mahkeme 2022/455 E. 2023/909 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/455

Karar No

2023/909

Karar Tarihi

12 Ekim 2023

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/455
KARAR NO : 2023/909

DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 16/05/2022
KARAR TARİHİ : 12/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu 16/05/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkilinin, en son sermaye artışı ile sermayesi 3.200.000 TL'ye çıkartılan davalı şirkette, sermayenin %17,5'ine tekabül eden 560.000 TL bedelli 280 payın sahibi olduğunu, müvekkilinin son beş yıldır şirketten dışlandığını, şirketin işleyişi, faaliyetleri, geliri hakkında kendisine bilgi verilmediğini, müvekkiline kayda değer herhangi bir kar payı ödenmez iken, temsil ve ilzama yetkili ortaklar tarafından şirket imkanlarının kendi özel çıkarları için kullanıldığını, şirketi temsil ve ilzama yetkili ortakların eşleri ve çocukları şirkette çalışmadıkları halde, sanki şirkette çalışıyorlarmış gibi şirkette sigortalı gösterildiklerini, aynı ortaklık yapısına ait ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne mevzuata ve ticari gereklere aykırı bir biçimde kaynak aktarıldığını, şirket adına kredi kartları alarak şahsi harcamalarını bu kredi kartları ile yaptıklarını, ortaklara ödeme adı altında kendilerine şirketten kaynak aktardıklarını, özel araçlarının tüm giderlerini şirket imkanlarını kullanarak karşıladıklarını, evlerinin bakım, dekorasyon işleri masraflarının, çocuklarının eğitim gideri ve okul taksitlerini şirket kaynaklarını kullanarak ve şirket kasasından karşıladıklarını, şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili ...'ın 2016'da şirket kaynaklarını kullanarak kendine özel yat aldığını, bu yatın giderlerini dahi şirket hesaplarından karşıladığını, tüm bunlar olurken, müvekkili kendilerinden bilgi istediğinde bilgi vermekten kaçındıklarını, pandemiyi de bahane edere k2019'dan 2022'ye kadar müvekkilinin yasal haklarını kullanmak suretiyle zorlayarak yaptırdığı 2022 Yılı Mart Ayı'na kadar, en azından yılda bir kez yapılmasında yasal zorunluluk olan genel kurul toplantılarını yapmadıklarını, müvekkilinin, ekte sunulu ...'ncu Noterliği'nin 28.02.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirket yönetiminden T.T.K.437'nci Madde hükmü uyarınca (08.03.2022 tarihli genel kurulda özel denetçi atanması talebi ile sorulan soruların aynısı) Sorular yönelterek, şirketi temsilen yönetim kurulu başkanından, bu hususlarda bilgi talebinde bulunduğunu, yönetim kurulu başkanının İstanbul ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile bu ihtara olumsuz cevap verdiğini, "..talep edilen bilgilerin yasanın çizdiği sınırları aştığı, kötüniyetli." olduğu v.s gerekçelerle, bilgi vermekten kaçındığını,08.03.2022 tarihli genel kurul toplantı tutanağında da görüleceği üzere, müvekkilinin vekili marifetiyle T.T.K. 438 ve devamı maddeleri uyarınca "özel denetçi" atanarak, aşağıda ayrıntılı olarak yazılı; "1. Şirketin 2019 ve 2020 yılı Genel Kurullarının ayrı ayrı yapılması gerekirken tek bir toplantı ile iki genel kurulun yapılmasının amacının ne olduğu, 2019 ve 2020 yılı finansal tabloları ile yönetim kurulu faaliyet raporu bu birleşik toplantıda nasıl anlaşılabileceği, Şirketin ilişkili taraf olarak kabul edilen kişilerle ilgisi ve ticareti var mıdır? Bu kişilere şirketten menfaat aktarılıp, aktarılmadığı, Şirkette hakim pay sahibi ve yöneticilerin kendilerine ait başka şirketleri ya da iştirakleri olup, olmadığı, Şirketin kurduğu iş ortaklıkları ile olan ticari ve mali ilişkilerin neler olduğu, Şirket yönetim kurulunda yer alan kişilerin yakınlarının şirkette çalışıp çalışmadıkları, çalışmış iseler kaç yıl çalıştıkları, halen çalışıp çalışmadıkları, Bu kişilerin görev tanımlarının ne olduğu, Çalışmaları karşılığı bir ücret ödenip, ödenmediği, halen ödeme yapılıp yapılmadığı, ücret ne kadar olduğu, ödemenin nasıl yapılmakta olduğu, Bu kişilerin SGK kayıtlarının olup, olmadığı, Bu durüum, olası bir müfettiş incelemesinde, şirketin SGK nezdinde sorumluluğunu doğurabilecek faaliyetleri olarak görülüp görülmediği, Şirket adına hangi bankalardan ne kadar miktarda kredi kartları alındığı, bu kredi kartlarının harcamalarının ayrıntılarının neler olduğu, son 10 yılın kredi kartı ekstrelerinin kendisine ve diğer pay sahiplerine verilmesini, Şirket adına olan bu kredi kartlarının harcamalarının şirket hesabından mı karşılandığı, Şirket adına çekilen krediler olup olmadığı, Bu kredilerin nelerden ibaret olduğu, Bu kredilere ilişkin ödeme planının nasıl olduğu, bu kredilerin nerelerde kullanılmış olduğu, Bu kredilerin mali açıdan şirkete külfetinin ne olduğu, Bu kredilerin kullanılmasının şirketin mali durumuna katkısının ne olduğu, Yönetim Kurulu üyelerine ve yakınlarına şirketten tahsil edilen araç, vb imkanların neler olduğu, şirket Yönetim Kurulu yakınlarının kullandıkları araçların giderlerinin şirket hesabından karşılanıp, karşılanmadığı Bunlara ilişkin bir yönetim kurulu kararı alınıp, ticaret sicilde ilan edilip edilmediği, Bu durumun şirkete mali yükünün ne olduğu, bu yükün karşılığında şirketin kazancının ne olduğu, Şirketin kar payı ödememesinin ana sebeplerinin neler olduğu, Şirketin kara geçmesi için yapılması planlanan somut planların neler olduğu, TTK.m. 395 ve 396'ya göre rekabet yasağının kaldırılmasının - ve yöneticilere kendileri ile işlem yapma izninin verilmesinin amacının ne olduğu.." Hususları hakkında bir denetim yapılmasını talep ettiğini, talebinin kabul edilmediğini, kararlara muhalefet şerhi koyduğunu ve T.T.K. 438'nci Madde hükmü uyarınca "özel denetçi talebini tutanağa geçirdiğini, müvekkilinin, “Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun Okunması ve Müzakere Edilmesi” hakkındaki 3'nolu gündeme ilişkin alınan karara; "Yıllık faaliyet raporunun mevzuata uygun olarak şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerin akışını, her yönüyle finansal durumunu, şirketin hak ve yararını da gözetecek şekilde, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtması gerekirken, yıllık faaliyet raporunun bu gereksinimleri karşılamadığı, matbu bir takım sorulara, usulen ve eksik cevap verilmesi suretiyle hazırlanmış olduğu, keza, yıllık faaliyet raporunun ayrıntılı olmadığı, şeffaf ve güvenilirlik ilkelerine uygun hazırlanmadığı, 2019 ve 2020 yılı farklı dönemler olmasına karşın tek faaliyet raporunda düzenlendiği, yönetim organı üyeleri ile üst düzey yöneticilere sağlanan mali hakların neler olduğu açık ve ayrıntılı olarak faaliyet raporunda yer almadığı, yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilere ödenen ücret, prim, ikramiye gibi mali menfaatler, ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri, ayni ve nakdi imkanlar, sigortalar ve benzeri teminatlar, şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları... vb konuları içerir şekilde ayrıntılı ve açıklayıcı olması gerekirken, söz konusu yıllık faaliyet raporunda bu bilgilerin hiçbirine yer verilmediği, iç kontrol ve iç denetim vb bilgiler açık ve ayrıntılı olarak yer almadığı; geçmiş dönemlere ilişkin hedeflerin neler olduğu, faaliyetlerinin ne şekilde yapılığı, dönemsel olarak raporlar hazırlanıp hazırlanmadığı bu hedeflere niçin ulaşılmadığı, ulaşılmaması konusunda yönetimsel eksiklerin olup olmadığı... vb bilgilere yıllık faaliyet raporunda açık ve ayrıntılı olarak yer verilmediği, şirketin finansal durumu açık ve ayrıntılı olarak yıllık faaliyet raporunda yer almamakta sadece rakamsal bir takım verilere yer verildiği, şirket karından kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan karın olağan üstü yedek akçe olarak ayrılmasına yönetim kurulu kararı ile karar verilmesinin mevzuata aykırı olduğu, keyfi ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ekonomik bir krizden bahsedilen bir işletmede risk yönetimine ilişkin bir birim oluşturulmamış olmasının ve ne zaman ve ne şekilde oluşturulacağına ilişkin net ve açıklayıcı bilgilerin yer almamasının yıllık faaliyet raporu açısından büyük bir eksiklik olduğunu, şirkette pay sahibi olan ...'ın 22 Aralık 2021 tarihli ihtarnamesinde belirttiği hiçbir hususa yıllık faaliyet raporunda yer verilmemiş ve açıklanmamış olduğu, keza 28.01.2022 tarihinde TTK.m. 437 bilgi alma hakkı kapsamında yönetim kurulu başkan ve üyelerine gönderdiği ihtarnamesindeki sorularına da genel kurul toplantısında ayrıntılı ve açıklayıcı bilgi verilmediği, oy çokluğu ile alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu" gerekçeleriyle itiraz ederek, muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini, yine müvekkilinin, dönem kar, zarar tablolarının okunması, müzakeresi ve tasdikine ilişkin 4 nolu gündem maddesi ile ilgili alınan karara da; "kar ve zarar tablolarının açıklayıcı ve ayrıntılı olmadığı, şirketin cirosu ve karı arasında açıklanamayan çok ciddi bir fark bulunduğu, Şirketin tüm hesaplarının şeffaf bir şekilde ayrıntılı olarak bir bağımsız denetçi tarafından incelenip rapor hazırlanması gerektiğini" belirterek, oy çokluğu ile alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu" gerekçesi ile itiraz ettiğini ve muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini, müvekkilinin; karın kullanım şeklinin, dağıtılacak kar ve kazanç payları oranlarının belirlenmesi, görüşülmesi ve onaya sunulmasına ilişkin 5 nolu gündem maddesine ilişkin olarak oy çokluğu ile alınan karara da; finansal tabloların düzgün ayrılmaması sebebiyle karın ve yedek akçenin dağıtılması ve ayrılması usule ve hukuka uygun olmadığı, hangi oranda yedek akçe olarak ayrılmak istendiğinin şeffaflık ve dürüstlük ilkelerine uygun bir şekilde ayrıntılı olarak açıklanmadığını belirterek, kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı 5 nolu gündem maddesi altında alınan karara da itiraz ettiğini ve muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini, müvekkilinin; yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin belirlenmesi, görüşülmesi ve onaya sunulmasına ilişkin 6 no'lu gündem maddesi ile ilgili oy çokluğu ile alınan karara da; gündem konusunun, doğrudan finansal tablolara ilişkin konu kapsamında tartışılması gerektiğini, bu gündem maddesinin görüşülmesinde yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesinin karara bağlanmasının hukuka uygun olmadığı, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin dağıtımı ile kar azaldığı ve şirketteki diğer pay sahiplerinin haklarına zarar verildiğini" belirterek, oy çokluğu ile alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı karara itiraz ettiğini ve muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini, müvekkilinin; “yönetim kurulu üyelerine, Türk Ticaret Kanunu'nun 395. Ve 396'ıncı maddeleri kapsamında şirkete karşı rekabet yasağının kaldırılmasının ve yöneticilere kendileri ile işlem yapma izninin verilmesinin amacının ne olduğunun anlaşılamadığını, rekabet yasağının kaldırılmasının şirketin dürümünü nasıl etkileyeceğinin ayrıntılı şekilde açıklanmadığını, şirketin menfaatlerini zedeleyebilecek olan başka şirketlerde de yöneticilik yapmak veya yöneticinin şirket adına kendisiyle ya da başkasıyla işlem yapmak istemesinin şirkete zarar verebileceğini” belirterek, oy çokluğu ile alınan 7 no'lu gündem Maddesi'ne ilişkin karara da itiraz ettiğini ve muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini, anılan nedenlerle öncelikle TTK'nın 439. madde hükmü uyarınca davalı şirkete özel denetçi atanmasına, yapılacak denetim sonucunda, şirketi temsil ve ilzama yetkili ortakların kişisel menfaatleri uğruna şirket mallarını kötüye kullanıp kullanmadıkları, müvekkilin, T.T.K 531 madde hükmü uyarınca şirketin feshini veya müvekkilin şirketteki paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin davalı şirketçe ödenerek, davalı şirketten ayrılmasını talep hakkının doğup doğmadığı hakkında özel denetçiden ayrıntılı rapor alınmasına, davalı şirketin TTK m. 531 hükmü uyarınca feshine, fesih talebinin kabul edilmemesi halinde ise müvekkilin şirketteki paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin davalı şirketçe ödenerek müvekkilin şirketten çıkarılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA;
Davalı vekili sunmuş olduğu 27/06/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ;“Davacı ...'ın müvekkili şirkette 560.000,00-TL bedelli 280 adet pay ile %17,5 oranında pay sahibi olup eski yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacının TTK m. 439 uyarınca müvekkil şirkete özel denetçi atanması, yapılacak denetim sonucunda, şirketi temsil ve ilzama yetkili ortakların kişisel menfaatleri uğruna şirket mallarını kötüye kullanıp kullanmadıkları, davacının TTK m. 531 uyarınca şirketin feshini veya müvekkilin şirketteki paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin şirketçe ödenerek, müvekkil şirketten ayrılmasını talep hakkının doğup doğmadığı hakkında özel denetçiden ayrıntılı rapor alınması talebinde bulunduğunu, TTK m. 438 ve 439 hükümleri uyarınca özel denetim talebinin usulüne ve esasına uygun bir şekilde yapılmaması sebebiyle davacının işbu talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, Pay sahibinin özel denetim talep etme hakkını kullanabilmesi için öncelikle bilgi alma veya inceleme hakkını kullanmış olması gerektiğini, bu ön şartın usulüne uygun kullanılmaması durumunda özel denetim talebinin dinlenebilmesinin mümkün olmadığını, özel denetim talebinin TTK m. 438'de aşağıdaki hüküm ile pay sahiplerine genel kurulda kullanmak üzere tanınmış bir hak olduğunu özel denetim istenebilmesi için pay sahipliğinden doğan hakların kullanılabilmesi için gerekli olması ve daha önceden bilgi alma veya inceleme hakkının kullanılmış olması gerektiğini, TTK 437/2 hükmünün bilgi alma/inceleme hakkının pay sahibi tarafından genel kurulda kullanılması gerektiğini kurala bağladığını, buna göre pay sahibinin yönetim kurulundan, şirketin işleri; denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında..." bilgi isteyebileceğini, öncelikle bilgi alma/inceleme hakkı kullanılmadığı takdirde özel denetim hakkının kullanılabilmesinin mümkün olmadığını, davacının işbu dava konusu özel denetim talebini ileri sürebilmek adına ön şart niteliğindeki bilgi alma/inceleme hakkını usulüne uygun olarak kullanmadığını, genel kurul toplantısından önce göndermiş olduğu ihtarnamenin, TTK madde 437'de ayrıntılı olarak düzenlenmiş olan bilgi alma/inceleme prosedürüne hem usul hem de esas bakımından açıkça aykırı olduğunu, Genel kurul toplantısında ise bilgi alma, inceleme anlamına gelebilecek hiçbir talepte bulunulmadığını, davacı tarafın, genel kurul ilanından sonra müvekkili şirkete gönderilen Büyükçekmece ... Noterliği'nin .. yevmiye numaralı 28.02.2022 tarihli ihtarnamesi ile müvekkil şirkete birtakım konularda sorular yönelttiğini, gönderilen ihtarnamede sayılan hususlarda hissedar ...'a bilgi verilmesi ve birtakım belgelerin suretinin verilmesinin talep edildiğini, oysa genel kurula ilişkin bilgi alma ve inceleme hakkının düzenlendiği TTK madde 437 hükmünün böyle bir hak vermediğini, dava dilekçesinde 08.03.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündem maddelerine ilişkin düşülen muhalefet şerhlerini ileri sürmekte ise de davacının müvekkili şirkete gelerek faaliyet raporu, bilanço, gelir-gider tablosu vb. evrakları incelemediğinden söz konusu muhalefet şerhlerinin gerçeği yansıtmadığını, incelenmeyen evraklar üzerinden eksik olan hususların tespit edilmesinin mümkün olmadığını, neticede; Davacının usul ve yasaya aykırı bir şekilde talep ettiği özel denetçi talebinin reddine, kanunen şart koşulmasına rağmen, haklı bir sebebin varlığı olmadan ikame edilen davanın ve içerdiği tüm talepler yönünden külliyen reddine, Şartları oluşmayan ihtiyati tedbir taleplerinin külliyen reddine ve Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 531'nci maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle feshi ile davalı şirkete özel denetçi atanması istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., ..., Dr. ..., ... ve ... tarafından sunulan 02/08/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davalı şirket kredi kartı ekstrelerinde muhtelif özel okul harcamları olduğu, muhtelif özel sağlık harcamaları olduğu, şirket ile ilişkilendirilemeyecek şekilde mobilya ve muhtelif alışverişler olduğu, ortaklar cari hesabında bu harcamaların ortaklara borç olarak kaydedilmediğinin tespit edildiği, yapılacak özel denetim ile şirket kredi kartlarının incelenerek şirket ortaklarının şahsi harcamaların ne kadar olduğunun tespit edilebileceği, davalı şirket ortaklarının cari hesaplarının incelenmesinde, ticari hayatın olağan akışına aykırı olacak kadar fazla bir şekilde ortaklar cari hesaplarının kullanıldığı, şirket ortakları ile sürekli bir para alışverişi olduğu, 01.10.2022 tarihinde davalı şirket ortaklarının şirkete olan 1.149.593,57 TL borcunun, düzeltme kaydı adı altında 296'lı hesaplara alındığı, yapılacak özel denetim ile şirket ortaklarına aktarılan paraların tespit edilebileceği, davalı şirkete ait kredi kartı ekstrelerinde .. adı altında harcamalar olduğu, söz konusu harcamalar ile davalı şirketin uğratıldığı zararın, yapılacak özel denetim ile tespit edilebileceği, davalı şirkete ait Lüleburgaz ... ada ... parselde bulunan çatı arası piyesli gayrimenkul 26.10.2021 tarihinde 195.000,00 TL bedelle ...'a devredildiği, Söz konusu gayrimenkulün satış kaydının davalı şirket ticari defterlerine 30.12.2022 tarihinde faturasız bir şekilde işlendiği, ...'ın gayrimenkul bedelini davalı şirkete ödemediğinin tespit edildiği, davalı şirkete ait Lüleburgaz ... ada ... parselde bulunan gayrimenkul 26.10.2021 tarihinde 122.000,00 TL bedelle ...'a devredildiği, Söz konusu gayrimenkulün satış kaydının davalı şirket ticari defterlerine 30.12.2022 tarihinde faturasız bir şekilde işlendiği, ...'ın gayrimenkul bedelini davalı şirkete ödemediğini tespit edildiği, söz konusu gayrimenkuller usulsüz bir şekilde davalı şirketin aktifinden çıkartılmış olduğundan, rayiç değerli bilançoda şirket varlığı olarak aktife eklendiği, davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin -mevcut verilerle- haklı sebep niteliğinde olmadığı ANCAK Sayın Mahkemece aksi kanaate varılması ve davacı tarafından iddia edilen olguların haklı sebep oldukları kanaatine varılması ihtimalinde fesih yerine Davacının paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacının şirketten çıkarılmasının “duruma uygun düşen ve kabul edilebilir” bir çözüm olacağı, Mahkemece bu çözümün kabulü halinde Davacı'nın ayrılma payının 22.275.189,82 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişi .. tarafından Lülüeburgaz ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan talimat raporunda özetle ; ... Köyü ... nolu parsel : Parselin vasfi Tarla olup, yüzölçümü 7350.00 m2 olduğu, Taşınmaz, ... Sanayi Ananim Şirketi adına kayıtlı olduğu, ... Mahallesi ... ada ... nolu parsel (eski ... Mahallesi .. ada ...): Parselin vasfının Arsa olup, yüzölçümü 7073.67 m2 olduğu, 2 katlı İdari Bina, ve Depodan oluşan yapı bulunmaktadır. Taşınmaz, ... Sanayi Anonim Şirketi adına kayıtlı olduğu, Yıldız Mahallesi ... ada ... nolu parsel (eski .. Mahallesi .. ada ...): Parselin vasfi Arsa olup, yüzölçümünün 459.13 m2 olduğu, Taşınmaz üzerinde Bodrum, Zemin, dört normal katlı apartman olduğunu, davaya konu bölüm, Mesken nitelikli 40/462 arsa paylı 4. Kat 10 nolu bağımsız bölüm olduğunu, bu bağımsız bölümün Azmi oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, Atatürk Mahallesi 1816 ada 2 nolu parsel (eski ... Mahallesi ... ada ...): Parselin vasfi Arsa olup, yüzölçümü 3940.39 m2 olduğunu, taşınmaz üzerinde üç adet blok apartmanı olduğunu, Davaya konu bağımsız bölümün A blok çatı arası piyesli mesken nitelikli 90/3940 arsa paylı 3. Kat 14 nolu bağımsız bölümdür. Bu bağımsız bölüm ... oğlu ... adına kayıtlı olduğu yönünde beyan ve görüş bildirmiştir.
Bilirkişi ... tarafından Lülüeburgaz .... Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan talimat raporunda özetle ;
Davalı firmaya ait olan araçlardan;
1-... PLAKALI aracın 290.000,00 TL Olabileceği,
2-... PLAKALI aracın 2.150.000,00 TL Olabileceği,
3-... PLAKALI aracın 250.000,00Tİ. Olabileceği,
4-.. PLAKALI aracın 300.000,00TL. Olabileceği,
5-... PLAKALI aracın 800.000,00 TL Olabileceği,
6-... PLAKALI aracın 450.000,00 TL Olabileceği,
7-... PLAKALI aracın 1.050.000,00 TL Olabileceği,
-Araçların toplam değerinin ise 5.290.000,00 TL Olabileceği
Davalı firmaya ait techizarlar olan, soğuk hava deposunun 165.000,00 TL Olabileceği
Davalı firmaya ait Jeneratör ve panosunun bulunduğu, trafo direği, trafo ve panosunun bulunduğu yönünde görüş bildirmiştir.
Bilirkişi ... tarafından Malkara .... Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan talimat raporunda özetle ;
Davalı firmaya ait olan araçlardan ;
-... plakalı aracın 280.000,00 TL olabileceği,
-... plakalı aracın 700.000,00 TL olabileceği,
-... plakalı aracın 690.000,00 TL olabileceği,
-... plakalı aracın 700.000,00 TL olabileceği,
-... plakalı aracın 690.000,00 TL olabileceği,
-... plakalı aracın 650.000,00 TL olabileceği,
-... plakalı aracın 550.000,00 TL olabileceği yönünde görüş bildirmiştir.
TTK'nın 531. Maddesi hükmü "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler." şeklinde olup davacının şirkette 1/10'un üzerinde pay sahibi olduğu anlaşıldığından davalı şirketin haklı sebeple feshini talep etme hakkının bulunduğu anlaşılmaktadır.
TTK m.531 çerçevesinde azınlığın açacağı fesih davasında ancak “haklı sebebin” veya “haklı sebeplerin” bulunması durumunda mahkeme tarafından feshe karar verilebilecektir. Dolayısıyla anonim ortaklığın bu maddede düzenlenmiş olan özel fesih nedeni “haklı sebep”tir. Esasen maddenin uygulanması bakımından tespiti gereken en önemli husus da, anonim ortaklığın feshini gerektirecek derecede öneme sahip sebep veya sebeplerin neler olabileceğidir.
TTK m.531’de anonim ortaklık bakımından fesih gerekçesi olabilecek “haklı sebep” konusunda herhangi bir tanım veya örnek gösterilmemiştir.
Anonim şirketler açısından azlığın haklı nedenle fesih davası, 6102 sayılı TTK ile ilk olarak Türk Hukukunda normatif bir düzenlemeye kavuşmuştur. Anılan düzenleme, İsviçre Borçlar Kanunun 736. maddesinden iktibas edilmiştir.
Federal Mahkemenin bazı vakıları haklı sebep olarak benimsediğini görüyoruz. Bunlar: Şirketin sürekli kötü yönetimi,şirketin belirli bir ivme ile zarar etmesi ve bir süre sonra şirketin iflasın eşiğine gelecek olması,aile şirketlerinde, aile içi kavgaların veya bazı aile bireylerinin aileden dışlanması,şirketin uzun yıllar kâr etmemesi veya/ve kâr dağıtmaması (kronik kârsızlık),Yönetim Kulunun uzun yıllar huzur hakkı almaması,şirketin amacını yerine getiremez durumda olması ve/veya uzun süre de durumun böyle devam edeceğinin anlaşılması olarak sıralanabilir.
Haklı sebeple fesihte,ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkân kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir. (Yüksek Yargıtay 11'nci Hukuk Dairesi'nin 01/12/2015 gün ve 2014/18024 esas,2015/12808 karar sayılı ilamı)
Anonim ortaklık çoğunluk prensibinin geçerli olduğu bir sermaye şirketidir (TTK m.124/2, 418).Bu itibarla pay sahiplerinin kendi aralarında söz konusu olabilecek fikir ayrılıkları veya ihtilaflar kural olarak feshe dayanak teşkil eden bir haklı sebep olamazlar. Bu çerçevede kolektif ve komandit ortaklıkların feshi veya kolektif veya komandit/komanditer ortakların ihracı bakımından haklı sebepleri sayan TTK m.245’in anonim ortaklarda kıyasen uygulanması da söz konusu olamaz. TTK m.328 uyarınca komandit ortaklıklara da uygulanan 245. madde uyarınca, haklı sebep “şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde
ortadan kalkmış olmasıdır”. Anonim ortaklıklar bakımından ise “kişisel sebepler” haklı sebep olarak nitelendirilemezler. Keza TTK m.245’de sayılan sebepler,ortakların kendi aralarındaki şahsî ilişkilerini ilgilendiren ve ortak sıfatından kaynaklanan yönetim hakkını dikkate alan nedenlerdir. Bu çerçevede TTK m.245’in anonim ortaklıkların feshinde kıyasen uygulanması mümkün değildir.
Anonim ortaklıklar bakımından “haklı sebep” olarak nitelendirilebilecek vakıaların, objektif olması ve pay sahibi kimliğinden (pay sahibinin şahsından) bağımsız olması gerekmektedir. Kısaca, davacı pay sahiplerinden şirketin devamı –objektif olarak- beklenemez bir hal aldığı bir durumda haklı sebeplerin mevcut olduğu kabul edilebilir. Ayrıca haklı sebebin gerçekleştiği hususunun kabulünde davacı pay sahipleri dışında kalan diğer menfaat sahiplerinin (şirket,diğer pay sahipleri, çalışanlar) haklarının da dikkate alınması gerekmektedir.Dolayısıyla haklı sebep ve bunun devamında fesih, ancak bu kimselerin menfaatlerinin haleldar edilmemesi kaydı ile ve son çare (ultima ratio) olarak kabul edilebilir.
Pay sahipleri arasındaki şahsi ilişkilerin ancak istisnai hallerde ve sadece aile şirketlerinde dikkate alınabileceği hususu, Yargıtay, doktrin ve İsviçre Federal Mahkeme içtihadında dile getirilmiştir.(Yüksek Yargıtay 11'nci Hukuk Dairesi'nin 02/06/2014 gün ve 2014/3669 esas,2014/10238 karar sayılı ilamı) (Doç. Dr. Füsun Nomer Ertan,Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davası-TTK m. 531 Üzerine Düşünceler,(İÜHFM C. LXXIII, S. 1, s. 421-440, 2015)
,Erişim Tarihi,15/02/2017)
Haklı sebebip tespitine ilişkin menfaatlerin tartışılmasında,davacı pay sahiplerinin menfaatlerinin karşısında diğer pay sahiplerinin,alacaklıların,intifa senedi sahipleri (m.502-503) ile borçlanma senedi sahiplerinin(m.504 vd.) ve şirket çalışanlarının menfaatleri bulunmaktadır.Bu nedenle,feshe hükmedilebilmesi için,haklı sebep olarak ileri sürülen hususların somut olayda bütün karşı menfaatlerin feda edilmesini haklı gösterecek,bir boyuta ulaşması gerekir.Aynı şekilde,karar verilmesi düşünülen olası bir alternatif çözümün de şirket ve diğer pay sahiplerine etkileri,azınlık pay sahiplerinin menfaatleri ile bağlantılı bağlantılı olarak değerlendirilecektir.Esas itibariyle konu,çatışan menfaatlerden hangisine üstünlük tanınacağı ile ilgilidir.Hâl böyle olunca haklı sebebin tespitinde mahkeme,davacının şirketin feshine veya alternatif bir çözüme ilişkin menfaati ile mevcut durumun devamında korunacak menfaatleri tartmalı ve hangisi ağır basmakta ise ona göre karar vermelidir.O hâlde,hukuki ilişkinin değiştirilmesini gerektirenlere üstün geldiği durumlarda haklı sebebin varlığından söz edilebilecektir.
Ayrıca önemle eklemek gerekir ki,mevcut hukuki durumu sürdürmenin davacı pay sahibi açısından çekilmez hâle gelip gelmediğinin belirlenmesinde,pay sahibinin subjektif olarak aşırı hassasiyeti değil,dürüst ve ortalama bir pay sahibinin objektif davranışı referans alınmalıdır.Zira feshi talep edenin subjektif olarak bir olguyu haklı görmesi değil,bir olgunun objektif olarak ilişkiye devamı çekilemez hâle getirmesi haklı sebep olarak değerlendirilebilir. (Dr.Öğretim Üyesi,Özlem İlbasmış Hızlısoy,Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi,Ankara-2016,sayfa 76-77)
.
Yukarıda yapılan genel açıklamalardan sonra davacının haklı sebep olarak ileri sürdüğü hususuların tartışılması gerekmektedir.
Davacı “en az yılda bir kez yapılması yasal zorunluluk olan genel kurul toplantılarının yapılmamış olduğunu” iddia etmekle birlikte sicil kayıtlarından; 21.06.2022 tarihinde 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısı”nın yapıldığı; 31.01.2022 tarihinde “2019 ve 2020 yılları olağan genel kurul toplantısı”nın yapıldığı ancak bu toplantının TTK m. 420 kapsamında ertelendiği, bunun üzerine ertelenen toplantının 08.03.2022 tarihinde yapıldığı (TTSG 12.01.2022, S. 10493 ve TTSG 10.02.2022, S. 10514) anlaşılmaktadır.
Yine sicil kayıtlarından, 27.07.2018 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığı anlaşılmaktadır (TTSG 14.08.2018, S. 9642). Yine sicil kayıtlarından, 24.05.2012 tarihinde “2009-2010-2011 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısı”nın, 14.07.2015 tarihinde de “2012-2013-2014 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısı”nın yapıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan dosya içeriğinden, 31.01.2022 tarihli genel kurul toplantısı ile 27.07.2018 tarihli genel kurul toplantısı arasındaki dönemde azlık sıfatını haiz Davacı'nın azlık haklarından birisi olan “genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırma hakkı”nı kullanma yönünde bir girişimde de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı, “kendisine (hissesi ile münasip) kayda değer herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu” iddia etmektedir. Dosyada mevcut 21.06.2022 tarihli “2021 yılma ait olağan genel kurul toplantı” tutanağının 4 nolu gündem maddesi ile 2021 yılı karının dağıtılmaması ve tamamının yedek akçe olarak ayrılmasına oy çokluğuyla karar verildiği, Davacı'nın bu karara olumsuz oy kullandığı ve muhalefetini tutanağa işlettiği görülmektedir. Ancak tek başına karın dağıtılmaması anonim şirketin feshine yol açacak bir sebep olmadığı gibi, karın dağıtılmaması kararına karşı (şüphesiz şartları varsa) iptal davası açılması mümkündür.
Davacı, “temsil ve ilzama yetkili diğer ortaklar tarafından şirket imkanlarının kendi özel çıkarları için kullanılmış olduğunu” iddia etmekte ise de bu iddiaların ancak özel denetimle açıklığa kavuşabilecek olup davacı tarafından özel denetçide atanmasının da bu dava ile birlikte talep edildiği,yargılama sırasında özel denetçi atanmasına ilişkin talebin bu dosyadan tefrikine karar verilmiştir.Kaldıki bu hususların özel denetim vasıtasıyla ortaya konmasında dahi bu husus yöneticinin sorumluluğunu gerektirecek yine şirketin haklı sebeple feshine gerekçe oluşturmayacaktır.
Davacı, “08.03.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara muhalefet şerhi koyduğunu ve TTK'nın 438. madde hükmü uyarınca özel denetçi atanması talebini tutanağa geçirmiş olduğunu, keza 3, 4, 5, 6 ve 7 nolu gündem maddelerine ilişkin kararlara itiraz etmiş olduğunu ve muhalefet şerhini tutanağa geçirmiş olduğunu” beyan etmekteyse de bu beyanın huzurdaki haklı sebeple fesih davasıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Davacının bu beyanında yer alan hususlar (örn. alınan kararlara muhalif kalınmış ve muhalefet şerhinin tutanağa işletilmiş olduğu vs) 08.03.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali davasında dikkate alınabilecek hususlardır.
Yukarıda ifade etdildiği üzere, haklı sebeple fesih kurumunun uygulanmasında TTK. m. 124/2 hükmü uyarınca bir sermaye şirketi olan anonim şirketlerde konuya daha ihtiyatlı yaklaşılması gerekmektedir. Nitekim şahıs şirketlerinde ortakların kişiliği, sermayeye oranla daha önemli olduğundan ve ortaklar arasındaki güven ilişkisi daha ön plana çıktığından, bu hususlardaki zedelenmeler de haklı sebep teşkil edebilmekteyken, sermaye şirketlerinde ortakların kişiliğindeki aksaklıklar ve ortaklar arasındaki husumetin haklı sebep teşkil etmesi daha zor olacaktır. Dolayısıyla, anonim şirketlerde kişisel sebeplerin, pay sahiplerinin maddi haklarının ihlal edilmesinden bağımsız olarak ortaklığın haklı sebeple feshine gerekçe teşkil edecek ise, bu sebeplerin, ortaklığın devamına ve pay sahiplerinin bundan sonra birlikte çalışmasına engel teşkil edecek ağırlıkta olmalarını aramak gerekir.(Y. 11. HD’nin E. 2017/3460, K. 2019/2407 sayı ve 28.03.2019 tarihli kararı,HGK’nm E. 2017/11-2874, K. 2018/37 sayı ve 17.01.2018 tarihli kararı,11. HD’nin E. 2015/2939, K. 2016/937 sayı ve 28.1.2016 tarihli kararı).
Belirtmek gerekir ki, haklı sebeple fesih davası sadece haklı sebeplerin varlığı bağlamında değerlendirilebilecek bir kurum olmayıp, haklı sebeplerin gerçekleştiği her durumda bu kurumun işletilmesi kabul edilmemektedir. Zira dava sonucunda şirketin feshi sonucunu doğurabilecek bir süreç başlama ihtimali bulunmakta ve bu sebeple de hakka bir takım sınırlamalar getirilmesi kaçınılmaz olmaktadır. Nitekim haklı sebeple fesih davası, doktrinde de belirtildiği üzere bir son çare niteliğindedir. Haklı sebebi yaratan durum başka herhangi bir şekilde ortadan kaldırılabilecekse davacının öncelikle bu yollara başvurması gerekecektir. Bu bağlamda eğer haklı sebebi oluşturan durum genel kurul kararının iptali davasıyla ortadan kaldırılabilecek veya sorumluluk davası açılması suretiyle sona erdirilebilecekse öncelikle bu yollara başvurulması gerekecektir. Dolayısıyla bir kişinin doğrudan TTK m. 531 kapsamında haklı sebeple fesih davası yoluna gitmesi mümkün değildir. Aksi halde Kanun'da yer alan diğer önlemler anlamsız hale gelirdi. Bu sebeple, başka bir şekilde ortadan kaldırılabilecek hukuka aykırılıkların haklı sebeple fesih davası ile düzeltilmesi istenemeyeceğinden davacının açmış olduğu davalı şirketin haklı sebeple fesih davasının reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan 5 adet tebligat gideri olan 475,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 440,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE,

5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.12/10/2023

Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ..
☪e-imzalıdır.☪

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim