mahkeme 2023/151 E. 2024/114 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/151
2024/114
12 Temmuz 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/151
KARAR NO : 2024/114
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 24/08/2023
KARAR TARİHİ : 12/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/08/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, ...., Hollanda da kurulduğunu ve Hollanda tabiiyetinde olduğunu, kayıtlı adresinin Amerika Birleşik Devletleri olduğunu, ....'ın temel ticari faaliyetinin, spor ayakkabısı, giysi, ekipman, aksesuar ve ilgili hizmetlerin tasarımı, geliştirilmesi ve dünya çapında pazarlanması ve satışı olduğunu, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... ve ... sayı ile tescilli markalarının tanınmış markalar olarak kaydedildiğini, .... sayı ile tescilli "..." markasının seri marka algısı oluşturması, müvekkilinin "...." markalarının dünya çapında ve özellikle Türkiye'de tanınmış bir marka olması, kötü niyetli olarak tescil ettirilmiş olması sebepleriyle hükümsüz kılınması için işbu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, işbu davaya konu markanın esas unsur olarak bir şekil unsuru içerdiğini,, işbu esaslı konumdaki şekil unsurunun müvekkilinin tanınmış "...." markalan ile yüksek derecede benzer olduğunu, tüketicilerin öncelikle şekil unsurlarını algılayacak olup, bunun da ötesinde akılda kalıcı olan unsurun yine şekil unsuru olacağını, davaya konu markanın ilk başvuru sahibi (diğer bir deyişle devreden başvuru sahibi) tarafından yapılmış olan .... sayılı marka başvurusunun da TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 19/10/2020 tarih ve ... sayılı karar ile müvekkilinin tanınmış "...." markalarına benzer bulunarak reddedildiğini, hükümsüzlüğü istenen .... sayılı marka için SMK 6/1'de aranan koşulların gerçekleştiğini, açıklanan nedenlerle, .... sayılı marka tescilinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafın öncelikli olarak davasına dayanak yaptığı tüm markaların kendisi adına tescilli olduğu yönündeki iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm iddia ve beyanları tamamen soyut, haksız ve mesnetsiz olduğunu, hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, dava konusu edilen müvekkili firma adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sayısı ile tescilli marka ile, davacının davasına dayanak yaptığı ve kendisi adına tescilli olduğunu ileri sürdüğü markalar arasında hiçbir benzerlik durumu olmadığını, dava konusu edilen müvekkili firmaya ait ... sayı ile tescilli markanın tescili başvurusu sırasında yapılan tüm itirazların Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından red edilmiş olduğunu, bahse konu marka Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 04/09/2019 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili firmaya ait ... sayısı ile tescilli markada görüldüğü üzere; ".... unsurunun" orta kesiminde ... olduğunu ve yine .... unsurunun tam üst kısmında da rahatlıkla görülebilir ve okunabilir şekilde "...." yazısı bulunduğunu, markanın bir bütün olduğunu ve bir bütün olarak algılanması gerektiği hususunun izahtan vareste olduğunu, açıklanan nedenlerle, haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı ve davalı adına kayıtlı marka tescil belgeleri celp olunmuştur.
Dosya, davalı adına tescilli .... tescil no.lu markanın dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 18/04/2024 havale tarihli raporlarında; "Gerek Davacı tarafa ait 02.01.2006 başvuru tarihli .... numaralı tanınmış marka tescili ve gerekse de aynı şekil unsurunu içeren önceki tarihli Davacı markaları ile Davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen 28.05.2019 başvuru tarihli ... numaralı marka tescili şekil unsuru arasında ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile birbiri üzerinde iltibas yaratacak kadar benzer olarak algılandıkları, işaretsel benzerliğin ve sınıfsal benzerliğin söz konusu olduğu; Karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu, davacı markasının "tanınmışlığı söz konusu olduğundan" SMK. m.6/4 ve m.6/5’te sayılan hükümsüzlüğe ilişkin koşulların gerçekleşeceğinin kabulü mümkün olup, değerlendirme ve nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalı markasının tescilinde SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının kapsamının takdirinin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
Davalı vekili 22/04/2024 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporunda "..." ibaresi ile "...", ..." ibareleri açısından farklılık olduğu, kelime unsurlarının farklılığı, taraf makaları açısından farklılık yaratmakla birlikte, "...." ibaresi ile "..., ...." ibareleri arasında işitsel açıdan farkılık söz konusu, bu açıdan taraf markaları açısından benzerliğin söz konusu olmadığı ve bu açıdan genel anlamda iltibasın oluşmayacağı" sonucuna ulaşıldığını, "..." ibaresi ile "..., ...." kelime unsurları açısından kavramsal olarak farklılık arz etmekte" şeklinde sonucuna ulaşıldığını, müvekkili firma adına tescilli marka ile davacı taraf adına tescilli markalar arasında her yönü ile bariz farklılıkların bulunduğu ve markalar arasında herhangi bir benzerlik durumunun söz konusu olmadığı hususu açıkça tespit edilmiş olunmasına rağmen, raporun sonuç kısmında "hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu" denilmesi durumunun, raporun ne denli eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde tanzim edildiği, raporun kendi içerisinde çelişkiler içerdiği ve bu haliyle hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığını açıkça gösterdiğini, bilirkişi raporundaki tüm bu tespitler ışığında, müvekkili firma adına tescilli marka ile davacı taraf adına tescilli markaların tüketici nezdinde karıştırılmaları gibi bir durumun söz konusu dahi olmayacağı hususu her yönü ile açık iken, raporun sonuç kısmında "hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu" denilmesi durumunun, raporun ne denli eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde tanzim edildiğini, raporun kendi içerisinde çelişkiler içerdiğini ve bu haliyle raporun hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığını açıkça gösterdiğini, kaldı ki, markaların tüketiciler tarafından karıştırıldığına dair herhangi bir izlenim bulunmadığı gibi davacı tarafça bu yönde dosyaya sunulmuş tek bir somut delil de olmadığını, markanın bir bütün olduğu, bir bütün olarak algılanması ve değerlendirilmesi gerektiği hususunun izahtan vareste olduğunu, müvekkili firmaya ait tescilli markada görüldüğü üzere şekil unsurunun tam üst kısmında rahatlıkla görülebilir ve okunabilir şekilde "...." yazısı bulunduğunu, markada bulunan bu yazı hiçbir şekilde dikkate ve değerlendirmeye alınmaksızın salt şekil unsuru baz alınmak suretiyle raporun sonuç kısmında; "hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu" denilmesi durumu, raporun ne denli eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde tanzim edildiğini, raporun kendi içerisinde çelişkiler içerdiğini ve bu haliyle hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığını açıkça gösterdiğini, müvekkili firmaya ait tescilli markada görüldüğü üzere, "şekil unsurunun" orta kesiminde çıkıntı olduğunu, zira bilirkişi raporunda da, "...." denilmek suretiyle, bu hususun açıkça tespit edildiğini ve şekil unsurları arasında da bariz farklılığın bulunduğu hususunun açıkça tespit edilmiş olunmasına rağmen, raporun sonuç kısmında ise; "hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu" denilmesi durumunun, raporun ne denli eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde tanzim edildiğini, raporun kendi içerisinde çelişkiler içerdiğini ve bu haliyle hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığını açıkça gösterdiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazları da değerlendirilmek üzere ek rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir.
SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir.
Davacı tarafa ait 02/01/2006 başvuru tarihli ... numaralı, ..., ... ve .... tescil numaralı markaların tek ve asli unsurunu oluşturan şekil unsurunun marka tescili ile benzer biçimde görünüşe göre sağ yukarıdan .... biçimde başlayarak aşağı doğru .... bir biçimde genişleyerek ilerleyen, aşağı indiğinde içerde ve dışarda geniş bir ... çizen ve yukarı döndüğü noktada tekrar ... biçimde biten .... andıran biçim ve formda olduğu, davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen 28/05/2019 başvuru tarihli .... numaralı marka tescili şekil unsurunda yer alan tek farkın aşağı doğru açılı biçimde genişleyerek inen unsurun üst kenar çizgisinde yukarı doğru sivrilen bir .... yer alması olduğu, şekil unsarları arasında bulunan tek farkın bu .... unsuru olduğu, bu farkın tasarımların bütüncül algısı içinde ayırt edici nitelik yaratmadığı, yapılan değerlendirme sonucunda davacı tarafa ait 02/01/2006 başvuru tarihli ... numaralı marka tescili ile davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen 28/05/2019 başvuru tarihli ... numaralı marka tescili şekil unsuru arasında ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile birbiri üzerinde iltibas yaratacak kadar benzer olarak algılandıkları, davalıya ait markanın, aynı ve benzer emtialarda tescilli olması dolayısıyla, özel bir bilgi, eğitim ve dikkat seviyesine sahip olmayan ortalama tüketici nezdinde, davacı seri markalarının bir yenisi gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu, bu itibarla SMK 6/1 gereğince hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı aynı zamanda hükümsüzlük talepleri bakımından tanınmışlık iddiasında bulunmuştur. Tanınmışlık hukukumuzda SMK 6/4 ve 5.fıkralarında düzenlenmiştir. Buna göre: "Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.", "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir."
Dosyaya sunulan davacı delillerine göre "...." unsurlu markaların çok fazla ülkede tescilli olduğu, yoğun kullanıma ve tanıtım faaliyetine konu edildiği, söz konusu markaların tanınmış marka özelliklerine haiz olduğu ve SMK 6/5 kapsamında tüm sınıflar yönünden tanınmışlık nedeni ile de hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır.
Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;
Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır.
Davaya konu olayda, davacının davaya dayanak markalarının tanınmış marka olduğu, sadece piyasa aktörleri ve ticari rakipler değil, genel toplum nezdinde bilinirliğinin yüksek olduğu, davalının davacı ile aynı sektörde ticari faaliyette bulunan tacir olduğu ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü de dikkate alınarak davacı markalarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacıya ait bu bilinen ve tanınan şekil markasının yüksek düzeyde benzerinin aynı emtia grubunda marka olarak seçilmesinin tesadüf olarak nitelenemeyeceği, somut olayda kötüniyetli tescilin şartlarının oluştuğu hukuki kanaatine ulaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davacının davasının KABULÜ ile;
Davalı yana ait .... tescil numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, davacı tarafça yatırılan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 332,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 10.872,20 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.