mahkeme 2024/310 E. 2024/336 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/310
2024/336
2 Nisan 2024
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/310 Esas
KARAR NO : 2024/336
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 01/04/2024
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle ;Davalı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılarak 3. Şahıs olan müvekkiline 89/3'e dayalı olarak borçlu olarak eklendiğini, söz konusu takibin usul ve yasalara aykırı olduğunu ve müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığını, söz konusu ihbarnamenin tebliğinin usulsüz olduğunu, müvekkilinin yaşı ve hastalığı nedeniyle kısıtlı olduğunu, tebliğin muhtara yapılması, bakıma muhtaç yaşadığı bilinen müvekkilinin hiçbir şekilde haberdar edilmeyerek zor durumda bırakılması hukuka ve vicdana aykırı olduğunu, müvekkilinin davacıya vasi atanmasına sebep Beyşehir Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... E. Sayılı dosyasındaki tutanak da dikkate alındığında vasi adayı atanması için jandarma muhtar ..... ile görüştüğünü, muhtarın müvekkilin kısıtlılık durumundan bizzat haberi olduğu tutanakla sabit olduğunu, İİK 89. Md. Hükümlerine göre borçlu konumuna gelen 3. Şahıs olması hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu, hastalığı ve güçsüzlüğünden faydalanılarak icra takibi başlatılması etik ilkelerine uygun olmadığını, bir çocuğun annesinden alacaklı olması hayatın olağan akışına uygun olmadığını, müvekkilinin kısıtlı olduğuna dair heyet raporunu sunduklarını, "...kısıtlı kimse hakkında icra takibi yapılabilmesi için takip talebi ve buna uygun olarak düzenlenmesi gereken ödeme emrinde borçlu yanında yasal temsilcinin de gösterilmesi ve ödeme emrinin kısıtlıya değil, onun yasal temsilcisi olan vasiye gönderilmesi gerekir. Kısıtlıya yapılan tebligat geçerli olmayıp, bu şekilde tebliğ edilmiş ödeme emri üzerine şikâyet, itiraz ve ödeme süreleri işlemeye başlamaz. Borçlunun kısıtlı olduğunun alacaklı ya da icra müdürlüğünce bilinmemesi de bu sonucu değiştirmez. Somut olayda usulüne uygun olmadan yapılan ödeme emri üzerine takip kesinleşmediğinden, yapılan haciz işlemi ve bunu izleyen ödeme yasaya aykırıdır." (Hukuk Genel Kurulu 2014/960 E. , 2016/230 K.),öncelikle teminatsız olarak icra takibinin durdurulması, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi ve takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, menfi tespit davasının kabulü ile müvekkillerinin davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Huzurda görülen dava 3. şahıs tarafından açılan menfi tespit davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
HMK'nın 2. maddesine göre;
"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Huzurda açılan dava; İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış bir menfi tespit davası olup davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde davacının tacir olduğu yönünde herhangi bir iddia ya da delil bulunmamaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesine dayalı açılan menfi tespit davalarında tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veya borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görevin belirlenmesinde bir etkisi bulunmamaktadır (Aynı yönde kararlar için bknz: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/3568 E., 2016/6425 K. sayılı kararı; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/15365 E., 2016/3253 K. Sayılı kararı) Davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve dava konusu uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanmakta olmasından dolayı görevli mahkeme HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. (Aynı yönde kararlar için bknz: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2023/3063, Karar No: 2024/1011 sayılı kararı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2023/989, Karar No: 2023/780 sayılı kararı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2023/674 Esas, Karar No: 2023/437 sayılı kararı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2023/402, Karar No: 2023/367 sayılı kararı) Kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğinden HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,
5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.