mahkeme 2022/844 E. 2023/565 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/844
2023/565
8 Haziran 2023
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/844
KARAR NO : 2023/565
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/09/2022
KARAR TARİHİ : 08/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verdiği 23/09/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkilinin davalıdan 645.120,00 TL alacaklı olduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine icra takibinin başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, müvekkilinin alacaklı olduğunun ticari defter kayıtları ve faturalar ile sabit olduğunu, Neticede; davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili Mahkememize sunduğu 31/10/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, davacının dayandığı faturalardan 15.06.2022 tarihli 76.800,00 TL'lik faturaya itiraz ettiklerini, işbu fatura konusu hizmetin verilmediğini, dava dilekçesinde hangi faturalara istinaden alacaklı olduğunun açıklanmadığını, davacıdan 2019 Ocak ayında hizmet alınmaya başlandığını, 2022 Mayıs ayına kadar devam ettiğini, davacıya çekle ve nakit havaleler yapıldığını, ayrıca davacının borçlu ve kefil olarak keşide ettiği ve ciro yolu ile müvekkiline geçen bonolardan kaynaklı olarak davacıdan alacaklı olduklarını, bu bonoların tahsili amacıyla davacı aleyhine Bakırköy ....İca Müd. ... E. sayılı dosyasından takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davacının bir alacağının tespit edilmesi halinde işbu takip saklarının takas ve mahsubunu talep ettiklerini, neticede; davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı ... yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde;
Davacı ... tarafından, 09/08/2022 tarihinde Bakırköy ... İcra Müd.'nün ... E. Sayılı dosyası ile davalı .... Tekstil'e ödeme emri gönderildiği, fatura ve cari hesaptan kaynaklı olarak 645.120,00 TL'nin yıllık %15,75 oranında avans faizi ile tahsili, TBK 100 mad. gereği kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve ferilerine mahsubu talep edildiği, davalının ödeme emrini 19/08/2022 tarihinde tebliğ aldığı, davalı vekilinin 22/08/2022 tarihinde takip konusu borca ve tüm ferilerine itirazı neticesinde takibin durduğu anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 28/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; ... arasında davacı tarafından davalıya fason hizmet verilmesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 1.176.525,00 TL alacaklı gözüktüğü, dava konusu icra takibine ise 645.120,00 TL'nin tahsilinin konu edildiği, davalı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davalının davacıya 24.875,00 TL borçlu olduğu, ... arasında 1.151.650,00 TL ihtilaf olduğu, ihtilafın 1.117.150,00 TL'sinin davalının davacıya borç işlediği ödemelerden, 34.500,00 TL'sinin ise davalının davacıya borç işlediği karşılıksız senetlerden kaynaklandığı, davacıya ait .... Bankası ... Şubesinde bulunan ... nolu hesabın incelenmesinde, davacı kayıtlarında olmayan 1.117.150,00 TL'nin davalı tarafından davacıya gönderildiğinin tespit edildiği, yani davalının davacıya 1.117.150,00 TL ödeme yaptığının sabit olduğu, davalının davacı borcuna işlediği 34.500,00 TL'lik karşılıksız senetlerin ... arasındaki ticari ilişkiye istinaden alınmadığı/verilmediği, söz konusu senetlerin keşidecisinin dava dışı ... olduğu ve davacının senetlerde kefil olarak yer aldığı, davalıya ciro yolu ile geçen bu senetlerin davacı borcuna kaydedilmiş olduğu, neticede icra takip tarihinde davacının davalıdan gözüken alacağı 1.176.525,00 TL - davalının davacıya ödediği sabit olan 1.117.150,00 TL = 59.375,00 TL icra takip tarihinde davacının davalıdan alacaklı olduğu, ancak mahkemece ... arasındaki ticari ilişki neticesinde alınmamış / verilmemiş 34.500,00 TL'lik senetlerde davacının kefil olarak yer alması ve bu senetlerin ciro yolu ile davalı elinde olmasından (davalı davacı aleyhine icra takibi başlatmıştır) dolayı davacı borcu olarak değerlendirilmesine kanaat edilmesi halinde, icra takip tarihinde davacının davalıdan 24.875,00 TL alacaklı olacağı, mahkemece davacı alacağının kabulü halinde, takip sonrası talep edilen %15,75 faiz oranın 3095 Say. Kan. Gereği tacirler arasında uygulanan avans faiz oranı olduğu ve dolayısıyla uygun olduğu, değişen oranlarda uygulanması gerekeceği yönünde görüş bildirmiştir.
Dava itirazın iptali davasıdır.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir.
İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.
İspat vasıtaları ise HMK.nun 200'ncü maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir.
Akdi ilişki taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/11/2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre “faturanın onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklinde görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksun olur. O halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulması zorunludur.”Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. "
Örneğin faturalara dayalı olarak karşı taraftan alacaklı olduğunu iddia eden taraf faturadaki mal ve hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini belge ile ispat etmelidir.Tek taraflı düzenlenen faturalar hiçbir zaman bir akdi ilişkiyi ispat vasıtası olmayıp , akdi ilişkinin ifası aşamasında düzenlenen bir belgedir.Bu nedenle faturanın geçerli olabilmesi için mal ve hizmetin verildiğine dair belge sunulamaması durumunda faturaların karşı tarafın defterlerinde de kayıtlı olması gerekir.
Yukarıda yapılan genel açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde;
Taraflar arasında davacı tarafından davalıya fason hizmet verilmesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, işbu ticari ilişki neticesinde davacının davalıdan 645.120,00 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının takip konusu borca ve tüm ferilerine itirazı neticesinde huzurdaki itirazın iptali davası açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlık konusu; huzurdaki davada uyuşmazlık konusunun davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususunda toplandığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporuna göre, icra takip tarihinde davacının davalıdan 1.176.525,00 TL alacaklı olduğu gözükmektedir. Davacı ise dava konusu icra takibine 645.120,00 TL'nin tahsilini konu etmiştir.
Davalı ticari defterlerinde ise icra takip tarihinde davalı davacıya 24.875,00 TL borçlu gözükmektedir.
Dolayısıyla taraflar arasında 1.176.525,00 TL — 24.875,00 TL — 1.151.650,00 TL ihtilaf bulunmaktadır.
Taraflar arasındaki ihtilaf değerlendirildiğinde;Öncelikli olarak;Davalı vekili her ne kadar davacının 15.06.2022 tarihli 76.800,00 TL'lik faturasını kabul etmediklerini, fatura konusu hizmeti almadıklarını iddia etmiş ise de, davalı ticari defterlerinde söz konusu fatura kayıtlı olup, faturanın kabul edilmeyip bir delil vasıtası da sunulmamıştır. Bu nedenle söz konusu hizmetin alındığı anlaşıldığından cari hesap ilişkisinde bu faturanın davacının alacağı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalının davacıya verdiği çeklerin ödenip ödenmediği yönünden ise; davalı tarafından davacıya borçlarının ifası uğruna .... Bankası .... Şubesine ait olan 09.04.2019 vad. .... nolu 150.000,00 TL bedelli, 11.06.2020 vad. 9562 nolu 50.000,00 USD bedelli çekler verilmiştir. ... arasında çeklerin verilmesi konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalının bu çeklerden dolayı gerçekten alacaklı olması için çeklerin ödenmiş olması gerekmektedir. Çeklerin muhatap bankası .... Bankası'ndan gelen 04.11.2022 tarihli cevabi yazıda çeklerin tahsil edildiği bilgisi verilmiştir. Dolayısıyla davalı tarafından davacıya verilen çeklerin ödendiği konusunda da bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki ihtilaflı işlemlere gelince;yukarıda taraflar arasında 1.151.650,00 TL ihtilaf olduğu tespit edilmiştir. Yapılan incelemelerde ihtilafın 1.117.150,00 TL'sinin davalının davacıya borç işlediği ödemelerden, 34.500,00 TL'sinin ise davalının davacıya borç işlediği karşılıksız bonolardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Söz konusu işlemler davacı ticari defterlerinde kayıtlı değildir.
Davalı ticari defterlerinde yazılı ödemeler davacı borcuna işlenmişken, davacı ticari defterlerinde bu ödemeler kayıtlı değildir. ... Bankası'ndan gelen 04.11.2022 tarihli cevabi yazı ekinde bulunan davacıya ait Banka hesap ekstresi incelendiğinde, davalı defterlerinde kayıtlı 1.117.150,00 TL'lik ödemelerin davalı tarafından davacıya gönderildiği tespit edilmiştir. Bir diğer ifade ile davacının kendisine ait banka açık bir şekilde ekstresinde dahi bu ödemelerin davalı tarafından gönderildiği açıkça anlaşılmaktadır.
Neticede; davacı ticari defterlerinde davalının yaptığı 1.117.150,00 TL'lik ödemeler kayıtlı olmamakla birlikte, davacının kendi banka hesap ekstresinde bu ödemelerin tespit edildiğinden, 1.117.150,00 TL davalı alacağı olarak davalı tarafından gönderildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki nakit havaleler haricinde, davalı tarafından 7 adet 34.500,00 TL'lik karşılıksız senetler davacıya borç olarak kaydedilmiştir (Söz konusu senetlerin tahsili için davalı tarafından 24.08.2022 tarihinde davacı aleyhine Bakırköy ....İcra - Müd. ... E. sayılı dosya ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır.) İşbu 7 adet 34.500,00 TL bonoların ... arasındaki ticari ilişkiye istinaden alınıp alınmadığı belli değildir.34.500,00 TL'lik senetler tarafların ticari defterlerinde davacıdan alınan senetler olarak kayıtlı değildir. Dosyada mübrez senet fotokopilerinin incelenmesinde, senetlerin keşidecisinin ...., lehdarının ... olduğu, davacı ...'ün senetlerde kefil olarak yer aldığı, ....'un da bu senetleri davacı şirkete ciro ile devrettiği gözükmektedir.
Söz konusu 34.500.00 TL'lik senetler ... arasındaki ticari ilişkiye istinaden alınmamış/verilmemiş olmakla birlikte, davalı elinde yer almaktadır. Davacının kefil olarak yer aldığı bu senetlerin ödenmemesi neticesinde davalı bu senetleri davacının borcuna kaydetmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde takas definde bulunmuş olup anılan bonolar taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden verildiği sabit olmamakla birlikte davalının takas defiini kullanması ve takasın koşulları oluştuğundan bu miktar kadar davalı borcunun azalması gereklmete olup sonuç olarak davalının yaptığı ödemeler ile takas sonucu borçtan mahsup edilen miktar gözönüne alındığında davacının davalıdan 24.875,00.-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 24.875,00.-TL üzerinden iptali ile takibin bu kısım yönünden devamına,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmelidir.
Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olması gerekli olup davacı alacağının likit olduğu anlaşıldığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen miktarın %20'si üzerinden davacı yararına icra inkâr tazminatı verilmesi ,ayrıca davacı kendisine ödeme yapılmasına rağmen haksız ve kütüniyetli olarak icra takibine giriştiği belirlendiğinden davalı yararına takas edilen 34.500,00.-TL'lik kısım dahil edilmeden davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın,davalının takas talebi kabul edilmek suretiyle 24.875,00.-TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,
2-Davacının,fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 4.975,00.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Takas edilen alacak miktarı dışında reddedilen alacak talebinin %20'si üzerinden hesap edilen 117.149,00.-TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
5-Alınması gerekli 1.699,21 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 7.791,44 TL harçtan mahsubu ile 6.092,23.-TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
6-Davacı tarafından ödenen 80,70 Başvurma Harcı, 1.699,21 TL Peşin harç ile 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.791,41.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 11 tebligat + posta ücreti 91,00.-TL bir bilirkişi ücreti 6.000,00 TL olmak üzere toplam 6.091,00 TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 234,86 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
8-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 390,00 TL x 2 saat= 780,00 TL) X 2 = 1.560,00 TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 60,15 TL'sinin davalıdan, 1.499,85-TL' sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 9.200,00.- TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
10-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 86.226,95- TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 550,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 08/06/2023
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.