Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/510
2024/1201
2 Aralık 2024
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/510 Esas
KARAR NO : 2024/1201
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/01/2023
KARAR TARİHİ : 02/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirket ile davalı arasında Müşteri Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin konusu; .... vasıtası ile müşteri ile mutabakata varılan saatler içerisinde taraflarca onaylanan teklif kapsamında müşteri çalışanlarına yemek sağlamaya ilişkin hak ve sorumlulukları içerdiğini, davacı müvekkili şirket sözleşme gereğince tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı taraf davacı müvekkiline karşı ödemesini gerçekleştirmediğini, müvekkili şirketin taraflar arasındaki işbu sözleşme kapsamındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 111.789,07 TL alacağının davalıdan tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafın itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın konu ettiği alacak talebi maddi gerçekle örtüşmediği gibi zamanaşımına da uğradığı, bu hususta zamanaşımı itirazlarının bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme niteliği gereği "Hizmet Sözleşmesi" olmakla bu sözleşme taraflarına karşılıklı yükümlülük veren sözleşmeler olduğu, davacıların, sözleşme ile kendi uhdelerinde bulunan edimleri yerine getirmeden müvekkilinden edimini yerine getirmesini beklememesi hukuken mümkün olmadığı, karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler, iki tarafın da bir edimi ifayı, yani sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerin yerine getirilmesini üstlendiği sözleşmelerden olduğu, borçlunun temerrüdü, halen ifası mümkün olan ve ödeme zamanı gelmiş bir borcun, borçlu tarafından zamanında ifa edilmemesi, yani borcun ifasında gecikilmiş olması olacağı, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı tarafı temerrüde düşürmesinin mümkün olmadığı, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde düşürmenin şartı sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirmek olduğu, davacı taraf hiçbir şekilde edimlerini ifa etmediği gibi müvekkili şirketin temerrüde düşürdüğü iddiası ile haksız ve mesnetsiz olarak icra takibi başlatmış olup itirazları sonucu işbu davayı ikame ettiği, haksız ve iyi niyetten yoksun davanın reddini istemiştir.
DELİLLER : İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 111.789,07 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi 15/03/2024 tarihli raporunda; Davacı taraf defter kayıt dökümler ile mübrez dosya içerisinde bulunan bilgi, belgeler incelenerek aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. Bu incelemede, taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu ve davacı tarafça davalı şirkete 2021 yılında 14 adet fatura düzenlendiği, davacı tarafın Bakırköy Vergi Dairesinin .... no-lu sicilinde kayıtlı olduğu ve bağlı bulunulan vergi dairesinden dosyaya gelen dönem içinde mal ve hizmet satın satışlara ilişkin bilgiler (BS) Bildirim Formlarında davalı şirkete düzenlenen 14 adet fatura tutarının 1.124.891,44 TL sının bildirildiği vergi dairesinden gelen dökümlerde davacı tarafça bildirildiği görülmüştür. Ayrıca davacı tarafça 2021 yılında davalı şirkete düzenlenen 14 adet faturaların davalı tarafça mükellefiyeti olduğu, bağlı bulunduğu Bakırköy Vergi Dairesinin .... no.lu sicilinde ve yine davalının sonradan adres değişikliği nedeniyle Maslak Vergi Dairesi Mükellefiyeti olduğu ve her iki vergi dairesinden dosyaya gelen Dönem İçinde mal ve hizmet satın alınan kişi ve kuruluşlara ilişkin bilgilerin, mal ve hizmet alımlara ilişkin (BA) Bildirim Formlarında davalı şirkete düzenlenen 14 adet fatura tutarının 1.124.891,44TL'sının bildirildiği vergi dairesinden gelen dökümlerde anlaşılmıştır. Bu bildirimlerden anlaşılacağı üzere davacı tarafça 14 adet 1.124.891,44TL KDV hariç tutarındaki faturanın davalıya düzenlediği anlaşılarak her iki tarafça bu faturaların ilgili vergi dairelerine bildirildiği tespit edilmiştir. Davacı taraf defter kayıt incelemeleri neticesinde rapor ekinde sunulan cari hesap ekstresinde görüleceği üzere bu faturaların ilgili yıla ait ticari defterlere işlendiği ve bakiye alacağın icra takip tarihi itibariyle 111.789,07 TL olduğu ve icra takibindeki alacakla örtüştüğü görülmektedir. Aynı şekilde davalı şirkete ait kayıtların incelemelerinde ve ekte görülen cari hesap ekstresinde davacının icra takibine konu alacak kadar alacaklı olduğu görülmüştür. Davacı şirketin ticari defterlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 183-184-185 maddeleri gereğince ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64.Maddesi gereğince belirtilen usul ve esaslara uygun olarak kayıtlarının yapıldığı ve yine 213 sayılı V.U.K.'nun 219, 223,224, 225 maddeleri hükümlerine göre ve 421 sıra nolu VUK Genel Tebliği ile 6102 sayılı T.T.K. Gereği açılış beratlarının yapıldığı, kapanış beratlarının usulüne uygun tutulduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi için öncelikle vekilleri aranmış, vekilleri çekildiklerini belirterek şirketin muhasebecisi olan ....'nun numarasını vermişlerdir. İlgili muhasebeciye şirkette defter ve belge incelemeleri yapılması gerektiği belirtilmiştir. Kendisi rahatsız olduğunu ve dava konusu dosya ile ilgili hangi evrak ve belgeler gerekli ise mail olarak gönderebileceklerini belirtmiş ve kendilerine hangi evrakların gönderilmesi gerektiği whats up ve mailden gönderilmiş, ancak herhangi bir dönüşün yapılmamıştır. Dosyaya ait rapor bir haftadan fazla gecikmesine rağmen ve kendilerine rapor teslim süresinin geçtiği bildirilmesine rağmen herhangi bir evrak, belge sunulmamıştır. Davacı ve davalı tarafların bağlı bulundukları Vergi Dairelerinden gelen dökümlerden ve yine her iki tarafın ticari defter kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağı üzere davacının davalı şirketten düzenlemiş olduğu faturalardan dolayı icra takibindeki asıl alacak olan 111.789,07 TL ile örtüşerek davalı şirketten cari hesap bakiye alacağı görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan 1.1.2021 tarihli Müşteri Sözleşmesinin konusu, ....nin davalı Müşteriye, kendisi ile mutabakata varılan saatler içerisinde, taraflarca onaylanan teklif kapsamında Müşteri çalışanlarına yemek servisi sağlamaktır. Sözleşme imza tarihinden itibaren 1 yıl geçerlidir. Sözleşmenin sona erme tarihinden 1 ay öncesinde taraflardan herhangi bir sözleşmenin feshine ilişkin yazılı fesih beyanında bulunmadığı sürece sözleşme birer yıllık sürelerle kendiliğinden yenilenecektir. Sözleşme ekinde yer alan Hizmet Detayları başlıklı belgede ödemelerin ay sonu kesilen faturaya istinaden 30 gün içerisinde nakit, çek veya senet ile ödeneceği hususunda anlaşmıştır. davacı tarafça davalı şirkete 2021 yılında 14 adet fatura düzenlendiği, aynı şekilde davalı şirkete ait ticari defter kayıt incelemelerinde ve ekte görülen cari hesap ekstresinde davacının icra takibine konu alacak kadar alacaklı olduğu görülmektedir. Davalı taraf düzenlenen faturalara itiraz etmemiştir. Davalı tarafça, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediği ifade edilmişse de, bu hususta dosyaya delil sunulmamıştır. Sonuç olarak davalı tarafından icra dosyasına yapılan itirazın haksız olduğu, davalı tarafın davacı taraf 14 fatura tutarındaki borcu ödeme yükümlülüğü altında olduğunu bildirmiştir.
Davacı, faturaya dayalı alacağının tahsili talebiyle başlatmış olduğu takibe yapılan itiraz üzerine eldeki davayı açmış olup, 6102 sayılı TTK'da fatura tanımlanmamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise: "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır." Şeklindedir.
Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır.
Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır.
Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur.
Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez.
Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir.
TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır.
TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/15-472 E.,2011/608 K sayılı kararı)
Davacı, fatura alacağı olduğundan bahisle iddiada bulunmuş olup, faturaya konu malın teslim edildiği/hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükü davacı üzerindedir.
BA formundaki fatura kayıtları ile ilgili araştırma ve inceleme yaptırılmış olup bu kayıtların bir bütün olarak davacı lehine ve davalı aleyhine sonuç doğurduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 19. HD. 2011/8941 E. - 2012/969 K sayılı kararından hareket edilmiştir. )
Esasen VUK nun 381 seri nolu genel tebliği ve Ba formu içeriği ile vergi uygulaması gözetildiğinde aksini düşünmek mümkün değildir. Yine genel ispat kuralları çerçevesinde hiç bir kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı düşünüldüğünde davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağlar.
Sonuç olarak, incelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davacı tarafça takibe konu edilen fatura alacağının davalı defterleri ibraz edilmediğinden defterde kayıtlı olup olmadığı tespit edilememiş ve buna ilişkin imzalı irsaliyeli fatura sunulmadığı anlaşılmış ise de, davalı tarafça dava konusu edilen fatura bedelini karşılar miktarda BA bildirimlerinin yapıldığı anlaşıldığından, davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile; davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına,
2-Kabul edilen asıl alacağın %20'sine tekabül eden 22.357,81 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Alınması gerekli 7.636,31 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.350,13 TL harcın mahsubuyla bakiye 6.286,18 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 1.350,13 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.530,03 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 6.630,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/12/2024
Katip ....
¸
Hakim ...
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.