Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/575
2024/308
3 Aralık 2024
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/575 Esas
KARAR NO : 2024/308
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/09/2024
KARAR TARİHİ : 03/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından Büyükçekmece .... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile davalı arasında ürün temini, ürünlerin uygulanması, montaj, danışmanlık içeren sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi olduğunu, müvekkili şirketin kendisine düşen bütün yükümlülüğü yerine getirdiğini, bunun karşılığında davalı borçlu tarafından fatura da kesildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında uzun zamandır aynı şekilde çalışıldığını, ancak son sözleşmeden kaynaklı borç meblağının müvekkili şirkete tam olarak yapılmadığını, bakiye için müvekkili şirket tarafından icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketin faturaya ya da taraflar arasındaki sözleşmeye hiçbir şekilde itiraz etmemekle birlikte sadece ödemeyi geciktirmek amacıyla icra takibine itiraz ettiğini, davalı borçlu şirketin müvekkili tarafından başlatılan icra takibine itirazının müvekkiline karşı hiçbir borcunun olmadığını beyan ederken icra takibi dosyasında itirazını takip eden tarihte müvekkiline olan borcunun bir kısmını daha ödediğini, davalı-borçlunun tek amacının ödemeyi geciktirmek ve yüksek enflasyon karşısında paranın iyice değer kaybına uğramasını sağlamak olduğunu, taraflar arasında arabuluculuk görüşmesi dahi yapıldığını, ancak Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu’nun .... numaralı dosyası kapsamında anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkili şirketin alacağının temini bakımından; haricen edilen bilgilere göre borçlu-davalının birçok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali dikkate alınarak, davalı borçlu adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının, bankalardaki ve kredi kuruluşlarındaki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini, büyükçekmece icra dairesi’nin ... esas sayılı dosyasının celbini, ihtiyati haciz talebinin kabulünü, itirazının iptali ile icra takibinin devamını, kötü niyetle hareket eden davalının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafından yalnızca son tutanağa ilişkin bir ekran görüntüsü sunulduğunu, arabuluculuk tutanak aslının mahkemeye sunulması gerektiğini, 6325 sayılı arabuluculuk kanunu'nun 18/a maddesinin 2. fıkrası uyarınca arabuluculuk son tutanak aslının sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesini, aksi takdirde davanın reddedileceğinin ihtar edilmesini, müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin sözleşmede de belirtilen ... ilaç isimli firmanın işlerini gerçekleştirirken davacı şirketle eser sözleşmesi niteliğinde bir sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye konu işlerin benzeri işlerin yapımında dava dışı soner şirinler isimli kişi ile işbirliği yapmakta iken anılan işin yapımında dava dışı üçüncü kişinin dahili ve telkini ile anılan üçüncü şahsın davacı şirketin yetkilisi veyahut ortağı olduğu düşünülerek davacı şirket ile gerçekleştirilmesine karar verildiğini, anılan sözleşmeye aykırılığın hiçbir şekilde müvekkiline bildirilmediğini, müvekkilinin müşterisiyle işin muayenesi sırasında farkedildiğini, söz konusu gecikme nedeniyle müvekkilinin anılan işin yapıldığı uzun yıllardır çalıştığı müşterisi nezdinde itibar kaybettiğini, ve müşterisi değeri 1.500.000,00-USD olan ön mutabakat sağlanan işleri müvekkili ile yapmaktan vazgeçtiğini, anılan gecikme ve sözleşmeye aykırı uygulamalar nedeniyle müvekkilinin büyük kayıplar yaşadığını, davacı tarafça gerek icra takibinde gerekse de huzurdaki davada alacaklı olduğuna ilişkin somut hiçbir delil sunmadığını, dosya kapsamında yalnızca sözleşme ve fatura sunulduğunu, fatura bedelinin kaynağının işin yapılıp hak edişin gerçekleştiğine, ileri sürülen borcun ödenmediğine ilişkin hiçbir delil sunulmadığını, davacı şirkete anılan iş için yapılan ödemelerde işin başlangıcında da birçok kez anılan üçüncü şahsa ödemeler gerçekleştirildiğini ve bu ödemelerin kendisine yapılmış gibi davacı şirketçe de kabul edildiğini, aynı çalışma prensibi ile şirket yetkilisi gibi davranan ve müvekkili ilede başlangıçta bu ünvana sahip olduğu düşünülen soner şirinler tarafından ödemenin kendisine yapılması talep edildiğini ve 600.000,00-tl bu işe ilişkin olarak kendisine ödendiğini, buna karşın davacı tarafça kötü niyetli olarak bu ödemelerin yapıldığı göz ardı edildiğini, iddia olunan miktara istenen faizin haksız olduğunu, davacı tarafından icra takibinde dayanak olarak sunulan 15.02.2024 tarihli fatura tarihinden itibaren asılsız alacak tutarına yıllık %48 oranında faiz uygulanarak 223.604,08-TL faiz istendiğini, davaya konu icra takibinin talep miktarı 1.492.501,61-TL olarak belirtildiğini ve huzurdaki davanın değeri olarak da aynı tutar gösterilerek bu miktar baz alınarak harç ödemesi gerçekleştirildiğini, bu nedenlerle mahkemenin yetkili olmadığına ilişkin itirazının kabulü ile davanın usulden reddini,davacıya arabuluculuk son tutanağı aslını sunması için kesin süre verilmesini, sunulmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan reddini,usulüne uygun bir arabuluculuk süreci gerçekleştirilmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini, neticeten haksız ve mesnetsiz iddialarla, geçersiz ve dayanaksız icra takibine dayanılarak ikame edilen davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; fatura alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı taraf süresi içerisinde yetki itirazında bulunmuş olup, Mahkememizce öncelikle yetki durumu incelenmiştir.
6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17. maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz.
HMK'nın yukarıda belirtilen maddeleri nazara alındığında; açılan davada dava şartları mevcut olup, davalının usulüne uygun yetki itirazı bulunmaktadır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin "Anlaşmazlıkların çözüm şekli" başlıklı hükmüne göre, taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Yetki anlaşması olması, uyuşmazlığın para alacağına yönelik olması, kesin yetkinin bulunmaması sebepleriyle yetkili mahkemenin yetki anlaşması gereğince İstanbul Adliyesi olduğu anlaşılarak, davalı vekilinin yerinde görülen yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın USULDEN REDDİ ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE tevzi edilmek üzere İSTANBUL HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ MÜDÜRLÜĞÜ’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların yetkili mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/12/2024
Katip ....
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.