mahkeme 2022/397 E. 2024/49 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/397
2024/49
18 Ocak 2024
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2022/397 Esas
KARAR NO : 2024/49
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/04/2022
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
YAZIM TARİHİ : 09/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı/alacaklı şirket ile Davalı/borçlu arasındaki ticari ilişki neticesinde davalının davacı şirkete 23.052,48-TL borcu bulunmadığı, borçlunun borcunu ödememesi üzerine, Bakırköy ...... İcra Dairesinin ..... E. sayılı dosyası ile ilamsız takiplere ilişkin haciz yolu ile takibe girişilmiş olduğunu ve söz konusu dosya üzerinden Örnek No: 7 ödeme emri tebliğe çıkarılmış olduğunu, ancak davalı/borçlu borcun tamamına ve faize itiraz ederek takibin durduğunu, davalının haksız ve hukuka aykırı itirazı sonrası 01/09/2021 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17 ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna başvuruda bulunulmuş olduğunu, ancak bir uzlaşı sağlanamadığını, işbu sebeple 22/02/2022 tarih, ...... sayılı anlaşmazlık tutanağı düzenlendiğini, arabuluculuk sürecinde gerekse de sonrasında davacının tüm iyi niyetine rağmen, davalı borcunu ifa etmemekte ısrar ettiğini ve davacının tüm çabalarının sonuçsuz kaldığını, davalı/borçlunun takibe vaki söz konusu itirazları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak bir bilirkişi incelemesi ile de söz konusu durumun anlaşılacağını belirterek, borçlunun itirazı ile duran takibin devamını ve takibin %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş ve dava etmiştir.
Davalının cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ....... E. Sayılı takip dosyasına konu fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş olduğunu ancak davalı şirket hakkında açılan iş bu davanın reddinin gerektiğini, davacı, davalı şirketten takip tarihi itibariyle talep edebileceği herhangi bir alacağı olmamasına rağmen haksız yere Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ..... E. haksız şekilde başlatılan takibe taraflarınca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, ancak davacı, davalı şirket aleyhine haksız yere icra takibi yapmakla kalmadığını, eldeki davayı ikame ettiğini, davacının kötü niyetle hareket ettiğini, iddia ettiği gibi bir borcun söz konusu olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davalı şirket aleyhine başlatılan Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü ...... E. sayılı dosyasına 20/12/2021 tarihinde hem borca hem de yetkiye itirazda bulunulmuş olduğunu, Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü ...... E. sayılı dosyasında yetki itirazlarının dikkate alınmadığını ve buna ilişkin herhangi bir karar verilmediğini, öncelikle dosya borçlusu davalı şirket “...... Mah. ..... Cad. No:614/1 Osmangazi/BURSA” adresinde ticari faaliyet gösterdiğini, yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yeri icra müdürlüğü olduğundan alacaklı tarafından yetkisiz icra dairesinde takip başlatıltığını, dosyada Bursa İcra Müdürlükleri yetkili olduğundan dolayı davalı şirket aleyhine açılan işbu dava da yetkisiz mahkemede açıldığından öncelikle dosyada yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davalı şirket ....... unvanıyla SGK ile anlaşmalı olarak sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı yan dava dilekçesinde "Davacı/alacaklı müvekkil şirket ile davalı/borçlu arasındaki ticari ilişki neticesinde davacının davalı şirkete 23.052,48 TL borcu bulunduğunu" iddia etmekle işbu davayı açmış ise de davacının haksız ve gerçeğe aykırı iddialarının kabulü mümkün olmadığını, tek başına ticari defterlerde kayıtlı olan faturalar esas alınarak alacak-borç ilişkisi kurulması ve görüş bildirilmesi hatalı olduğunu, çünkü Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere fatura tek başına fatura içeriği mal veya hizmetin verildiği, itirazın yapılmamış olması fatura içeriği borcun kabul edildiği anlamı taşımadığını, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun ya da malın teslim edilmiş olduğunun kanıtlanması gerektiğini, bu amaçla davacı , kendi edimini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini ve fatura bedelinin gerçeği yansıttığını ispatlamakla yükümlü olduğunu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ile davalı şirket arasında İş ve Sosyal Güvenlik Hizmeti sağlama konusunda anlaşma sağlandığını, davacı tarafından anlaşmaya uygun şekilde danışmanlık hizmeti sunulmadığını, davacı edimini gerektiği gibi ifa etmediği gibi, fahiş miktarda bir fatura düzenlemiş ve davalıdan ödemesini talep ettiğini, ancak faturanın varlığı, mal ve hizmetin sunulması bakımından ispata tek başına yeterli olmadığını, mahkemece, davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, ancak davacı defter ve kayıtlarında dayandığı belgeleri sunmadığını, somut olayda ispat külfeti davacıda olduğunu, davacı icra takibine konu faturalarda belirtilen malların teslimini sevk irsaaliyesi, teslim belgesi veya makbuz gibi delillerle ispatlaması gerektiğini, Mahkemece yapılacak iş davacı vekilince teslim-tesellüm makbuz koçanlarının dosyaya sunulmasının sağlanarak söz konusu belgelerde imzalar var ise bu imzaların davalı veya çalışanlarına ait olup olmadığı üzerinde durularak, imzaların inkarı halinde gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğunu, alacak iddiasını kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirket tarafından tüm tedarikçileri ile 240 gün vade ile çalışılmakta olduğunu, davacı ile de bu şekilde çalışmak üzere anlaşılmış ise de davacı tarafça davalı şirkete herhangi hizmet verilmediğini, davacının dava konusu faturalar ile ilgili olarak alacaklı olduğu kabul edilecek olunsa dahi takip tarihi itibari ile 240 günlük vade süresi dolan yani muaccel olan herhangi bir borç söz konusu olmadığını, bu nedenle davacının muaccel olmayan bir alacak ile ilgili olarak başlatmış olduğu takip haksız ve yersiz olup yapılan itiraz bu açıdan da yerinde olduğunu, bu nedenle davacının takip tarihi itibari ile muaccel olmuş herhangi bir alacağı bulunmadığından ve itiraz haklı olduğundan eldeki davanın reddi gerektiğini, Taraflar arasındaki cari hesap ekstresi ve ticari defter ve kayıtlar ile ödeme belgeleri incelendiğinde davalı şirket ile davacı şirket ticari ilişkinin başladığı tarihten bu güne kadar 240 gün vade ile çalışmış olduğunu ve bu durum ticari teamül halini aldığını, buna göre davacının dava konusu faturalar ile ilgili olarak alacaklı olduğu kabul edilecek olunsa dahi takip tarihi olan 02.12.2021 tarihi itibari ile 240 gün vade süresi dolan yani muaccel olan herhangi bir fatura borcu söz konusu olmadığını, takibe konu edilen faturaların takip tarihi itibari ile 240 gün ödeme vadesi dolmadığını, somut olayda icra inkar tazminatı için alacağın likit olma şartı gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar kötü niyetli olup haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi beyanı ile, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Yapılan açık yargılamada taraf teşkili sağlanmış, Bakırköy ..... İcra Dairesinin ...... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmış, tarafların bağlı bulundukları Vergi Dairesi Müdürlüklerinden B formları getirtilmiş, bilirkişi raporları aldırılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama süreci ve değerlendirmede; dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, muaccel olan bir alacak olup olmadığı, davacının takip dayanağı faturaya konu işi yapıp yapmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Bakırköy ...... İcra Dairesinin ...... Esas sayılı icra takip dosyasının yapılan incelemesinde; alacaklısının dosyamız davacısı olduğu, borçlusunun dosyamız davalısı olduğu, 23.052,48-TL alacak için genel haciz yoluyla ilamsız takip yapıldığı, icra takibinin faturaya dayandığı, davalının icra takibine 20/12/2021 tarihinde itiraz ettiği, davacının davalı tarafından icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali için süresinde dava açtığı anlaşılmıştır.
Davalının bağlı bulunduğu Vergi Dairesinden getirtilen BA formuna göre, davacı şirket tarafından düzenlenen 1 adet fatura karşılığı 19.536,00-TL bildirimin yapıldığı görülmekle, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının bu faturalardan bilgi sahibi olduğu ve Vergi Dairesine bildirdiği anlaşılmış, bu durumda taraflar arasında ticari ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacının bağlı bulunduğu Vergi Dairesinden getirtilen BS formuna göre, davacı şirket tarafından davalıya düzenlenen 1 adet fatura karşılığı 19.536,00-TL bildirimin yapıldığı görülmüştür.
Gelen yazı yanıtlarından, tarafların B formlarının birbirleriyle ve takip konusu fatura ile uyumlu oldukları görülmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması gerekmiştir.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 23.052,48-TL alacaklı olduğu saptanmıştır. Takip konusu fatura davalının kayıtlarında yer almakla, aksi davalı tarafça kanıtlanamadığından faturaya konu işin yapıldığının kabulü gerekmiştir.
Dosya kapsamından taraflar arasında başkaca bir ticari ilişkiye ilişkin kayda rastlanılmamış, bilirkişi raporlarında da bu yönde bir değerlendirme olmadığı gibi, tarafların kayıtları üzerinde yapılan incelemede takip konusu fatura dışında başka bir faturanın taraf kayıtlarında yer almadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında borcun ödeneceği zamanı gösterir veya vadeye ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir kayıt bulunmadığından ve taraflarca bu yönde bir anlaşma yapıldığı kanıtlanamadığından taraflar arasındaki işin özelliğine göre borç, doğumu anında muaccel olacağından davalı tarafın borcun muaccel olmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafın bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere davalıdan takip tarihi itibariyle 23.052,48-TL alacağı bulunduğu, işbu alacağın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bilirkişi raporlarındaki saptamaya göre tarafların ticari defterlerinin yöntemine uygun olarak tutuldukları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldıkları, ticari defter kayıtlarıyla ortaya konulan davacı alacağının aksini ispat yönünden davalı tarafından dosyaya yansıyan bir kanıt da bulunmadığı, bu bağlamda davacının ticari defterleri lehine kanıt niteliğinde olmakla, davacı tarafın alacağın varlığını kanıtladığı değerlendirilerek, davacının davasının kabulüyle, davalı açısından bilinebilir ve belirlenebilir nitelikte olan alacağa davalı tarafından yapılan haksız itiraz nedeniyle davacı lehine alacak tutarının %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜ ile; davalının Bakırköy ........ İcra Dairesinin ...... Esas sayılı icra takip dosyasına itirazının İPTALİ ile takibin kaldığı yerde aynı koşullarla devamına,
İİK'nin 67/2 maddesi hükmü uyarınca 4.610,49-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalının kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE,
2-Alınması gereken 1.574,71-TL karar harcından daha önce yatırılan 278,43-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 1.296,28-TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 278,43-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 114,00-TL posta ve davetiye gideri, 2.650,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.844,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk gideri 1.560,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kullanılmayan avansın karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dava değeri itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/01/2024
Katip .....
☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim .....
☪ e-imzalıdır. ☪
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.