mahkeme 2024/600 E. 2025/512 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/600

Karar No

2025/512

Karar Tarihi

17 Haziran 2025

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/600 Esas
KARAR NO : 2025/512

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 30/09/2024
KARAR TARİHİ : 17/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirket tarafından, davalı-borçlu aleyhinde; ... Mah. ... Cad. ile 882 sokak kesişimi İst Avrupa Esenyurt adresli 06.10.2022 tarihli 10.00 saatli hasara ilişkin olarak Büyükçekmece ... İcra Dairesi .... e. sayılı dosyası, 2-... Mah. .... Cad. ile 866 sokak kesişimi İst Avrupa Esenyurt adresli 12.10.2022 tarihli 09.00 saatli hasara ilişkin olarak Büyükçekmece .... İcra Dairesi ...e. sayılı dosyası 3- ... Mah. ... Sokak No:13 İst Avrupa Esenyurt adresli 28.10.2022 tarihli 09.00 saatli hasara ilişkin olarak Büyükçekmece .... İcra Dairesi ....e. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, İcra takibine davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz edildiğini, davalının itiraz dilekçelerinde borca tamamen itiraz ettiğini, Takibe konu borcun haksız fiilden meydana geldiğini, ilgili İcra Müdürlüğü'nün dosyalarına takip dayanağı olarak sunulan ve dilekçe ekinde de bulunan hasar tespit tutanakları ve hasar fotoğrafları ile de borcun haksız fiilden kaynaklandığının belli olduğunu, davalının altyapı çalışması yapılırken ..... güzergah ve kablosuna hasarlamak suretiyle zarar verdiğini, söz konusu hasara ilişkin ivedilikle inceleme yapıldığını, hasar yerinde ilgili tutanakların tutulduğunu, yani davalının takibe konu hasarla veyahut takiple alakalı olarak kusuru ve sorumluluğu konusunda tereddüt bulunmadığını, bu nedenlerle davanın kabulüne, itirazlarının iptaline ve yukarıda esas numaraları sayılı takiplerin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere enflasyon ve güncel ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak belirlenecek en üst sınırdan, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davaya konu alacaklara ilişkin zamanaşımı itirazında bulunduğunu, müvekkili şirketin taraf sıfatının bulunmadığını, davanın sadece ihbar olunan .... A.Ş. 'ye yönlendirilmesi gerekirken hatalı şekilde davanın ikame edildiğini, müvekkili şirket ile ilgili işler yüklenicileri aracılığıyla anahtar teslim götürü usulü yapıldığını, müvekkili şirketin davacı tarafından iddia edilen zarardan sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin dava konusu mahalde bir çalışmasının bulunmadığını, müvekkili şirket ile .... ALTYAPI arasında akdedilen sözleşmenin ilgili maddesi gereğince, çalışmalar sırasında doğacak bütün zarar ve ziyandan yüklenici, ihbar olunanın sorumlu olacağını, müvekkili şirketin asıl iş sahibi olmaması ve hasar verildiği iddia edilen mahalde müvekkili şirketin bizzat yürüttüğü herhangi bir çalışmanın olmadığını, müvekkil şirketin işbu huzurdaki davada davalı sıfatının olmadığını, davacı tarafından talep edilen miktarın kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından davadaki taleplerin ayrı ayrı dökümanlar ile belgelendirilmesi gerekir iken davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen tutanaklar ile müvekkili şirketten taleplerde bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, davacı idarenin, zaten sabit olan aylık personel giderlerini de bu kazılarla ilgili maliyetlere yansıttığının anlaşıldığını, müvekkili şirketin eylemleri ile dava konusu arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalı müvekkili şirketin huzurdaki davayla illiyet bağı bulunmadığı gibi davacı tarafın huzura konu zararın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, davacı tarafça haksız ve kötüniyetli bir şekilde müvekkili aleyhine icra takibi açıldığını, herhangi bir yasal dayanak bulunmaksızın huzurdaki davayı ikame ederek müvekkili şirketten talepte bulunan davacı yanın kötüniyetli olduğunu, bu sebeple dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, tüm bu nedenlerle öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan müvekkili şirket adına usulden reddine, mahkeme aksi kanaate ise işin esasına girildiği takdirde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan vekili dilekçesinde özetle; davacı tarafın, yeraltı kablolarının 30.11.2000 Tarih Ve 24246 Sayılı Resmi Gazete'de Yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği Ve ... Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj (uygulama) Usul Ve Esaslarının düzenlendiği şartnamelerine uygun döşenmemiş olması nedeniyle söz konusu hasara kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinden ve de müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, .... Enerji Kabloları Montaj Usul ve Esaslarına göre standart kablo kanalı derinliği 80 cm olması gerektiğini, Dava dosyasında yer alan ve davacı tarafından dosyaya sunulan fotoğraflar incelendiğinde kazı derinliğinin 80 cm olmadığının belli olduğunu, Ayrıca yönetmelikte belirtilen, kum, tuğla, ikaz bandı v.b. Hususların da yerine getirilmediğinin görüldüğünü, Ayrıca fotoğraf ve tutanaklar da davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlendiğini, Davacı tarafından iddia olunan bir hasar meydana gelmiş ise; davacı tarafın, kazı yapılan yerin üzeri kapatılmadan, hasar giderilmeden delil tespiti davası açarak işbu davasına dayanak oluşturulacak bir rapor ile huzurdaki davasını açması gerekmekte iken davacı tarafın delil tespiti yaptırmadan, tek taraflı olarak hazırlamış olduğu, tarih ve konum içermeyen fotoğraf, müvekkili şirket yetkililerinin imzasını içermeyen fotoğraflar ve bir tabelaya dayanarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı tarafından sunulan dava dilekçesi ekindeki fotoğrafların ve evrakların tarafımızca kabul edilmesi ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, Davacının döşemiş olduğu kabloların yönetmelik gereği gerekli derinliğe sahip olmadığını, yönetmeliğe aykırı şekilde 80 cm derinlikte bulunması gereken kabloların 20-30 cm derinlikte bulunduğunu, yüzeye çok yakın olduğunu, herhangi bir koruyucu önlemlerin alınmadığını, üzerine özel renkli kum ve bantların geçilmesi gerekirken bunların hiçbirinin olmadığını, kablo kanalının derinliğinin 80 cm olarak ayarlandıktan sonra en altta 10 cm derinliğinde kum dökülmesi sonrasında kablo bu kumun üstüne yerleştirilmesi gerekmekte iken yapılmadığını, bu kumun üstüne ise sırasıyla uyarı amacı taşıyan kırmızı tuğla (... tuğla) döşenmesi gerekmekte iken yapılmadığını, geri kalan boşluğun ise dolgu malzemesi ile doldurulması gerekmekte iken doldurulmadığını, kırmızı tuğlanın "20 cm" üstünde olacak şekilde ikaz bandı yerleştirilmesi gerekmekte iken yerleştirilmediğinı, bu hasarın meydana gelmesinde tek ve asli kusurlunun davacının kendisinin olduğunu, davacı şirketin sadece 20-30 cm derinlikte yüzeye çok yakın bir şekilde kazı yaptığını, elektrik hattının üstüne kum dökmediğini, şerit ve tuğla koymadığını, bu nedenlerle davacının haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli davasının reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri, harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin davacıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE:
Dava, alt yapı kablolarına zarar verilmesi nedeni ile oluşan hasara ilişkin başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Anonim Şirketi olduğu, borçlusunun ... İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi olduğu, 2.032,67-TL asıl alacak ve 211,31-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.243,98-TL üzerinden icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun 08/08/2023 tarihinde borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, işbu davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Anonim Şirketi olduğu, borçlusunun ... İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi olduğu, 8.818,77-TL asıl alacak ve 939,62-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.758,39-TL üzerinden icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun 08/08/2023 tarihinde borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, işbu davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Anonim Şirketi olduğu, borçlusunun ... İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi olduğu, 6.956,09-TL asıl alacak ve 675,12-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.631,21-TL üzerinden icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun 08/08/2023 tarihinde borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, işbu davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı şirkete ait alt yapı kablolarına davalı şirket tarafından zarar verilmesine ilişkin olarak başlatılmış olan icra takiplerinde davacının takip ve dava tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya elektronik haberleşme konusunda uzman akademisyen bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; "...Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde rapor kapsamında
detaylı anlatıldığı üzere özet olarak;
- Kablo derinliğinin tam olarak tespiti için olay yerinde, onarım yapılan yerde kazı
yapılıp, onarım gören kabloların açığa çıkarılması gerekir. Ancak olayın üzerinden 2 yıl
geçtiği, sonraki 2 yıl içinde de kablo kanalında arıza sebebiyle kazı ve onarım yapılmış
olabileceği, olay anında yönetmeliğe uygun olmayan kablo döşemesinin sonraki kazı ve
onarımda yönetmeliğe uygun döşenmiş olacağı ihtimalinin söz konusu olmasından dolayı
olaydan 2 yıl sonra olay yerinde keşif yapılmasının kesin kanaat oluşturmaya elverişli
olmayacağı değerlendirilmiştir.
- Dosyada davalı firmalarca ... üzerinden alınan ve davacı firmaya iletilen
bir kazı izni görülmemektedir. Fotoğraflarda da Davalı taraf(lar)a ait firma personeli,
firma ismi veya logosu görülmemektedir.
- Bununla birlikte hasar görülen kablonun da yüzeye çok yakın olduğu, ilgili
mevzuat ve yönetmeliklere uygun döşenmediği görülmektedir.
- Dolayısıyla mevcut bilgiler değerlendirildiğinde davalı firmaların davacı firma
kablolarına hasar verdiğine dair net bir bilgi görülmemiş olmaktadır. Zaten davacı
tarafın kabloları da yüzeye yakın olduğundan, kabloların yüzeye yakın döşenmesi de
ilgili mevzuat ve yönetmeliklere uygun olmadığından, hasar verilmiş olsa bile davacının
kusuru sebebiyle verilmiş olduğu değerlendirilmiştir.
..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu içerisine takdiri delillere ilişkin kısımda düzenlenmiş, ayrıca hâkimin bilirkişi raporunu serbestçe değerlendireceği ilgili kısımda vurgulanmıştır. Bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmesinden maksat ise, hâkimin, söz konusu raporun içeriği hakkında, kanunun aradığı ölçüde bir kanaate ulaşıp ulaşmadığını özgürce değerlendirebilmesidir. Başka bir anlatımla, delillerin serbestçe değerlendirilmesiyle, raporun öngörmüş olduğu sonucun (vakıa tespiti veya vakıalar hakkında varılan sonuç) hâkimin tek başına kanunun aradığı ölçüde kanaat edinmesi için yeterli kabul edilemeyeceği, hâkimin rapor içeriğini denetleyebileceği ifade edilmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi uyarınca; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kanun maddesinde de belirtildiği gibi, esas olan bir kimsenin kusuru ile başkasına verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü olmasıdır, ancak zarar her zaman yalnızca zarar verenin kusurundan doğmamaktadır.Zarar görenin (mağdur) kusurlu davranışının da zararın doğmasına veyaortaya çıkan zararın artmasına sebep olması mümkündür. Hatta zarar gören, zarara rıza göstermiş dahi olabilir.
“Kimse kendi kusurundan faydalanamaz” ilkesi gereği, zarar göreninkusuru halinde zararın tamamının zarar veren tarafından tazmin edilmesi, zarar verenin durumunu adalete aykırı bir şekilde ağırlaştıracaktır.Zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına neden olan davranışı,sorumluluğun paylaştırılması ve tazminatın belirlenmesinde önemli bir ölçüttür
Zarar görenin kusuru Latince’de, “faute concomitante” şeklinde ifade edilmektedir. Türk Hukukunda, zarar görenin kusuru kavramını karşılamak üzere doktrin ve uygulamada çeşitli terimler tercih edilmektedir. Doktrinde ve Yargıtayda, zarar görenin kusurunu ifade etmek üzer sıklıkla kullanılan terimler “müterafik (birlikte) kusur”, “ortak kusur” şeklindedir (Başak Z Baysal, Zarar Görenin Kusuru (Müterafik Kusur) (1. Bası, On İki Levha 2012) 31).
Birlikte (müterafik) kusur, zarar gören kişinin kusurlu bir davranışıyla kendisine karşı işlenen haksız fiilden bir zarar doğmasına veya zararınartmasına neden olması şeklinde tanımlanabilir.
Zarar görenin kusuru, zararı önlemek için gereken davranışta bulunmamasına dair bir değer yargısı hükmüdür. Hukuka aykırılık ise, kişinin hukuk normuna aykırı davranmasıdır.Burada kusur, başkasına zarar veren iradeye veya ahlaka aykırılığı değil,zarar görenin kendi menfaatini korumak için gerekli özeni veya çabayıgöstermemesi ya da tamamen aksi yönde hareket etmesidir. Öte yandan,bazı hallerde zarar görenin kusurdan bağımsız bir davranışı zararın doğ-masına, artmasına veya zarar verenin durumunun ağırlaşmasına nedenolabilir. Dolayısıyla, birlikte kusurdan bahsedebilmek için zarar görenin hukuka aykırı fiilinin bulunması gibi bir şart yoktur.
“…Şu hâlde, söz konusu orman emvalinin zarar gören araçla taşınmasının bölüşük kusur niteliğinde olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 44. maddesi uyarınca zarar miktarından takdir edilecek oranda bir indirim yapılması gerekir. Mahkemece, bu yönün değerlendirilmemesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir…” Yargıtay ... HD, 5.5.2014, Tarih, .... Esas, ... Karar.
"...Ayrıca, araç alım satımı işi ile uğraşan davacı tarafın, satışa esas olan belgeleri incelememiş olmaları, noterde satış işlemi yapılırken kullanılan belgelerdeki farklılığı görmemiş olmaları, kendilerinden beklenen özenli bir araştırma yapmamaları nedeni ile; davacının da bölüşük kusurunun varlığı kabul edilmelidir. O halde mahkemece; davacının bölüşük kusuru nedeniyle, toplam zarar miktarından uygun bir indirim yapıldıktan sonra kalan miktardan davalı noterlerin sorumlu tutulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bölüşük kusuru olduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir…" Yargıtay .... H.D.,17.05.2017 Tarih, ... Esas, .... Karar .
"...Tazminat hukuku ilkeleri gereğince davalı, kusurlu eylemi nedeniyle oluşan gerçek zararın tümünden sorumlu ise de davacının bölüşük kusurlu bulunması durumunda, bu kusur oranında indirim yapılarak kalan tutardan davalı sorumlu tutulmalıdır. Davacının, elektrik kablolarını döşemeden önce Çevre Kurulu'ndan izin almamak biçimindeki savsaması, davalının böyle bir hattın varlığını öğrenememesine yol açarak zararlı sonucun doğmasında etkili olmuştur. Diğer yandan, zarara uğrayan kabloların, yerin 45 cm altına döşenmesi ve yönetmelikte belirtilen standartları içermiyor olması da, zararın meydana gelmesine neden olan etkenlerdendir. Yerel mahkemece, açıklanan olguların davacının bölüşük kusurun oluşturduğu gözetilerek, belirlenen zarardan, uygun bir indirim yapılmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince, kabul edilen tutardan ½ oranda indirim yapılmak suretiyle, kararın düzelerek onanması uygun görülmüştür." Yargıtay 4. H.D.,23.10.2010 Tarih, 2010/108 Esas, 2010/13437 Karar .
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; öncelikle yetki itirazı incelendiğinde, 6100 sayılı HMK'nın 6.maddesi gereğince genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. 6100 sayılı HMK'nın 16. maddesinde "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." düzenlemesini benimsemiştir. Bir davada (takipte) birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ya da icra takibi yapmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını (takibini) bu genel ve özel yetkili mahkemelerden (icra dairelerinden) hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçer. Somut olayda haksız fiil sonucu hasarı meydana geldiği yer Esenyurt/İstanbul olup Ticaret Mahkemesi olarak yetkili mahkemelerde Bakırköy mahkemeleri olduğundan davanın da yetkili mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Zamanaşımı itirazı inceleniğinde; Türk Borçlar Kanunu Madde 72 zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenlenmiştir. Somut olayda, her bir icra takibine konu hasarın gerçekleşme tarihi 16.11.2022 olup TBK madde 72 uyarınca zamanaşımı süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davalının pasif husumet itirazı incelendiğinde; Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Davalı ile ihbar olunan arasındaki ilişkinin davacıya karşı ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davanın esası bakımından incelendiğinde; takip dosyalarına konu hasarlar nedeni ile davacı tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiği, hasara konu yerin fotoğraflarının çekildiği bunların dosya içerisine sunulduğu anlaşılmıştır. Davacı düzenlenen tutanak ve fotoğraflardan davalının işi yaptırdığı ihbar olunan çalışanları tarafından oluşan hasarın tazminini talep etmektedir. Davalı ve ihbar olunan ise; zarara neden olanın davacının döşenmiş olduğu kabloların, yönetmelikte belirtilen özelliklere uygun olmadığından zararın oluştuğunu, davacının tam kusurlu olduğunu ve hasar ile eylem arasında illiyet bağı olmadığı yönünde itiraz etmiştir. 6098 Sayılı TBK 49. maddesi gereğince, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK madde 50/1.fıkrası gereğince, zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olup ispat yükü davacı üzerindedir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda; hasar gören kablonun yüzeye yakın olduğu, ilgili mevzuat ve yönetmeliklere uygun döşenmediği, davalı firmaların davacı firma kablolarına hasar verdiğine ilişkin net bilgi bulunmadığını, davacı tarafın kabloları yüzeye yakın olduğundan hasar verilmiş olsa bile davacının kusurundan kaynaklandığı tespit edilmiştir. ...'ye yazılan müzekkere cevabından; davaya konu kazı çalışmalarının yapıldığı her 3 adres için de davalı şirkete "fiber optik hat tesisi" kazısı için izin verildiği, davacı tarafın ise ... bildirimine “ ... güzergahları ve kablolarına zarar vermemek şartıyla” uygunluk verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda da bahsedildiği gibi bu rapor mahkememiz bakımından delillerin serbestçe değerlendirilmesiyle raporun öngörmüş olduğu sonucun (vakıa tespiti veya vakıalar hakkında varılan sonuç) hâkimin tek başına kanunun aradığı ölçüde kanaat edinmesi için yeterli kabul edilemeyecek, hâkim rapor içeriğini denetleyebilecektir. Davacı tarafından yer altına kablo döşemesi yapılırken 30.11.2000 tarih ve 44246 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve ... Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj (Uygulama) Usul ve Esasları dikkate alınması gerekmektedir. Davalı taraf ise kazı çalışmaları yaparken kablolara zarar vermemek koşuluna dikkat etmesi gerekmektedir. Dosya içerisindeki belgelerden anlaşıldığı gibi davacının zararının olduğu ve bu zararın davalının ihbar olunana yaptırmış olduğu kazı neticesinde doğduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacının yönetmeliğe uygun döşeme yapmamış olması zararın meydana gelmesine neden olan etken ise de davalının da gerek .... izin almaması, aldığı yer bakımından ise taahhütnamenin 2-d bendi uyarınca "altyapı kurumunda görevli teknik personelin hazır edilmemesi" gerek davacı tarafından krokilerin alınmadan ve kablo döşeme derinliği denetlenmeden kazının yapılması, yapılırken gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedenleri de zararın oluşumundaki etkenlerdendir. Tüm bu nedenlerle tarafların zararın oluşumunda “müterafik (birlikte) kusur” lu oldukları kabul edilmiş olup, hasar miktarları bu şekilde belirlenerek karar vermek gerekmiştir.
Davacının icra inkar tazminat talebi bakımından incelendiğinde; İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Davalı taraf talebine karşı koymasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığının belirlenmesi, yargılama yapılmasını gerektirdiğinden alacağın likit (muayyen, belirli) olduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemece davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
a-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın 4.409,38-TL asıl alacak, 469,81-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.879,19-TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
b-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın 1.016,33-TL asıl alacak, 105,65-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.121,98-TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
c-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın 3.478,04-TL asıl alacak, 337,56-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.815,60-TL üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-İİK'nın 67/2. Maddesi şartları oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 670,58-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 242,98-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Davacı tarafından yatırılan toplam 916,00-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 5.122,50-TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 2.561,25-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacının kendisini vekille temsil ettiği anlaşılmakla, davanın kabul edilen miktar dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.816,77-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalının kendisini vekille temsil ettiği anlaşılmakla, davanın reddedilen miktar dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.816,77-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 660,00-TL'sinin davalıdan, 660,00-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; miktar itibariyle KESİN olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2025
Katip ....
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim