mahkeme 2024/1064 E. 2025/514 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1064
2025/514
17 Haziran 2025
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1064 Esas
KARAR NO : 2025/514
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/12/2024
KARAR TARİHİ : 17/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı
dosyasında icra takip başlatıldığını, müvekkilinin adresine yapılan tebligat sırasında işi gereği
yurt dışında olduğundan dolayı tebligatın muhtara teslim edildiğini, dayanaktan yoksun ve
haksız yere açılan takibe itiraz edemediğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin davalıya
karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı ile müvekkilinin geçmiş yıllarda ticari ilişki
içinde olduğunu, davalının müvekkiline muhtelif zamanlarda malzeme satışı yaptığını,
bedellerini banka havalesi ile tahsil ettiğini, müvekkilinin davalı şirket yetkilisini hakkında
açılan icra takibi için aradığında ulaşamadığını, ilgili işyerine gittiğinde aynı iş hanında bulunan
kişilerin şirketin yüksek vergi borçlarından ve vergisel incelemelerden dolayı işyerini terk
ettiğini ama resmiyette açık olduğunu ve birçok kişinin davalı şirketi sorduklarını belirttiklerini,
davacı müvekkilinin 3 aracına ve diğer mal varlıklarına haciz konulduğunu, yakalaması
istendiğini, mal varlığının tehlikeye düşmesi nedeniyle müvekkilinin zarara düştüğünü
belirterek, tensiple birlikte takibin teminatsız durdurulmasına, aksi halde teminat karşılığında
vezneye yatan paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne,
müvekkilinin takipten ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, hacizlerin kaldırılmasına ve
müvekkili yönünden icra takibinin iptaline, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak
üzere kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri
ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usulüne uygun olarak yapılmayan arabuluculuk toplantısı nedeniyle davanın usulden reddi
gerektiğini, arabuluculuk tutanağının tamamen gerçeğe aykırı ibarelerle dolu olduğunu,
arabulucu tarafından arabuluculuk toplantısının tamamen usul ve yasaya aykırı olarak
yokluklarında tamamlandığını, arabulucunun tarafsızlığını yitirdiğini ve görevini kötüye
kullandığını belirterek, dava şartı olan arabuluculuk başvuru şartının yerine getirilmemesi
nedeniyle davanın usulden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, icra
takibinin kaldığı yerden devamına, borçlu hakkında alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere
kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa
yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra takip dosyasında davalıya borçlu olup olmadığı hususlarının tespitinden ibarettir.
Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı tarafından davacı aleyhine 350.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davalı taraf arabuluculuk sürecinin usulüne uygun şekilde yürütülmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiş ise de, davacı tarafça dava açılırken arabuluculuk son tutanağının sunulduğu, arabuluculuk tutanağının iptal edildiğine ilişkin bir beyan ya da belge de bulunmadığı görülmekle, davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''....1- Davacının 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış
tasdikinin ve yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı,
2- Davacının 31.10.2024 takip tarihi itibarıyla davalıya 460,20 TL borçlu olduğu,
3- Dava dilekçesi ekinde, davacı vekilince aslı gibidir onaylı; davacının ... ...
Şubesindeki hesabından davalının ... .... Şubesindeki hesabına
gönderilen 31.01.2020 tarihli 200.000,00 TL tutarlı, 01.02.2020 tarihli 22.000,00 TL tutarlı,
03.02.2020 tarihli 191.000,00 TL tutarlı havale dekontlarının sunulduğu, söz konusu ödeme
işlemlerinin davacının ticari defter kayıtlarında yer aldığı,
4- Davalı vekili 27.03.2025 günü saat 10:00’da duruşma salonunda yapılan incelemede hazır
olmadığından ve herhangi bir belge sunmadığından ticari defter ve kayıtlar üzerinde
inceleme yapılamadığı,
Sonuç ve kanaatine varılmıştır...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372).
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4)
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; davacının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı icra takip dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespiti talebi ile işbu menfi tespit davasının açıldığı, Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması için tayin edilen günde davalı tarafın yapılan ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını inceleme gün ve saatinde hazır bulundurmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibari ile davacının davalıya 460,20-TL tutarında borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından sunulan ve dosya kapsamında asılları yer alan banka dekontlarına göre davacı tarafça davalının banka hesabına gönderildiği anlaşılan 200.000,00-TL, 22.000,00-TL ve 191.000,00-TL tutarlı ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, 7251 Sayılı Kanun’la değişik HMK m. 222/3 hükmü ise HMK m. 222’nin uygulandığı tüm uyuşmazlıklar açısından ticari defterleri ibrazdan kaçınmanın sonucunu açıkça düzenlendiği, tacirin ticari defterlerini ibraz etmemesi ve karşı taraf defterlerinin aksini kesin delille de ispat edememesi halinde, ispat mübrez defterlerdeki kayıtlar yönünde gerçekleşeceği kabul edildiğinden davacının ticari defter ve kayıtları, banka dekontları ve sunduğu tüm delillere göre davacının Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra takip dosyasında talep edilen 350.000,00-TL'den davacının borçlu olduğu anlaşılan 460,20-TL düşüldüğünde bakiye kalan 349.359,80-TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davacının davalıya Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı icra takip dosyasında 349.539,80-TL yönünden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 23.877,06-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 5.977,13-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 17.899,93-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafından yatırılan toplam 6.465,53- TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 5.767,50-TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 5.759,42-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 55.926,37-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 460,20-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.594,96-TL'sinin davalıdan, 5,04-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.