mahkeme 2022/887 E. 2024/552 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/887

Karar No

2024/552

Karar Tarihi

21 Mayıs 2024

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/887 Esas
KARAR NO : 2024/552
Büyükçekmece .... İcra Dairesi : ...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/09/2022
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkil ...., davalı borçludan farklı niteliklerde ambalaj paketleri satın aldığını, buna karşılık bazı ürün çeşitleri, müvekkil ... sözleşme ile mevzuat hükümlerine aykırı ve ayıplı olarak teslim edildiğini, hatalı ve kusurlu ürün bedelleri ile bu ürünlerin davalıya iadesi için ödenen nakliye bedeli toplamının müvekkil davacıya ödenmesi gerektiğini, davanın kabulü ile davalı şirketin müvekkil şirkete karşı borçlu olduğunun tespitine, icra dosyasına haksız ve kötü niyetli yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacının davalı şirketten aldığı ürünlerin ayıplı olduğunu, ayıbın varlığını ve niteliğini kanıtlaması gerektiğini, davacı tarafın muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki sonucu davalının davacıya teslim ettiği ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıp dolayısıyla davacının iddiaları doğrultusunda bu ürünlerin bedeli ve davalıya iadesi için ödenen nakliye bedeli için zararının oluşup oluşmadığı hususlarının tespiti ve bu sebeple başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas, .. karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine kararı verildiği, Bakırköy Hukuk Mahkemesi Tevzi Bürosunca mahkememize tevzi olan dosyasının yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Büyükçekmece .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası celbedilerek incelendiğinde, davacı/alacaklının davalı/borçlu aleyhine, toplam 24.010,29-Euro üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davalıya tebliğini takiben, davalı tarafından takibe itiraz edildiği itiraz üzerine takibin durduğu ve davacı tarafından eldeki itirazın iptali davasının ikame edildiği görülmüştür.
Satış sözleşmesi TBK'nın 207. maddesinde, “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Eser sözleşmesi ise aynı Kanun'un 470. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme, eser sözleşmesidir. Bir sözleşmenin eser sözleşmesi mi yoksa satış sözleşmesi mi olduğu konusunda hangi kriterlerin dikkate alınması gerektiği konusunda HGK'nın 04.12.2013 tarih, 2013/78-1624 E.,K. sayılı ilamı yol gösterici niteliktedir. Anılan ilamda, “Eser sözleşmesinin unsurları 818 sayılı Borçlar Kanunu'na göre bir şey imali; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bir eser meydana getirme, eser ve iş bedelidir. Satım akdinin unsurları da satılan mal, satış bedeli ve tarafların anlaşmasıdır.
Eser sözleşmesinde yüklenici faaliyette bulunmak suretiyle bir sonucu gerçekleştirmektedir. Meydana getirme (imal) unsuru eser sözleşmesi ile satış sözleşmesi arasındaki en önemli farktır. Satış sözleşmesinde satıcı sözleşmenin yapıldığı sırada hazır olan bir şeyi, eser sözleşmesinde ise yüklenici iş sahibinin siparişi üzerine kendisinin meydana getirdiği şeyi bir bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir.
Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 24.04.1978 gün ve E:3, K:4 sayılı ilâmının gerekçesinde, sözleşmede emek unsurunun değil de nesne teslimi üstün ise eser sözleşmesi değil, satış sözleşmesinin söz konusu olacağı belirtilmek suretiyle, ayırt edici unsurun imal (meydana getirme) olgusu olduğu vurgulanmıştır.
Öğretide de satımı, eser sözleşmesinden ayırmada farklı ölçütler kullanılmakla birlikte ağırlıklı bir görüşe göre, malzeme unsuru ön planda ise satım sözleşmesi, emek unsuru ön planda ise eser sözleşmesi bulunduğu kabul edilmektedir (Mustafa Alper Gümüş:Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, 2.Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2012, Sahife:8-9; Aydın Zevkliler/K.Emre Gökyayla:Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, 13.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2013, Sahife:475 vd.; Murat Aydoğdu/Nalan Kahveci:Türk Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, 1.Baskı, İleri, İzmir 2013, Sahife:659; Kenan Tunçomağ:Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, Cilt II, Fakülteler Matbaası, İstanbul 1974, Sahife:505 vd.; Haluk Tandoğan:Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, Cilt:II, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2010, Sahife:42 vd.). ” açıklaması yapılmıştır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, dava dilekçesi ekinde sunulan ekli görseller incelendiğinde sözleşmenin davalı tarafça üretimi ve satışı yapılan ambalaj ürününe ilişkin olduğu, davacı tarafından ayırıcı özelliği olduğu belirtilen bir sipariş verilmediği, yani ürünün sipariş üzerine yapılmadığı, sözleşmede emek unsurun değil nesne teslimi unsurunun üstün tutulduğu, bu haliyle taraflar arasındaki sözleşmenin TBK 207 ve devamı maddelerinde düzenlenen satış sözleşmesi olduğu kanaatine varılmış ve uyuşmazlık, satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı noktasında toplandığından satış sözleşmesi hükümleri gözetilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi yoluna gidilmiştir.
TBK’nın 227.maddesi, "(1) Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. (2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.(3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4)Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5)Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmünü haizdir.
TBK’nın 229. maddesine göre, “Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi, ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi, satıcı kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.” düzenlemeleri mevcuttur.
Sözleşmeden dönme halinde taraflar, karşılıklı olarak birbirlerine vermeyi taahhüt ettikleri şeyi vermekten kaçınır ve verdiklerini de geri isteyebilirler (menfi zarar). Müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Dairenin teslimi halinde getirmesi beklenen kira geliri kaybı, satışı nedeniyle beklenen kazanç, geciken ifa nedeniyle ifaya bağlı ceza, müspet zarar kapsamındaki alacak kalemlerindendir. Müspet zarar; kusursuz olan tarafın, temerrüde düşen taraftan, sözleşmenin yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği tazminat türü olmaktadır (Yargıtay 13. HD. 08/10/2019 tarihli ve 2019/592-2019/9503 Karar sayılı kararı). Bu nedenle davacı ancak, davalı şirkete yapmış olduğu ödemeyi ve menfi zararlarını geri isteyebilir.
Sonuç itibariyle incelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ibraz edilen ve celp edilen tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı her ne kadar davlıdan satın aldığı ve kendi müşterilerine sattığı ürünlerin ayıplı olduğunun tespit edildiği bunun üzerine ilgili kanun hükmü gereği sözleşmeden dönerek ürünleri derhal davalıya teslim ettiği ve ancak davalının ücret iadesi yapmadığı iddiaları ile eldeki davayı ikame etmiş ise de, davacının talebini TBK 227 vd maddelerine dayandırdığı görülmekle, yukarıda detayı verilen hukuki açıklamalar ve tanımlar doğrultusunda, davacının işbu dava konusu ürünlerin ayıplı olduğu, bu nedenle seçimlik hakkı kapsamında sözleşmeden dönme hakkını kullanarak ayıplı ürünleri davalıya teslim ettiğini ispat yükü altında olduğu sabit olmakla, davacının iddialarını ispat edemediği, dava konusu ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulması için mahkememizce kurulan ara karar gereği verilen süre içerisinde ürünlerin incelemeye sunulmadığı, davalının, dava konusu ürünleri teslim almadığına dair savunma beyanında bulunduğu, bu hususta davacının ürünlerin davalıya teslim edildiğine dair de ispat külfeti altında olduğu, dava konusu ürünlerin ayıplı olduğuna dair geri gönderilmeden önce bir delil tespiti yapılmadığı yine, davalı şirket yetkilisinin isticvap beyanı ile de davacı iddialarının ispat edilemediği anlaşılmakla yemin deliline dayanan davacı vekiline 23/01/2024 tarihli celsede yemin delili hatırlatılmış ve yemin deliline dayanmayacağını beyan etmiş olmakla, davacının ispat yükü altında olduğu ve ancak iddialarını ispat edemediği anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 5.571,16-TL harcın mahsubuyla fazlaca yatırılan 5.143,56‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/05/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim