mahkeme 2020/987 E. 2023/536 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/987
2023/536
1 Haziran 2023
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/987
KARAR NO : 2023/536
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2020
KARAR TARİHİ : 01/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu 29/12/2020 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili şirketin ... plakalı, .... model aracı .... Motorlu Araçlar Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden 16/09/2015 tarihinde satın aldığını, aracın kullanılmaya başladıktan sonra araçta müteaddit kereler aydınlatma, elektrik ve elektronik ile mekanik aksamında arızalar meydana geldiğini ve araçtan beklenen fayda sağlanamadığından müvekkilinin mağdur olduğunu, bahse konu şikayetler ile ilgili servise gidildiğini ve bir takım değişim ile onarım işlemleri yapıldığını, aracın son olarak iki farının da arıza yapması üzerine aracın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesinin istendiğini, davalı satıcı ....'ın bu talebi kabul etmediğini, diğer davalı ithalatçı ...'in ise ihtara cevap vermediğini, bahse konu araçtaki ayıp ile ilgili İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, delil tespitinden sonra aracın yetkili servis ... Otomotiv tarafından onarımının yapıldığı beyan edilerek müvekkiline teslim edilmiş ise de aracın farlarında yeniden buğulanma başladığını, dava tarihinden itibaren araç mahrumiyet zararının davalılardan tahsil edilmesine, aracın satın alındığı tarihten dava tarihine kadar kronik arızalar sebebiyle müteaddit kereler serviste işlem görmüş ise de sorunun giderilmediğini, müvekkilinin aracın düzeleceği umuduyla sürekli olarak oyalandığını ve aracın gizli ayıplı olduğunu ve araç yetkili servislerince sonuç alınamayan onarımlarla müvekkilinin oyalandığının sabit olduğundan aracın yenisi ile değiştirilmesini ve araç mahrumiyetinden kaynaklı zararlarının karşılanmasını, ... marka arçaların üretici firma tarafından elektrik, far ve güvenlik arızaları nedeniyle yurtdışına geri çağırdığını, anılan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak koşulu ile imalat hatası olduğu anlaşılan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla 75.000,00 TL araç mahrumiyetinden kaynaklı zararın karşılanmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ... A.Ş. Vekili mahkememize sunmuş olduğu 04/02/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Dava konusu ayıpsız misli ile değişim talebi bakımından araç bedeli üzerinden hesaplanacak harcın tamamlatılması gerektiğini, söz konusu davada husumetin satıcıya yüklenebileceğini, TBK uyarınca ayıp nedeniyle alıcının uğradığı zararlardan dolayı üreticinin sorumlu tutulamayacağını, dava konusu aracın 16/09/2015 yılında satın alındığını, aracın garanti süresinin 2 yıl olduğunu, bu hususlar dikkate alındığında davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, malın ayıpşı olduğu teslim sırasında belli ise 2 gün içerisinde, değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek, incelettirmekle ve bu inceleme sonunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, davacının ayıp ihbar süresine riayet etmediğini, huzurdaki davaya konu araçta dava dilekçesinde iddia edildiği gibi herhangi bir arıza yada imalattan kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, söz konusu şikayetin kullanımdan kaynaklı olduğunu, davacı tarafın iddialarının ve davasının dayanağını oluşturan İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun müvekkili şirketin yokluğunda yapılan keşif sonucu, bilimsel gerekçelere yer verilmeksizin ve soyut kanaat ile istihsal edildiğini ve müvekkili şirket aleyhine delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, dava konusu aracın 2015 model olduğu ve araçla 70.000,00 KM'den fazla yol yapıldığı, aracın serviste kaldığı sürede davacı tarafa ikame araç desteği sağlandığını, şikayetin giderildiği nazara alındığında davacının araçtan yararlanmasını engelleyen bir durumun mevzubahis olmadığını, davacı tarafın huzurdaki davayı iyi niyet kurallar çerçevesinde ikame etmediğinin görüldüğü, bu doğrultuda huzurdaki davanın dava konusu talep için kanunun aradığı şartlar bulunmadığından reddinin gerektiğini, davacı tarafın sahip olduğu seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmasından sonra ikame ettiği huzurdaki dava ile terditli olarak aracın ayıpsız misli ile değişimine dair talepte bulunması hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, davacının sahip olduğu seçimlik haklar yenilik doğrudan hak niteliğinde olduğunu, davacının sahip olduğu seçimlik haklarından bir tanesini kullandıktan sonra bundan dönerek diğer seçimlik haklarından birini kullanmak istemesinin kanuna aykırı olduğunu, mahkeme aksi kanaatte olur ise Türk Borçlar Kanunu 227. Maddesi hükmü uyarınca semenin tenzili yoluna gidilmesinin gerektiğini, davacı tarafın aracı kullanamadığı süreye ilişkin olarak talep ettiği maddi tazminat talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, zira davacı taraf somut olarak zarara uğradığını, bu süreçte başka bir araç kiraladığını ve ödemeler yaptığını tevsik edici hiçbir belgenin mahkemeye sunulmadığını, davacıya da tamir sürecinde ikame araç desteği sağlandığını, açıklanan nedenlerle öncelikle davanın husumet nedeniyle müvekkili şirket yönünden reddini, neticede davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Motorlu Araçlar Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi Vekili mahkememize sunmuş olduğu 17/02/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Dava konusu aracın 16/09/2015 tarihinde müvekkili şirketten satın alındığını, satış sonrası aracın çeşitli şikayetler ile servise getirildiğini ve onarım gördüğünü, dava harcının konu düzenine ilişkin olduğundan dava konusuna uygun şekilde harca esas değer belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin ayıptan doğan sorumluluğunun zaman aşımına uğradığını, araçta herhangi bir gizli ayıp olmadığını, kaldı ki ayıbın gizli ayıp olduğunun ispat yükümlülüğünün davacıda olduğunu, davacının tüm şikayetleri hakkında aracın servise getirildiğinde onarılarak teslim edildiğini, aracın 5 yıl ve 70.000 KM boyunca kullanıldığını, davacının her şikayetinde yetkili servisler tarafından araç onarılarak arızanın devam etmediği test edildikten sonra aracın davacıya teslim edildiğini, araçta meydana gelen arızanın aracın çalışmasını engelleyecek parçalarda meydana gelmediğini, bu halde aracın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğunun ileri sürülmesinin hakkaniyetli olmayacağını, davacı tarafça varlığı iddia edilen gizli ayıbın derhal bildirilmemiş olması müvekkilinin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını, seçimlik hakların usulüne uygun kullanılmakla sona erdiğini, müşterinin daha önce ortaya çıktığını iddia ettiği arızalarda onarım hakkını kullandığını, davacının onarım seçimlik hakkının sonuçlarını doğurduğunu, misli ile değişimin hakkaniyetsiz olacağını, davacı tarafından İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinde başlatılan delil tespiti işlemi ve alınan bilirkişi raporunda eksik incelemelerin olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde araç mahrumiyetinden kaynaklanan zararların tanzim edilmesi talep edilmiş ise de, bununla birlikte açılan davada davacının zararına ilişkin hiçbir kaydın mevcut olmadığını, davacının iddialarını ispat edememesi sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, davanın ... Otomotiv'e ihbar edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini, harca esas değerin mahkemece tespit edilerek eksik harcın tamamlatılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, makam aracı olarak kullanılmak üzere alınan araçta meydana gelen hasarlar nedeni ile aracın misli ile değiştirilmesi ile kar mahrumiyetinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından mahkememize sunulan 26/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Taşıttaki arızaların kullanıcı hatasından kaynaklanma ihtimalinin bulunmadığı, diğer sorunların tespit tarihi itibarı ile onarımla giderilmiş olduğu, davaya konu taşıttaki far arızasının ise gizli ayıp vasfına haiz olduğu, taşıt farlarındaki problemin mevcut ise yeni nesil far sistemi ile giderilebileceği, aksi takdirde sol farkın değişim sonrası nem giderme sisteminin öngörüldüğü şekilde çalıştığı anlaşıldığından sağ farın değişiminin de gerçekleştirilmesi ile sorunun giderilebileceği fakat geçmiş tecrübeye binaen taşıtın far değişimi sonrası gözlemlenmeye devam edilmesinin gerekeceği, taşıt değişimine ilişkin hukuki kanaatin mahkemede olduğunu, taşıtın olay tarihi itibarı ile günlük ikame kiralık taşıt bedelinin 1.500 TL mertebesinde olduğu, dosyada evrakı bulunan ve tahsis edilen taşıtın günlük kira bedelinin 500 TL mertebesinde olduğu, tahsis süresince günlük mağduriyetin 1.000 TL fark şeklinde ortaya çıktığı, toplam serviste kalma süresinin dosyadaki belgelerden tespitinin mümkün olmaması nedeni ile hesap bilirkişisi tarafından defter kayıtları üzerinden tespit yapılması ve toplam mahrumiyet bedelinin tahsis süresi ve tahsis edilmeyen süreler üzerinden günlük kira bedeli ile belirlenmesi gerektiği yönünde beyan ve görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından mahkememize sunulan 10/01/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Hukuki değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere davaya konu taşıtta satın alma bedeli üzerinden %5 oranında 55.000 TL ve rapor tarihinde 285.000 TL mertebesinde değer kaybı oluşacağı, semen indiriminin toplam ömrüne oranla mevcut odometre değerine istinaden %10 mertebesine tekabül edeceği ve karar tarihindeki imalatcı firma güncel satış bedeli üzerinden semen tenzili olarak esas alınabileceği, kök raporlar verilen kanaatlerin muhafazası gerektiği yönünde beyan ve görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişiler Doç. Dr. ..., Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından mahkememize sunulan 12/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; ... plakalı aracın söz konusu sorun sebebiyle ayıplı olduğu, araçtaki sorunun gizli ayıp niteliğinde olduğu, söz konusu ayıbın, aracın misli ile değişimine neden olacak ve kullanımdan imtina edilecek yapıda olmadığı, araçtaki sorun sebebiyle %5 oranında değer kaybı oluşacağı ve bunun satın alma tarihinde 55.000. TL ve dava tarihinde 140.000. TL mertebesine tekabül edeceği, davacının, 56 günlük ikame araç bedeli talep edilebileceği, bu bedelin de dönem rayiç bedelleri dikkate alındığında 1.500. TL gün olduğu, 56 günlük süre için de bu bedelin toplam 84.000. TL olacağı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Somut olayda öncelikle ayıp kavramı üzerinde durmakta fayda bulunmaktadır.
En öz tanımı ile ifa, borçlanılmış olan edimin yerine getirilmesi suretiyle borcun sona erdirilmesidir (Alman Medeni Kanunu, m. 362/I, Tunçomağ, Kenan: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1976, s. 663; Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, s.
Ahde vefa ilkesi gereğince; birbirlerine karşı yükümlülükler üstlenerek borç ilişkisine giren tarafların, taahhüt ettikleri edimleri ifa etmesi gereklidir.
Borcun gereği gibi ifası, borçlanılan edimin, ifa tarz ve unsurlarına yani ifanın taraflarına, yer ve zamanına, miktar ve niteliğine uygun olarak eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesidir. Bu şart ve unsurlara uygun olmayan bir ifa, ifa olarak tanımlanamayacağı için “borcun ifa edilmemesi” söz konusu olacaktır.
Borcun ifa edilmemesi hâlinde borçlunun sorumluluğunu düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 112. maddesine göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”.
Eksik ifa kavramı sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı hâlde tam yapılmayan iş veya dürüstlük kuralı gereği yapılması gereken işlerin bir kısmının hiç yapılmaması durumunu ifade eder.
Ayıp ise,bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır. Bu çerçevede ayıp kavramının içeriği belirlenirken öncelikle; sözleşme hükümlerine bakılmalıdır. Sözleşme ele alınırken bakılacak ilk husus, taraflar arasında satılan malın hangi özellikleri içermesi konusunda açık bir anlaşmanın olup olmadığıdır. Üzerinde anlaşma olmayan durumda ise, sözleşmenin yorumundan hareketle tarafların zımnen bu konuda bir anlaşma yapıp yapmadıklarına bakılacaktır. Zımnî anlaşmanın dahi olmadığı durumlarda, sözleşmenin tümü dikkate alınacak ve dürüstlük kuralına göre malın taşıması gereken vasıflar belirlenecektir. Bu anlamda ayıp, malın sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması hâli veya bu hususta özel bir hüküm olmasa da, sözleşmenin niteliği ve içeriği dikkate alındığında, malda mevcut olması gereken vasıfların eksikliği şeklinde ortaya çıkacaktır.
Ayıbın varlığı hâlinde satıcıyı maldaki ayıptan sorumlu tutabilmek için TBK hükümlerine göre birtakım maddi koşulların (ayıp sayılan bir eksikliğin mevcudiyeti, ayıbın önemli olması, ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda var olması, alıcının ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması) gerçekleşmesi ve bazı biçimsel koşulların da (ihbar ve TBK hükümlerinde muayene) alıcı tarafından sağlanması gerekir.
Satılan maldaki ayıp, açık veya gizli ayıp şeklinde olabilir. Açık ayıplar, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıplar, ilk bakışta fark edilemeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplardır. Bu tür ayıplar genelde malın yapısıyla ilgili olan ve kullanılmasıyla anlaşılan ayıplardır.
Alıcının seçimlik haklarına ilişkin olarak TBK’nın 227. maddesinde, malın ayıplı olması hâlinde alıcının satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmenin feshini ya da satılanı alıkoyup kıymetinin noksanı mukabilinde semenin tenzilini isteyebileceği düzenlenmiştir.
TBK’nın 227/3. maddesinde ise, ayıp hâlinde alıcının sözleşmenin feshi talebi üzerine hâkimin, hâl icabı sözleşmenin feshini haklı görmemesi üzerine semenin tenziline karar verebileceği belirtilmiştir.
Süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı savunmasının bulunduğu durumlarda gizli ayıbın süresinde ihbar edilip edilmediğinin tespiti hususu bilhassa zaman içerisinde ortaya çıkan ayıplar yönünden farklı bir özellik arz eder. Bu gibi bir durumun varlığı hâlinde hâkim gizli ayıbın niteliği ve ortaya çıktığı zaman dilimini (malın kullanım şekli, mevsim koşulları, ısı değişiklikleri gibi etkenler yanında bir alıcının bu durumu ne zaman fark edebileceği ve taraf delilleri de dikkate alınarak) belirlemelidir. Teknik bir konu olan bu belirleme somut olayda ise bilirkişi incelemesi ile tespit olunabilecektir.
Alıcı seçimlik hakkını ayıp oranında bedel indirimi yönünde kullanırsa hükmolunacak tazminat miktarın hesabı eksik ifa hâlinde yapılan hesaplamadan farklı olacaktır. Ayıp nedeni ile bedelden indirim miktarının tesbitinde öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilen nispi metota göre satım tarihi itibarıyla malın ayıpsız ve ayıplı değeri arasındaki orantı sözleşme bedeline uygulanır. Teknik bir hesaplama gerektiren bu hususun tespitinde bilirkişiler öncelikle davaya konu malın, tarafların kararlaştırdıkları satım bedeli gözetilmeksizin satım tarihi itibarıyla gerçek ayıpsız sürüm değeri ile, ayıplı hâldeki sürüm değerini ayrı ayrı saptamalı, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oranı, bu defa taraflarca kararlaştırılan satım bedeline uygulamalı, böylece satış bedelinden indirilmesi gereken miktarı tesbit etmelidirler.
Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur (TBK.m.219).
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;Davalılar tarafından davacıya satılan aracın ön aydınlatma sisteminde meydana gelen buğulanma nedeniyle davacının yetkili servise başvurduğu ancak sorunun giderilmemesi üzerine Almanya'dan getirtilen yedek parça ile sol fardaki arızanın giderildiği,sağ fardaki arızanın ise davacının ücretsiz değişim talebini kabul etmemesi nedeniyle giderilemediği,bilirkişi raporuna göre aydınlatma sisteminde oluşan arızanın üretim hatası olduğunun tespit edildiği,davacının ilk arızanın oluştuğu andan itibaren aracı servise götürmesi ve bunun ile ilgili servis kayıtlarının açılması ve davalılara görderilen ihtarnameler gözönüne alındığında ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığının kabulünün gerekeceği,araçtaki arızanın can ve mal güvenliğini tehdit edecek seviyede bulunmadığı bu hali ile aracın misli ile değişim koşullarının oluşmadığı,ücretsiz onarım seçeneğinin davacı tarafından kabul edilmemesi ve alacaklının temerrüdü koşulları oluştuğundan somut olaya uygulanamadığı,ancak ileride ücretsiz değişim nedeniyle sağ fardaki sorun giderilse dahi bu onarımların araçta değer kaybına sebebiyet vereceği,bilirkişi raporuna göre değer kaybının 140.000,00.-TL olduğu dikkate alındığında davacının aracın yenisi ile değiştirilmesine ilişkin talebinin reddine,değer kaybı olarak belirlenen miktarın semenden tenziline,semen peşin ödendiğinden bu miktarın ve davacının aracın serviste kaldığı süre içerisinde aracı kullanamamasından kaynaklanan zarar miktarı olan 75.000,00.-TL'nin davalılardan müştereken ve mütesilsilen tahsiline,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile;
a)Dava konusu araçtaki ayıbın aracın misli ile değişimine neden olacak ve kullanımdan imtina edilecek yapıda olmadığı anlaşıldığından davacının ayıplı aracın misli ile değiştirilmesine ilişkin talebinin REDDİNE,ancak,söz konusu ayıbın araçta değer kaybına neden olacağı belirlendiğinden alıcının ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme hakkı bulunduğundan ve aracın bedeli tamamen ödendiğinden 140.000,00.-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
b)Davacının ,aracın kullanılmamasından kaynaklanan zararı nedeniyle açtığı davanın KABULÜ ile;75.000,00.-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 14.686,65.-TL harçtan peşin alınan 20.544,26-TL'nin mahsubu ile fazla alınan 5.857,61 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan 54,40.-TL başvuru harcı ve 14.686,65-TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 29 adet tebligat + posta ücreti 345,00 TL, iki bilirkişi inceleme ücreti 7.000,00-TL olmak üzere toplam 7.345,00- TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.296,53-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı Mercedes tarafından yapılan 6 adet tebligat + posta ücreti 62,60 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 51,55 TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmın bu davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 33.100,00-TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 128.240,10-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE,
9-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 340,00 TL x 2 saat= 680,00 TL ) X 2 = 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 259,22-TL'sinin davalılardan, 1.100,78 TL'sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 345,00-TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.01/06/2023
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.