Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/961
2024/1198
2 Aralık 2024
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/961 Esas
KARAR NO : 2024/1198
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/10/2023
KARAR TARİHİ : 02/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili ile borçlu şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak, 88.431,40-TL'lik cari hesap alacağı oluştuğunu, müvekkili şirketin davalıdan 88.431,40-TL alacağı bulunduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki sebebiyle müvekkili şirketin, davalı ...... Yapı Elemanları İth.ihr.san. Ve Tic. Ltd. Şti'nden 17/07/2023 tarihli 46.980,00TL bedelli ve 08/08/2023 tarihli 41.450,40 TL bedelli faturalara ilişkin alacağı bulunduğu, ancak davalı şirket tarafından müvekkili şirkete söz konusu fatura alacaklarına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, ancak davalı şirket tarafından işbu yasal süreç içerisinde ticari ilişkiden kaynaklanan faturalara karşı süresinde herhangi bir itiraz/red beyan edilmediği, yapılan işin karşılığı olan ilgili ödemelerin müvekkili şirkete yapılmayınca davalı şirket aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında, davalı şirketin müvekkili şirkete borçlu olduğunun açıkça ortada olmasına rağmen icra takibi öncesi ve sonrasında davalının borcunu ödememekte ısrar ettiğini, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durduğunu, davalının icra takibine itiraz etmesinde hiçbir haklı, geçerli, hukuka uygun bir nedeni bulunmadığını, davalı şirket aleyhine başlatılmış olan icra takibine "borcu olmadığından bahisle, borca, ferilerine ve buna ilişkin işlemiş faize, yetkiye itiraz ettiğini, ancak davalı şirketin tüm itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğundan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin adresi, ...... Mah. ..... Cad. No: 84/1 İç Kapı No:1 Gebze/KOCAELİ olduğunu takibin ise Bakırköy'den başlatıldığını, dolayısıyla yetkisizlik kararı verilmesini, yetkili mahkemenin Gebze Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesine ve dosyanın yetkili olan mahkemeye gönderilmesini, taraflar arasında herhangi bir alacak - borç ilişkisinin mevcut olmadığını, davacı tarafın, icra dosyasında bir takım faturalara dayanmış olduğunu ancak faturaya konu hizmetlerin müvekkiline sunulmadığını, dolayısıyla böyle bir borcun da mevcut olmadığını, taraflar arasında yapılmış herhangi bir cari hesap mutabakatının da mevcut olmadığını, davacının yapmış olduğunu iddia ettiği işin karşılığı olan bedelin ne kadar olacağına ilişkin, müvekkili şirket tarafından verilmiş bir onay barındıran herhangi bir belgenin de mevcut olmadığını, davacı'nın müvekkili şirket'in onayı olmaksızın bir işlem yapmış olması durumunda, müvekkili şirketi hiçbir şekilde bağlamayacağını, davacı tarafından da dava dosyasına bu konuya ilişkin herhangi bir belge de sunulamadığını, ayrıca davacı tarafça fatura konusu hizmetlerin sunulduğu hususunun davacı tarafçada ispatının gerektiğini, faturalara itiraz edilmemiş olması da taraflar arasında bir sözleşme yok ise fatura içeriğinin kabulü sonucunu doğurmayacağını, ayrıca, faturaya itiraz edilmemesi, sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu ya da faturadaki malın teslimi veya işin ifa edildiği anlamlarına gelmeyeceğini, davacının alacaklı olup olmadığının ve alacaklı ise miktarının ne olduğunun, ayrıca takipte talep edilen işlemiş faizin hukuka aykırı olduğunun, takip sonrası faizin türünün tespitinin yargılamayı gerektirmekte olduğu tüm bu hususlar gözetilerek, davacı'nın icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER : Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı dosyası, Atışalanı Vergi Dairesi, İlyasbey Vergi Dairesi yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, başlatılan Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ....... sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı icra dosyasına yapmış olduğu itirazında müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe,yetkiye, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ...... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 88.431,40 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi 02.07.2024 havale tarihli raporunda; Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı görülmüştür. Taraflarca ibraz edilen defterlerin süresi içinde açılış-kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defter beratlarının süresi içinde verildiği tespit edilmiştir. Davacı yan kayıtlarında davalının takip tarihi olan 07.09.2023 tarihinde 88.431,40.-TL davalının borçlu olduğu görülmüş, davalı kayıtlarında aynı tarihte davacının 80.990,40.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. davalı yanca yapılmış olan ödemelerin hatalı kaydedildiği davacı yanca sunulan ödeme dekontlarından tespit edilmiş olup; davalı yanda hatalı kayıtların düzeltilmesi ile davalının borcunun 88.431,80.-TL olduğu hesaplanmıştır. Davalı ürünlerin ayıplı olduğunu beyan etmişse de söz konusu ayıp için davacıya herhangi bir bildirimde bulunmamış, ihtar etmemiştir. Davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin belge ibraz edilmediğinden davacının takip tarihinden itibaren faiz talep edebileceği mütalaa edilmekte olduğunu bildirmiştir.
İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır.
İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Davacı, faturaya dayalı alacağının tahsili talebiyle başlatmış olduğu takibe yapılan itiraz üzerine eldeki davayı açmış olup, 6102 sayılı TTK'da fatura tanımlanmamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise: "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır." Şeklindedir.
Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır.
Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır.
Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur.
Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez.
Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir.
TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır.
TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/15-472 E.,2011/608 K sayılı kararı)
Sonuç olarak, incelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davacı tarafça takibe konu edilen cari hesap alacağının, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 2 adet toplam 88.431,40 TL bedelinde bulunan faturalardan kaynaklandığı, davacı kayıtlarında davalının bu rakam kadar borçlu göründüğü, davalı kayıtlarında aynı tarihte davacının 80.990,40.-TL alacaklı olduğu fakat davalı yanca ödemelerin hatalı kaydedildiği, bu hususun ise davacı yanca sunulan ödeme dekontlarından tespit edildiği, davalı yanın hatalı kayıtlarının düzeltilmesi ile davalının borcunun 88.431,80.-TL olduğunun ve davalı ürünlerin ayıplı olduğu iddiasına ilişkin davacıya herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığının hükme esas almaya uygun bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmakla davacının davasını ispat ettiği sonuç ve kanaati ile davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiş verilmiştir.
Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile; davalının Bakırköy ...... İcra Dairesi ..... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına,
2-Kabul edilen asıl alacağın %20'sine tekabül eden 17.686,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Alınması gerekli 6.040,75 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.068,03 TL harcın mahsubuyla bakiye 4.972,72 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.068,03 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.337,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 4.588,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.
02/12/2024
Katip ......
¸
Hakim .....
......
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.