHF tutarında ödeme yapmasına karar verir; " şeklinde olduğunu, İsviçre Tahkim Merkezi tarafından verilen .... dava numaralı 03.05.2024 tarihli hakem kararının Türkiye Cumhuriyeti Devleti Mahkemeleri ve icra organları nezdinde hüküm ve sonuç doğurmasını sağlamak amacıyla Türkiye hakem kararının tenfizi ile ihtiyatı haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini, müvekkili şirket’in haksız çıkma, dolayısıyla karşı tarafın haksız ihtiyati haciz sonucu zarara uğrama ihtimali oldukça az olduğundan mahkemece karşı taraf dinlenilmeden teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, neticede davanın kabulüne, .... İşviçre Tahkim Merkezi'nin ... dava numaralı, 03.05.2024 tarihli kararının tenfizi ile Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde uygulanabilir olduğuna hükmedilmesini, ihtiyatı haciz talebinin kabulü ile davalının tüm malvarlıkları sorgulanarak, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3.kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının alacağa/borca yeter kadarına davanın niteliği gereği İİK. m.257 uyarınca uyuşmazlığın para alacağına ilişkin olması sebebiyle ihtiyaten haczine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında hukuken geçerli bir tahkim anlaşmasının söz konusu olmadığını, davacı şirketin yetkili temsilcileri tarafından imzalanmamış bir faturanın söz konusu olduğunu, davacının temsile yetkili olmayan çalışanı tarafından imzalandığını, temsil yetkisinin olmaması ve temsil olunanın icazet vermemesi hâlinde hukuki muamele kesin olarak hükümsüz olduğunu, temsil olunan ve temsilci, hukuki işlem ile bağlı değillerse de yetkisiz temsil ile işlem yapan temsilcinin üçüncü kişinin zararını karşılamak ile yükümlü olduğunun açık olduğunu, müvekkilinin alanında bilinen ve uzun yıllardır sektörde ticari faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, hatta öyle ki, müvekkili şirket hisselerinin borsada işlem görmekte olduğunu, mal kaçırma ya da alacaklının haklarına halel getirecek bir davranışının da mevcut olmadığını, bu nedenle de tedbir kararı verilmesinin bir gereğinin olmadığını, neticede öncelikle tedbir talebinin reddine, taraflar arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir tahkim anlaşması olmaması sebebi ile huzurda açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, taraflar arasındaki alım-satım sözleşmesinden kaynaklı İsviçre Tahkim Merkezi tarafından verilen 03/05/2024 tarihli ve .... dava numaralı hakem kararın tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: İsviçre Tahkim Merkezi tarafından verilen 03/05/2024 tarihli ve ... dava numaralı hakem kararın tanınması ve tenfizi şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un İkinci Kısmının İkinci Bölümünde düzenlenmiştir. Kanunun 60 ile 62. maddeleri “tenfiz” e, 63. maddesi ise “tanıma”ya ilişkindir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun (MÖHUK) ''Yabancı Hakem Kararl Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu, bu da yoksa icraya konu teşkil edebilecek malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılır." düzenlemesini içermektedir. Aynı Kanun'un 63. maddesinde de yabancı hakem kararlarının tanınması yönünden düzenleme yapılmış olup, ''Yabancı hakem kararlarının tanınması da tenfizine ilişkin hükümlere tâbidir'' hükmüne yer verilmiştir.
6545 sayılı Yasa ile değişik 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemelerinin çalışma usulü ve görev alanı yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/06/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak asliye ticaret mahkemesi heyetince yürütülür ve sonuçlandırılır.
6100 Sayılı TTK' nın 5.maddesi uyarınca da, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ''ticari davalar'' ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; tarafların ticari şirket olduğu, aralarındaki uyuşmazlığın alım-satım sözleşmesinden kaynaklandığı, tacir olan taraflar arasındaki alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan zarar iddiasına yönelik uyuşmazlığın çözümü için verilen yabancı hakem kararının tanıma ve tenfizine karar vermekle görevli mahkeme davalının yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemeleri olup, bu haliyle mahkememiz yargılama dosyasındaki uyuşmazlık yönünden hem görevli hem de yetkilidir.
Davacı şirketin, İsviçre Ülkesi menşeli olması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile İsviçre Devleti' nin Lahey Sözleşmesine taraf olmaları sebebiyle yabancılık teminatı alınmadan yargılamaya devam edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 05.05.2023 tarihli satım sözleşmesinde iş bu sözleşmenin İsviçre Hukuku tahtında yürütüleceği, sözleşmeden kaynaklı ihtilafların İsviçre Ticaret Odasının Uluslararası Tahkim kuralları uyarınca atanmış bir veya daha fazla (üç) hakem huzurunda nihai olarak çözüme kavuşturulacağı, tahkim yerinin Cenevre/İsviçre olacağı öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta, 21.05.1991 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 10.06.1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi'nin uygulanması gerekmektedir.
5718 sayılı MÖHUK'un 1.maddesinde, Kanun'un uygulama alanı düzenlenmiş; anılan maddede, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu kanunla düzenlendiği, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası anlaşmaların özel hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre MÖHUK hükümlerinin ve New York Sözleşmesi'nin yarıştığı durumlarda Sözleşme hükümleri uygulanmalıdır.
A) İlke olarak yabancı hakem kararlarının tenfizi istemlerinde tenfizi istenen kararın şeklî ve maddi anlamda kesinleşmesi gerekir. New York Sözleşmesi'nin IV/1-e maddesinde de yabancı hakem kararının tenfizi için, kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması şartına bağlanmıştır. New York Sözleşmesi'nin IV. maddesine göre, Türk mahkemelerinde açılacak tenfiz davasında, dava dilekçesi ile birlikte hakem kararının onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmenin usulüne uygun aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, şayet karar ve tahkim şartı ya da sözleşmesi tenfiz ülkesinin resmi dilinde değilse, hakem kararı ile tahkim sözleşmesi veya şartının usulüne uygun ve onaylı tercümelerinin eklenmesi zorunludur.
- Davacı tarafça usulüne uygun şekilde kesin hakem kararının onaylı örneği, tercümesi ve tahkim şartı içeren sözleşmenin onaylı örneği dosyaya ibraz edilmiştir.
- Söz konusu hakem kararının 05/07/2024 tarihinde temyiz başvurusunda bulunulmadığından kesinleştiği, bu itibarla icra edilebilirlik şerhini taşıdığı tespit edilmiştir.
B) Yabancı hakem karalarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi o kararın Türk Mahkemelerinde tanınmasına veya tenfizine karar verilmiş olmasına bağlıdır. New York Sözleşmesi’nin 1.maddesinde uygulama alanı gösterilmiştir. 2. fıkrada yabancı hakem kararının tanımı yapılmıştır. Sözleşmenin V. maddesinde tenfiz engelleri (tenfiz talebinin reddi sebepleri ) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar ; V/1- a) Sözleşmeye uygulanacak hukuka göre ehliyetsiz olduğunu ya da anlaşmanın tabi olduğu hukuka göre ve böyle bir seçim yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanunlarına göre hükümsüz olduğu; b)Hakemin/ hakem heyetinin seçiminden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmediğini ya da diğer bir sebeple iddia veya savunma hakkından yoksun bırakıldığını; c) Hakem kararının, tahkim sözleşmesinde ya da şartında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğunu ya da tahkim anlaşmasının veya tahkim şartının sınırlarını aşan hükümler içerdiğini, tahkim anlaşmasının ya da şartının sınırlarını aşan kısmın ayrılması mümkünse, tahkim anlaşması içinde kalan kısmın tanınmasına ya da tenfizine karar verilebileceği; d) Hakem heyetinin oluşumumun veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına veya anlaşma olmayan hallerde tahkim yeri kanun hükümlerine uygun olmadığını; e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburi olmadığı veya verildiği memleket kanunlarına göre ya da tahkimin tabi olduğu hukuk kurallarına göre yetkili bir merci tarafından iptaline karar verildiği yahut icranın geri bırakıldığı iddiası ve mahkemece; V/II a) Tanıma ve tenfiz talebinin yapıldığı ülke kanunlarına göre hakem kararına konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığı; b) Hakem kararının kamu düzeni kurallarına aykırı olduğu hususlarıdır.
Görüldüğü üzere Sözleşme, iki grup tenfiz engeli düzenlemiştir. Birinci gruptakiler davalı tarafından savunma olarak ileri sürülüp ispat edilmesi gereken tenfiz engelleri, ikinci gruptakiler ise mahkemece resen gözetilecek tenfiz engelleridir.
Esasen tanıma ve tenfiz davalarında taraflar, maddi vakıaların yeniden tartışılmasını isteyemez ve tenfiz davasında mahkemece yapılacak inceleme, tanıma ve tenfiz engellerinin mevcut olup olmadığıyla sınırlıdır. Mahkeme, hakem kararının maddi hukuk yönünden isabetli olup olmadığı denetleyemez. Aleyhine tanıma ve tenfiz talep edilen taraf, ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını (tenfiz engellerinin mevcut olduğunu) öne sürerek itiraz edebilir. Yani uyuşmazlığın esasına ilişkin savunma sebeplerine dayanamaz ve bunlara ilişkin olarak delil gösteremez. Bu nedenlerle, davalı vekilinin hakem kararının esasına dair iddialarının dinlenmesi mümkün değildir. Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2000/2-1051 Esas, 2000/1068 Karar ve 21.06.2000 tarihli emsal ilamında; "...Tanıma ve tenfiz hakiminin prensip olarak yabancı hakem kararının doğruluğunu inceleyemeyeceği, gerek yabancı karara uygulanmış usul, gerekse kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin tanıma ve tenfiz hükmünün inceleme konusu dışında olduğu, bu sistemin (revision au fond) yasağı olarak ifade edildiği, usulde veya kararın hükmünde yapılmış olan hataların tanıma ve tenfiz kararına kural olarak etkili olamayacağı..." şeklinde ifade edilmiştir.
- Açıklanan sebeplerle yabancı hakem kararındaki esasa dair hukuki nitelendirme, vakıaları değerlendirme biçimi, hukuk kurallarını doğru tatbik edip etmediği ya da delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediği dikkate alınamamış, değerlendirme konusu yapılmamıştır.
C) Mahkememizce resen incelenmesi gereken iki tenfiz engeli bulunmaktadır.
- Bunlardan birincisi, uyuşmazlığın Türk hukuku bakımından tahkime elverişli olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki tahkim yargılamasına konu uyuşmazlık alım-satım sözlemesine dayalı zarar iddiasından kaynaklanmakta olup, HMK'nın 408 ve MTK'nın 1/4 maddeleri dikkate alındığında, uyuşmazlığın bütünüyle tarafların tasarrufuna tabi ve tahkime elverişli bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Yine, davacının İsviçre Ülkesi menşeli olduğu görülmüş ve bu haliyle uyuşmazlıkta yabancılık unsurunun varlığı mahkememizce kabul edilmiştir.
- Re'sen dikkate alınacak tenfiz engellerinden ikincisi ise kamu düzenine aykırılıktır.
Kamu düzenine aykırılık bir tenfiz engeli ise de kamu düzeni kavramının, hakem kararının esasının incelenmesi sonucunu doğuracak genişlikte yorumlanmaması gerekir. Kavram oldukça önemli olmakla birlikte, kanunlarda yapılmış bir tanımı yoktur. Pozitif mevzuatta yapılmış bir kamu düzeni tanımı yoktur. Kavramın içeriği, yargısal ve bilimsel içtihatlarla doldurulmaya çalışılmaktadır . Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2010/1 E.- 2012/1 K. sayılı, 10.02.2012 tarihli kararında, kamu düzeni kavramı şöyle tanımlanmıştır: "...Kamu düzeni, niteliği gereği zamana, yere göre değişen, içeriğinin tespiti zor her bir somut olaya göre değişiklik gösteren bir kavramdır. İlmi açıklamalara ve yargısal kararlara rağmen gelişen hukuk sistemlerinde bile tanımı olmamasına rağmen 'toplumun temel yapısını ve çıkarlarını koruyan kuralların bütünü' olarak tanım yapılabilir.
Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve yoruma müsaittir. Hükmün gerekçesiz oluşundan dolayı kamu düzeni kavramından hareket ederek, yabancı ilamın verilmesinde işlenen usulün, uygulanan hukukun, ilamın icrasının meydana getireceği sonuçların incelenmesi suretiyle, bir kararın kamu düzenine aykırı bulunarak tenfizi mümkün olmayacaktır demek çok ağır bir neticeyi yaratmak olacaktır. Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali halinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.
O halde, iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir.
İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.". (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 2014/2183 Esas, 2014/3226 Karar sayılı ve 12.05.2014 tarihli ilamı).
Davalı vekili de, bu kapsamda taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesinin ve yine geçerli bir proforma faturanın bulunmadığı savunmasında bulunmuş olup, bu savunmasını da yetkisiz temsile dayandırmıştır. Sözleşme ve faturadaki imzaların, davacı ve davalı şirketi temsile yetkililere ait olmadığını ileri sürmüştür. Bu iddialar, tahkim yargılaması sırasında da ileri sürülmüştür. Tahkim yargılamasında, davacı ve davalı adına sözleşmeyi imzalayan kişilerin bunu yapmak için resmi yetkiye sahip olmadıkları belirtilmiştir. Ancak, tahkim yargılaması sırasında tarafların sözleşmenin geçerli bir şekilde imzalanmış gibi davrandıkları, buna binaen proforma faturanın düzenlendiği ve tarafların sözleşmeden tamamen haberdar oldukları kabul edilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda; davalının, tahkim yargılaması sırasında ileri sürdüğü ve hakem tarafından reddine karar verilen bu iddiaları üst kanun yoluna taşıma hakkı varken taşımadığı ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Mahkememize sunmuş olduğu cevap ve beyan dilekçesinde de, ilgili hakem kararının üst kanun yoluna taşınmamasına yönelik herhangi bir açıklayıcı bir beyanın da bulunmadığı görülmüştür. Bu haliyle hakem kararı içeriği davalının kabulündedir. Bu şekildeki olağan üst kanun yoluna taşımama (herhangi bir mazeret olmaksızın) şeklindeki davalı davranışı, sözleşme ilişkisinin kabulü niteliğinde olup, ardından mahkememiz yargılamasında tekraren sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığının, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığının savunulması, çelişkili davranış niteliğindedir. Böyle bir savunmada bulunması TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 29.09.2023 Tarih ve 2023/107 E. - 2023/1522 K. sayılı ilamı.)
Davalı şirketin sözleşmenin ifasına yönelik yazışmaları, tahkim yargılamasındaki savunmaları dikkate alındığında, sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkisiz olduğu bir an için kabul edilse dahi devam eden süreç sonucunda örtülü olarak hukuki işlemin onanmış olup, davalıyı bağlamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2003/6774 Esas, 2004/3751 Karar ve 09.04.2004 tarihli emsal kararı)
Yukarıda açıklanan sebeplerle mahkememizce kamu düzenine aykırılığın söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.
D) İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, söz konusu yabancı hakem kararının tenfizi ve bu tenfiz kararının kesinleşmesi ya da tanınmış olması gerekmemekle birlikte, ihtiyati haciz şartlarının bulunup bulunmadığının İİK'nın 257. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sunulan İsviçre Tahkim Merkezi tarafından davalı hakkında verilen 03/05/2024 tarihli ve .... dava numaralı kararı ile 259.826,47 USD + 142.766,60 CHF' nin (14.583.623,30 TL toplam) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, kararın davalı vekiline tebliğ edildiği ve kesinleşme şerhi bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla alacağın usulen kesinleştirilmiş yabancı hakem ilamına dayandığı, bu nedenle vadesi gelmiş bir alacağın bulunduğu hususunda yaklaşık ispat ölçüsünde delil sunulduğu, alacağın rehinle de teminat altında olmadığı, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu sonucuna varılmaktadır. (Yargıtay 19. HD.nin 2015/1656 Esas, 2015/4049 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 23. HD.nin 2016/6937 Esas, 2016/4665 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 6. HD.nin 2014/3906 Esas, 2014/4941 Karar sayılı ilamı)
İİK' nın 259. maddesinde; ihtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul olup, 6100 sayılı HMK' nın 87. maddesinde yazılı yazılı teminatı vermeye mecbur olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati hacizde teminata ilişkin İİK'nın 259. maddesinde ve yollama yapılan 6100 sayılı HMK'nın 87. maddesinde alınacak teminat miktarına ilişkin bir düzenleme yapılmamış, alınacak teminatın miktarı ve türü konusunda takdir mahkemeye bırakılmıştır. Bu kapsamda somut olayda tenfiz kararı henüz kesinleşmediğinden, belge ilam niteliğinde değildir. Bu kapsamda yerleşik yargı uygulaması gereği ihtiyati haciz konusu alacağın %15'i oranında oranında teminat karşılığında (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 Tarih ve 2024/749 E. - 2024/836 K. Sayılı ilamı) ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
E) Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında harcın maktu olarak alınması yönündeki içtihatlarının istikrar kazanmış olduğu dikkate alınarak, mahkememizce maktu harç alınmış ve maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 tarih 2022/1024 E. 2023/4355 K.; 11/07/2023 tarih 2022/2244 E. 2023/4370 K.; 16/10/2023 tarih 2022/6371 E. 2023/5889 K.; 31/05/2023 tarih 2022/6677 E. 2023/3391 K. Sayılı içtihatları).
Yukarıda açıklanan nedenlerle İsviçre Tahkim Merkezi tarafından davalı hakkında verilen 03/05/2024 tarihli ve ... dava numaralı kararının, tenfiz şartlarını taşıdığı tespit edilmekle sübut bulan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının KABÜLÜ İLE,
- İsviçre Tahkim Merkezi tarafından davalı hakkında verilen 03/05/2024 tarihli ve ... dava numaralı "• Tahkim yerinin Cenevre olduğunu teyit eder.
• Ek R-3'ün kabul edilebilir olduğunu beyan eder.
• Anlaşmazlık üzerinde yargı yetkisine sahip olduğunu tespit eder.
• Sözleşmenin Davacı tarafından feshedilmesinin geçerli olduğuna karar verir.
• Davalı'nın Davacı'ya aşağıdaki tutarları ödemesine karar verir:
Üçüncü şahıslara mal satışından kaynaklanan kâr kaybına ilişkin olarak 237. 165,22 ABD Doları;
Komisyon masrafları ile ilgili olarak 8.970 ABD Doları;
Bankacılık hizmetleri maliyetleri ile ilgili olarak 13.691,25 ABD Doları;
• Davalı'nın Davacı'ya %5 oranında faiz ödemesine karar verir:
26 Mayıs 2023 tarihinden başlamak üzere 237.165,22 ABD Doları tutarı üzerinden,
17 Temmuz 2023 tarihinde başlamak üzere 8.970 ABD Doları tutarı üzerinden,
8 Haziran 2023 tarihinden başlamak üzere 13.691,25 ABD Doları tutarı üzerinden,
• Davalı'nın Davacı'ya tahkim masrafları (Kayıt Ücreti ve depozito payı) olarak 12.500 CHF ödemesine karar verir.
• Davalı'nın, Davacı'nın bu tahkim için yaptığı masraflarla ilgili olarak Davacı'ya 130.266,60 CHF tutarında ödeme yapmasına karar verir;
• Tarafların diğer tüm taleplerini reddeder." Şeklindeki icrai kararının TANINMASINA VE TENFİZİNE,
2- Davacının ihtiyati haciz talebinin teminat karşılığında KABULÜ İLE;
- 14.583.623,20 TL alacak ile sınırlı olmak üzere, alacağın %15'i oranında teminat (nakit veya kesin - süresiz banka teminat mektubu) karşılığında İİK'nin 257/1 maddesi gereğince davalı şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın İcra İflas Kanunun koyduğu sınırlar içinde İHTİYATEN HACZİNE,
-Alacağın % 15 oranında 2.187.543,48 TL nakit veya kesin- süresiz banka teminat mektubunun davacı tarafından Mahkememiz veznesine teminat olarak DEPO EDİLMESİNE,
-Teminat yatırıldığında karar örneğinin mahkememiz yargı çevresinde İcra Müdürlüğüne gönderilmek üzere davacıya (vekiline) TEVDİİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harcın karar ve ilam harcından mahsubuna, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
-Davacı tarafça sarf edilen toplam 916,00.‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 82,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
5-Davalı tarafça yatırılan gider avansının talep halinde davalı tarafa İADESİNE,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2024

Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ....
¸e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim