mahkeme 2021/475 E. 2023/959 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/475

Karar No

2023/959

Karar Tarihi

24 Ekim 2023

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/475 Esas
KARAR NO : 2023/959

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/06/2021
KARAR TARİHİ : 24/10/2023
K.YAZIM TARİHİ : 17/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalının tarafına Bakırköy .... İcra Müdürlüğü .. Esas sayılı ( ... yenilenmeden önceki esası) dosyasıyla icra takibi açtığını, borçla ve borcun sebebiyle hiçbir illiyet bağlarının bulunmadığını, engelli biri olduğunu, hiçbir belgeyi görüp okuyamadığını, bir senetle hakkında icra takibi açtıklarını, karşı yanla senet borç ilişkisi oluşturacak hiçbir ilişkiye girmediğini, senetteki imzaya ve senet borç konusuna itiraz ettiğini, icra takibinin teminatsız tedbiren durdurulmasına, takip konusu yapılan 11/06/2010 tanzim tanzim, 25/06/2010 vade tarihli ve 11.000-Euro bedelli senetten dolayı tarafımın davalıya borçlu olmadığı ve görme engelli olması nedeniyle icra takibine dayanak belgenin kambiyo senetleri niteliğinde olmadığı gerekçesiyle menfi tespit isteminin kabulüne, davaya konu senedin ve icra takibinin iptaline, davalının haksız ve kötüniyetli takip yapmasından dolayı tarafım lehine senet değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılar uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.

DELİLLER VE GEREKÇE:
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan 19/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Belgelerin analizi sonucunda elde edilen bulgular ışığında;İnceleme konusu senetteki imzalar ile i...'ın karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısındarı saptanan yüksek derecedeki uygunluk ve benzerlikler nedeni ile alacaklısı ... Paz. Ltd.Şti. borçlusu ... alan 11.06.2010 düzenleme, 25.06.2010 ödeme tarihli, 11.000 Eur bedelli senetteki Imzaların ...'ın eli ürünü olduğu kanaati ile rapor sunmuştur.
Huzurda görülen dava menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)
Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce (alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması şartı ile) ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik unsurlar da vardır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar.
Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Zira bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle, bir illete bağlı olması gerekmez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine dayanak yapılan 11/04/2010 düzenleme tarihli, 11.000 EURO bedelli ve 25/06/2010 vade tarihli bono altındaki keşideci imzasının kendisine ait olmaması nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Mahkememizce söz konusu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti için ilgili kurumlardan davacının ıslak imzalı evrak asılları celp edilerek bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Yapılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda bonodaki kesideci imzasının, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla davacı eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevki talep edilmiş ise de dosyada mübrez bilirkişi raporunun tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği, yapılan inceleme sonunda tereddüte yer bırakmayacak şekilde keşideci imzasının davacıya ait olduğu ve mahkememizce imza incelemesine esas olmak üzere bononun düzenleme tarihi öncesi (04/01/2000 tarihli Türk Telekom tahakkuk fişi aslı; 2005 yılına ait doğalgaz kullanım sözleşmesi ve uygunluk belgesi aslı; 06/12/1999 tarihli ... Müdürlüğü'ne hitaben yazılmış dilekçe aslı) ve düzenleme tarihine yakın (13/07/2010 ve 16/09/2010 tarihli ... A.Ş. Gizmet iptal başvuru formu) yeterince ıslak imzalı evrak aslı topladığı ve bu evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı tespit edildiğinden mahkememizce davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından davacının görme engelli olduğu belirtilerek takibe dayanak yapılan bononun şekil şartı eksikliğinden dolayı kambiyo niteliğinde olmadığı iddia edilmiş ise de bononun düzenleme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 668. maddesinin 3. fıkrası, 01.07.2005 tarih ve 5378 Sayılı Özürlüler Kanunu'nun 50. maddesinin (b) bendi ile yürürlükten kaldırılmış olması, dayanak bononun işbu kanunun yürürlük tarihinden çok sonra düzenlenmiş olması; bu itibarla bononun geçerliliğinin belirtilen şekil şartına tabi olmaması; yapılan yasa değişikliği ile görme özürlüler yönünden, görenlerden farklı herhangi bir şekil şartının kalmadığı anlaşıldığından davacının aksi yöndeki iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacı vekili tarafından dava konusu icra takibinin zamanaşımına uğradığı iddiası ile Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de takip içi zamanaşımının icra takibinin akıbeti ile ilgili olması, icra takibinin zamanaşımına uğraması ve borçlu tarafından zamanaşımı def’inde bulunulduğu takdirde alacaklının sadece o takip kapsamında alacağını tahsil etme imkanını kaybedecek olması ancak borcun varlığının ortadan kalkmayacak olması başka bir deyişle takip hukukuna yönelik sonuç doğuracak icra hukuk mahkemesinin kararının huzurda görülen davaya herhangi bir etkisinin olmayacak olması nedenleri ile söz konusu davanın bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda takibe dayanak yapılan bonodaki keşide imzasının davacıya ait olduğunun tespiti ile açılan davanın reddi ile mahkememizce verilen tedbir kararı uygulanmadığından şartları oluşmayan davalının tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
2-Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 1.976,97 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 1.707,12 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 39,30 TL posta masrafının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/10/2023

Katip ...
☪e-imzalıdır.☪

Hakim ...
☪e-imzalıdır.☪

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim