mahkeme 2021/1027 E. 2023/887 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1027
2023/887
10 Ekim 2023
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/1027 Esas
KARAR NO : 2023/887
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/12/2021
KARAR TARİHİ : 10/10/2023
K.YAZIM TARİHİ : 30/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davacı ... Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin mal alımı için davalı ve ...'ne 18.400,00 TL ödeme yaptığı bu yapılan ödeme karşılığında davalının malı teslim ettiği, akabinde davacı şirketin davalı şirkete tekrar mal siparişinde bulunduğu ve davalı şirkete 100.000,00 TL ve 23.900,00 TL toplam 123.900,00 TL avans gönderdiği, buna karşılık davalı şirketin malzemeleri davacı şirkete gönderdiği, ancak gelen ürünlerden 30.628,74 TL tutarında ürünün yanlış gelmesi nedeniyle davacı tarafından iade faturası düzenlenerek davalı şirkete iade edildiği, bunun karşılığında davacı firmanın 30.627,03 TL alacaklı duruma geçtiği ve bu bakiyenin iadesinin hem mail yoluyla hem de ...'tan defalarca istendiği, davalı şirketin para iadesini yapma konusunda davacı şirkete uzun süre dönüş yapmadığı, daha sonra 30.627,03 TL yerine 20.457,32 TL para iadesi yaptığı, 10.169,71 TL bakiyenin ise iadesinin halen yapılmadığı, davacı şirketin 10.169,70 TL tutarındaki bakiyelerini talep etmeleri üzerine davalı şirket 10.169,70 TL bedelli fatura düzenlediği, davacı şirket, böyle bir siparişte bulunmadıklarını ve bu ürünleri de teslim almadıklarını mail yolu ile ikaz ederek iade faturası düzenlediği, davalının daha sonra 55.679,08 TL bedelli bir fatura daha düzenleyerek davacıya gönderdiği, davacı şirketin ise yine faturada yer alan ürünleri teslim almadığını ve satmadıkları ürünleri faturalandırmamaları gerektiğini mail yoluyla ikaz ederek iade faturası düzenlediği, davalı şirketin 10.169,70 TL olan borcunu ödememek adına kötü niyetli hareket ettiği, davacı şirketin böyle bir borcu bulunmadığı aksine alacağı bulunduğu beyan edilerek aleyhte başlatılan icra takibinin durdurulması talebiyle dava açılmıştır.
CEVAP:
Davalı tarafça süresi içinde davaya cevap verilmemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Yeminli Mali Müşavir ... tarafından mahkememize sunulan 26/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasında, 28.06.2021 tarih öncesinde bir borç veya alacak bakiyesinin bulunmadığı ve davaya konu olan 23.08.2021 tarihli fatura sonrasında aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davaya konu 23.08.2021 tarih ... No'lu 55.679,08 TL bedelli fatura nedeni ile davacının borçlu olup olmadığı, davalının ilgili fatura nedeniyle açmış olduğu icra takibinde haksız ve kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı şartları oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı, davacının ticari defterlerinin incelemeye ibraz edildiği, Raporun 3.3 bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde, hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, davacıya ait ticari defterlerinin HMK 222.2 kapsamında delil olarak kabul edilebileceği, davalının ticari defterlerinin incelemeye ibraz edilmediği, ibrazdan kaçınıldığı, raporun 3.3 bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalının HMK'nın 220 ve 222'nci maddeleri karşısındaki durumunun mahkemenin takdirinde olduğu, davacının delil olarak kabul edilebileceği mahkemenin takdirinde olan 2021 yılı ticari defter kayıtlarına göre icra takip ve dava tarihi itibariyle davalının davacıdan alacaklı olmayıp davacıya 10.169,71 TL borçlu olduğu, uyuşmazlığa konu fatura tarihinden sonra herhangi bir işlem (ödeme, yeni satış, iade vb.) olmadığı, bu kapsamda davalı tarafından başlatılan icra takibi ile işbu rapora konu dava tarihi itibarıyla davacının davalıya borcunun olmadığı ve 10.169,71 TL alacaklı durumda göründüğü, davalının davacıya düzenlediği uyuşmazlığa konu faturaya istinaden, davacının bu faturayı kabul etmeyip aynı tarihte iade faturası düzenlediği, davalı tarafından bu iade faturasının kabul edilmediği yönünde bir belgenin dosyaya veya mahkemenin görevlendirmesi kapsamında tarafıma sunulmadığı, dolayısıyla davacının davalıya bir borcunun bulunmadığı kanaat ve sonucuna varıldığı yönünde rapor sunmuştur.
Yeminli Mali Müşavir ... tarafından mahkememize sunulan 06/02/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Tarafların ticari defterlerinin HMK 222/2 kapsamında usulüne uygun olarak tutulduğu, ancak diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olması nedeniyle, HMK 222/3 kapsamında her iki tarafın defterlerinin de sahibi lehine delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasında 20.08.2021 tarihinde yapılan 20.457,32 TL tutarlı havale işlemi ile birlikte bakiyenin sıfırlandığı, bu işlem de dahil olmak üzere taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, tarafların defter kayıtlarının bu işlem de dâhil birbiriyle uyumlu olduğu, bu aşamadan sonra taraflar arasında 23.08.2021 tarihinde düzenlenen 3 adet fatura ile uyuşmazlık başladığı, bu faturaların ikisinin davacı tarafından davalı adına, birinin ise davalı tarafından davacı adına düzenlendiği, tarafların 23.08.2021 tarihinde kendi alacaklarını ve karşı tarafın borcunu artıracak şekilde satış faturası ve iade faturası düzenlemelerine rağmen faturalarda yazan malları diğer tarafa teslim ettiklerine dair şüpheye meydan vermeyecek derecede açık bir evrakı dosyaya sunamadıkları, davalı tarafından davacı adına düzenlenen irsaliyelerin üzerinde bulunan imzaların davacı şirket temsilcisine veya yetkilisi ait olduğunun ispatlanmasının gerektiği, davacı tarafça düzenlenen faturada yazan malların davalıya sevki ve teslimi için sevk irsaliyesi düzenlenip düzenlenmediğinin ise belirsiz olduğu, bu kapsamda davacı tarafça düzenlenen faturada yazan malların davalıya teslim edildiği hususunun ispata muhtaç olduğu, taraflar arasındaki borç alacak durumunun 20.08.2021 tarihinde yapılan ve o tarih itibariyle birbirleriyle uyumlu defter kayıtlarında yer alan tutar kadar olduğu, bu tutarın 0,00 TL olduğu, dolayısıyla dava tarihi itibariyle tarafların birbirlerine borçları olmadığı gibi birbirlerinden alacaklarının da olmadığı, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 23.08.2021 tarih (5) ve (6) no'lu faturalarda yazan malların davalı tarafa teslim edildiğine dair ispat edici bir belge sunulması; davalı tarafça ise davacı adına düzenlenen 23.08.2021 tarih 149 no'lu faturada yazan malların davacı tarafa teslim edildiğine dair ispat edici bir belge sunulmasının mahkemenin uygun görmeleri durumunda konuya ilişkin yeni bir değerlendirme tarafımca yapılabileceği kanaati ile ek rapor sunmuştur.
Huzurda görülen dava menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)
Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce (alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması şartı ile) ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Dosyada ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından fatura alacağı dayanak gösterilmek suretiyle davacı aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davacı tarafından takibe dayanak yapılan faturaya konu malın teslim edilmediği iddiası ile huzurda görülen menfi tespit davası açılmıştır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup davacı ve davalının ticari defter ve belgeleri incelenerek düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda; tarafların ticari defter ve kayıtlarının lehlerine delil niteliğinin bulunduğu; takibe dayanak yapılan faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu; davacı tarafından daha sonra 31/08/2021 tarihinde söz konusu faturaya ilişkin iade faturası kesildiği; söz konusu iade faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından faturaya konu malın teslim edilmediği iddia edilmiştir. Kural olarak faturaya konu malın alıcıya teslim edildiği hususu satıcı tarafından ispat edilmelidir. Bir faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kayıt edilmiş olması durumunda söz konusu faturaya konu malların alıcıya teslim edildiği karine olarak kabul edilir. Bu durumda ispat yükü yer değiştirerek artık alıcı tarafça söz konusu faturaya konu malların teslim edilmediğinin ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafından dosyaya sunulan dava dilekçesinde delilleri arasında açıkça yemin delilinin belirtilmiş olması sebebiyle mahkememizce davacıya yemin delili hatırlatılmıştır. Mahkememizce verilen usulüne uygun ihtaratlı kesin süreye rağmen davacı tarafından yemin deliline dayanılmadığından davacının malların teslim edilmediği iddiasına mahkememizce itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle açılan davanın reddi ile mahkememizce verilen ihtiyat tedbir kararı uygulandığından İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4. Maddesi uyarınca takdiren dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 11.135,81 TL tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
2-İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi uyarınca dava değerinin %20'si oranında takdir edilen 11.135,81 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2-Alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 950,86 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 681,01 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/10/2023
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
Hakim ...
☪e-imzalıdır.☪
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.