mahkeme 2020/982 E. 2023/908 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/982

Karar No

2023/908

Karar Tarihi

12 Ekim 2023

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/982
KARAR NO : 2023/908

ASIL DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

ASIL DAVA TARİHİ : 28/12/2020

BİRLEŞEN BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASI İLE İLGİLİ OLARAK

BİRLEŞEN DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 05/01/2021

DAVA TARİHİ : 28/12/2020
KARAR TARİHİ : 12/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
ASIL DAVADA;
Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 28/12/2020 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili şirketlere Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun ... Soruşturma sayılı dosyasından yapılan soruşturma tahtında, İstanbul Anadolu .... Sulh Ceza Hâkimliği’nin ... D.İş. sayılı 17.11.2015 tarihli kararı ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 133. maddesi tahtında kayyım atandığını, 674 sayılı KHK md. 19/1 (6758 sayılı Kanun), 677 sayılı KHK md. 7 (7083 sayılı Kanun) düzenlemesiyle, kayyımlık yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devrolunduğunu, müvekkili şirketlerin halen kayyımlık yetkisini haiz TMSF’nin atadığı Yönetim Kurulu tarafından yönetildiğini, Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7085 sayılı Kanunun (683 sayılı KHK) “şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir” başlıklı 7. maddesindeki düzenleme uyarınca; 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarında ilgili tüzel kişiliğin genel kurulunun veya yetkili kurulunun kararı aranmaz. Kayyım atanan şirketlerin soruşturma kapsamındaki şüpheli ortakları ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan şirket ortaklarına ait ortaklık hak ve payları, soruşturma veya davanın açıldığı tarihten soruşturma, kovuşturma veya davanın kesin hükümle sonuçlandığı tarihe kadar devir ve temlik edilemez. Ortaklık hak ve paylarına ait temsil ve idare yetkisi kayyım tarafından kullanılır. Devir ve temlik yasağı Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından resen ticaret sicili müdürlüklerine bildirilir ve tescil edilir. Ortaklık yapısı ve yöneticileri aşağıda tablolar halinde sunulmuş olan davacı ... Ticaret A.Ş.’nin, %97 hisse payıyla hâkim ortak ... Holding A.Ş. iştiraki olduğunu, 17.11.2015 tarihli İstanbul Anadolu .... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... D.İş. sayılı kararıyla, .... Holding A.Ş ve aralarında ... Ticaret A.Ş.’nin de bulunduğu o tarih itibarıyla tespit edilebilmiş iştiraklerine CMK uyarınca kayyım atandığını, davacıların müsaderesinin talep edildiğini, sanıkların silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan yargılandığı, yargılaması devam eden İstanbul .... Ağır Ceza Mahkemesinde ... E. ile kayıtlı davanın iddianamesinden anlaşılacağı üzere 17.11.2015 tarihinde kayyım ataması yapılıp ... Holding A.Ş. ve bağlı şirketlerine ilişkin ceza soruşturmasının 2014 yılı ilk çeyreğinde başladığını, iddianameden anlaşıldığı üzere ... Holding A.Ş. ve bağlı şirketlerin mali mevzuata uymayan hesap hareketleri, FETÖ/PDY suç örgütünün elde ettiği gelirlerin ... Holding A.Ş. ve bağlı şirketleri tarafından aklandığı, aklanan paraların yasa dışı yollardan yine ... Holding A.Ş. ve bağlı şirketler tarafından terör örgütünün kasasına temizlenmiş şekilde geri aktarıldığı, ... Holding A.Ş.’nin yasa dışı yöntemlerle FETÖ/PDY suç örgütüne büyük miktarlarda finansal ... sağladığı, örgütün bu şekilde finansal devamlılığının sağlandığı, şirketlerin FETÖ/PDY örgütünün mali finansmanını sağlayan şirketler oldukları yönündeki bulgular ve kuvvetli şüphe çerçevesinde ... Holding A.Ş. ve irtibatlı tüm şirketlere yönelik ceza soruşturmasının kapsamının genişletildiğini, KOM Daire Başkanlığının incelemelerinde, şirketlerin normal ticari faaliyetlerinden çok ilişkili kurum ve kuruluşlarla para trafiklerinin olduğunun belirlendiğini, mevcut yönetimin var olan bilgi ve belgeler üzerinde tahribat yaparak yok edebilme, aleyhlerinde operasyon ihtimallerini düşünerek şirketlerin içini boşaltma ihtimallerinin yüksek olduğu yönündeki değerlendirme ve kayyım atama kararında yazılı gerekçelerle, şirketlerin yönetimine kayyım atandığını, kayyım atama kararında değinildiği üzere, ... Holding ve grup şirketlerinde ortaklık yapısının hâkim ortak ve bağlı şirket modeline uygun olarak kurgulanmış olduğunu, şirketlerin üst yönetiminin de buna göre şekillendirilip, doğrudan ya da dolaylı şekilde son durumda aynı kişilerden oluşan yöneticiler tarafından şirketlerin tek merkez talimatı altında ortak alınan kararlara uygun eylem ve faaliyette bulunmasının temin edildiğini, işbu tek merkez yönetimi altında, ceza soruşturmasının başlamasıyla kayyım atamasının yapıldığı tarihe kadar muvazaalı işlemlerle şirketlerin içlerinin boşaltıldığını, davalıların şirketi zarara uğratan işlemlerinin davacı şirketin ulaşılabilen resmi kayıtları ile mali kayıtları üzerinde yapılabildiğini, inceleme neticesinde ekli Mali İşlemler İnceleme Raporuyla ortaya konduğunu, ekli 24.08.2020 tarihli ... Rapor Numaralı Mali İşlemler İnceleme Raporuna konu tespitler çerçevesinde davacı ... A.Ş.’nin zararının tazmini talebiyle huzurdaki davanın açılması zarureti hâsıl olduğunu, tam bağlı şirket durumundaki davacı ... A.Ş.’nin zararını, gerek hâkim şirket olan gerekse bağlı şirketin tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olan ... Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyelerinin TTK ve TBK hükümleri uyarınca, TTK md.202, md.553, md.555 ve ilgili sair hükümler çerçevesinde tazmin yükümlülükleri bulunduğunu, tüzel kişi yönetim kurulu üyelerinden ... Holding A.Ş’nin % 97 hisseyle davacı şirketin hâkim ortağı olduğunu, diğer tüzel kişi yönetim kurulu üyeleri ... Basım Yay. A.Ş. (% 99,996 hisseyle hâkim şirket ... Holding A.Ş) ile .... A.Ş.’nin (% 99,20 hisseyle hâkim şirket ... Holding A.Ş) ise %1’er hisse ile davacı şirketin diğer ortakları olduğunu, TTK m. 195 gereğince; “Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak; Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa ve son olarak Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa, birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu şirketlerden en az birinin merkezi Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.” İşbu yasal düzenleme tahtında, ... Holding A.Ş.’nin %97 hissesiyle hâkim şirket ve ... Ticaret A.Ş.’nin ise bağlı şirket durumunda olduğunu, bağlı şirket ... Ticaret A.Ş.’nin dava konusu dönem içerisindeki muvazaalı işlemlerle uğratıldığı tüm kayıp ve zararlardan hâkim şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 202/1-a gereğince sorumlu olduğunu, kaybın o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilmemesi veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar bağlı şirkete denk bir istem hakkı tanınmamış olması halinde, şirketin zararının tazmini sorumluluğu doğduğunu, TTK md. 202 uyarınca, hâkim şirketin, bağlı şirketin kaybına sebep olacak tasarruflarda bulunması halinde, kaybı belli bir sürede denkleştirmesi gerektiğini, anılan hükmün, denkleştirme yapılması şartı ile şirketin menfaatinin feda edilmesine izin vermekte olduğunu; ancak denkleştirme süresi içinde gerçekleşmediği takdirde, denkleştirmenin yapılmamasından dolayı zarardan sorumluluğun düzenlediğini, ... A.Ş.’nin nezdinde oluşan kayıp ve zarara neden olan işlemlerden ve bu kayıp ve zararlar için alınması gereken önlemlerin alınmayıp dürüstlük kuralına aykırı, şirket menfaatlerinin aksine, kötü niyetle hareket edilmesinden yönetim kurulu üyelerinin sorumluğu bulunmakta olup, müvekkili şirketin tazminat hakkına sahip olduğunu, denkleştirmenin yapılmaması sorumluluk davasının olumsuz koşulu olmakla; davalı yöneticilerin, Holding şirketlerine herhangi bir hak tanımadan, bağlı şirketleri bir havuz gibi kullanıp, ilgili faaliyet yılı içerisinde fiili bir denkleştirme yapmamak suretiyle bağlı şirketleri uğrattıkları zararı tazmin sorumlulukları bulunduğunu, işlemlerin olağan ticari faaliyet çerçevesinde yapılmamış olması, yapıldıkları dönem itibarıyla esasen şirketlerin içinin boşaltılması saikiyle yapılmış olması, zaten yöneticilerde denkleştirme iradesinin olmadığını, olamayacağını da tevsik ettiğini, TTK md. 549 ve devamı hükümlerinde hukuki sorumluluk başlığı altında getirilmiş düzenlemeler çerçevesinde, ortakların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin sorumluluk hallerinin düzenlendiğini, Davacının hakim ortağı ... Holding A.Ş.’nin davacının aynı zamanda tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olduğunu, hâkim ortak olan şirketin hissedarlarının aynı zamanda hâkim ortak olan şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, Davacının diğer yönetim kurulu üyelerinin de şirketin yönetiminde yer aldığını, müvekkili şirketin banka hesaplarından “bağış” adı altında yapılmış ödemelerdeki muvazaayla gizlenen esas iradenin, FETÖ/PDY ilişkili kurumlara ve dolayısıyla örgüte nakdi fon aktarmak olduğunu, ... Ticaret A.Ş.’nin 2013-2015 yılı yasal defterleri ve banka kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, davacı şirket hesaplarından İngiltere’de kurulu ve FETÖ/PDY ile ilişkili ... Vakfına ve yine FETÖ/PDY ilişkisi nedeniyle kapatılan eğitim kurumları ve vakıflar olan ... Üniversitesi, ... Üniversitesi, ... Üniversitesi, ... Derneği, ... Vakfına ve diğer dernek ve vakıflara “bağış adı altında” yapılmış ödemelerle muvazaalı nakdi fon aktarımı yapıldığını, Şirketin toplamda 2.324.708,00-TL nakdinin değişik zamanlarda bağış gösterilerek şirket dışına çıkartıldığını, ... Tic. A.Ş.’nin %52 hisseyle hissedar bulunduğu Amerika’da “...” adresinde mukim iştiraki .... ünvanlı şirketteki hisselerinin tamamının, kayyım atanmasından kısa bir süre önce, 2015 yılı Ekim ayında, sembolik bedelle satıldığını, iştirakin hisselerinin gerçek değeri bilinmemekle birlikte, muvazaalı şekilde defter kayıt değerinin dahi altında bedelle elden çıkartılmış hisselerin sembolik satış bedelinin de ekli Mali Raporda tespit edildiği üzere tahsil edilmediğini, Şirketin %100 hisseyle iştiraki olan Almanya’da “..., ...” adresinde mukim ... ünvanlı şirketteki hisselerin tamamının, yine 2015 yılı Ekim ayında sembolik bedelle satışı yapıldığını, iştirakin hisselerinin gerçek değeri bilinmemekle birlikte, muvazaalı şekilde defter kayıt değerinin dahi altında bedelle elden çıkartılmış hisselerin sembolik satış bedelinin de ekli Mali Raporda tespit edildiği üzere tahsil edilmediğini, şirket tarafından 28.08.2011 tarihinde alınan, Mısır’da “...” adresindeki taşınmazın şirket kayıtlarına 01.02.2012 tarihinde işlenmiş defter değerinin 1.799.281-TL olduğunu, kayyım atanması öncesinde 15.09.2015 tarihinde alınan yönetim kurulu kararı ile söz konusu taşınmazın satışına karar verildiğini, şirket hesaplarında satışa ilişkin bir ödeme kaydı bulunmadığı tespit edilmiş olup söz konusu taşınmaza ait resmi belge de bulunmadığını, .. tarihli ... sayılı T.Ticaret Sicil Gazetesinde ilan olunan şirketin 2011 yılına ilişkin 11.06.2012 tarihinde yapılmış Olağan Genel Kurul toplantısında kar dağıtımı kararı alındığını, şirketin 2010-2011 yıllarına ait temettü ödemelerinin 2013 yılında yapıldığını, ancak 2010-2011 yıllarının karı dışında diğer yıllar şirket karının dağıtılması yönünde alınmış bir genel kurul kararı bulunmamakta, aksine müteakip yıllar genel kurullarında ilgili faaliyet yılı karının dağıtılmaması yönünde karar alındığının anlaşıldığını, .. tarihli .. sayılı T.Ticaret Sicil Gazetesinde ilan olunan şirketin 2012 yılına ilişkin 04.09.2013 tarihinde yapılmış Olağan Genel Kurul toplantısında, “şirketin 2012 faaliyet dönemi karının dağıtılmamasına” oybirliği ile karar verilmiş olmasına rağmen; ekli Mali Raporda, 30.05.2013 tarihinde “2012 yılı kar dağıtım avans ödemesi” adı altında ... Holding A.Ş.’ye 1.046.000-TL ödendiğini, yapılmış temettü avans ödemesinin yasal dayanağı bulunmamakla, şirketin zararına olarak yüksek tutardaki nakdin hakim şirkete aktarıldığını, mali Raporda tespit edilmiş şüpheli işlemler incelendiğinde; Şirketin “..., ..., ...” dergilerinin piyasanın çok üzerinde dağıtım bedeli ödenerek FETÖ illiyetli .. A.Ş. firmasına dağıtımının yaptırıldığı, hatta bir yıllık ücretin ... Medya’ya peşinen ödendiği, ... Derneği iktisadi işletmesine yüksek tutarlarda telif hakkı, reklam bedeli, hizmet bedeli adı altında ödemeler yapıldığı, yine ... hesabına yurt dışı telif ve tercüme giderleri adı altında ödemeler yapıldığı yönünde tespitler bulunduğunu, öte yandan şirketin VUK mevzuatına aykırı mali işlemleri nedeniyle Vergi Denetim Kurulunun incelemeleri neticesinde vergi cezaları ödenmek zorunda kalındığını, özetle, ekli Mali Raporda, davacının zararına sebebiyet veren işlemlerin ayrıntılı şekilde tespit edildiğini, ekli mali rapordaki tespitlere yönelik yapılacak kapsamlı incelemeyle, davacının nihai zararının hesaplanabileceğini, zararın bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını takiben talep artırımında bulunmak üzere, yukarıda açıklanan ve ekli mali rapor konusu tüm şüpheli işlemler sonucu davacının uğratıldığı zararın davalılardan tahsil edilmesini talep ettiklerini, neticeten; Yukarıda arz ve izah olunan ve resen gözetilecek nedenlerle; 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca açtıkları belirsiz alacak davasında, tahkikat sona ermeden talep ve tazmin konusu zarar tutarında artırım yapmak üzere, davalıların malvarlıklarının ihtiyaten haczine, davacı ... Ticaret A.Ş.’nin zararının davada tam ve kesin olarak hesaplanmasıyla birlikte bedel artırımında bulunmak üzere, davacının 4.123.989,27-TL kayıp ve zararının davalılardan TTK m. 557 uyarınca mahkemece tespit olunacak kusur oranlarına göre hesaplanacak tazminat tutarları üzerinden, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek gecikme faiziyle birlikte tahsiline ve davacı ... Ticaret A.Ş.’ye ödenmesine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP :
Davalı ... vekilinin 12/05/2021 havale tarihli cevap dilekçesini özetle ; Davacı tarafın eda davası niteliğindeki taleplerinin, davacı şirkete haksız ve hukuka aykırı olarak sulh ceza hakimi tarafından kayyım atanması öncesi dönemine ait bağış ödemesi ve bir kısım tasarruflara ilişkin olduğunu, müvekkili ...’un, davacı şirketin hem sahibi hem ortağı hem de (17.11.2015 tarihli kayyım atama tarihine kadar) ... Holding Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu, ... Holding A.Ş.’nin, aralarında müvekkili ...’un da bulunduğu 9 gerçek kişi şirket ortaklarının: 1-... 2- ... 3- .. 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8- ... 9- ... olduğunu, bu 9 ortağın, ... Holding A.Ş.’de bulunan hisselerinin tamamını ayni sermaye olarak koymak suretiyle Hollanda merkezli, .. ticaret sicil numaralı ... şirketini kurduklarını, böylece ...’nin, 16.02.2015 tarih ve ... sayılı T. Ticaret Sicil Gazetesinden (s. 568) görüleceği üzere, ... Holding A.Ş.’nin sermayesinin %100’üne tekabül eden hisselerin sahibi olduğunu, ...’nin sahiplerinin, Hollanda ticaret sicil kaydından görüleceği üzere, yine aralarında müvekkilinin de bulunduğu bu 9 gerçek kişi olduğunu, ...’ın hisse sahipliğine ilişkin ticaret sicil kaydının resen terkin edilmiş olmasının hukuki ihtilafı huzurdaki dava ile ilgisi bulunmamakla birlikte her halükarda ... Holding A.Ş.’nin sahiplerinin .. ve ...’nin %100 pay sahibi olduğuna ilişkin terkin edilen ticaret sicil ilanının öncesindeki durum itibariyle aralarında müvekkilinin de bulunduğu bu 9 kişi olduğu gerçeğini değiştirmediğini, ... Holding A.Ş.’nin -aralarında diğer davacı ... Tic. A.Ş.’nin de bulunduğu- grup şirketlerinin %100 sahibi olduğunu, davacı ... Holding A.Ş.’nin -aralarında diğer davacı ... Tic. A.Ş.’nin de bulunduğu-tüm alt şirketleri üzerinde tam hakimiyeti bulunduğunu, davacı vekilinin, hakim şirket tarafından bağlı şirketin zarara uğratıldığını iddia ettiğini, böyle bir durumda dava hakkının kimlerde olduğunun, davanın hangi koşullarda ve kimler tarafından açılabileceğinin TTK m. 202 ve m. 206’da açıkça ifade edildiğini, buna göre; TTK m. 202’de “bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebileceğinin” belirtildiğini, Şirket alacaklılarının dava hakkını düzenleyen TTK. m 206; (1) Hâkim şirket ve yöneticilerinin, 203 üncü madde çerçevesinde verdikleri talimatlar dolayısıyla bağlı şirkette oluşan kayıp, o hesap yılı içinde, denkleştirilmediği veya zamanı ve şekli de belirtilerek şirkete denk bir istem hakkı tanınmadığı takdirde, zarara uğrayan alacaklılar hâkim şirkete ve onun kayıptan sorumlu yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat davası açabilirler”. Davacıların 202 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendine dayanabileceğini, davaya 202 nci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinin uygulanacağını, dava dilekçesinin 1. maddesinde; “davalılar bağlı şirket zararını TTK md. 195, md. 202, md. 553, md. 555 ve ilgili hükümler uyarınca tazmin etmekle yükümlüdürler” denildiğini, huzurdaki davada bağlı şirket ... Tic. A.Ş.’nin pay sahiplerinin 1- ... Holding A.Ş. (hakim ortak), 2- .... A.Ş., 3- ... Kağıt A.Ş. olduğunu, bu durumda bağlı şirketin pay sahibi olan .. A.Ş. ve ... Kağıt A.Ş. tarafından ... Holding A.Ş. ve ... Holding A.Ş’nin kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerine karşı şartları oluştuğunda dava açma hakkı bulunmasına rağmen bu paydaşların hiçbirinin huzurdaki davayı açmadığını, huzurdaki davada hem hakim şirket ham bağlı şirketin davacı konumunda olduğunu, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, esasında davada sözü edilen şirketler arasında yukarıda izah edilen ve TTK m. 203’de belirtildiği üzere tam hakimiyet hali bulunduğunu ve TTK m. 205’de tam hakimiyet halinde şirket yöneticilerinin sorumsuzluğunun düzenlendiğini, davacının paylaşmış olduğu hissedarlar tablosundan da açıkça görüleceği üzere ... Holding A.Ş.’nin, doğrudan veya dolaylı olarak ... Tic. A.Ş.’nin hisselerinin %100’üne sahip olduğunu, TTK m. 205’te bağlı şirketin organlarının şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumsuzluğunun düzenlendiğini, TTK’da açıkça yer alan düzenlemeler ışığında, zaten bağlı şirket olan ... Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri ve sorumlu tutulabilecek ilgililerin, bir an için zarar olduğu varsayılsa da, zarardan sorumlu tutulamayacaklarını, dava konusu tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, sorumluluk davası açısından uygulanması gereken zamanaşımı hükmünün TTK’nın 560. maddesinde yer aldığını, hukuka aykırılık iddia edilecekse de her işlem için zamanaşımı süresinin ayrı ayrı işleyeceğini, tüm işlemlerin en son tarihi ... Holding'e kayyım atandığı tarih olsa bile bu tarihin 17/11/2015 tarihi olması gerektiğini, yapılan Savcılık soruşturması ile bunun tespiti yapılmış ve bu nedenle şirkete CMK’ya göre kayyım atanmış ise zamanaşımının da buna göre hesaplanması gerektiğini, 2 yıllık zamanaşımı süresinin, kayyımın atandığının tescil ve ilanı tarihinden itibaren 2 yılın sonunda yani 30/11/2017 tarihinde dolduğunu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin de yine 17/11/2020 tarihinde dolduğunu, huzurdaki davada davacı tarafın taleplerinin TTK’nın 553. maddesinde düzenlenen, "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, hem şirkete hem paysahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." hükmüne dayalı sorumluluk davası olduğunu, hakim şirket olan ... Holding'in, bağlı şirket ... A.Ş.'yi zarara soktuğu iddiasına dayandığını, TTK m. 555'e göre şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceğini, tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceklerini, dava dilekçesinin ekli mali işlemler inceleme raporu konusu işlemlerle davacının uğratıldığı zararın tazmininin talep edildiğini, bağış adı altında yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu iddiasına ilişkin olarak; TTK m. 331'de düzenlendiği üzere anonim şirketler faaliyette bulunurken bu faaliyetleri içinde bağış yapmak da bulunduğunu, anonim şirketin organlarının bu bağışı yapmada yetkili olacağını, yetkili organın ise yönetim kurulu olduğunu, dava konusu edilen tasarrufların yasanın öngördüğü usul ve yasalara uygun yapılmış gerçek tasarruflar olduğunu, davacı şirketin, o dönemde yapılan bağışın tarafı olduğunu, kendi hesabından bağış yapıldığını, yetkili yönetim kurulu üyelerinin kararı ve bilgisi ile yapıldığını, muvazaa iddialarının davacı şirket tarafından ancak yazılı belgelerle ispatlanması gerektiğini, davacı şirketin işlemin tarafı olduğunu, üçüncü kişi olmadığını, muvazaa iddia edildiğine göre, açılacak davanın şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan sorumluluk davası değil, direkt ilgili taraflar aleyhine muvazaa nedeniyle işlemin iptali davası olması gerektiğini, şirketin toplamda 2.324,708,00- TL nakdinin değişik zamanlarda bağış gösterilerek şirket dışına çıkartıldığının tespit edildiğinin beyan edildiğini, söz konusu ödemelerin 2013-2014-2015 yılına ait olduğunu, o yıllarda FETÖ/PDY ismiyle varlığı kesin olarak tespit edilmiş bir örgüt olmadığını, FETÖ/PDY hakkındaki ilk yargısal kararın 2017 yılında verildiğini, davacı yanın iddiasına göre bağışın kendisi değil, gittiği yerlerin sorunlu olduğu sonucunun ortaya çıktığını, bağışın yapıldığı dönemde söz konusu yerlerin tamamının, daha önceden, yasalara uygun kurulmuş, faaliyetlerine yasal olarak devam etmiş ve haklarında bağış yapılamayacağına ilişkin yasal bir düzenleme veya yargısal karar bulunmayan yerler olduğunu, bu yerlerden yurtdışındaki vakfın halen faal olup faaliyetlerini sürdürdüğünü, yapılan bağışların geçerli ve yasal olduğunu, davacı şirket ve bağlı şirketlerin kayyımlara 17/11/2017 tarihinde devredildiğini, söz konusu bağışlar ve tasarrufların tarihinin ise 203-2014-2015 olup hem kayyımlıktan önce hem de FETÖ/PDY tespitinden de çok önce olduğunu, davacı şirket müvekkilinin de içinde bulunduğu diğer davalıların uhdesinde iken, şirketin mali durumu elverdiği müddetçe, söz konusu kurum ve kuruluşlara, dernek ve vakıflara bağışlarda bulunduğunu, bunun takdir edilmesi gereken bir davranış olması gerekirken, bu şekilde dava konusu edilmesinin vicdanları yaraladığını, davacı şirketin hissedar bulunduğu Amerika'daki şirket hisselerinin tamamının, kayyım atanması kararından önce sembolik bir bedelle satıldığı ve bu nedenle muvazaalı olduğu iddiasına ilişkin; dava dilekçesinde söz konusu devrin nasıl ve kimlere yapıldığına ve satışının yapıldığı günkü rayiç bedelinin ne kadar olduğuna ilişkin açıklık bulunmadığını, hem hisselerin gerçek değerinin bilinmemesi hem de yapılan devrin sembolik olup muvazaalı olduğunu iddia etmenin çelişkili olduğunu, defter kayıt değerinin altında iddiasının ise hukuksal bir iddia olamayacağını, iştirakin hisse senedi alıp satmasının ticari faaliyet olduğunu, alınırken daha fazla değerlenecek düşüncesiyle, satış günündeki borsa rayici üzerinden alınan hisselerin zamanla değer kazanmadığı, tersine değer kaybedebileceğini, tamamen yasal prosedürler işletilerek borsadaki hisse senetlerinin devrinin yapılmış olmasının muvazaalı olmadığını, muvazaa iddia edildiğine göre, açılacak davanın şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan sorumluluk davası değil, direkt ilgili taraflar aleyhine muvazaa nedeniyle işlemin iptali davası olması gerektiğini, davacı vekilinin bu işlemin kayyım atanma kararından hemen önce olmasına (Kayyım atanma tarihi 17/11/2015) özel bir anlam yüklediğini, şirkete soruşturma açılmış olması veya daha sonra kayyım atanmasının şirketin tasarruflarını etkisiz hale getirmeyeceğini, devir yönetim kurulu kararı ile yapılmış olduğundan usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı vekilinin, Mısır'daki taşınmazın satışıyla ilgili iddiasında, söz konusu taşınmaz için alınmış yönetim kurulu kararı bulunmasının taşınmazın satıldığı anlamına gelmediğini, yönetim kurulu kararının alınmış olmasından bir müddet sonra şirkete CMK m.133 kapsamında kayyım atandığını, taşınmazın akıbeti hakkında yeterli araştırma yapılmaksızın dava konusu edildiğini, satışın gerçekleşip gerçekleşmediği daha belli değilken şirket hesaplarında satışa ilişkin bir ödeme kaydının bulunmamasının iddia edilemeyeceğini, 2013 yılında alınan genel kurul toplantısında 2012 yılının kar payının dağıtılmaması kararı alınmasına rağmen kar dağıtım avansı adı altında ödeme yapıldığı ve buna ilişkin genel kurul kararı alınmamış olması nedeniyle yasal dayanağının bulunmadığının iddia edildiğini, anonim şirketlerin kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulduğunu ve kâr elde etmek ve paylaştırmak amacı olduğunu, kar dağıtımı hakkı, şirkette pay sahiplerinin hakkı olup onları ilgilendiren bir konu olduğunu, davacı kayyımların bu konuda bir hakkı olmadığı için dava hakları da bulunmadığını, önceki yıllarda kar dağıtımı yapılmaması kararının sonraki yıllarda da kar dağıtımı yapılamayacağı anlamına gelmediğini, kar payı avansının, dönem içerisinde yönetim kurulu kararıyla ödenebileceğini, nihai kar payının tamamı ilgili yılsonunda hesaplanırken, yıl içinde ödenmiş kar payı avansları hesaptan düşüldükten sonra kalan bakiyenin ilgililere dağıtıldığını, 2012 yılının kar payı avansının 30.05.2013 tarihinde ödendiğini, 2012 yılına ilişkin kar payının dağıtılmaması kararının alındığı genel kurul toplantısı tarihinin ise 04.09.2013 tarihi olup avans ödemesinden 3 ay 4 gün sonra olduğunu, bu nedenle usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığını, davacının iddiasının kar payı dağıtımı için genel kurulun karar alması gerektiği yönünde olup bu iddianın yerinde olmadığını, kar payı dağıtılması için genel kurul kararı alınması gerekmediğini, yönetim kurulu kararı ile olabileceğini, ancak kar payının dağıtılmaması isteniyorsa, konu tüm pay sahiplerini ilgilendirdiğinden, bu konuda genel kurulun karar almasının şart olduğunu, şirketin "..., ..., ..." dergilerinin piyasanın çok üzerinde dağıtım bedeli ödenerek FETÖ illiyetli ... A.Ş.'ye yaptırıldığı, hatta bir yıllık ücretin peşin ödendiği, ... Derneğine yüksek tutarda telif hakkı, reklam bedeli, hizmet bedeli adı altında ödemler yaptığı iddiasının yerinde olmadığını, burada şüpheler, olasılıklar, varsayımlarla değil, somut, belgeli deliller ortaya konulması gerektiğini, söz konusu dergilerin dağıtımının piyasanın çok üzerinde olduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu işi yapan başka hangi şirketler olduğunun, benzer bir işte ne kadar fiyatlama yaptıklarının belirtilmediğini, Şirketlerin bir işi yaptırırken bazen piyasanın üzerinde bir fiyat politikası izlediklerini, bunun nedeninin, işi yapabilecek kalitede bir firma veya şirketle çalışmak istenmesi olduğunu, dağıtım işinin verildiği ... A.Ş.’nin yıllarca bu işi sorunsuz yürüttüğünü, ücretin aylık ödenmesi doğal olduğu gibi bir senelik peşin olarak ödenmesinin de doğal olduğunu, ... Derneğine yüksek tutarda telif hakkı, reklam bedeli, hizmet bedeli adı altında ödemeler yapıldığı iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, ödenen miktarın kime ve neye göre yüksek olduğunu, alınan bir hizmet var mı yok mu ona bakılması gerektiğini, yapılan tüm ödemelerin alınan hizmetler karşılığı olup yasal ve meşru olduğunu, ... hesabına yapılan ödemelere ilişkin; 15 Temmuz 2016 tarihine kadar ...'in bir çok kitabının başta seçkin kitapçılar olmak üzere bir çok kitapçı ve kırtasiyede satıldığını, bu kitapların yasal izinli olduğunu ve devletin yetkili kurumu Kültür Bakanlığı tarafından bandrol verildiğini, yapılan satışlardan da devlete vergi ödemesi yapıldığını, söz konusu kitapların bir çoğunun basım ve yayımı ile telif hakkının o zaman davacı şirkette olduğunu, telif hakkı her yazarın hakkı olduğu gibi ...'in de o tarihlerde hakkı olduğunu, gerek tercüme edilerek başka dillere çevrilmesi olsun gerekse telif hakkı kapsamında olsun yapılan ödemelerin tamamının o tarihlerde meşru ve yasal olduğunu, şirketin VUK mevzuatına aykırı mali işlemleri nedeniyle vergi cezaları ödemek zorunda kalmış olduğu iddiasının yerinde olmadığını, şirket organlarının üçüncü kişilere karşı bir sorumluluğu bulunmadığını, tek istisnası amme alacakları olsa da bu durumda da şirketin ödeme gücünün bulunmaması halinde ancak ortak ve yöneticilerin sorumluluğuna gidilebileceğini, davacı şirket TMSF eliyle faaliyetlerini yürüterek vergi cezasını ödemiş olmakla ödeme gücüne sahip olduğunu, her bir işlemin yapıldığı günkü şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, işlemlerin yapıldığı günde ne ortada FETÖ isimli bir örgüt ne de yapılan işlemlerin yapılamayacağına ilişkin bir yasal düzenleme bulunduğunu, davacı vekilinin iddia ettiği 26.03.2014 tarihli ... sayılı soruşturmanın FETÖ/PYD'ye yönelik başlatılmış bir soruşturma olmadığını, davacı şirket aleyhine sadece Vergi Usul Kanununa muhalefet suçlamasıyla ilgili bir soruşturma olduğunu, devamında davacı ... Holding A.Ş. ve bağlı grup şirketlerde Vergi Usul Kanununa muhalefet iddiasıyla arama ve el koyma kararı verildiğini, FETÖ’nün terör örgütü olarak ilan edilmesine ilişkin ilk yargısal karar 2017 tarihi olup bu tarihten önce yargısal bir karar olmadığını, neticede; davacı tarafından ikame edilen ve ispat edilemeyen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin 12.07.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin çalıştığı şirkete 2015 yılı itibariyle kayyım atanmış olup 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin ... Tic. A.Ş.’de müdür olarak çalıştığını, ... Holding A.Ş. nezdinde herhangi bir görevi olmadığını, ... Tic. A.Ş.’nin kayyım yönetimine geçmesiyle beraber müvekkilinin iş akdinin sonlandırılmadığını ve normal çalışan personel olarak devam ettiğini, ... Holding’in hakim şirket, ... Tic. A.Ş.’nin ise bağlı şirket durumunda olduğunu, ... Tic. A.Ş. nezdinde çalışan müvekkiline TTK m. 206 uyarınca husumet yönlendirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, tüzel kişiliğin temsilcisi olduğunu, müvekkilinin çalıştığı ... Tic. A.Ş. üzerinde ... Holding A.Ş. hakim olup TTK 202 ve 206. maddeleri uyarınca hakim şirketten ve kayba neden olan yönetim kurulu üyelerinden tazmin talebinde bulunulabileceğini, müvekkilinin ... Tic. A.Ş. nezdinde çalıştığı süre boyunca şirketin zararına yol açabilecek herhangi bir harekette bulunmadığını, neticede; Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle müvekkili yönünden haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA :
Davacılar vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu 05/01/2021 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketlere, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun .. Soruşturma sayılı dosyasından yapılan soruşturma tahtında, İstanbul Anadolu .... Sulh Ceza Hâkimliği’nin ... D.İş. sayılı 17.11.2015 tarihli kararı ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 133. maddesi tahtında kayyım atandığını, işbu kararın ticaret sicilinde tescil edilip 18 Kasım 2015 tarihli T.Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, 674 sayılı KHK md. 19/1 (6758 sayılı Kanun), 677 sayılı KHK md. 7 (7083 sayılı Kanun) düzenlemesiyle, kayyımlık yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildiğini, müvekkili şirketlerin halen kayyımlık yetkisini haiz TMSF’nin atadığı yönetim kurulu tarafından yönetildiğini, ortaklık yapısı ve yöneticileri aşağıda tablolar halinde sunulmuş olan davacı ... Basım A.Ş.’nin, %99,996 hisse payıyla hakim ortak ... Holding A.Ş.’nin iştiraki olduğunu, 17.11.2015 tarihli İstanbul Anadolu .... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... D.İş. sayılı kararıyla, ... Holding A.Ş.’ye ve aralarında ... Basım A.Ş.’nin de bulunduğu, o tarih itibarıyla tespit edilebilmiş iştiraklerine CMK uyarınca kayyım atandığını, davacıların müsaderesinin talep edildiğini, sanıkların silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan yargılandığını, yargılaması devam eden İstanbul .... Ağır Ceza Mahkemesinde ... E. ile kayıtlı davanın iddianamesinden anlaşılacağı üzere 17.11.2015 tarihinde kayyım ataması yapılmış ... Holding A.Ş. ve bağlı şirketlerine ilişkin ceza soruşturmasının 2014 yılı ilk çeyreğinde başladığını, iddianameden anlaşıldığı üzere ... Holding A.Ş ve bağlı grup şirketlerin mali mevzuata uymayan hesap hareketleri, FETÖ/PDY suç örgütünün elde ettiği gelirlerin ... Holding A.Ş. ve bağlı şirketleri tarafından aklandığı, aklanan paraların yasa dışı yollardan yine ... Holding A.Ş. ve bağlı şirketler tarafından terör örgütünün kasasına temizlenmiş şekilde geri aktarıldığı, ... Holding A.Ş.’nin yasa dışı yöntemlerle FETÖ/PDY suç örgütüne büyük miktarlarda finansal ... sağladığı, örgütün bu şekilde finansal devamlılığının sağlandığı, şirketlerin FETÖ/PDY örgütünün mali finansmanını sağlayan şirketler oldukları yönündeki bulgular ve kuvvetli şüphe çerçevesinde ... Holding A.Ş. ve irtibatlı tüm şirketlere yönelik ceza soruşturmasının kapsamının genişletildiğini, davalıların şirketi zarara uğratan işlemlerinin, davacı şirketin ulaşılabilen resmi kayıtları ile mali kayıtları üzerinde yapılabilmiş inceleme neticesinde, ekli Mali İşlemler İnceleme Raporuyla ortaya konduğunu, ekli 04.08.2020 tarihli ... Rapor Numaralı Mali İşlemler İnceleme Raporuna konu tespitler çerçevesinde davacı ... Basım A.Ş.’nin zararının tazmini talebiyle huzurdaki davanın açıldığını, tam bağlı şirket durumundaki davacı ... A.Ş.’nin zararını, gerek hâkim şirket olan gerekse bağlı şirketin tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olan ... Holding A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyelerinin TTK ve TBK hükümleri uyarınca, TTK md.202, md.553, md.555 ve ilgili sair hükümler çerçevesinde tazmin yükümlülükleri bulunduğunu, tüzel kişi yönetim kurulu üyelerinden ... Holding A.Ş’nin %99,996 hisseyle davacı şirketin hâkim ortağı olduğunu, diğer tüzel kişi yönetim kurulu üyesi ... Tic. A.Ş.’nin ise %0,0041 hisseyle davacı şirketin diğer ortağı olup, ... A.Ş.’nin hâkim ortağının ise %97 hisseyle yine ... Holding olduğunu, TTK m. 195 gereğince; ... Holding A.Ş’nin %99,996 hissesiyle hâkim şirket, ... A.Ş’nin ise bağlı şirket durumunda olduğunu, şeklinde olup, bağlı şirket ... A.Ş.’nin dava konusu dönem içerisindeki muvazaalı işlemlerle uğratıldığı tüm kayıp ve zararlardan hâkim şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK 202/1-a maddesi gereğince sorumlu olduklarını, TTK m. 202 uyarınca, hâkim şirketin, bağlı şirketin kaybına sebep olacak tasarruflarda bulunması halinde, kaybı belli bir sürede denkleştirmesi gerektiğini, anılan hükmün, denkleştirme yapılması şartı ile şirketin menfaatinin feda edilmesine izin vermekte olduğunu; ancak denkleştirme süresi içinde gerçekleşmediği takdirde denkleştirmenin yapılmamasından dolayı zarardan sorumluluğun düzenlediğini, ... A.Ş. nezdinde oluşan kayıp ve zarara neden olan işlemlerden ve bu kayıp ve zararlar için alınması gereken önlemlerin alınmayıp dürüstlük kuralına aykırı, şirket menfaatlerinin aksine, kötü niyetle hareket edilmesinden yönetim kurulu üyelerinin sorumluğu bulunmakta olup, müvekkili şirketin tazminat hakkına sahip olduğunu, denkleştirmenin yapılmaması, sorumluluk davasının olumsuz koşulu olmakla; davalı yöneticilerin, Holding şirketlerine herhangi bir hak tanımadan, bağlı şirketleri bir havuz gibi kullanıp, ilgili faaliyet yılı içerisinde fiili bir denkleştirme yapmamak suretiyle bağlı şirketleri uğrattıkları zararı tazmin sorumlulukları bulunduğunu, işlemlerin olağan ticari faaliyet çerçevesinde yapılmamış olmasının, yapıldıkları dönem itibarıyla esasen şirketlerin içinin boşaltılması saikiyle yapılmış olmasının zaten yöneticilerde denkleştirme iradesinin olmadığını tevsik ettiğini, davacının hakim ortağı ... Holding A.Ş.’nin, davacının aynı zamanda tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olduğunu, hâkim ortak şirketin hissedarlarının, aynı zamanda hâkim ortak şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, tüzel kişinin yönetim kurulu üyeliğinin geri planında tüzel kişinin organı olan gerçek kişi yönetim kurulunun iradesi bulunduğunu, iç içe geçmiş yapılanmada, davacı şirketin tüm yönetiminin, ... Holding A.Ş.’nin o tarihteki yönetim kurulunun uhdesinde olduğunu, davalıların davacının zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirketin banka hesaplarından “bağış” adı altında yapılmış ödemelerdeki muvazaayla gizlenen esas iradenin, FETÖ/PDY ilişkili kurumlara ve dolayısıyla örgüte nakdi fon aktarmak olduğunu, ... A.Ş’nin 2013-2015 yılı yasal defterleri ve banka kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, davacı şirket hesaplarından İngiltere’de kurulu ve FETÖ/PDY ilişkili .... ünvanlı okula ve yine FETÖ/PDY ilişkisi nedeniyle kapatılan eğitim kurumları ve vakıflar olan ... Üniversitesi, ... Üniversitesi, ... Üniversitesi, ....Vakfı, ... Derneği, ... Vakfı ve diğer dernek ve vakıflara “bağış adı altında” yapılmış ödemelerle muvazaalı nakdi fon aktarımı yapıldığını, Şirketin 4.885.236-TL ve 50.000-EUR nakdinin bağış gösterilerek şirket dışına çıkartıldığını, ... A.Ş.’ye ait, şirket aktiflerine kayıtlı iki aracın, 10.10.2014 ve 10.08.2015 tarihlerinde piyasa değerinin çok altında bedelle satıldığını, ... marka aracın 10.08.2015 tarihinde, kayyım atanmasından hemen önce KDV dâhil 6.250-TL’ye satılmasının, işlemin şirket malvarlığının tasfiyesine yönelik yapıldığını gösterdiğini, .... marka aracın yine piyasa rayiç bedelinin altında satılarak şirketin zarara uğratıldığını, şirketin 2013-2015 yılları arası yasal defterleri ve banka kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, geçmiş yıllara oranla 2013-2014-2015 döneminde yüksek tutarlarda “Reklam ve Tanıtım Harcamaları” adı altında gerçek bir ticarete dayanmayan gider kayıtları yaratıldığını, “Dışarıdan Sağlanan diğer işçilik ve hak ediş giderleri” ve “Yurtiçi Telif ve Tercüme Giderleri” adı altında düzenlenmiş yüksek meblağlı faturaların kayda alındığını, geçmiş yıllara oranla bu giderlerin bu dönemde ciddi artış gösterdiğini, şirketin bu tür şüpheli gider kayıtlarıyla nakit malvarlığının şirket dışına çıkartıldığını, bilgi işlem danışmanlık, ajans ve ilan, televizyon ve internet reklamları konusunda gider olarak yüksek tutarlı faturaların kayda alınması ve ödemeleri yapılmış olan ... Hizmetleri A.Ş.’nin yakın tarihte kurulmuş bir şirket olması, yüksek tutarlı faturaların kayyım atanma tarihi öncesinde kesilmiş olması, kayyım atamaları sonrası .. şirketinin kapatılmış olması, şirketin para aktarımında paravan olarak kullanıldığı şüphesini kuvvetlendirdiğini, ... Merkezi’ne de bu türden fatura ödemeleri yapıldığını, ödemelere dayanak salt hizmet faturaları gider kayıtları bulunmakla, hizmetin alınıp alınmadığını, ne şekilde alındığını tevsik edici resmi kayıt, belge bulunmamakla, fatura tutarlarının olağan ticari hayattaki emsal ücretlerin çok üzerinde olduğunun değerlendirildiğini, bu türden hizmet faturaları ödemeleriyle şirketin nakit parasının şirket hesaplarından çıkartılarak şirketin zarara uğratıldığını, neticede; davacı ... A.Ş.’nin zararının davada tam ve kesin olarak hesaplanmasıyla birlikte bedel artırımında bulunmak kaydıyla, davacının 4.885.236-TL ve 50.000-EUR kayıp ve zararının davalılardan, TTK’nın 557. maddesi uyarınca mahkemece tespit olunacak kusur oranlarına göre hesaplanacak tazminat tutarları üzerinden, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek gecikme faiziyle birlikte tahsiline ve davacı ... A.Ş.’ye ödenmesine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Asıl ve birleşen davada dava, yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 13/06/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN ;
Davacı ... A.Ş.’den nakden çıktığı halde herhangi bir gider unsuru taşımayan 1.354.239,92 TL tutarındaki bağış ve yardımın davacı ... A.Ş.’nin zararına olduğunun değerlendirildiği, ... Derneği iktisadi işletmesine yüksek tutarlarda telif hakkı, reklam bedeli, hizmet bedeli adı altında yapılan ödemeler nedeniyle davacı ... A.Ş.’nin zarara uğratıldığını söyleyebilmek için fatura muhteviyatı hizmetlerin gerçekte alınmadığının, fatura içeriklerinin gerçek olmadığının ispatlanması gerektiği, ... hesabına gönderilen yurt dışı telif ve tercüme ödemeleri nedeniyle davacı ... A.Ş.’nin zarara uğratıldığını söyleyebilmek için, ... alacağına işlenen telif bedellerinin gerçek olmadığının ispatlanması gerektiği, davacı ... A.Ş.’nin bağlı ortaklığı ... şirketinin hisselerinin şüpheli bir şekilde satılması nedeniyle davacı ... A.Ş.’nin, satış bedeli olan 100.000,00 USD veya defter değeri olan 500.000,00 TL tutarında zarara uğratıldığı, davacı ... A.Ş.’nin bağlı ortaklığı ... şirketinin hisselerinin şüpheli bir şekilde satılması nedeniyle Davacı ... A.Ş.’nin 765.870,00 TL tutarında zarara uğratıldığı, davacı ... A.Ş.’nin Mısır’da bulunan gayrimenkulünün halen davacı şirketin ticari defterlerinde yer aldığı, davacı şirketin söz konusu gayrimenkulün gerçekten satıldığına veya ne kadara satıldığına dair bir delil sunamadığı, bu sebeple davacı ... A.Ş.’nin zarara uğratıldığı iddiasının yerinde görülmediği, kar payı avansı dağıtımına genel kurul karar vermediğinden hem dağıtılan kâr payının geri ödenmesi hem de oluşan zarardan yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabileceği, ancak Heyetimizde yer alan Sn Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; 30.05.2013 tarihinde davacı ... A.Ş. tarafından, hakim ortak ... Holding’e “kar avans ödemesi” olarak 1.046.0000 TL ödeme yapıldığı, ancak davacı ... A.Ş.’nin ... Holding’e avans olarak ödediği bu bedele faiz tahakkuk ettirdiği, akabinde 30.09.2013 tarihinde ... Holding’in, avans ve adat bedellerine istinaden davacı ... A.Ş.’ne 1.092.158,69 TL olarak geri ödeme yaptığı, bu sebeple hakim şirket ... Holding’e kâr payı avansı ödemesi yapılması neticesinde davacı ... A.Ş.’nin zarara uğramadığının değerlendirildiği,
-...’un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği,
-...’ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği,
-...’ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği,
-...’ın 01.01.2013-05.08.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlardan hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ancak ...’ın 18.12.2014-14.07.2015 tarihleri arasında aynı zamanda (... A.Ş.) YK üyesi olduğu anlaşıldığından kendisi 18.12.2014-14.07.2015 tarihleri arasında TTK m. 553 uyarınca da sorumlu tutulabileceği,
-...’un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği,
-...’nun 01.01.2013-16.09.2014 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlardan hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ancak ...’nun 01.01.2013-03.11.2014 tarihleri arasında aynı zamanda (... A.Ş.) YK üyesi olduğu anlaşıldığından 16.09.2014-03.11.2014 arası dönemde TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği,
-...’nin 01.08.2015-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği kanaatine varılmıştır. Ancak ...’nin Ocak 2013-Kasım 2015 tarihleri arasında aynı zamanda tüzelkişi YK Üyesi .. A.Ş. temsilcisi olarak görev yaptığı anlaşıldığından 01.01.2013-01.08.2015 arası dönemde TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği,
-...’ın 14.07.2015-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlardan tüzelkişi YK üyesi ... Holding temsilcisi olarak TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ...’ın dava konusu dönemde hakim şirket YK üyesi olmadığının anlaşıldığı,
-...’ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlardan tüzelkişi YK üyesi ... Holding temsilcisi olarak TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, öte yandan ...’in ....07-2015-...11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlardan tüzelkişi YK üyesi ... A.Ş. temsilcisi olarak da TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ...’in dava konusu dönemde hakim şirket YK üyesi olmadığının anlaşıldığı,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN ;
Davacı ... A.Ş.’den nakden çıktığı halde herhangi bir gider unsuru taşımayan 2.468.267,02 TL + 50.000,00 Euro tutarındaki bağış ve yardımın davacı ... A.Ş’nin zararına olduğunun değerlendirildiği, davacı ... A.Ş.’ne ait araçların rayiç bedelinde satılıp satılmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamadığı, davacı ... A.Ş.’nin ... Merkezi’nden aldığı 01.10.2015 tarihli 900.000,00 TL + KDV bedelli fatura nedeniyle davacı şirketin zarara uğratıldığı iddialarının ispata muhtaç olduğu, davacı ... A.Ş.’nin ... Hizmetleri A.Ş.’ne yaptığı ödemeler nedeniyle zararı uğratıldığını söyleyebilmek için, fatura içeriği hizmetlerin gerçekte alınmadığının ispatlanması gerektiği,
-...’un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ancak ...’un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında aynı zamanda (... A.Ş.) YK üyeliği de yaptığı anlaşıldığından 17.11.2015-20.11.2015 arası dönemde TTK m. 553 uyarınca da sorumlu tutulabileceği,
-...’ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği.
-...’ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği,
-...’ın 01.01.2013-05.08.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlardan hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ancak ...’ın 01.01.2013-...09.2013 tarihleri arasında aynı zamanda tüzelkişi YK Üyesi ... Holding temsilcisi olarak da görev yaptığı anlaşıldığından 01.01.2013-...09.2013 arası dönemde TTK m. 533 uyarınca da sorumlu tutulabileceği,
-...’un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği,
-...’nun 01.01.2013-16.09.2014 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlardan hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği,
-...’nin 01.08.2015-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.’de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ancak ...’nin ...09. 2013-17.11.2015 tarihleri arasında aynı zamanda tüzelkişi YK Üyesi ... Holding temsilcisi olarak da görev yaptığı anlaşıldığından ...09. 2013-17.11.2015 arası dönemde TTK m. 533 uyarınca da sorumlu tutulabileceği,
Asıl davada davalılardan sadece ... ile ...’in, Birleşen davada ise davalılardan sadece ...’un cevap dilekçesi sunarak zamanaşımı defini ileri sürdüğü, zamanaşımı defini ileri sürmeyen davalılar hakkında zamanaşımı nedeniyle davanın reddedilmesinin mümkün olmadığı,
Gerek asıl gerekse birleşen davada davacı bizatihi şirketin kendisi (asıl davada ... A.Ş. - birleşen davada ... A.Ş.) olduğundan, sorumluluğa konu fiilin sonradan öğrenildiğinin ileri sürülemeyeceği, bu sebeple 2 yıllık zamanaşımı süresinin, İstanbul Anadolu .... Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.11.2015 tarihli kayyım atanması kararı dikkate alınarak hesap edilmesi gerektiği, bu durumda asıl dava bakımından 28.12.2020 tarihinde, birleşen dava bakımından 05.01.2021 tarihinde ikame olunan huzurdaki davanın 2 yıllık süre içerisinde açılmadığı dikkate alındığında, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, ancak sorumluluğa konu fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa bu halde ayrıca değerlendirme yapmak gerektiği, ancak dava konusu fiillerin suç teşkil edip etmediği ve bu kapsamda ceza davası zamanaşımının uygulanıp uygulanmayacağının Heyetimizce tespitinin mümkün olmadığı, bu nedenle gerek asıl gerekse birleşen davada davalı yönetim kurulu üyeleri hakkında açılmış bulunan ceza davalarının bekletici mesele yapılmasının faydalı olacağı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., ..., Dr. ... ve ... tarafından düzenlenen 13/06/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda ;
MALİ YÖNDEN ;
Yapılan tespit ve hesaplamalarımızda, sadece ... Basım Yayın şirketine ait araçların rayiç değerinin altında satılması ile 6.250,00 TL zarara uğratıldığının hesaplandığı, bunun dışında kök raporda yapılan tespit ve hesaplamalarda bir değişiklik olmadığı, bu bağlamda;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN ;
Davalıların davacı ...’ta görevde yer aldığı süreler ile görevde yer aldıkları tarihlerde sorumlu oldukları tutarlarına aşağıda tabloda yer aldığı şekilde olduğu;

DAVALI İSMİ
...'TA GÖREV YAPTIĞI DÖNEM
BAĞIŞ VE YARDIMLARDAN SORUMLU OLDUĞU TUTAR
THE LİGHT INC. ŞİRKETİNİN HİSSELERİNİN SATIŞINDAN SORUMLU OLDUĞU TUTAR
MAİN DONAU ŞİRKETİNİN HİSSELERİNİN SATIŞINDAN SORUMLU OLDUĞU TUTAR
VERGİ CEZASINDAN SORUMLU OLDUĞU TUTAR
TOPLAM SORUMLULUĞU
...
01.01.2013-17.11.2015
1.354.239,92
500.000,00
765.870,00
67.741,00
2.687.850,92
...
01.01.2013-17.11.2015
1.354.239,92
500.000,00
765.870,00
67.741,00
2.687.850,92
...
01.01.2013-17.11.2015
1.354.239,92
500.000,00
765.870,00
67.741,00
2.687.850,92
...
01.01.2013-05.08.2015
1.270.277,68
0
0
67.741,00
1.338.018,68
...
01.01.2013-17.11.2015
1.354.239,92
500.000,00
765.870,00
67.741,00
2.687.850,92
...
01.01.2013-03.11.2014
1.045.277,68
0
0
67.741,00
1.113.018,68
...
01.01.2013-17.11.2015
1.354.239,92
500.000,00
765.870,00
67.741,00
2.687.850,92
...
14.07.2015-17.11.2015
83.962,24
500.000,00
765.870,00
0
1.349.832,24
...
01.01.2013-17.11.2015
1.354.239,92
500.000,00
765.870,00
67.741,00
2.687.850,92

BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
Davalıların davacı ... Basım’da görevde yer aldığı süreler ile görevde yer aldıkları tarihlerde sorumlu oldukları tutarlarına aşağıda tabloda yer aldığı şekilde olduğu;

DAVALI İSMİ
... A.Ş.’de GÖREV YAPTIĞI DÖNEM
BAĞIŞ VE YARDIMLARDAN SORUMLU OLDUĞU TUTAR TL
BAĞIŞ VE YARDIMLARDAN SORUMLU OLDUĞU TUTAR EURO
ARAÇ SATIŞININ DÜŞÜK OLMASINDAN SORUMLU OLDUĞU TUTAR
TOPLAM SORUMLULUĞU TL
TOPLAM SORUMLULUĞU EURO
...
01.01.2013-17.11.2015
2.468.267,02
50.000,00
6.250,00
2.474.517,02
50.000,00
...
01.01.2013-17.11.2015
2.468.267,02
50.000,00
6.250,00
2.474.517,02
50.000,00
...
01.01.2013-17.11.2015
2.468.267,02
50.000,00
6.250,00
2.474.517,02
50.000,00
...
01.01.2013-05.08.2015
2.468.267,02
50.000,00
0
2.468.267,02
50.000,00
...
01.01.2013-17.11.2015
2.468.267,02
50.000,00
6.250,00
2.474.517,02
50.000,00
...
01.01.2013-16.09.2014
1.735.546,36
50.000,00
0
1.735.546,36
50.000,00
...
01.09.2013-17.11.2015
1.222.634,02
50.000,00
6.250,00
1.228.884,02
50.000,00

Davalıların sorumlu olduğu 50.000,00 EURO’nun ödeme tarihi olan 05.09.2014 tarihindeki TL karşılığı TCMB döviz kuru 2,8351 x 50.000,00 EURO = 141.755,00 TL, 05.01.2021 dava tarihindeki TL karşılığı TCMB döviz kuru 9,0545 x 50.000,00 EURO = 452.725,00 TL hesaplandığı, gerek kök rapora itiraz ve beyanlar gerekse İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararı karşısında, davacı şirkete kayyım atandığı tarihin zararın öğrenildiği tarih olarak kabul edilemeyeceği, zararın ancak inceleme raporları ile öğrenilebileceği kanaatine varılmış olup bu konuda kök raporda da varılan görüşlerini değiştirmiş olduklarını, diğer hususlar bakımından ise kök raporda varılan kanaatleri muhafaza ettiklerini beyan etmişlerdir.
Anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri , TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir.Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de anonim şirketlere uygulanmasına imkân verilmiştir.
Yönetim kurulunun hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.
Yönetim kurulunun denetim ve gözetim görevi ile ortaklara eşit işlemde bulunma, şirkete karşı rekabette bulunmama, şirketle işlem yapmama, özen ve bağlılık yükümünün yerine getirilmemesi bir zarara yol açmışsa, bunlara aykırılık yönetim kurulunun sorumluluğuna yol açacaktır.
İşte yönetim kurulunun işlem ve eylemleri nedeniyle zarara uğrayan şirkete, meydana gelen zararın giderimini sağlamak için kanunda hukuki sorumluluk halleri düzenlenmiştir. Kanun koyucu çeşitli durumlara göre farklılıklar gösteren hallerde,şirkete veya ortaklar ile şirket alacaklılarına uğradıkları zararları yönetim kurulundan veya diğer sorumlulardan talep etme hakkı vermektedir.
Ancak belirtmek gerekir ki, yönetim kurulunun hukuki sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, ortada somut bir zararın bulunması gereklidir. Zira zarar tehlikesi sorumluluk için yeterli değildir. Ayrıca meydana gelen zararın yönetim kurulunun kanuna ve esas sözleşmeye aykırı kusurlu davranışları, yani uygun illiyet bağı sonucu meydan gelmesi şarttır.
Yönetim kuruluna (organa) özgü genel sorumluluk hallerini düzenleyen, TTK m. 553, 6762 sayılı TTK m. 336 dan farklı olarak, ayrı ayrı hangi hallerin sorumluluk doğuracağını belirtmemiş, genel ve kapsayıcı bir şekilde yönetim kurulunun kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlâl edip şirketin zarar görmesine sebep olmaları hallerine hasretmiştir. Maddede belirtilen kanun ifadesi, sadece TTK’nu değil, diğer kanunlardaki yükümlülükleri de kapsar şekilde anlaşılmalıdır.
Madde anlamındaki yükümlülük, yönetim kurulunun kanunlardaki veya esas sözleşmede bir görev veya yetki bağlamında öngörülen hususlardaki yapma ve yapmama zorunluluğunu ifade eder. Bu bağlamda ilk olarak yönetim kurulunun özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağına aykırı davranması, eşit işlem ilkesini ihlâl etmesi açıkça yükümlülük ihlâli olarak tespit edilebilir. Öte yandan, yönetim kurulunun kanunla veya ana sözleşmesiyle genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili olduğunu, kanunların ve ana sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkili olduğunu belirterek yönetim kurulunun kullanacakları yetki kapsamındaki yükümlülükleri gösterilmiştir. Yükümlülükler, yönetim kurulunun şirketi, ortakları ve alacaklıları korumaya yönelik görev ve yetkilerdir.Yükümlülüklerin kusurlu olarak ihlâli nedeni ile yönetim kurulunun sorumlu olabilmesi için, ihlâl sonucu, şirketin, ortakların ya da alacaklıların bir zarara uğraması gereklidir. Yükümlülüğün ihlâline rağmen ortada bir zarar yoksa yönetim kurulunun sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
Şirket yönetim kurulunun hukuki sorumluluğunun kusura dayalı bir sorumluluk olduğu, hem TTK m. 553/1 de hem de 557 de açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle yükümlülüğün ihlâlinde kusur olmadan yönetim kurulunun sorumlu tutulması mümkün değildir. Hatta şirketin zarar etmiş olması veya beklenen gelişmeyi göstermemesi yönetim kurulunu sorumlu tutmak için yeterli değildir. Buna karşılık yönetim kurulu kendisine kanun ve esas sözleşmenin yüklediği görevlerden birisini kusurlu olarak yerine getirmeyerek bir zarara neden olmuşsa, sorumlu olacaktır. TTK m. 553/1, 6762 sayılı TTK m. 336 ve İsviçre BK m. 754 den farklı olarak, “kasten veya ihmal” kavramı yerine, kusur kavramını kullanmıştır. Bu çerçevede zararın kasıt veya ihmalle gerçekleşmiş olması, yönetim kurulunun sorumluluğuna gidilmesi açısından önem taşımayacaktır. Kusur oranı hükmedilecek tazminatın belirlenmesinde dikkate alınacaktır.
6102 sayılı TTK da değişiklik yapan 6335 sayılı Kanun, m. 553'ü ilk haline dönüştürerek, önceden olduğu gibi kusurun ispatını davacıya yüklemiştir.Buna göre meydana gelen zararın oluşmasında yönetim kurulunun kusurlu olduğu davacı tarafından ispat edilecektir.
Yeni TTK kusurun niteliğini, İsviçre hukukundaki gelişmelere uygun olarak, objektifleştirmiştir. Objektifleştirilmiş kusura göre, sorumlu olan kişi aynı olayda, bilinçli ve mantıklı bir kişinin aynı şartlar altında göstermesi gereken özeni göstermiş olmalıdır. Bu nedenle hakkında sorumluluk davası açılan yönetim kurulunun kendi işinde göstermesi gereken özeni gösterdiğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulması mümkün olmadığı gibi, tecrübesizliği ve yeterince bilgi sahibi olmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulması da mümkün değildir.
Hâkim, yönetim kurulu aleyhine açılan sorumluluk davalarında, özen borcunun kapsamını dikkate alarak, onların kusurlu olup olmadığını, kendilerine yüklenen özen borcunu yerine getirip getirmediklerini araştıracaktır. Yönetim kurulunun söz konusu kararı verirken, konu hakkında yeterince bilgi sahibi olup olmadığı, gerekli dokümanların toplanıp toplanmadığı, konu hakkında uzman kişilerden görüş alınıp alınmadığı özen borcu kapsamında incelenecektir. Hâkim, yönetim kurulunun karar verdikleri konuya vakıf olup olmadıklarını, verdikleri kararın bilincinde olup olmadıklarını ve şirketin çıkarlarına yabancı hususların karara etkisinin bulunup bulunmadığını, özen ölçüsünde araştıracaktır. Bir karar alınmadan önce gerekli araştırmanın yapıldığı, şirket çıkarına yabancı etkilerin söz konusu olmadığı bir kararın özen borcuna aykırı olamayacağı ve yönetim kurulunun sorumlu tutulamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü bu durumda yönetim kurulunun tercihine saygı duyulmalı,kararın yerinde olup olmadığı tartışılmamalıdır. Zira yönetim kurulu, kanunun kendileri için getirdiği objektif özeni göstermiş ve bu kararı almıştır.
TTK m. 553/1 göre, meydana gelen zarardan şirket, ortaklar ve alacaklılar doğrudan zarara uğramışlar ise bunlar, yönetim kuruluna karşı doğrudan sorumluluk davası açabileceklerdir. Bu nedenle TTK ortakların ve şirket alacaklılarının doğrudan uğradıkları zararlar nedeni ile yönetim kuruluna karşı dava hakkına sahip olduklarını açıkça hüküm altına almıştır.
Doğrudan zararlar şirketin zarar görmesinden dolayı değil, ortak ve alacaklıların şirketten bağımsız olarak uğradıkları zararlardır. Bu dava sonucu elde edilen tazminat davayı açan kişilere verilir.
Buna karşılık şirketin zarara uğradığı hallerde,şirketin yanında ortaklar da, tazminatın şirkete ödenmesini istemeleri şartıyla dava hakkına sahiptirler (TTK m. 555). Bu maddeye göre, şirket ya da pay sahipleri zarara neden olan yönetim kuruluna karşı sorumluluk davası açabileceklerdir. Ayrıca bu davanın ortak tarafından açılmış olması halinde, TTK m. 555/2’de bir yenilik olarak dava masrafları rizikosu, davacı lehine kolaylaştırıcı hüküm getirmiştir. Ancak belirtmek gerekir ki, yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açma hakkı öncelikle şirketindir. Davanın şirket tarafından açılmaması veya açılamaması halinde şartlar mevcutsa, ortakların veya alacaklıların da bu davayı açma hakkı bulunmaktadır.
TTK m. 202 vd. Uyarınca Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu;Öncelikle belirtmek gerekir ki tam hakimiyet halinde uygulama alanı bulan TTK m. 203uyarınca “Bir ticaret şirketi bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde yüzüne sahipse, hâkim şirketin yönetim kurulu, topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının gereği olmak şartıyla, kaybına sebep verebilecek sonuçlar doğurabilecek nitelik taşısalar bile, bağlı şirketin yönlendirilmesine ve yönetimine ilişkin talimat verebilir. Bağlı şirketin organları talimata uymak zorundadır.”. Hatta TTK m. 205 uyarınca, bağlı şirketin yönetim kurulu üyeleri, bu talimatlara uymaları nedeniyle, şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu tutulamazlar. Ancak “Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek olan veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek nitelik taşıyan talimat verilemez.” (TTK m. 204). Buna göre, bir şirket doğrudan veya dolaylı olarak bir diğer şirketin payları ve oy haklarının tamamına sahipse, bağlı şirketin yönetim kurulu tam bağlı bir yönetim kurulu olarak kabul edilecektir. Burada pay ve oy haklarının yüzde yüzüne sahip olma gerekliliği, emredicidir (Nevzer Sebla Demirtaş, Bağlı Şirketin Borçlarından Dolayı Hakim Şirketin Sorumluluğu, ... Üniversitesi SBE, Yayımlanmamış Doktora Tezi,s. 52). Kısmi hakimiyet ise, pay veya oy haklarının bir kısmına hakim olunması durumunda söz konusudur. Dolayısıyla bu hakimiyet türü, tam hakimiyet dışındaki halleri kapsamaktadır. Bu durumda bir şirketin diğer bir şirketin pay veya oy haklarının %100'üne sahip olmadığı hallerde kısmi hakimiyetten bahsedilmektedir (Demirtaş, s. 54). Huzurdaki asıl dava davacısı ... A.Ş.'nin, %97 hisse payıyla hâkim ortak ... Holding A.Ş.'nin iştiraki olduğu; birleşen dava davacısı ... A.Ş.'nin ise, %99,996 hisse payıyla hakim ortak ... Holding A.Ş.'nin iştiraki olduğu görülmektedir. Bu durumda -davalılar vekillerinin iddialarının aksine- huzurdaki dava bakımından tam hakimiyet değil kısmi hakimiyet bulunduğu, dolayısıyla davalıların TTK m. 203 ve 205 hükümlerinden faydalanma imkanına sahip olmadıkları anlaşılmaktadır.
TTK m. 202/1 hükmünde hakimiyetin hukuka aykırı kullanılması düzenlenmiş olup, buna göre “Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek,yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın.” Hükmün devamında “Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir.” denilmektedir. Gerçi TTK m. 202/1-d hükmü uyarınca “Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden,
bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde tazminata hükmedilemez.”. Görüldüğü üzere kayba neden olan işlemin aynı veya benzer koşullarda şirket menfaatini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği ya da yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı durumunda sorumluluk yüklenmesi mümkün değildir (Demirtaş, s. 153). Ancak dava dosyasında bu yönde bir delile rastlanmamıştır.
TTK m. 202/1-b hükmünde, bağlı şirket pay sahibine, bağlı şirketin kayıplarını hakim şirketten tazmini için dava açma hakkı düzenlenmiştir. Bu dava sonucunda hükmedilecek tazminatın pay sahibine değil, topluluk yararı ilkesi uyarınca, bağlı şirkete ödenmesine karar verilmektedir. Gerek asıl gerekse birleşen dava davacısı ... Holding her iki bağlı şirkette de pay sahibi olduğundan gerek TTK m. 202 uyarınca hakim şirket yönetim kurulu üyeleri aleyhine gerekse TTK m. 553 uyarınca bağlı şirket yönetim kurulu üyeleri aleyhine (dolaylı zararına istinaden) dava açabilir; bir başka deyişle ... Holding davacı sıfatını haizdir.
Öte yandan gerek asıl dava davacısı(bağlı şirket) ... A.Ş. Gerekse birleşen dava davacısı (bağlı şirket) ... A.Ş. TTK. M.553 uyarınca bağlı şirket kendi bünyesindeki yönetim kurulu üyeleri aleyhine(doğrudan zararına istinaden) sorumluluk davası açabilir,bir başka deyişle (asıl davada) ... A.Ş. ile (birleşen davada) ... A.Ş. de davacı sıfatını haizdir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından istenilen zararın dolaylı zarar olduğu ve zararın şirkete ödettirilmesinin istendiği buna göre açılan davanın dinlenebilir olduğu anlaşılmaktadır.Yine bir kısım davalılar vekilleri tarafından ileri sürülen zamanaşımı itirazları ara karar ile reddedilmiştir.(Asıl ve birleşen davada)
Yukarıda yapılan genel belirlemeler ışığında asıl ve birleşen davada davalıların sorumluluğunun ve sorumluluğa dene olan olayların ayrı ayrı irdelenmesi gerekmektedir.
Asıl Dava Bakımından Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğunun Değerlendirilmesi;
1. Bağış adı altında yapılan şüpheli para aktarımları nedeniyle Davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, davacı ... A.Ş. hesaplarından “bağış” adı altında (İngiltere'de kurulu ve FETÖ/PDY ile ilişkili ... Vakfına ve yine FETÖ/PDY ilişkisi nedeniyle kapatılan eğitim kurumları ve vakıflar olan ... Üniversitesi, ... Üniversitesi, ... Üniversitesi, ... Derneği, ... Vakfına ve diğer dernek ve vakıflara) yapılan şüpheli para aktarımları ile davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığını iddia etmektedir.
Bu bağlamda değerlendirilmesi gereken ilk husus, bağışlama işlemi yapılmak istendiğinde, hangi organın bağışlama kararını almaya yetkili olduğudur. Bağışlama yetkisi TTK m. 408 çerçevesinde genel kurulun yetkileri arasında sayılmadığından, bağışlama yetkisi yönetim kuruluna aittir (Adıgüzel, s. 63). Ancak önemli miktarda şirket malvarlığının toptan bağışlanması halinde -TTK m. 408/2-b.f hükmünün kıyasen uygulanması suretiyle- bağışlama yetkisi genel kurula ait olmalıdır (Adıgüzel, s. 64). Huzurdaki davada yapılan bağış önemli miktarda şirket malvarlığının toptan bağışlanması olarak nitelendirilemeyeceğinden, bağışlama ile ilgili kararın genel kurul tarafından alınmasının gerekli olmadığı, yönetim kurulu kararının yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
Şirketlerin amacı kâr elde edip bunu ortakları arasında paylaştırmak olduğu için hiçbir şirket bağışlama yapmak amacıyla kurulmamaktadır. Mülga 6762 sayılı TK döneminde bağışlama işleminin anonim şirketin işletme konusu çevresi içinde olması şartıyla hüküm doğuracağı kabul edilmekteydi (Selen Serder, Anonim Şirketlerin Ehliyeti, Ankara Üniversitesi SBE Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara 2009, 189, 190). Nitekim Yargıtay'ın da bu yönde kararları mevcuttu. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.1964 tarih, E. 836/D-T,K. 500 sayılı kararında (Hayri Domaniç, Anonim Şirketler, İstanbul 1978, s. 104): .. .ortaklığı idare eden organların, esas sözleşmesinin 4. maddesinde gösterilen konusu dışına çıkarak ortaklığın faaliyet ve menfaatlerini sağlamaya matuf bulunmayan ve aksine mutlak surette ortaklık aleyhine ve zararına olan herhangi bir tasarrufta ve özellikle yüksek bağışlarda bulunmaya hak ve yetkileri kabul edilemez...” şeklinde karar verilmişti.
Yine eTK döneminde öğretide bir görüş, anonim şirketin bağış yapabilmesi için esas sözleşmesinde bağışta bulunulabileceğine dair açık bir düzenlemenin yer alması gerektiği yönündeyken (Orhan Çevik, “Ticaret Şirketlerinin Bağışta Bulunabilme Ehliyetleri”, Ankara Barosu Dergisi, 1991, Y. 48, S. 4, s. 560 vd.), bir diğer görüş esas sözleşmede açıkça hüküm bulunmasa dahi yapılan bağışlama işleminin, şirketin amacına ulaşması için doğrudan veya dolayısıyla bir etki sağlaması halinde, geçerli kabul edilmesi gerektiği yönündeydi. Bu bağlamda bağışta bulunmak şirketin çıkarlarına hizmet edecekse, bunun şirketin işletme konusuyla dolaylı bir bağlantısının bulunduğu kabul edilmekteydi (Burçak Yıldız, “Şirketlerin Ehliyetine İlişkin Olarak Özellik Arz Eden Bazı Hukuki İşlem ve Sözleşmeler”, Ankara Barosu Dergisi, C.2, Y.2006, s. 78.)
6102 sayılı TTK'nın kollektif şirketlere ilişkin 223. maddesi incelendiğinde, bağışlamanın kollektif şirket bakımından olağanüstü işlerden sayıldığı görülmektedir. Aynı şekilde komandit şirketler bakımından da bağışlama olağanüstü bir işlem niteliğindedir (TTK m. 318).Görüldüğü üzere TTK, şahıs şirketleri bakımından bağışlama işlemini açıkça olağanüstü işlemlerden saydığı halde, sermaye şirketleri bakımından herhangi bir düzenleme içermemektedir. TTK'da ultra vires ilkesi kaldırıldığından, işletme konusu bağışlama için bir sınır oluşturamaz. Bir başka deyişle, bağışın anonim şirketin işletme konusu dışında olması halinde, bu işlem şirket için hükümsüz sayılmayacak ancak fiil ehliyeti çerçevesinde yönetim
kurulu üyelerinin sorumluluğu doğabilecektir (Burak Adıgüzel, “Anonim Şirketlerde Bağış ve
Yöneticilerin Sorumluluğu”, Terazi Hukuk Dergisi, C. 14, S. 151, Mart 2019, s. 61-62). Keza yapılan bağışlama işleminin, şirketin kâr elde etme ve bunu ortakları arasında paylaştırma amacının önüne geçmesi halinde yönetim kurulunun sorumluluğuna gidilebilecektir (Domaniç, s..98.)
Öte yandan bağışlama işleminin makul miktarlarda olması ve toplumsal fayda sağlaması kriterleri de dikkate alınmalıdır (Serder, s. 192) Gerçekten de belli bir miktarın bağışlar şirket menfaati ile çelişmektedir. Bu konuda özellikle şirketin büyüklüğü, dönem karı ve mali durumu, bağışın miktarı bakımından belirleyici olacaktır. Yapılan bağışın miktarı, şirketin net varlıkları, faaliyet sonuçları ile orantılı olmalı ve şirketin stratejik yönünü, sektör ortamını, şirketin sosyal ve makrockonomik rolünü yansıtmalıdır (Adıgüzel, s. 65).Yargıtay da eTK döneminde vermiş olduğu bir kararda “makul hudutlar içinde kalan ve şirket menfaat ve faaliyetini sağlamaya yarayan hibeler'in geçerli sayılacağını belirtmiştir (Y. HGK., 01.07.1964 t., E. 836, T-K. 500 (Batider, 1965, C.3,S. 1,s. 166 vd.). Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; davacı şirketin 01.01.2013-17.11.2015 . tarihleri arasında 2.297.517,67 TL tutarında bağış ve yardım yaptığı tespit edilmiştir.Burada dikkat çeken husus, davacı şirketin 2013 yılında yaklaşık 8 milyon TL kâr elde etmiş iken şirket kârının %20'sine denk gelen tutarda bağış ve yardımda bulunduğunun, 2015 yılında (-) 4,5 milyon TL zarar etmiş iken aynı yıl 637.000 TL tutarında bağış ve yardımda bulunduğunun tespit edilmiş olmasıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar açıklamalar karşısında, söz konusu bağışlama işleminin makul miktarlarda olmadığı, şirketin kâr elde etme ve bunu ortakları arasında paylaştırma amacının önüne geçtiği, bu sebeple söz konusu bağışlama işleminin kanuna (özellikle TTK m. 369 hükmünde ifadesini bulan özen yükümlülüğüne) aykırı olduğu anlaşıldığından davalılar bu zarardan sorumlu olmaları nedeniyle bilirkişi kurulunca tespit edilen zarar miktarının davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.
2.... Derneği iktisadi işletmesine telif hakkı ve reklam bedeli ödenmesi nedeniyle Davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili ... Derneği iktisadi işletmesine yüksek tutarlarda telif hakkı, reklam bedeli, hizmet bedeli adı altında ödemeler yapıldığını, bu sebeple davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddia etmektedir. Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; söz konusu derneğe davacı şirket tarafından 3.403.045,10 TL tutarında ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Ancak söz konusu ödemeler nedeniyle davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığını söyleyebilmek için fatura muhteviyatı hizmetlerin gerçekte alınmadığının ispat edilmesi gerektiği, ancak dosya münderecatında söz konusu fatura muhteviyatı hizmetlerin davacı ... A.Ş. tarafından alınmadığına dair bir delile rastlanmadığı tespit edilmiştir. Bu sebeple davacıların bu iddiasının ispata muhtaç olduğu,davacıların zararı ispat edemedikleri anlaşıldığından bu kısma ilişkin talebin reddine karar verilmelidir.
3.... hesabına gönderilen yurt dışı telif ve tercüme ödemeleri nedeniyle Davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, ... hesabına yurt dışı telif ve tercüme giderleri adı altında ödemeler yapıldığını iddia etmektedir. Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; 2013-2015 yılları arasında ... cari hesabına “Telif Bedelleri” açıklaması ile 1.403.922,64 TL alacak işlendiği, yine 2013-2015 yılları arasında ... ve ... avukatına olmak üzere toplam 1.737.761,00 TL ödeme yapıldığı, söz konusu ödemeler ile davacı şirketin zarara uğratıldığını söyleyebilmek için, ... alacağına işlenen telif bedellerinin gerçek olmadığının ispat edilmesi gerektiği, ancak dosya münderecatında söz konusu telif bedellerinin gerçek olmadığına dair bir delile rastlanmadığı tespit edilmiştir. Bu sebeple davacıların bu iddiasının ispata muhtaç olduğu,avacıların zararı ispat edemedikleri anlaşıldığından bu kısma ilişkin talebin reddine karar verilmelidir.
4. Davacı ... A.Ş.'nin bağlı ortaklığı .... şirketinin hisselerinin şüpheli bir şekilde satılması nedeniyle Davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, ... A.Ş.'nin 9652 oranında hissedar bulunduğu Amerika'da mukim iştiraki .... unvanlı şirketteki hisselerinin tamamını, kayyım atanmasından kısa bir önce muvazaalı şekilde defter kayıt değerinin dahi altında bir bedelle sattığını, ayrıca sembolik satış bedelini de tahsil etmediğini iddia etmektedir.
Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; Davacı şirketin %52 oranında pay sahibi olduğu ... unvanlı şirketteki hisselerinin tamamını 31.10.2015 tarihinde 291.490,00 TL (100.000,00 USD) bedelle ... şirketine sattığı ve fakat satış bedelini tahsil etmediği tespit edilmiştir. Burada dikkat çeken husus, söz konusu bağlı ortaklık, davacı şirketin ticari defterlerinde 500.000,00 TL kaydi değerle yer almakta iken söz konusu hisselerin 291.490,00 TL (100.000,00 USD) bedelle yani defter değerinin altında bir bedelle satılmış olduğudur. Bahse konu hisselerin satış tarihinin kayyım atanmasından hemen önce olması dikkate alındığında, söz konusu hisselerin muvazaalı olarak şirket dışına çıkarıldığı, dolayısıyla davacı ... A.Ş.'nin, satış bedeli olan 100.000,00 USD veya defter değeri olan 500.000,00 TL tutarında zarara uğratıldığı anlaşılmaktadır.. Söz konusu işlem davacı ... A.Ş.'nin malvarlığını azaltmaya yönelik bir işlem olduğundan, bu işlemin TTK m.
369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırı olduğu anlaşıldığından davalılar bu zarardan sorumlu olmaları nedeniyle bilirkişi kurulunca tespit edilen zarar miktarının davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.
5. Davacı ... A.Ş.'nin bağlı ortaklığı ... şirketinin hisselerinin şüpheli bir şekilde satılması nedeniyle Davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, ... A.Ş.'nin %100 oranında hissedar bulunduğu Almanya'da mukim iştiraki ... ünvanlı şirketteki hisselerinin tamamını, 2015 yılı Ekim ayında muvazaalı şekilde defter kayıt değerinin dahi altında bir bedelle sattığını, ayrıca sembolik satış bedelini de tahsil etmediğini iddia etmektedir.
Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; davacı şirketin %100 oranında pay sahibi olduğu ... unvanlı bağlı ortaklığın 11.11.2015 tarihinde 31.244,00 TL (10.000,00 Euro) bedelle ... şirketine satıldığı ve fakat satış bedelinin tahsil edilmediği tespit edilmiştir. Burada dikkat çeken husus, söz konusu bağlı ortaklık, davacı şirketin ticari defterlerinde 765.870,00 TL kaydi değerle yer almakta iken, söz konusu hisselerin 31.244,00 TL (10.000,00 Euro) yani defter değerinin altında bir bedelle satılmış olduğudur. Bahse konu hisselerin satış tarihinin kayyım atanmasından hemen önce olması dikkate alındığında, söz konusu hisselerin muvazaalı olarak şirket dışına çıkarıldığı, dolayısıyla davacı ... A.Ş.'nin 765.870,00 TL tutarında zarara uğratıldığı değerlendirilmiştir.
Söz konusu işlem davacı ... A.Ş.'nin malvarlığını azaltmaya yönelik bir işlem olduğundan, bu işlemin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırı olduğu anlaşıldığından davalılar bu zarardan sorumlu olmaları nedeniyle bilirkişi kurulunca tespit edilen zarar miktarının davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.
6. Davacı ... A.Ş.'nin Mısır'da bulunan gayrimenkulünün satılması nedeniyle zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, ... A.Ş. tarafından 28.08.2011 tarihinde alınan Mısır'daki taşınmazın kayyım atanması öncesinde alınan yönetim kurulu kararı ile satışına karar verildiğini ancak şirket hesaplarında satışa ilişkin bir ödeme kaydı bulunmadığını iddia etmektedir.Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; Mısır'da bulunan gayrimenkulün davacı şirketin ticari defterlerinde 1.799.281,00 TL kaydi değerle kayıtlı olduğu, her ne kadar davacı şirket yönetim kurulu 15.09.2015 tarihinde söz konusu gayrimenkulün satışı için karar almış olsa da söz konusu gayrimenkulün halen davacı şirketin ticari defterlerinde yer aldığı, davacı şirketin söz konusu gayrimenkulün gerçekten satıldığına veya ne kadara satıldığına dair bir delil sunamadığı, bu sebeple davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddiasının yerinde olmadığı,ortada zarar yoksa sorumluluk da olmayacağından söz konusu işlem açısından sorumluluk şartlarının oluşmadığından bu yöne ilişkin talebin reddine karar verilmelidir.
7. Hakim şirket ... Holding'e kâr payı avansı ödemesi yapılarak Davacı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, ... A.Ş.'nin 2012 yılına ilişkin 04.09.2013 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantısında, “şirketin 2012 faaliyet dönemi karının dağıtılmamasına” oybirliği ile karar verilmiş olmasına rağmen; 30.05.2013 tarihinde ... Holding A.Ş.'ne “2012 yılı kar dağıtım avans ödemesi” ödendiğini, söz konusu temettü avans ödemesinin yasal dayanağı bulunmadığını, davacı şirketin zararına olarak yüksek tutardaki nakdin hakim şirkete aktarıldığını iddia etmektedir.
Bilindiği üzere TTK m. 509/3 hükmüne istinaden Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından “Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ” (“Tebliğ”) (RG. 09.08.2012, S. 28379) çıkarılmış olup Tebliğ'in amacı, kâr payı avansı dağıtımında uyulacak usul ve esasları düzenlemektir. Buna göre kar payı avansı dağıtılma şartları; şirket genel kurulunca kâr payı avansı dağıtılmasına ilişkin karar alınması ve kâr payı avansı dağıtılacak hesap döneminde hazırlanan üç, altı veya dokuz aylık ara dönem finansal tablolara göre kâr edilmiş olmasıdır (Tebliğ, m. 5). Görüldüğü üzere kar payı avansı dağıtılabilmesi için şirket genel kurulunca kâr payı avansı dağıtımına ilişkin karar alınmalıdır.Her ne kadar kâr payı avansına ilişkin olarak yönetim organına bazı görevler yüklenmişse (Tebliğ, m. 9) anılan hükmün uygulanabilmesi için öncelikle genel kurulun kâr avansı dağıtımına karar vermesi gerekir.
Huzurdaki davada kar payı avansı dağıtımına genel kurul karar vermemiştir. Esasen bu durumda hem dağıtılan kâr payının geri ödenmesi (TTK m. 512) hem de oluşan zarardan yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulması (TTK m. 53 vd.) mümkün olabilecektir (Ercan Geçgel, Anonim Şirketlerde Kar Payı Avansı, Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi SBE, Kocaeli 2017, s. 69 vd.). Ancak Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; 30.05.2013 tarihinde davacı ... A.Ş. tarafından, hakim ortak ... Holdinge “kar avans ödemesi” olarak 1.046.0000 TL tutarında ödeme yapıldığı, ancak davacı ... A.Ş.'nin ... Holding'e ödediği bu bedele faiz tahakkuk ettirdiği, akabinde 30.09.2013 tarihinde ... Holding'in, avans ve adat bedellerine istinaden davacı ... A.Ş.'ne 1.092.158,69 TL olarak geri ödeme yaptığı, bu sebeple hakim şirket ... Holding'e kâr payı avansı ödemesi yapılması neticesinde davacı ... A.Ş.'nin zarara uğramadığı ,,ortada zarar yoksa sorumluluk da olmayacağından söz konusu işlem açısından sorumluluk şartlarının oluşmadığından bu yöne ilişkin talebin reddine karar verilmelidir.
8. Davacı ... A.Ş.'nin vergi cezaları ödemesi nedeniyle zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, ... A.Ş.'nin VUK mevzuatına aykırı mali işlemleri nedeniyle Vergi Denetim Kurulu'nun incelemeleri neticesinde vergi cezaları ödemek zorunda kaldığını iddia etmektedir.
Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde, söz konusu vergi cezalarının kanun koyucunun detaylı incelemeleri neticesinde kesilen cezalar olduğu, davacı şirket için bir zarar unsuru taşıdığı değerlendirilmiştir. Bağlı şirketin malvarlığının bu şekilde azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalılar bu zarardan sorumlu olmaları nedeniyle bilirkişi kurulunca tespit edilen zarar miktarının davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Birleşen Dava Bakımından Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğunun Değerlendirilmesi
1. Bağış adı altında yapılan şüpheli para aktarımları nedeniyle davacı ...
A.Ş.'nin zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, davacı ... A.Ş'nin hesaplarından “bağış” adı altında, İngiltere'de kurulu ve FETÖ/PDY ilişkili ... ünvanlı okula ve yine FETÖPPDY ilişkisi nedeniyle kapatılan eğitim kurumları ve vakıflar olan ... Üniversitesi, ... Üniversitesi, ... Üniversitesi, .... Vakfı, ... Derneği, ... Vakfı ve diğer dernek ve vakıflara yapılan şüpheli para aktarımları ile davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia etmektedir.
Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde; davacı ... A.Ş'nin 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında 4.870.674,52 TL + 50.000,00 EURO bağış ve yardım yaptığı tespit edilmiştir. Burada dikkat çeken husus, Mali Bilirkişi tarafından, davacı şirket 2013-2014-2015 yıllarında yaklaşık 46 milyon TL kâr elde etmişken şirketin kârının yaklaşık %12'sinin bağış ve yardım olarak elden çıkartılmış olduğunun tespit edilmiş olmasıdır. Davacı şirketten nakden çıktığı halde herhangi bir gider unsuru taşımayan 2.468.267,02 TL *+ 50.000,00 Euro (gider gösterilmeyen kısım) tutarındaki bağış ve yardımın davacı ... A.Ş.'nin zararına olduğu az yukarıdaki asıl dava için yapılan açıklamalar karşısında, söz konusu bağışlama işleminin makul miktarlarda olmadığı, şirketin kâr elde etme ve bunu ortakları arasında paylaştırma amacının önüne geçtiği, bu sebeple söz konusu bağışlama işleminin kanuna (özellikle TTK m. 369 hükmünde ifadesini bulan özen yükümlülüğüne) aykırı olduğu anlaşıldığından davalılar bu zarardan sorumlu olmaları nedeniyle bilirkişi kurulunca tespit edilen zarar miktarının davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı ... A.Ş.'ne ait araçların değerinin altında satıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, davacı ... A.Ş. aktiflerine kayıtlı iki aracın piyasa değerinin çok altında bedelle satıldığını, bu suretle şirketin zarara uğratıldığını iddia etmektedir. Makine mühendisi bilirkişinin tespitine göre ... plaka sayılı aracın rayiç değerinin yarısı fiyatına satıldığı,davalıların,şirkete ait aracı rayiç değerinin çok altında satarak özen yükümlülüğüne aykırı davrandıkları anlaşıldığından davalılar bu zarardan sorumlu olmaları nedeniyle bilirkişi kurulunca tespit edilen zarar miktarının davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.
3. Davacı ... A.Ş.'nin ... Merkezi'nden aldığı fatura nedeniyle zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, ... Merkezi'ne gerçek bir ticarete dayanmayan ve yüksek meblağlı fatura ödemeleri yapıldığını, bu tür şüpheli gider kayıtlarıyla davacı ... A.Ş.'nin nakit malvarlığının şirket hesaplarından çıkartılarak şirketin zarara uğratıldığını, söz konusu ödemelere dayanak salt hizmet faturaları bulunmakla, hizmetin alınıp alınmadığını, ne şekilde alındığını tevsik edici resmi kayıt, belge bulunmamakla, fatura tutarlarının olağan ticari hayattaki emsal ücretlerin çok üzerinde olduğunu iddia etmektedir.Mali Bilirkişi tarafından, ... Merkezi'nden 01.10.2015 tarihinden önce ve kayyım atanma tarihi olan 17.11.2015 tarihinden sonra 16.05.2016 tarihine kadar fatura alınmaya devam edildiği, dolayısıyla 01.10.2015 tarihli 900.000,00 TL + KDV bedelli fatura nedeniyle davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasının ispata muhtaç olduğu,ortada zarar yoksa sorumluluk da olmayacağından söz konusu işlem açısından sorumluluk şartlarının oluşmadığından bu yöne ilişkin talebin reddine karar verilmelidir.
4. Davacı ... A.Ş.'nin ... Hizmetleri A.Ş.'ne ödedidiği hizmet bedeli nedeniyle zarara uğratıldığı iddiası hakkında değerlendirme:
Davacılar vekili, geçmiş yıllara oranla 2013-2014-2015 döneminde yüksek tutarlarda “Reklam ve Tanıtım Harcamaları” adı altında gerçek bir ticarete dayanmayan gider kayıtları yaratıldığını, “Dışarıdan Sağlanan diğer işçilik ve hak ediş giderleri” ve “Yurtiçi Telif ve Tercüme Giderleri” adı altında düzenlenmiş yüksek meblağlı faturaların kayda alındığını, geçmiş yıllara oranla bu giderlerin bu dönemde ciddi artış gösterdiğini, şirketin bu tür şüpheli gider kayıtlarıyla nakit malvarlığının şirket dışına çıkartıldığını, bilgi işlem danışmanlık, ajans
ve ilan, televizyon ve internet reklamları konusunda gider olarak yüksek tutarlı faturaların kayda alınması ve ödemeleri yapılmış olan ... Hizmetleri A.Ş.'nin yakın tarihte kurulmuş bir şirket olması, yüksek tutarlı faturaların kayyım atanma tarihi öncesinde kesilmiş
olması, kayyım atamaları sonrası ... şirketinin kapatılmış olması, şirketin para aktarımında paravan olarak kullanıldığı şüphesini kuvvetlendirdiğini iddia etmektedir.
Mali Bilirkişi tarafından, davacı ... A.Ş.'nin ... Hizmetleri A.Ş.'ne yaptığı ödemeler nedeniyle zararı uğratıldığını söyleyebilmek için, fatura içeriği hizmetlerin gerçekte alınmadığının ispatlanması gerektiği, ancak davacı ... A.Ş. tarafından söz konusu fatura içeriği hizmetlerin alınmadığına ilişkin bir delil sunulmadığı tespit edilmiş, bu nedenle davacıların bu iddiasının ispata muhtaç olduğu,,ortada zarar yoksa sorumluluk da olmayacağından söz konusu işlem açısından sorumluluk şartlarının oluşmadığından bu yöne ilişkin talebin reddine karar verilmelidir.
Yukarıda yapılan tespitlerden sonra davalıların hangi dönem için sorumlu olduklarının belirlenmesi gerekir.Buna göre;
ASIL DAVADA;
...'un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca ;
...'ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında b: şirket ... A.Ş.'de
meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m.
202 uyarınca;
...'ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca,
...'ın 01.01.2013-05.08.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlardan hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m.202 uyarınca ve 18.12.2014-14.07.2015 tarihleri arasında aynı zamanda (... A.Ş.) YK üyesi olduğu anlaşıldığından kendisi 18.12.2014-14.07.2015 tarihleri arasında TTK m. 553 uyarınca ,
...'un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca,
...'nun 01.01.2013-16.09.2014 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlardan hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca ve 01.01.2013-03.11.2014 tarihleri arasında aynı zamanda (... A.Ş.) YK üyesi olduğu anlaşıldığından 16.09.2014-03.11.2014 arası dönemde TTK m. 553 uyarınca,
...'nin 01.08.2015-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfaltıyla 202 ve Ocak 2013-Kasım 2015 tarihleri arasında aynı zamanda tüzelkişi YK Üyesi .temsilcisi olarak görev yaptığı anlaşıldığından 01.01.2013-01.08.2015 arası dönemde TTK m. 553 uyarınca,
...'ın 14.07.2015-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlardan tüzelkişi YK üyesi ... Holding temsilcisi olarak TTK m. 553 uyarınca,
...'ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlardan tüzelkişi YK üyesi ... Holding temsilcisi olarak TTK m. 553 ve .07-2015-11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlardan tüzelkişi YK esi ... A.Ş. temsilcisi olarak da TTK m. 553 uyarınca,
Sorumlu tutulmaları gerektiği sonucuna varılmıştır.
BİRLEŞEN DAVADA;
...'un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 ve 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında aynı zamanda (.... A.Ş.) YK üyeliği de yaptığı anlaşıldığından 17.11.2015-20.11.2015 arası dönemde TTK m. 553 uyarınca,
...'ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de

meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m.
202 uyarınca,
...'ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca,
...'ın 01.01.2013-05.08.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlardan hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 ve 1.01.2013-...09.2013 tarihleri arasında aynı zamanda tüzelkişi YK Üyesi ... Holding temsilcisi olarak da görev yaptığı anlaşıldığından 01.01.2013-...09.2013 arası dönemde TTK
. 533 uyarınca ,
...'un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m.202 uyarınca ,
...'nun 01.01.2013-16.09.2014 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlardan hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca,
...'nin 01.08.2015-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ... A.Ş.'de meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m.202 ve ...09.2013-17.11.2015 tarihleri arasında aynı zamanda tüzelkişi YK Üyesi ... Holding YK üyesi olarak da görev yaptığı anlaşıldığından ...09. 2013-17.11.2015 arası dönemde TTKm. 533 uyarınca,
Sorumlu tutulmaları gerektiği sonucuna varılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,davalıların,asıl ve birleşen davada bağlı şirket ve hakim şirketin yönetim kurulunda görev aldıkları,görevde bulundukları süre içerisinde özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarda bulunarak yöneticisi oldukları şirketleri zarara uğrattıkları,yöneticilerin fiilleri ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşıldığından ispat edilen zarar miktarları yönünden davalıların sorumlu tutularak zarar miktarının zararın meydana geldiği tarihlerden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilinine,asıl ve birleşen davalarda davacıların şirketlerin uğradığı bir kısım zararı ispat edemediklerinden davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

ASIL DAVADA;
1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile; 2.687.850,92.-TL'nin 06/03/2023 tarihli ek bilirkişi raporunun 25.sayfasında belirtilen zarar tarihleri ve zarar miktarları dikkate alınarak belirlenen zarar tarihlerinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... Ticaret A.Ş.'ne VERİLMESİNE,(Davalı ...'ın 1.338.018,68.-TL,davalı ...'nun 1.113.018,68.-TL ve davalı ...'ın 1.349.832,24.-TL ile sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmalarına) bilirkişi kurulu ek raporunun kararın eki olduğunun BELİRTİLMESİNE,

2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 183.607,10 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAT KAYDINA,(Davalı ...'ın 91.400,06.-TL,davalı ...'nun 76.030,31-TL ve davalı ...'ın 92.207,07-TL ile sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmalarına)
4-Davacılar tarafından yapılan 73 adet tebligat + posta ücreti 1.076,00 , iki bilirkişi inceleme ücreti 47.000,00 TL ve bir ilan bedeli olmak üzere toplam 52.035,84 yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 33.914,87 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE, kalan kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, (Davalı ...'ın 16.882,90.-TL, davalı ...'nun 14.043,89-TL ve davalı ...'ın 17.031,97-TL ile sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmalarına)

5-Davacıların kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 272.397,55 TL ücreti vekaletin davalılardan tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, (Davalı ...'ın 177.182,05.-TL,davalı ...'nun 152.432,05-TL ve davalı ...'ın 178.481,55-TL ile sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmalarına)

6-Bir kısım davalıların kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 186.891,07 TL ücreti vekaletin davacılardan tahsili ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara VERİLMESİNE,
7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabulucuk ücretinden,860,32.-TL'sinin davalılardan,459,68.-TL'sinin ise davacılardan müşrereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE,
BİRLEŞEN DAVADA;

1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile;

a)2.474.517,02.-TL'nin 06/03/2023 tarihli ek bilirkişi raporunun 25 ve 26.sayfalarında belirtilen zarar tarihleri ve zarar miktarları dikkate alınarak belirlenen zarar tarihlerinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne VERİLMESİNE,(Davalı ...'ın 2.468.267,02.-TL,davalı ...'nun 1.735.546,36.-TL ve davalı ...'nin 1.228.884,02.-TL ile sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmalarına) bilirkişi kurulu ek raporunun kararın eki olduğunun BELİRTİLMESİNE,
b)50.000,00 Euro alacağın 05/09/2014 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki T.C merkez bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne VERİLMESİNE,
2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 200.006,35.- TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAT KAYDINA,(Davalı ...'ın 199.579,42.-TL,davalı ...'nun 149.527,27.-TL ve davalı ...'nin 114.917,16.-TL ile sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmalarına)
4-Davacılar tarafından yapılan 25 adet tebligat + posta ücreti olan 820,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 449,72 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE, kalan kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, (Davalı ...'ın 448,76-TL, davalı ...'nun 336,22.-TL ve davalı ...'nin 258,39.-TL ile sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmalarına)

5-Davacıların kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 284.396,10 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, (Davalı ...'ın 284.083,60.-TL,davalı ...'nun 247.116,11-TL ve davalı ...'nin 206.583,12.-TL ile sınırlı olarak diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmalarına),
6-Bir kısım davalıların kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 258.535,95 TL ücreti vekaletin davacılardan tahsili ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara VERİLMESİNE,
7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabulucuk ücretinden,723,94.-TL'sinin davalılardan,.596,06-TL'sinin ise davacılardan müşrereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere Asıl ve birleşen davada davacılar vekili , davalı ... Vekili ve davalı ..., ..., ... ve ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluğunda oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 12/10/2023

Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim