Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/659

Karar No

2024/301

Karar Tarihi

2 Aralık 2024

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/659 Esas
KARAR NO : 2024/301

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/10/2024
KARAR TARİHİ : 02/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle:Müvekkili şirket davalı şirketten 27.02.2024 tarihinde 2486 adet .... marka toz çamaşır deterjanı (adet 2,46 euro), 3840 adet .... marka sıvı bulaşık deterjanı 650 ml (adet 0.50 euro) ve 1656 adet ... marka şampuan 350 ml (adet 1,20 euro) satın aldığını, müvekkili muhtelif temizlik ürünlerini satın aldıktan sonra davalı .... dış ticaret ltd şirketine toplamda 10.022,76 tl ödemiştir. işbu ödeme davalının .... bankası - ... şubesinde bulunan .... ıban numaralı hesabına yapıldığını, müvekkili şirket, yurt dışı kaynaklı bir şirketi olup türkiye kaynaklı davalı şirketten alınan ürünlerin nakliye şirketi ile üsküp'e gönderilmesi hususunda anladığını, müvekkili satın aldığını, olduğu ..., ..., .... markalarında ait ürünlerin sahte/lisanssız olmasından sebeple işbu ürünlerin taşındığı .... plaka sayılı dorse, edirne cumhuriyet başsavcılığı yapılan ihbarın üzerine edirne kapıkule gümrük müdürlüğünce üzerine durdurulduğunu, eşyalar dorse içerisinde mühür altına alındığını, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan ihbar üzerine edirne cumhuriyet başsavcılığı hazırlık bürosu'nun 20/03/2024 tarihli .... soruşturma yazısı ile 07.03.2024 tarihinde çatalca gümrük müdürlüğü'nin .... sayılı durdurma kararı verilmiş, ilgili ürünlere el konulmuştur. ayrıca davalı şirketin edirne cumhuriyet başsavcılığında devam eden, lisanssız ürünlere ilişkin .... soruşturma numarası ile görülen başka bir soruşturma dosyası da bulunmadığını, davalı şirket, müvekiline lisansı bulunmayan ürünleri sattığını, ürünler ülke sınırından geçirilirken yukarıda plakasına yer verdiğimiz araç içerisindeki eşyalar, edirne kapıkule sınırında mühürlendiğini, itirazları haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu, sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşıdığını, alacak likit bir alacak olup, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takip durduğunu, müvekkili şirket mağdur olduğunu, alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, ihtiyati tedbir talebimizin kabulünü, davalı/borçlunun Büyükçekmece İcra Müdürlüğü .... esas numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaliyle birlikte takibin devam etmesini, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli davalının lehine olmamak üzere %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesini, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle:Davacı şirket yurtiçi yerleşik şirket olmayıp Kuzey Makedonya'da yerleşik yabancılık unsuru taşıyan bir şirket olduğunu, 5718 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun madde 48/1 gereği; yargılama ve takip giderleriyle davalının olası zarar ve ziyanının karşılanması için, davanın hedef süresi, üst mahkemelerde geçirilecek zamanda yargılama giderleri ve vekalet ücretlerindeki artışlar da dikkate alınarak 200.000 TL'den az olmamak üzere teminatı gösterilmesinin davacıdan istenilmesini, teminatın yatırılmaması halinde davanın usulden reddine aksi takdirde davanın esastan karar verilmesini talep etmiştir.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, satım sözleşmesinden temerrüt nedeniyle dönmeye bağlı olarak ödenen ücretin iadesi için davacı tarafça davalı aleyhine girişilen Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamak gerekirse; bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Genel anlamda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup taraf iddia ve savunmaları bu muvacehe ölçüsünde değerlendirilmiştir. Taraflar arasında satım sözleşmesinin kurulduğu hususu ihtilafsız olup, ihtilaf davalının kendi edimini ifa konusunda temerrüde düşüp düşmediği, davacının buna bağlı olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanıp kullanamayacağı noktasındadır. Dolayısıyla davacı tarafça, davalının temerrüde düştüğünün ve bu nedenle dönme hakkını kullanmaya ilişkin yasal şartların oluştuğunun ispatı gerekmektedir.
Somut olayda taraflar arasındaki ilişkiye bakıldığında, satım sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeye bağlı olarak davacının davalıdan bedeli peşin ödenerek ürün sipariş ettiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça sözleşmeye konu ürünler teslim için yola çıkarılmış ise de gümrük sırasında kontrole takılmış olması nedeniyle davacıya teslim edilememiştir. Bu husus her iki tarafın kabulündedir. Zira davalının cevap dilekçesinde de bu hususa değinilmiş fakat gerekli prosedürler tamamlandıktan sonra sözleşme konusu ürünlerin davacıya teslim edileceği belirtilmiştir. Bu durumda davalının temerrüde düşüp düşmediğinin irdelenmesi gerekmektedir.
Bu aşamada temerrüde ilişkin açıklama yapmakta fayda var. Borçlu açısından temerrüt, halen ifası mümkün olan ve muaccel bir borcun ifasında yaşanan gecikmedir. Borçlu temerrüdü, muaccel bir borcun borçlu tarafından borç ilişkisine uygun olarak yerine getirilmemesini ifade etmektedir. Borçlu temerrüdü, borç ilişkisinde borçlu sıfatına sahip olan taraf için söz konusu olmaktadır. Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde her iki taraf da borçlu sıfatını haiz olduğu için, her iki taraf için de borçlu temerrüdü gündeme gelebilecektir.
Temerrüdün ilk şartı, zamanında ifa edilmemiş olan edimin ifasının mümkün olmasıdır. Üzerinde durulması gerekli olan nokta, temerrüt hükümlerinin uygulanabilmesi için edimin ifasının hangi tarihe kadar mümkün olması gerektiğinin tespitidir. Edimin muacceliyet anından önce imkansız hale gelmesi durumunda temerrüt hali hiç oluşmaz ve imkansızlık hükümleri uygulanır. Muacceliyet anı, alacaklının alacak hakkının talep hakkına dönüştüğü, başka bir ifadeyle alacaklının ifayı talep hakkını kullanabileceği ve borçlunun ifada bulunmaktan kaçınamayacağı zaman noktasını ifade eder. Bu bakımdan muaccel hale gelen bir borcun, vadesi gelmiş ve ifa için artık herhangi bir süre söz konusu olmadığından; alacaklı borçluyu ifaya zorlayabilmek için artık bir süre daha beklemek mecburiyetinde değildir ve borçlu da ifayı temerrüde düşmeden bir süre daha geciktiremez durumdadır.
Muacceliyet, aynı zamanda ifanın şartı olan zamanı ifade etmektedir. Bundan çıkan sonuca göre; alacaklı muacceliyet anından daha geç bir zamanda yerine getirilen bir edimi, ifa olarak kabul etmeye zorlanamayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay tekrar dönecek olur isek, satıma konu ürünlerin davalı tarafça teslim edilmemiş olması davalının temerrüde düşmesine neden olmuştur. Zira davacı tarafça siparişe konu ürünlerin ücreti peşin ödenmiş olup, davalının da teslim yükümlülüğünü makul sürede yerine getirmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki satım sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup, bu tür sözleşmelerin akdedilmesi ile beraber sözleşmede ayrı bir hüküm yok ise TBK madde 90 hükmü gereği her iki tarafın borcu aynı anda muaccel olacaktır. Dolayısıyla davacı tarafça muaccel olan ödeme borcu yerine getirilmiş olmasına rağmen, davalının teslim borcunun yerine getirilmemiş olması temerrüdün ön şartlarından biri olan muaccel olan borcun ifa edilmemiş olması şartını sağlamaktadır.
Davalıya ihtar çekilmesi gereksiz ve yararsız olacağından, davacının bu konuda ihtar çekmesine lüzum yoktur. Zira, ihtarın gereksiz ve yararsız olduğu haller, TBK m. 117/II’ de tam olarak belirtilmemiş olmakla beraber, borçlunun ihtar olmaksızın temerrüde düşmesi sonucunu doğuran bu olgular dürüstlük kuralına dayanmaktadır. Şöyle ki dürüstlük kuralı gereği alacaklının, borçluya ihtarda bulunmasının beklenemeyeceği hallerde ihtarsız temerrüt söz konusu olur. İhtar gereğini ortadan kaldıran bu başlıktaki istisnalar, doktrinde çeşitli örneklerle anılmaktadır.
İhtarın gereksiz yahut yararsız olması hallerine ilişkin genel ve kesin nitelikte ölçüler belirlemek mümkün olmadığından; her somut olayın kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirme yapılmalı ve dürüstlük kuralına göre ihtar şartının aranıp aranmayacağı tespit edilmelidir. İhtarı gereksiz kılan olgular borçlunun davranışından kaynaklanabileceği gibi, hal ve durum da borçlunun borcunu ifa etmeyeceğini gösterebilir; bu ihtimallerde, ihtarda bulunmak gerçekleşmeyecek bir sonuç için vakit kaybetmek olacağından alacaklının ihtarda bulunmasına gerek yoktur.
Somut olayda ise, davacı tarafça siparişin 27.02.2024 tarihinde verildiği fakat yaklaşık 6 ay gibi uzun süre beklenilmesine rağmen (takip tarihi 21.08.2024 tarihi dikkate alındığında) davalının teslim şartını yerine getirmediği ve dava tarihi itibariyle bile hala sözleşme konusu ürünlerin teslim edilmediği açık olup, bu aşamadan davacıyı ihtar şartını yerine getirmeye zorlamak faydasız ve gereksiz olacaktır.
Yine temerrüde ilişkin bazı özel hükümlerde de ihtar şartına gerek olmadan borçlunun temerrüde düşeceği belirtilmiştir. İki ticari işletme arasındaki mal veya hizmet tedarikini konu alan sözleşmelerde uygulama alanı bulan TTK m. 1530, satım bedelini ödemekle yükümlü olan borçlunun, alacaklının ihtarına gerek olmaksızın temerrüde düşeceğini düzenlemiştir. Somut olayda iki taraf arasında satım sözleşmesi akdedildiği, tarafların ticari işletmesini ilgilendirdiği ve konunun ayrıca TTK madde 1530'a ilişkin tedarik sözleşmesi olduğu dikkate alındığında, davalının ihtarsız bir şekilde temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Aksi yönde ihtarın gerekli olduğu düşünülecek olsa dahi, somut olayda ihtarın gerçekleşmiş olduğunu söylemek mümkün olacaktır. Zira TBK’da ihtarın ne şekilde yapılacağına ilişkin bir şekil şartı öngörülmüş değildir. Bu nedenle ihtar, sözlü, yazılı veya irade gösteren bir fiil ile gerçekleştirilebileceği gibi; icra takibi başlatmak veya dava açmak yoluyla mahkeme aracılığı ile de gerçekleştirilebilir. (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 17. Baskı, Yetkin, Ankara, 2014, s. 1095 ;Feyzioğlu Feyzi Necmeddin, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. II, 2. Bası, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1977, s. 232). Dolayısıyla davacının icra takibi yapmış olması, sonrasında arabuluculuk görüşmesine katılmış olması ve akabinde dava açmış olması bir ihtar olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak, taraflar arasında satım sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmenin her iki tarafa borç yüklediği, sözleşmede vade belirtilmediği için TBK madde 90 gereği sözleşmenin kurulduğu anda her iki tarafın borcunun muaccel olacağı, davacının edimini yerine getirmiş olmasına rağmen davalının yaklaşık 6 aylık bir süre geçtiği halde edimini yerine getirmediği anlaşılmıştır. Bu durumda artık davacının sözleşmeye bağlı olmasını beklemek hukuka uygun olmayacaktır. Zira davalının edimini ne zaman ifa edeceği belirsiz bir zamana yayılmış olup, davacıyı buna rağmen sözleşme ile bağlı tutmak dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil edecektir. Davalının edimini zamanında yerine getirmemiş olması temerrüde düşmesi için yeterli olup, temerrüde düşmede ayrıca kusurlu olmasına lüzum yoktur. Dolayısıyla sözleşme konusu malların gümrükte takılmış olmasında kimin kusurlu olduğunu araştırmaya lüzum olmadığından söz konusu sürecin neticelenmesini beklemeye de gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının TBK madde 125 gereği seçimlik haklarından dönme hakkını kullanmasına ilişkin yasal şartların oluştuğu, davalının temerrüde düşmesi nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldığı ücreti iade etmesi gerekiği, alacağın likit olduğu dikkate alınarak tüm talepler hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 10.022,76 Euro asıl alacak yönünden iptaline, TAKİBİN BU MİKTAR ÜZERİNDEN DEVAMINA,
2-Tespit edilen asıl alacağa fiili ödeme tarihinde devlet bankaları nezdinde açılmış Euro cinsinden kısa vadede hesaplara uygulanan en yüksek faizin işletilmesine,
3-Toplam alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE dair,
4-Alınması gerekli 2.598,48-TL harçtan peşin alınan 5.484,70-TL peşin harcın mahsubu ile 2.886,22-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60- TL başvuru harcı, 5.484,70-TL peşin harç, 60,80-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 5.973,10-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri toplamı 84,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 60.874,23 -TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi.02/12/2024

Katip ...
¸E-imza

Hakim ...
¸E-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim