mahkeme 2019/1014 E. 2023/1167 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2019/1014

Karar No

2023/1167

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/1014
KARAR NO : 2023/1167

DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ : 25/12/2019
KARAR TARİHİ : 28/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 25.12.2019 tarihli dilekçesinde özetle; Bir tarafta ...... Bankası A. Ş (Kiralayan Banka) diğer taraftan davacı firma (kiracı) olmak üzere taraflar arasında 06.06.2017 tarih ve ...... sözleşme numarası ile ...... model ....... seri numaralı 30'luk flanş makinasının kiralanması konusunda tarafların Finansal Kiralama Sözleşmesi imzaladığı, Söz konusu makinayı davacıya kiralayan bankanın davalı firma ....... Makine İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. den satın alarak kiraladığı, ........ davacı firmanın söz konusu makinayı ticari saiklerle 20.06.2017 tarihinde Ticari Makine Alt Kiralama Sözleşmesi ile ..... Ekipmanları Dış Ticaret San. ve Tic. Ltd. Şti. ne kiraladığı, söz konusu makinanın bu kullanım süresi içinde birçok teknik hata ve arıza vererek davacı firmayı ticari anlamda zora soktuğu, istenilen kara ulaşmasını engellediği, birçok kez makinanın üreticisi ve teknik destek sağlayıcısı ile iletişime geçildiği, bir çok kere servis alınmasına karşılık sorunun düzeltilemediği, en nihayetinde davalı firmanın kendilerini haklı bularak 20.12.2018 tarihinde fesih protokolü düzenleyerek kiralayan (banka), kiracı (davacı şirket) ve satıcının (davalı şirket) olduğu protokolde “2017 Model ...... model ....... seri numaralı 30' luk flanş makinasının ayıplı çıkmasından ötürü söz konusu protokolün düzenlendiği, satıcının bu malları mevcut halleriyle kontrol ettikten sonra teslim aldığı, mallardaki ayıbı tespit ettiği, bu malların iadesi ile birlikte bankaya hitaben düzenlediği, 07.06.2017 tarihli fatura nedeniyle bankadan herhangi bir hak veya alacak talebinde bulunmayacağı, söz konusu fatura uyarınca banka tarafından kendisine ödenen tutarı bankaya iade ederek bilcümle haklarından peşinen feragat ettiği ve bankayı dönülmez bir şekilde ibra eylediğini” kabul ettiği, bunun yanında 20.12.2018 tarihli fesih protokolüne istinaden taraflar arasında 20.12.2018 tarihli bir tutanağın tanzim edildiği ve davacının söz konusu makineyi eksiksiz olarak iade ettiği, en nihayetinde davalı firma ile müzakerelerin başladığı, fakat ticari arabuluculuk faaliyetinden de sonuç alınamadığı, bununla yetinmeyen davalı firmanın gizli ayıbı her defasında inkâr ettiği, Makinedeki kusurun tespiti hususunda İstanbul ....... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ....... Değişik İş dosyası ile tespit davası açıldığı, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunda “Söz konusu makinenin çalışır vaziyette olduğu, ancak kullanımda bulunduğu firmanın makineden beklediği verimi almasına engel kusurunun bulunduğu, söz konusu kusurun basit onarım ile giderilebilecek arızalardan olmadığı, nihai takdirin Sayın Mahkemede olmakla birlikte söz konusu ayıbın gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği,” görüş ve kanaatine varıldığı, tüm bu anlatılanların yanında söz konusu makinenin alt kiralama sözleşmesi ile kiralandığı ....... Ltd. Şti. tarafından da ihtarname keşide edilerek sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği ve istenilen verimin alınamaması nedeniyle 36. 000,- EURO tutarındaki bakiye borcu ödemeyeceğini beyan ettiği, söz konusu sözleşmenin fesih olmasında davalı firmanın kusurunun ortada olduğu, bu hususun alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini belirterek, taraflarından bankaya ödenmiş olan 22.500,- EURO (6,58 güncel kur) ve şimdilik 500-TL olarak ileriye dönük hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla malın iadesi ile söz konusu fesih olan sözleşmeden kaynaklı ticari kayıplarının davalıdan tahsil edilerek taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin 07.02.2020 tarihli dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere ihtilafa konu makinenin davalı tarafından ....... Bankası A. Ş. ye satılarak mülkiyetinin devredildiği, mülkiyeti iktisap eden banka ile davacı arasında kira ilişkisinin nispi bir ilişki olduğundan, kiradan kaynaklı ihtilaflar nedeniyle eski malik olan davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği, davanın zaman aşımı süresinde açılmadığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi davalının ihtilafa konu makineyi 06.07.2017 tarihinde sattığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte ihtilafa konu makine hakkında davacı iddialarının bir an için doğru olduğunun kabul edilmesi durumunda davanın TBK 231 de öngörülen sürede açılmadığı, buna göre ayıbın ne zaman çıktığına bakılmaksızın kanunda belirtilen 2 yıllık zaman aşımı süresinin 07.06.2019 tarihinde son bulduğu, usulden reddinin gerektiği, davacının taleplerinin gözetildiğinde davanın belirsiz alacak davası olarak açılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının her ne kadar talebinin açık olmasa da dava dilekçesinin konu kısmında ticari kazanç kaybı kalemine ilişkin daha sonra belirli hale getirmek üzere 500,- TL talep ettiğinin görüldüğü, davacının ihtilafa konu olayda zararının kendisi dışında biri tarafından tam olarak bilinmesinin mümkün olmadığı, makineden beklenen faydanın ne olduğu, bunun ne kadarının yerine getirilmediği ve bununla ne kadar zararın olduğunun davacı taflanından açıkça bilinen bir husus olduğu, bu hususlardan doğan zarara ilişkin tutarın belirli ve belirlenebilir olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının HMK ya aykırı olduğu, davacının dava dilekçesinde yer alan sonuç ve istem kısmında taleplerinin ne olduğunun anlaşılamayacağı, HMK 119 gereği dava dilekçesinde talep sonucunun açıkça bulunması gerektiği, olmadığı takdirde hâkimin bu hususun giderilmesi için süre vermesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, dava dilekçesinde talep sonucunun her ne kadar açık olmasa da dilekçe içeriğinde davacının iddia ettiği hususlardan alt kira sözleşmesine ilişkin zararların, dolaylı zararlar kapsamında olduğu, davacının davasında sözleşmeden dönerek edimin iadesi ve zararını talep ettiği, bu halde davacının sözleşmeden iade sonucu talep edebileceği zararın menfi zarar olabileceği, menfi zararın dönülen sözleşmeden dolayı uğranılan zarar olduğu, bu ihtimalde sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olacağı, sözleşmenin geçersizliğinden dolayı ise zarar görenin sözleşmeyi yapmak için yaptığı masrafların menfi zarar kapsamında kalacağı, bilindiği üzere sözleşme ilişkisinin sadece sözleşmenin tarafları arasında bir hukuki bağ oluşturduğu, bu bağlardan kaynaklanan hakların ve borçların sadece o sözleşmenin tarafları arasında geçerli olduğu, davacının ihtilafa konu makineyi alt kira sözleşmesi ile dava dışı şahıslara kiraya vermesi sonucunda uğradığını iddia ettiği zararın dolaylı zarar olduğu, dolaylı zararın menfi zarar kapsamında olmadığından karşı taraftan istenemeyeceği, davacının dava dilekçesinde tarif ettiği vaka oluşumunda açık çelişkiler olduğu, davacı tarafından “makine kullanım süresi içinde birçok kez teknik hata ve arıza vererek davacı firmayı ticari anlamda zor durumda bıraktığı, istenilen kara ulaşmasını engellediği” denilerek makineyi davacı firmanın kullanmadığı, hata/arızadan kaynaklı kullanımının sekteye uğraması nedeniyle kar mahrumiyet olduğunun ifade edildiği, ancak bu beyandan sonra davacının alt kira sözleşmesinin 20.06.2017 tarihinde (satımdan 14 gün sonra) imzalandığı, alt kiracının bu sözleşmeyi 18.12.2019 tarihinde tek taraflı feshettiğinin belirtildiği, bu iddialara göre davacının makineyi bankadan kiraladıktan hemen sonra dava dışı alt kiracıya devrettiği ve 18.12.2019 tarihine kadar makinenin alt kiracı tarafından kullanıldığı, ancak İstanbul ....... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ........ D. İş dosyası ile yapılan tespitin davacının üretim mahallinde yapıldığı, tespitte davacı şirket yetkilisinin bulunduğu ve makinenin bu adreste yer aldığının bilirkişi raporu ile sabit olduğu, dava dilekçesinde makinenin kim tarafından, hangi tarihlerde kullanıldığı, kullanımdan dolayı kimin zarar gördüğünün anlaşılamadığı, bu nedenle davacının iddia ettiği hususlar ile sunduğu delillerin örtüşmediğinden, hatta çeliştiğinden ispat yükümlüğünün yerine getirilmediği, ayıptan dolayı uğranıldığı iddia olunan zararın ne şekilde oluştuğu (illiyet bağı) ve zararı kimin gördüğü davacı tarafından ispat edilemediği, İstanbul ....... Sulh Hukuk Mahkemesi ....... D. İş sayılı dosyaya mübrez bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere ihtilafa konu makinenin ayıbının istenilen kalitede ürün üretemiyor olduğu, ihtilafa konu makinenin çalışabilir olduğu ve ürün üretebilir halde olduğu, makinenin başka ürünleri sorunsuz şekilde üretemeyeceği anlamına gelmediği, başka anlamda makinenin çokça ürün çeşidinden yalnızca bir tanesini istenilen seviyede üretemediği, bu ürün dışındaki ürünleri sorunsuz üretebileceği, makinenin tamamıyla kullanılamaz halde olduğu anlamına gelmeyeceği, davacının makine bedelinin tamamının iadesini talep ettiği, ayıptan dolayı tamamen kullanılamaz bir makine değil yalnızca belli ürünleri belli bir kalitede üretemeyen bir makinenin bedelinin tamamının iadesini talep etmenin hakkaniyete aykırı olduğu, davacının seçimlik hakkını kullanırken durumu haklı göstermemesi halinde TBK 227/4'e göre Hâkime takdir hakkı tanıdığı, buna göre çalışır ve üretim yapabilir vaziyette olan makinenin öncelikle ayıplı olup olmadığının tespiti, bu ayıp oranına göre satış bedelinden indirime gidilmesine karar verilmesini talep ettikleri, davacının dava dilekçesinde alt kira sözleşmesinden kaynaklı kira alacağından, makinenin ayıbı dolayısı ile bakiye 36.000 EURO tutarında bedeli tahsil edemediğini belirttiği, buna göre davacının alt kiracıdan belli tutarda kira alacağını tahsil ettiği, belli tutarda kira alacağını tahsil edemediğini belirttiğinin davacı tarafından ikrar edildiği, davacının satış bedelinin iadesi talebinin kabulünün haksız zenginleşme yaratacağı, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği üründen alt kira ilişkisi nedeniyle gelir elde ettiği, dava dilekçesinde çelişki nedeniyle ihtilafa konu makinenin kimin tarafından kullanıldığının anlaşılamadığı, makineyi sadece alt kiracı kullandı ise alt kira ilişkisinden kaynaklı elde edilen kira gelirinin mahsup edilmesiyle hesap edilecek zararın, Makinenin belli dönemde kiracı, belli dönemde alt kiracının kullanımında kaldı ise hem kullanımdan kaynaklı hem de elde edilen kiradan kaynaklı elde edilen gelirin mahsubu ile hesap edilecek gerçek zararın bilirkişi marifeti ile hesap edilmesi gerektiği, eğer makine ayıplı ise, öncelikle ürünün kullanılabilir olması nedeniyle ayıp oranında bedelden indirim yapılması, aksi ihtimalde satış bedelinin iade edilmesi için davacının makineden elde ettiği gelirlerin makinenin gerçek satış bedelinden mahsup edilerek gerçek zararın hesaplanması ve bu tutar üzerinden taleplere hükmedilmesinin gerektiği ifade edilerek; davalının taraf sıfatı bulunmadığından davanın usülen reddi, zaman aşımı nedeniyle davanın usulen reddi, talep sonucu açık olmayan dava dilekçesindeki eksikliğin tamamlanması için davacı tarafa 1 hafta süre verilmesi, dolaylı zarar kapsamında kalan talebin esastan reddi, seçimlik haklarından bedelin iadesi talebinin hakkaniyete uygun düşmediğinden YBK227/4 gereği ayıp oranında bedelde indirim yapılması, Sayın Mahkeme'nin aksi kanaati taşıyor olması halinde ve bedel iadesine karar verilecek ise davacının ihtilafa konu üründen bir şekilde elde ettiği kazancın satış tutarından mahsup edilerek gerçek zararın hesap edilmesi ve bu tutar üzerinden davalının sorumlu tutulması, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesi talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasına Makine Mühendisi bilirkişi Prof. Dr. ...... 'ndan rapor aldırılmış, bilirkişi düzenlemiş olduğu 19/02/2021 tarihli raporunda özetle; "Davalı ...... Makine tarafından imal edilen; Flanş Makinası - Model T-30 — ...... Tip — PLC Kontrollü - Makine Boyutlar: 9550 mm x 1200 mm x 600 mm; İmalat yılı 2017 olan ve Seri No: ....... Makine Tasarımdan kaynaklanan “Gizli Ayıplı”dır. Dava Tarihi 25.12.2019 itibariyle 01.07.2017-25.12.2019 arası olup 29 ay 24 gün: 29,8 ay ve karşılığı 29,8 ay x 1.000,00 Euro/ay — 29.800,00 Euro kira bedeli olmakla beraber ve alt kiracı DuctLine tarafından bu ayıplara rağmen alt kira sözleşmesinde belirtildiği şekliyle, ayıp anlaşılır anlaşılmaz, davacıya (...... Havalandırma) iade edilmediği, kira sürecinin bu haliyle çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. Makinanın Gizli Ayıbına rağmen ayıplı ve eksik kapasiteli üretilmiş olan ürünlerin değerlendirilip/değerlendirilmediği, ne şekilde değerlendirildiği, bu makinadan bu şekliyle elde edilmiş ürünlerden elde edilmiş olan bir mali değerin var olup olmadığının incelenmesi mümkün olmadığını" teknik kanaati olarak belirtmiştir.
Mahkememiz dosyasına SMM bilirkişi ...... , Makina Yüksek Mühendisi ........ ve Bankacı bilirkişi ....... 'den rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti düzenlemiş oldukları 03/11/2021 tarihli raporlarında özetle; "Dava dosyasının mali açıdan değerlendirildiğinde davacının davalıdan 22.500,00 Euro makine bedelini makineyi davalıya iade etmek koşulu ile %9 yasal faizi ile birlikte isteyebileceği (faiz başlangıç tarihinin takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğu), Yine davacının makine kirası olarak alt kiracıdan alamadığı 29.800,00 Euro tutarındaki kira bedeli kar kaybını da davalıdan talep edebileceği kanaati ile nihai takdirin tamamen Sayın Mahkemenize ait olduğu, Söz konusu hatalı imalat “flanş' profili imalatının imal edilen ürün itibariyle şekil itibariyle AÇIK AYIP kapsamındadır.Ayıba neden olan makine göz önüne alındığında makineyi kullananın halledemeyeceği bir husus olması dolayısı ile de (ayar ve/veya tasarım hataları dolayısı ile) makinede ki ayıp GİZLİ AYIP olarak değerlendirilmiştir. Her iki ayıp ile ilgili olarak dosyasında bulunan servis föylerinin (Ayıptan tarafların haberdar olduğu anlaşılmaktadır.) İhbar kabul edilmesi hususunun takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak değerlendirilmiştir. Ayrıca taraflar bu durumu 20.12.2018 tarihinde tutulan Fesih ve ekinde ki Teslim-Tesellüm zaptı ile de teyit etmişlerdir. Flanş profili üretilmesi için alınmış bulunan dava konusu makinenin ne kadar süre ile sorunsuz çalıştırıldığı, kaç vardiya çalıştırıldığı ve benzer hususlar dosya içerisinde ki evraklardan anlaşılamamaktadır. Gördüğü servis hizmetleri dolayısı ile ve deneme üretimi sırasındaki durumu göz önüne alındığında makineden beklenilen imalat kalitesinin elde edilemediği ve mahallinde ki ve dava dosyasında ki beyanlara istinaden çalıştırılamadığı görülmektedir. Bu hususta yeterli denetime sunulabilecek bir evraka dosya içerisinde ulaşılamadığı için dosya bu yönü ile değerlendirilemediğini" teknik kanaatleri olarak belirtmişlerdir.
İtiraz ve beyanlar doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti düzenlemiş oldukları 30/06/2022 tarihli ek raporlarında özetle; "Tarafımızdan hem mal bedeli ile hem de ticari kayıpla ilgili hesaplama yapılmıştır. Davacının talep edebileceği zararın sınırlı olduğu ve davacının bunlardan birini talep edebileceği yönündeki itiraz hukuki bir değerlendirme gerektirdiğinden Sayın Mahkeme tarafından değerlendirilecektir. Dava dosyasının mali açıdan değerlendirildiğinde davacının davalıdan 22.500,00 Euro makine bedelini makineyi davalıya iade etmek koşulu ile 9 yasal faizi ile birlikte isteyebileceği (faiz başlangıç tarihinin takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğu) ve davacının Makine kirası olarak alt kiracıdan alamadığı 29.800,00 Euro zararın bulunduğu da tarafımızdan tespit edilmiştir. Değerlendirilmesi Sayın Mahkeme'nin takdirindedir. Delillerin değerlendirilmesi ve nihai takı gereği tamamen Sayın Mahkemenize aittir. Tarafların icra inkâr tazminatı ve diğer taleplerinin değerlendirmesi de Sayın Mahkemenin takdirindedir. Kök raporda belirtildiği şekli ile teknik olarak “Ayıba neden olan makine göz önüne alındığında; makineyi kullananın halledemeyeceği bir husus olması dolayısı ile (ayar ve/veya tasarım hataları dolayısı ile) makinede ki ayıp Gizli Ayıp olarak değerlendirilmiştir. Ayıp ile ilgili olarak dosyasında bulunan servis föylerinin (Ayıptan tarafların haberdar olduğu anlaşılmaktadır.) ihbar kabul edilmesi hususunun takdiri Sayın Mahkemenize aittir. Ayrıca taraflar bu durumu 20.12.2018 tarihinde tutulan Fesih ve ekinde ki Teslim-Tesellüm zaptı ile de teyit etmişlerdir. Dava konusu makinenin imal etmiş olduğu flanşlarda ki hata (ayıplı imalat); söz konusu falanşların kullanım alanlarında sızdırmazlığın önemi dolayısı ile, kanal imalatında istenilen ve beklenen sızdırmazlığı, dolayısı ile de makineden beklenen faydanın sağlanamadığı anlamındadır. Dolayısı ile dava konusu makinenin bu şekli ile yaptığı imalatlar hatalıdır. Makinenin alındığı tarihte yapılan numune üretimi ile ilgili herhangi bir numune veya dosyasında herhangi bir belgeye rastlanılmamıştır. Makinenin heyetimizce incelenmesi istendiğinde dava konusu makinenin yerinde kurulu 1 ifade edilmiştir. Makine yerinde kurulu hale getirilerek tarafımıza haber verilmiştir. 23.06.2021 tarihinde makinenin kurulu olduğu iş yerine gidilmiş ve inceleme ile birlikte deneme üretimi yapıldığını" teknik kanaatleri olarak belirtmişlerdir.
İtiraz ve beyanlar doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti düzenlemiş oldukları 26/01/2023 tarihli ek raporlarında özetle; "Kök Rapora ve daha sonra hazırlanmış olan Ek Rapora sadık kalmak kaydı ile aynı değerlendirmeler yapılmış olup, tarafımıza tevdii edilen göreve istinaden makinenin rayiç kiralama bedeli İkinci Rapor tarihi itibariyle 15.000-20.000TL/ Ay olarak değerlendirilmiştir. Takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere söz konusu hatalı “flanş' profili imalatının imal edilen ürün itibariyle AÇIK AYIP kapsamındadır. Ayıba neden olan makine göz önüne alındığında; makineyi kullananın halledemeyeceği bir husus olması dolayısı ile de (ayar ve/veya tasarım hataları dolayısı ile) makinede ki ayıp takdir Sayın Mahkemenize ait olmak GİZLİ AYIP olarak değerlendirilmiştir. Her iki ayıp ile ilgili olarak dosyasında bulunan servis föylerinin (Ayıptan tarafların haberdar olduğu anlaşılmaktadır.) İhbar kabul edilmesi hususunun takdir Sayın Mahkemenize aittir. Ayrıca taraflar bu durumu 20.12.2018 tarihinde tutulan Fesih ve ekinde ki Teslim-Tesellüm zaptı ile de teyit etmişlerdir. Flanş profili üretilmesi için alınmış bulunan dava konusu makinenin ne kadar süre ile sorunsuz çalıştırıldığı, kaç vardiya çalıştırıldığı ve benzer hususlar dosya içerisinde ki evraklardan anlaşılamamaktadır. Gördüğü servis hizmetleri dolayısı ile ve deneme üretimi sırasındaki durumu göz önüne alındığında makineden beklenilen imalat kalitesinin elde edilemediği ve mahallinde ki ve dava dosyasında ki beyanlara istinaden çalıştırılamadığı görülmektedir. Bu hususta yeterli denetime sunulabilecek bir evraka dosya içerisinde ulaşılamadığı için dosya bu yönü ile değerlendirilememiştir. Makinenin üzerinde bulunan dijital göstergeye göre toplam 64.433m üretim yapıldığı anlaşılmış olup, bunların bir kısmının deneme test ve keşiflerde yapılan üretim olarak değerlendirilmiştir. İşlevsel olarak kullanılamayan hatalı imalat ancak hurda olarak değerlendirilebili. Bu hususta ki takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; hurda malzeme bedeli, günlük metal borsası üzerinden arz ve talebe göre ke esasına göre belirlenir. Takribi olarak işlenmemiş malzeme bedelinin % 25-30' u civarına karşılık gelen bu değer; hurdaya ayrılan malzeme bedeli, emek, enerji, genel giderler vb. giderler ile gerekli ve hatalı imalat dolayısı elde edilemeyen işlevsel parçaların tedariki vb. durumlar da dahil olmak üzere zaman kaybı da göz önüne alındığında; hatalı imal edilmiş flanş yarı mamul profilinin ticari olarak değerlendirilmesinin davacı tarafa sağlayacağı (hurda dışında) bir fayda yoktur. Getiri dışında davacının zararının söz konusu olduğu değerlendirildiğini" teknik kanaatleri olarak belirtmişlerdir.
İtiraz ve beyanlar doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti düzenlemiş oldukları 06/05/2023 tarihli ek raporlarında özetle;"Dava dosyasının mali açıdan değerlendirildiğinde talebe istinaden davacının davalıdan (22.500,00 Euro) karşılığı 147.948,75 TL olan makine bedelini, dava konusu makineyi davalıya iade etmek koşulu ile talep edebileceği, Asıl alacak tutarı olan 147.948,75 TL ye dava tarihinden tahsil tarihine kadar %9 faiz hesaplanması gerektiği, davacının kira kaybı olarak davalıdan; Sayın Mahkeme'nin takdirinin toplam 36 Aylık kira bedelini talep edebileceği yönünde olması halinde (36.000,00 Euro) karşılığı 236.718,00 TL, Sayın Mahkeme'nin takdirinin dava tarihine kadar olan kira bedelinin talep edilebileceği yönünde olması halinde (29.800,00 Euro karşılığı) 195.949,90 TL'nin davalıdan talep edilebileceği, Takdire göre asıl alacak tutarı olan 236.718,00 TL veya 195.949,90 TL ya dava tarihinden tahsil tarihine kadar %9 faiz hesaplanması gerektiği, Davadaki talebin 148.550,00 TL olmasının değerlendirilmesinin takdirinin Sayın Mahkeme'nin olduğu, Delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK” nın 266/c.2 Hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğunu" teknik kanaatleri olarak belirtmişlerdir.
Dava, ticari satıma ve davaya konu makinedeki ayıp sebebiyle malın iadesiyle bedelinin tahsili ve fesih olunan sözleşmeden kaynaklı ticari zararın tahsili istemine ilişkindir.

Davacı taraf düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davasını dava tarihindeki kuru esas alarak ıslah etmiştir.
Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan malî kaynağın sağlanması amacıyla Devletin egemenlik gücüne dayanarak koyduğu malî yükümlülüklerden kaynaklanan alacakları genel olarak kamu alacakları olarak nitelendirilir. Devletin kamu alacağını oluşturan gelir kaynaklarından birini de kamu hizmetlerinden yararlananların ödedikleri harçlar oluşturmaktadır. Harçların oluşturduğu yükümlülük, teoride, masrafı karşılama ve faydalanma ilkelerine dayandırılmaktadır. Masrafları karşılama ilkesine göre harç, hizmetin gerektirdiği maliyetle ölçülürken, faydalanma ilkesinde hizmetin maliyeti değil yükümlü için taşıdığı değer esas alınmaktadır. Bu açıklamalar karşısında harç, bazı kamu hizmetlerinden yararlanan ve hatta kanun hükmü ile yararlanmak zorunda bırakılan özel ve tüzel kişilerin, özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında belli bir ölçüde bu hizmetlerin maliyetine katılmaları amacıyla konulan ve zor unsuruna dayanan malî yükümlülükler olarak tanımlanabilir (Burak Pınar, Yargı ve İcra Harçları, 2. Baskı, Ankara 2009, s.1-3)
Mahkememizce yapılan değerlendirmede yabancı para alacağına hükmedilen davalarda karar ve ilâm harcının ıslah tarihindeki döviz kuru üzerinden belirlenmesi gerektiği kanaatine varıldığından ıslah tarihindeki kur üzerinden harç tamamlatılmıştır. Öte yan davalı aleyhine vekalet ücreti dava tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplanmıştır.
06.06.2017 tarihli ...... Sözleşme Nolu dava dışı ....... Bankacılık A.Ş. İle davacı ...... Havalandırma
Klima İzolasyon İnş. San. Tic. Ltd. Şti arasında Finansal Kiralama Sözleşmesinin yapıldığı görülmüştür.
20.06.2017 tarihinde ...... Havalandırma Klima İzolasyon İnşaat San. Tic. Ltd.Şti ile
........ Bağlantı Ekipmanlar Dış Ticaret san. ve Tic. Ltd. Şti. arasında Makine Alt Kiralama Sözleşmesinin tanzim edildiği görülmüştür.
20.12.2018 tarihinde ...... Bankası A.Ş. ile ....... Klima İzolasyon İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında Finansal Kiralama Sözleşmesi Fesih Protokolü düzenlendiği, protokolde
özetle;
....... Bankası A.Ş. ile ....... Havalandırma Klima İzolasyon İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında
06.06.2017 ve ....... Sözleşme Numarası ile imzalanan Finansal Kiralama Sözleşmesine konu
Satıcı tarafından kiracıya teslim edilen 2017 model ..... Seri Numaralı Flanş Makinesinin malları
ayıplı çıkarması nedeniyle işbu fesih protokolünün düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır.
Arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde tarafların anlaşamadığı uyuşmazlık konularının ayıplı malın bedel iadesi talebi ve ayıplı maldan kaynaklı ticari kazanç kaybı talebi olduğu anlaşılmış, davaya konu taleplerin arabuluculuk sürecinde görüşülmüş olduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasında bulunan davaya konu makine üzerinde tespit talepli İstanbul ...... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ..... D.İŞ dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda; "söz konusu makinenin çalışır vaziyette olduğu ancak kullanımında bulunduğu firmanın makineden beklediği verimi almasına engel kusurunun bulunduğu, söz konusu makinedeki kusurun basit onarım ile giderilebilecek arızalardan olmadığı, bu kapsamda söz konusu makinede bulunan kusurun nihai takdiri Sn. Mahkemede olmak üzere gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği " belirtilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan Servis Raporlarına göre; davalı firmanın makine üzerinde 05/07/2017, 13/07/2017, 25/07/2017, 06/09/2017, 20/09/2017, 03/05/2018, 06/08/2018, 05/10/2018 tarihlerinde tamirat işlemleri yaptığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf davanın zamanaşımına uğradığı yönünde itirazda bulunmuş ise de son servis raporu ve dava tarihi göz önüne alındığında davanın zamanaşımına uğramadığı kanaatine varılmıştır.
TTK nın 23. Maddesi gereğince satılanda ayıp bulunması halinde alıncının, satılanı gözden geçirerek 2 gün içerisinde satıcıya ihbarı, aybın olağan bir gözden geçirme ile fark edilmeyecek ayıplardan olması halinde ise 8 gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucu malın ayıplı oludğunu ortaya çıkarsa haklarını korumak için bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda ise TBK nın 223. Maddesinin 2. Fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. TBK'nın 223.maddesinin son fıkrasında alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimi ihmal etmesi halinde satılanın mevcut şekilde kabul etmiş sayılacağı, ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkaramayacak bir ayıp bulunmaması halinde bu hükmün uygulanamayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılması halinde satıcıya bildirileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere; 19/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda; makinenin gizli ayıp olduğu, makinenin Gizli Ayıbına rağmen ayıplı ve eksik kapasiteli üretilmiş olan ürünlerin değerlendirilip/değerlendirilmediği, ne şekilde değerlendirildiği, bu makinadan bu şekliyle elde edilmiş ürünlerden elde edilmiş olan bir mali değerin var olup olmadığının incelenmesi mümkün olmadığı belirtilmiştir.
03/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Flanş profili üretilmesi için alınmış bulunan dava konusu makinenin ne kadar süre ile sorunsuz çalıştırıldığı,
kaç vardiya çalıştırıldığı ve benzer hususlar dosya içerisinde ki evraklardan anlaşılamamaktadır. Gördüğü
servis hizmetleri dolayısı ile ve deneme üretimi sırasındaki durumu göz önüne alındığında makineden
beklenilen imalat kalitesinin elde edilemediği ve mahallinde ki ve dava dosyasında ki beyanlara istinaden çalıştırılamadığı görülmektedir. Bu hususta yeterli denetime sunulabilecek bir evraka dosya içerisinde
ulaşılamadığı için dosya bu yönü ile değerlendirilemediği, söz konusu hatalı imalat ‘flanş’ profili imalatının imal edilen ürün itibariyle şekil itibariyle açık ayıp
kapsamında olduğu, ayıba neden olan makine göz önüne alındığında makineyi kullananın halledemeyeceği bir husus olması
dolayısı ile de (ayar ve/veya tasarım hataları dolayısı ile) makinede ki ayıp gizli ayıp olarak
değerlendirildiği belirtilmiştir.
Yargıtay ....... Hukuk Dairesi'nin ...... esas, ...... karar sayılı ilamındaki; "Dava, satıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan alacak ve tazminat talebine ilişkindir. Bozma ilamına uyulmasından sonra alınan bilirkişi raporunda ayıp ihbarı ile ilgili teknik servis raporlarının kabulü halinde ayıbın süresinde yapılmış olacağı görüşüne yer verilmiş olmasına rağmen mahkemece ayıbın TTK 20. maddesi kapsamındaki yöntemlerle yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan 19.10.2006 ve benzeri diğer teknik raporlar davacının gizli ayıbı öğrenmesinden itibaren yetkili servise başvurduğunu göstermektedir. Davalının arızayı kabul edip gidermeye çalışmıştır. Oysa bilirkişi raporuna göre makinedeki ayıbın gizli olduğu ve cihazın bu haliyle kullanılamayacağı bildirilmiştir. Bu durumda mahkemenin mevcut delil durumuna göre ihbarın süresinde yapıldığını kabul ederek varılacak uygun sonuca göre davanın kabulüne karar vermesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. " şeklindeki gerekçeye göre mevcut olayımızda davacının meydana gelen zararı öğrendiği tarihten itibaren yetkili serviste tamir ettirdiği anlaşılmış olup, süresinde ayıp ihbarında bulunduğu kanaatine varılmıştır.
TBK'ın 227.maddesinde alıcının seçimli hakları düzenlenmiş olup, öncelikle satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alı koyup ayıp oranında satış bedelinde indiirm isteme, aşlı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafların satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme hakları kanunca alıcıya tanınmıştır.
Alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verilebilir, düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda satılanın gizli ayıbının ortaya çıkmasından sonra süresinde ihbarda bulunulduğu ve dosyada bulunan birden fazla servis raporları ve arızanın tekrar ettiği göz önüne alınarak , makinenin ekonomik amacına uygun olarak kullanılamayacağı kanaatine varıldığından davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi uygun görülerek davaya konu makinenin davalıya iade edilerek ,birlikte ifa kapsamında, 22.500Euro'nun yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki TC Merkez Bankası EURO döviz efektif kuru üzerinden TL karşılığının tahsili kaydı ile 20/12/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca EURO cinsinden yabancı paralara uygulanan faizin uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde karar verilmiştir.
Yine makinenin ayıplı olması sebebiyle davacının alt kiralama sözleşmesini feshettiği, bu yönde ticari zararının olduğu, sözleşme tarihinden itibariyle kiralama bedelini davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmış olup, hükme esas alınan bilirkişiler tarafından hesaplanan 195.949,90TL üzerinden talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince 28/12/2023 tarihli celsede hakimin reddi talebinde bulunulmuştur. HMK 41.maddesi red sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemiş ise red talebinin, reddi istenen hakim tarafından geri çevrileceğini düzenlemiş olup, hakimin reddini talep eden tarafın red sebebine ilişkin mutlak bir ispat vasıtası olarak delil göstermesi zorunlu olmayıp, red sebebine ilişkin emareler de yeterlidir.
Dosya kapsamına göre, somut olayda red sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen sebeplerden olmadığı göz önüne alınarak davalı tarafın hakimin reddi isteminin hakimin reddi sebeplerinden olmadığı kanaatine varılarak HMK 41/1-b-c madde uyarınca geri çevrilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kabulü ile; davaya konu makinenin davalıya iade edilerek 22.500Euro'nun 20/12/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca EURO cinsinden yabancı paralara uygulanan faizin uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 195.949,90TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 23.532,79TL ilam harcından peşin alınan 2.536,87TL harç, 9.725,00TL ıslah harcı ve 3.340,00TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 7.923,35TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.320,00TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen 4.200,00TL bilirkişi ücreti, 317,50TL posta masrafı, 44,40TL başvuru harcı, 2.536,87TL peşin harç, 9.725,00TL tamamlama harcı ve 3.340,00TL olmak üzere toplam 20.163,77TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 53.699,99TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,

Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/12/2023

Katip ........ Hakim ......

¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim