mahkeme 2023/1241 E. 2024/338 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1241
2024/338
2 Nisan 2024
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1241 Esas
KARAR NO : 2024/338
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
K.YAZIM TARİHİ : 22/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu sendika hakkında Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünde .... E. Sayılı dosyada müvekkilİ tarafından icra takibi başlatıldığını, icra takibine borçlu tarafından itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, borçlunun itirazları haksız olup, borçlu itirazında kötü niyetli olduğunu, borçlunun icra takibine, borcun tamamına, faize ve tüm ferilerine yönelik itirazının iptali gerektiğini, 18.07.2019 tarihinde ....' de çalışan yetkili ....., 22 veya 24.07.2019 tarihinde piknik organize ettirmek amacıyla görüşmeye müvekkili şirkete ait otele yetkili personellerle görüşmeye geldiğini ,söz konusu görüşmede; ....., müvekkil şirkete ait otel yetkilileriyle menüyü ve diğer detaylar hakkında konuştuklarını, organizasyona ilişkin yapılan konuşmaların yazılı hale getirildiğini, ...... hanıma mail atılarak bildirildiğini, bunun üzerine otel yetkilisi otel departmanlarını bilgilendirmek üzere function yayınladığını, müvekkiline ait .... otelde Temmuz 2019 döneminde yapılan organizasyon için ...’na 25.07.2019 tarihinde 15.000 TL’lik .... nolu fatura düzenlendiğini, faturanın Vergi Kanunu'na uygun tüm geçerlilik şartlarını taşıyan bir fatura olduğunu, söz konusu faturanın ödenmesi için davalı tarafa bir çok mail atıldığını, faturanın ödeneceğininde ilgili tarafça mailde bildirildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını, sürecin sürüncemede bırakıldığını, davalı ile müvekkili arasında düzenlenen faturaya konu borcun davalıca herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı fatura kendisine tebliğ edildikten sonra yasal süre içerisinde faturaya da itiraz etmediğini, davalı tarafından yasal süresinde itiraz edilmeyen bu fatura ve içeriği yasa gereği davalı tarafından kabul edilmiş sayılmakta olup söz konusu fatura borcun varlığına dayanak oluşturduğunu, faturanın ödenmesi için uzun bir mühlet beklenildiğini ancak buna rağmen ödeme yapılmayınca müvekkili tarafından davalı hakkında Bakırköy İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 15.000,00 TL asıl alacak ve 3.820,68 TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalının 01.06.2022 tarihinde haksız bir şekilde borca itiraz ettiğini, sonuç olarak davanın kabulüne, davalının yapmış olduğu haksız,hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli itirazın iptali ile bakırköy .... icra müdürlüğünde ... e. dosyasındaki takibin devamına, davalının haksız, hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takip durduğundan davalı taraf aleyhine; takip konusu alacağın %20 'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü .... E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, sendika tarafından takibe itiraz edildiğini, davacı tarafından itirazın iptali talebi ile huzurdaki dava açıldığını, davalı sendikanın davacıya söz konusu borcu olmayıp, davanın reddi gerektiğini, davanın tarafı müvekkil sendika olmadığını, sendikanın davacı şirketten herhangi bir hizmet almadığını, sendika ile ilgilisi olmayan bir iş için, ödeme yapılması talep edildiğini, davacı şirketin düzenlemiş olduğu faturaya ve ödeme talebine itiraz edilmesine rağmen haksız olarak yasal süreç başlatıldığını, davacı şirket tarafından düzenlenen icra takibine konu faturanın müvekkili sendikaya 26.07.2019 tarihinde mail yolu ile iletildiğini, müvekkili sendika tarafından gelen mail adresi üzerinden davacı şirkete cevap verildiğini, 31.07.2019 tarihinde fatura düzenlendiğinin bildirilmesinden sonra 5. gün faturaya itiraz edildiğini, davacı şirketin dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu organizasyon müvekkili sendika tarafından yapılmadığını, sendikanın üstlenmiş olduğu bir organizasyon ya da etkinlik bulunmadığını, davacı şirket ile bu organizasyon sebebi imzalanan herhangi bir sözleşme de bulunmadığını, sunulan fatura ayrıntısında da "....." açıklaması yapıldığını, bu sebeple müvekkili sendikanın herhangi bir borcu bulunmadığını, 13.11.2019 tarihinde davacı şirket tarafından yine 7761 numaralı faturanın ödenmesi talebinde bulunulduğunu, maile 18.11.2019 tarihinde müvekkil sendikanın Antalya yetkilisi, ilgili ödemenin ... Antalya İstasyon müdürü...... tarafından ödeneceği bilgisi iletildiğini, müvekkili sendikanın sorumlu olmadığı ödemenin .... tarafından yapılacağı iletildiğini, müvekkili sendika ile .... Anonim Ortaklığı farklı tüzel kişilik olduğunu, müvekkili sendikanın .... 'nin gerçekleştirmiş olduğu bir organizasyon sebebi ile sorumlu tutulması mümkün olmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, kötü niyetle takip başlatılmış olması sebebi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
HMK'nın 2. maddesine göre;
"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine huzurda görülen itirazın iptali davası açılmıştır. Huzurda görülen dava faturaya dayalı alacak davası olup söz konusu davanın mutlak ticari dava olarak kabulü mümkün değildir. Davalı ... olup sendikalar hukuki niteliği gereği tacir sıfatını haiz değildir. Her ne kadar davacı tacir ise de davalı sendikanın tacir olmaması nedeni ile söz konusu uyuşmazlığın nispi ticari dava olarak kabulü de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle söz konusu uyuşmazlığın çözümünde HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmesi ve dava konusu yerin iş yeri olması nedenleri ile HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,
5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.