mahkeme 2025/641 E. 2025/761 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/641

Karar No

2025/761

Karar Tarihi

13 Ağustos 2025

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/641
KARAR NO : 2025/761

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ : 07/07/2025
KARAR TARİHİ : 13/08/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/08/2025

DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacıların faaliyetlerinine devam edebilmesi için ve mal varlıklarının korunabilmesi için İİK'nin 287, 288, 294 ve 295 maddeleri gereğince davacılar aleyhine takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemlerinin uygulanmamasını, evvelce yapılmış olan tüm takiplerin durdurulmasını, davacılar hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulmasını, rehinli menkullerin muhafazasının durdurulmasını, davacıların haciz konulan hak ve alacakları da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacı şirkete ödenmesine, davacıların muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacaklarının davacıya iadesine, davacıların konkordato taleplerinin kabulü ile İİK'nun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet kararının verilmesini, gerekli görülmesi halinde bu müddetin 2 ay daha uzatılmasını, geçici mühlet neticesinde İİK 289. Maddesi gereğince 1 yıllık kesin kararı verilmesini, gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasını, mühlet kararlarının ilanına, İİK 305. Maddeleri gereğince konkordato tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizden verilen 05/06/2024 tarih ve ... Esas ... sayılı kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 04/06/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, mahkememizce usul ve yasaya uygun BAM kaldırma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, adi konkordato istemli olarak açılmış olup, İİK'nun 285.maddesine göre borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek suretiyle veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir.
Komiser heyetince sunulan 22/02/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin, bilançolarındaki değişim, konkordato ön projesi kapsamında yaptıkları ve yapılanların konkordato projesinin gerçekleştirilmesi bakımından etkilerini görebilmek için şirketin güncel mali tabloların tamamlanması ve şirket yönetiminden talep edilen diğer bilgilerin heyete ibrazı beklendiği, yapılan toplantılarda şirket yetkilileri ile görüşmeler neticesinde ...Tekstil ve ... Moda gerek ortaklık yapısı itibari ile gerekse şirket faaliyetleri itibari ile ilişkili şirketler olduğundan, bundan sonraki süreçlerin yürütülmesi anlamında revize projenin hazırlanması gerektiği yönünde görüş birliği oluştuğu, her iki şirket ve davalı şahıslar açısından revize proje hazırlanma sürecinde olduğu, ön projenin uygulama imkânı olup olmadığı hususundaki öngörüşlerinin olumlu olduğu, takdir edileceği üzere daha isabetli bir görüş beyanı için teknik bilirkişi raporlarının alınarak rayiç mali yapının analizinin yapılması, başvuru sonrası güncel verilerin taraflarına intikali ve buna bağlı olarak şirketin değerlendirilerek görüş beyan edilebileceği belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 23/03/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 28.02.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 57.579.408 TL olarak tespit edildiği; TTK 376/3. maddesinde belirtilen "aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları esas alınmak suretiyle düzenlenen bilançolara göre" hesap yapıldığında davacı Şirketin özvarlığının (+) 3.577.349 TL olduğu ve dolayısıyla da davacı şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu, ... Tekstil ve .... Moda şirketlerinin hem ortaklık yapısı anlamında hem de gerek mali gerekse operayonel faaliyetleri anlamında organik bağının olduğu, bu bağ kapsamında iki şirketin ilişkili taraf olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve bundan sonraki süreçlerde de faaliyetlerinin devamlılığı ve borçların ödenebilmesinin mümkün hale gelmesi anlamında, iki davacı şirketin faaliyetler ve süreler olarak beraber hareket etmesi gerektiği, davacı şirket tarafından konkordato kapsamında geçici mühlet süresi boyunca alınan olumlu kararlar, bu doğrultuda gerçekleştirilen faaliyetler birlikte ve bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı şirketin kesin süreye geçmesinin uygun görüldüğü belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 17/05/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 31.03.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 55.899.573 TL olarak tespit edildiği, 01.01.2023-31.03.2023 3 aylık dönemi kapsayan gelir tablosu incelendiğinde dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının izleyen aylarda projesine uygun arttırılması gerektiği, 31.03.2023 tarihi itibariyle 3.896.412,77 Net satışı ve 4.918.604,68 TL dönem zararı oluştuğu, davacı şirketin faaliyetlerine devam etmekte olduğu ve işleyen teşebbüs değeri anlamında olumlu göstergelerin devam ettiği belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 27/07/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 31.05.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 56.886.774,18 TL olarak tespit edildiği, 01.01.2023-31.05.2023 5 aylık dönemi kapsayan gelir tablosu incelendiğinde dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının izleyen aylarda projesine uygun arttırılması gerektiği, 31.03.2023 tarihi itibariyle 8.064.243,24 Net satış ve 3.931.403,79 TL dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının izleyen aylarda projesine uygun arttırılması gerektiği, davacı şirketin faaliyetlerine devam etmekte olduğu ve işleyen teşebbüs değeri anlamında olumlu göstergelerin devam ettiği belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 20/08/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 30.06.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 8.454.457,29 TL olarak tespit edildiği, 01.01.2023-30.06.2023 6 aylık dönemi kapsayan gelir tablosu incelendiğinde dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının izleyen aylarda projesine uygun arttırılması gerektiği, davacı şirketin faaliyetlerine devam etmekte olduğu ve işleyen teşebbüs değeri anlamında olumlu göstergelerin devam ettiği belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 29/09/2023 tarihli rapor ile; Davacı Şirketin 31.07.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 6.429.768,23 TL olarak tespit edildiği, 01.01.2023-31.07.2023 7 aylık dönemi kapsayan gelir tablosu incelendiğinde dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının izleyen aylarda projesine uygun arttırılması gerektiği, 31.07.2023 tarihi itibariyle 14.235.280,96 Net satışı ve 54.388.409,74 TL dönem zararı oluştuğu, davacı şirket tarafından konkordato kapsamında konkordato süreci boyunca alınan olumlu kararlar, bu doğrultuda gerçekleştirilen faaliyetler birlikte ve bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı şirketin faaliyetlerine devam etmekte olduğu ve işleyen teşebbüs değeri anlamında olumlu göstergelerin devam ettiği belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 25/10/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 31.08.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 8.486.440,99 TL olarak tespit edildiği, 01.01.2023-31.08.2023 8 aylık dönemi kapsayan gelir tablosu incelendiğinde dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının izleyen aylarda projesine uygun arttırılması gerektiği, 31.08.2023 tarihi itibariyle 20.623.991,18 Net satışı ve 52.331.736,98 TL dönem zararı oluştuğu, davacı şirket tarafından konkordato kapsamında konkordato süreci boyunca alınan olumlu kararlar, bu doğrultuda gerçekleştirilen faaliyetler birlikte ve bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı şirketin faaliyetlerine devam etmekte olduğu ve işleyen teşebbüs değeri anlamında olumlu göstergelerin devam ettiği belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 07/11/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 31.08.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 10.050.552,72 TL olarak tespit edildiği, 01.01.2023-30.09.2023 9 aylık dönemi kapsayan gelir tablosu incelendiğinde dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının izleyen aylarda projesine uygun arttırılması gerektiği, 30.09.2023 tarihi itibariyle 29.112.829,45 Net satışı ve 50.767.625,25 TL dönem zararı oluştuğu, davacı şirket tarafından konkordato kapsamında konkordato süreci boyunca alınan olumlu kararlar, bu doğrultuda gerçekleştirilen faaliyetler birlikte ve bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı şirketin faaliyetlerine devam etmekte olduğu ve işleyen teşebbüs değeri anlamında olumlu göstergelerin devam ettiği belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 14/12/2023 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 31.10.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 9.954.505,50 TL olarak tespit edildiği, 01.01.2023-31.10.2023 10 aylık dönemi kapsayan gelir tablosu incelendiğinde dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının izleyen aylarda projesine uygun arttırılması gerektiği, 31.10.2023 tarihi itibariyle 35.273.308,17 Net satışı ve 50.863.672,47 TL dönem zararı oluştuğu, bu zararın 50.112.912,62 TL tutarı 7440 sayılı kanunun işletme kayıtlarının düzeltilmesinden kaynaklı olduğu, Konkordato revize ön proje hedefine ulaşamadığı belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 04/01/2024 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 30.11.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 9.957.901,41 TL olarak tespit edildiği, 30.11.2023 tarihi itibariyle 38.958.465,81 Net satışı ve 50.860.276,56 TL dönem zararı oluştuğu, 01.01.2023-30.11.2023 onbir aylık dönemi kapsayan gelir tablosu incelendiğinde dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının projesinde öngörülen proforma gelir tablosu hedefine ulaşamadığı belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 13/02/2024 tarihli rapor ile; Davacı şirketin 31.12.2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özvarlığının (+) 12.118.997,00-TL olarak tespit edildiği, 01.01.2023-31.12.2023 dönemini kapsayan gelir tablosu incelendiğinde dönem zararı oluştuğu, satış ve karlılık rakamlarının izleyen aylarda projesine uygun arttırılması gerektiği, 31.12.2023 tarihi itibariyle 62.401.422,46 Net satışı ve 47.881.912,31TL dönem zararı oluştuğu, davacı borçlu şirket 12.02.2024 tarihinde yeni bir revize proje sunduğu, sunulan proje değerlendirildiğinde ilave sermaye girişleriyle projenin gerçekleştirme ihtimalinin bulunduğu, davacı borçlu şirketin faaliyetlerine devam etmekte, Dosyasına sunulan revize projede ilave kaynakların proje kapsamına dahil edildiği, bu kaynaklar sayesinde borçların ödenebilme kapasitesinin daha da arttırılacağının öngörüldüğü belirtilmiştir.
Komiser heyetince sunulan 28/02/2024 tarihli rapor ile; Borçlu şirketin 31.12.2023 tarihi itibariyle Rayiç Öz Kaynaklarının 6102 sayılı TTK’nın 376/3. maddesinde belirtilen değerleme yöntemlerine (aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları esas alınmak suretiyle bilanço düzenlenmesi) göre + 9.681.726,48 TL tutarında pozitif olduğu ve TTK’nın 376/3. maddesi çerçevesinde Borca Batık durumda bulunmadığı, 09.02.2024 tarihli Revize Konkordato Projede yer verilen ödeme kaynakları ile şirket borçları karşılaştırıldığında, borçlu şirketin beş yıllık sürede borçlarını ödeyebileceğine ilişkin öngörüsü yönünden revize projesinin alacaklıların büyük çoğunluğu tarafından kabul gördüğü hususları nazara alındığında, nihai projenin kabul edilmesi gerektiği, olası bir iflas halinde adi alacaklıların alacaklarına kavuşma oranının yaklaşık % 35,72 olduğu, teklif edilip alacaklılar tarafından kabul edilen nihai projede ise alacakların % 100’ünün faizsiz bir biçimde ödeneceği belirtildiği, bu durumda Konkordatonun iflasa nazaran alacaklıların lehine olduğu, borçlunun mevcut kaynaklarının ve nihai projede öngörülen yaklaşık 5 yıllık takvimde yaratabileceği kaynakların Konkordato teklifi ile orantılı olduğu, borçlu şirketin Konkordato teklifinin İİK.md. 302/III (a) bendi ‘kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısı’’ ve İİK.md. 302/III (b) bendi ‘’Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini’’ aşacak şekilde olumlu oy verilmiş olduğundan kabul edildiği, konkordatonun tasdik edilebilmesi için, mühlet içerisinde komiser izniyle doğan rapor ekinde listesi sunulan 23.759.036,53 TL tutarında teminat gösterilmesi gerektiği, konkordatonun tasdik edilebilmesi için, Harçlar Kanunu’na ekli 1 sayılı tarifeye göre Konkordato kapsamında ödemesi gereken borç miktarı üzerinden ( 81.337.304,13 x Binde 2,27=) 184.635,68 TL tutarında harç yatırılması gerektiği, teminat koşulunun sağlanması ve tasdik harcının yatırılması durumunda Konkordatonun tasdikine karar verilebileceği, borçlu şirketin 1 adet rehinli borcunun mevcut olduğu, .... A.Ş’nin rehin alacaklı olduğu, borçlu şirketin, alacaklılar lehine rehin tesis edilmiş borçlarının yapılandırılmasına ilişkin müzakerelerin yapılarak anlaşmanın sağlanamadığı belirtilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesine göre konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için talep edebileceği kolektif bir tasfiye biçimidir.
Düzenlemeden de anlaşılabileceği gibi konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez.
Meseleyi konkordatonun amacı çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra biçimidir.
Bunlardan ilki borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olduğuna ilişkin kuraldır.(İİK m.308/d). Bu düzenleme "alacaklılar arası eşitlik ilkesinin dayanağı olarak kabul edilmektedir. Bu ilkenin mevcudiyeti öğretide de tartışmasız kabul görmektedir (Postacıoğlu, İ. E.: Konkordato, İstanbul 1965, s.11; Kuru, s.3818; Üstündağ, S.: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), 8.b., İstanbul 2009. s.261; Budak, A.C.: Öztek Konkordato Şerhi, Ankara 2018, m.308/d, n.2; Pekcanıtez, H./Erdönmez, G.: 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul 2018, s.159; Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.15, n.21; Akdeniz, M./Kayıhan, Ş.: Konkordato Hukuku El Kitabı, İstanbul 2019, s.21).
Alacaklılar arası eşitlik ilkesine göre kural olarak hiçbir alacaklı diğerinin zararına olarak öncelik ya da ayrıcalık elde edemez. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkeler gözetilmelidir.
Konkordatoda alacaklılar arası eşitlik ilkesi geçerlidir . Eşitlik ilkesini adi konkordato özelinde meselenin, “sınıfsal” değil; adi alacaklıların kendi içinde, borçlu nezdinde farklı hukuki ve ekonomik özellikler gösteren alacak “grupları” arasında olduğu görülmektedir.
Borçlu açısından bakıldığında ayrıcalık sağlama yasağı hem proje aşamasında hem de konkordatonun tasdikinden sonraki süreçte söz konusudur. Bu yolla oylamanın manipüle edilmesi suretiyle nisabın sağlanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Nitekim yasa koyucu gerek eşitlik ilkesinin korunması gerek diğer tasdik şartlarının sağlanması bağlamında mahkemeye, yetersiz gördüğü konkordato projesinin düzeltilmesini isteme yetkisini de vermiştir.
Mahkemenin gözeteceği ikinci ilke konkordatonun kötü niyetle sakatlanmamış olması halidir. Mahkeme henüz tasdik aşamasında kötüniyeti fark ettiğinde konkordatoyu tasdikten kaçınmalıdır.
Bir kısım alacakların, bunlar arasında bir denklik oluşturulmadan tenzil edilmesi açıkça eşitlik ilkesine aykırıdır. Yukarıda belirtir şeklinde formüle edilen konkordato projesi eşitlik ilkesine tamamen aykırı ve alacaklıları zararlandırıcı niteliktedir. (Aynı yönde Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/1159 Esas ve 2020/1104 Karar sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2409 Esas ve 2021/638 Karar sayılı İlamı)...''(Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 11.11.2021 tarih ve 2021/1498 Esas 2021/1722 Karar sayılı Kararı)
Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada nadir olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK'unda yer almıştır. Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir; bkz.bu yönde, Baki Kuru, iflas ve konkordato hukuku, Ankara 1971, s.405 dipnot 4; Süha Tanrıver /Adnan Deynekli, konkordatonun tasdiki, Ankara 1996, s.41.ancak İsviçre'de bazı yazarlar (Dominique Junod Moser/Louis Gaillard, Commenaire romand, Poursuite et faillite, edite par Louis Dalleves-Benedict Foex, Nicolas Jiandin, Basel 2005, m.314 no.8 s.1504), İsv.İİK m.297,f.7'ye (İİK m.294, f.3) yollama yaparak, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde, mühletin verilmesi anında mevcut ana para ile işlemiş faizin belli vadelerde ödenmesini ve fakat mühletin verilmesinden itibaren faiz işlememesini öngören bir konkordato teklifinin vade konkordatosu olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır...( Prof. Dr. Selçuk Öztek, Prof. Dr. Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Doç. Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova- Yeni Konkordato Hukuku s.107 dipnot 3)''
Yeni hüküm, anlaşılabildiği kadarıyla İİK'nun sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması yönteminin uygulama alanını düzenleyen m.309/m'nin "muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olan veya mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmeyen bu hallerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olan bir sermaye şirketi veya kooperatif" şeklindeki hükümden esinlenerek düzenlenmiştir.
Madde, borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem de borca batıklığı kapsamaktadır; bunu gerekçeden anlamak mümkündür.
Bu iki halde, bir de borçlunun borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması nedeniyle yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması halini eklemelidir. Bu bağlamda İİK m. 285 f.1'in " Borçlarını ... vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ... Konkordato talep edebilir. " şeklinde hükmünü geniş yoruma tabi tutmayıp, borçlunun yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması ve bu borçların tahakkuk etmesi durumunda borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması şeklinde anlamak daha doğru olacaktır.
Madde de "tehlike altında bulunma" gibi bir ölçüte dayandırılan bu son hal, kesin olmayan bir durumun ispatını gerektirmektedir. Ama bu tür belirsiz yahut tespiti tam olarak mümkün olmayan durumların ispatı Türk Hukukuna yabancı değildir. ( Örneğin İİK m. 258, m.177 ). Bu çerçevede "yaklaşık ispat" la yetinmek doğru olacaktır.
Borçlunun borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunması halinin konkordatoya başvurma nedeni olarak kabul edilmesi aslında olumlu ve yerinde bir değişiklik olarak kabul edilebilir. Çünkü borç ödemeden aciz halinde veya borca batık durumda olan bir borçlu muhtemel bir iyileşme için artık çok geç kalmış olabilir. Önemli olan; borçlunun bu duruma düşmeden önce harekete geçebilmesinin sağlanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında 7101 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik çağdaş eğilimlere uygundur.
Böyle olmakla birlikte, İİK m.305, f.1, b.(a) ve b.(b) deki hükümler nedeniyle tenzilat konkordatosu sadece borca batık borçluların başvurabileceği bir yol olarak telakki edilmelidir. Borca batık olmayan yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu teklif etmesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması ( mal varlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olması ) ( İİK m.305,f.1 , b.(a)) şartı, diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları (mevcudu) ile orantılı olması ( İİK m. 305,f.1, b.(b)) şartı yerine gelmediğinden tasdik edilemeyecektir. Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarını tamamını karşılayan bir borçlu tenzilat talep ederek yüzde doksan oranında ödeme yapmayı teklif ettiği takdirde, bu teklif borçlunun mevcudu ile orantılı olmadığından ve teklif anında borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olduğundan reddedilmek gerekecektir.
Borçlunun mevcudu borçlarının tamamını karşılayabilecek durumda olmakla ve mevcudu oluşturan malların hiç olmazsa bir kısmının satılmasıyla vadesi gelmiş borçların ödenmesi imkan dahilinde bulunmakla birlikte, çeşitli nedenlerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda borçlu, borçlarının yüzde yüzünü, yani tamamını ödemeyi ve alacaklılarından kendisine bir vade vermelerini teklif etmelidir. (vade konkordatosu) bu durumdaki borçlu borçlarında mutlaka indirim yapılmasını sağlamak istiyorsa, bir sermaye şirketi ve kooperatif olmak kaydıyla, borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması (İİK m. 309/m vd) yöntemine başvurmalıdır.
Bu husus gerekçede şu şekilde işaret edilmiştir: "Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılardan kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif ödenmesi "teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına uygun düşmez...".
Demek ki, İİK m.285,f.1'in, "borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. " şeklindeki hükmü, konkordatoya başvurma hallerini kanun koyucunun kastetmek istemediği kadar geniş anlamaya imkan verebilecek bir hüküm olarak tezahür etmektedir. Bu nedenle hüküm dikkatle yorumlanmalı ve borç ödemeden aciz halinde bulunmakla birlikte borca batık olmayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu istemesi mümkün olmamalıdır; mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan böyle bir borçlunun ancak borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılarından kendisine ödemek için bir süre verilmesini isteyebilmesine (vade konkordatosu) izin verilmelidir. Şu halde, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya bu şekilde borç ödemede aciz halinde olmamakla birlikte mali göstergelerinin seyri itibariyle yakın bir gelecekte ve kaçınılmaz olarak borçlarını vadesi gelince ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir borçlu, mevcudu borçlarını karşılıyorsa ancak vade konkordatosu teklif edebilecektir.
Nitekim öğretide de bu hususa önemle işaret edilmektedir: "Konkordato mehiline hak kazanabilmek için, aktifin pasiften az olması, yani borçlu mevcudunun borcundan az olması ana kayidedir. Aksi halde talep redde mahkumdur... " ; " ... Borçlunun varlığının borçların yüzde yüzünü karşılayabilecek değerde olmasına karşın, vadesi gelmiş veya yakında gelecek borçlarının ödenmesi için malvarlığının kısa zamanda paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi mümkün değil ise, borçlunun vade konkordatosundan yararlandırılması gerektiği konusunda doktrinde görüş birliği vardır. ".
Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeye yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez: "... borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır ... özelikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır. Borçluya ... uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda kabulü söz konusu olamaz ...bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur..." Yargıtay'da aynı görüştedir, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir...
Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir..." (Prof. Dr. Selçuk Öztek - Prof. Dr. Ali Cem Budak - Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel - Doç. Dr. Serdar Kale Dç. Dr. Bilgehan Yeşilova - Yeni Konkordato Hukuku s:158,159,160,161,162,163,164,165,166,167,168,169 )
"...İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesine göre konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için talep edebileceği kolektif bir tasfiye biçimidir.
Düzenlemeden de anlaşılabileceği gibi konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez.
Esasen kısa vadeli borçların ödenememesi ya da ödenememesi tehlikesi konkordatoya başvuru için yeterli olmakla birlikte varlıkları borçlarının kat be kat üstünde olan borçlular için konkordatoya müracaat kabul edilemeyeceği yerleşik Yargıtay uygulaması halindedir (Yargıtay İİD. 01.10.1964 gün ve 1964/12958; bkz. Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.670).
Konkordatonun temel amacı borçların ödenmesi olmakla birlikte 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle borçlunun işletmesinin iyileşmesi de bir işlev olarak konkordatoya yüklenmiştir. Ancak bu işlev alacaklıların alacaklarının çeşitli yollarla yok edilmesi suretiyle borçlunun borçlarından kurtulması ve buna ek olarak işletmenin kalkındırması maksadıyla kullanılamaz. Borçlu alacaklılarına mümkün olan en yüksek tatmini sağlamak zorundadır.
İşletmenin borçlarının ödenmesi yanında iyileştirilmesi de söz konusu olduğunda bunun sadece alacaklıların alacaklarının bir kısmına ve vade ile kavuşması, bu arada eğer faiz öngörülmemişse alacakların enflasyon karşısında zaman içinde faiz oranı kadar eritilmesi, bir diğer ifade ile iyileşmenin yükünün sadece alacaklılara yüklenmesi kabul edilemez. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun konkordato projesini niteleyen 286'ncı maddesinde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağının gösterilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.
Diğer taraftan işletmenin mali durumunu gösteren tek ölçüt varlıkların borçlara (kaldıraç) oranı da değildir. Mali tablo analizinde borç ödeme kabiliyetini (likiditeyi) hesaplamaya yarayan başka oranlar (rasyolar) da bulunmaktadır. Söz gelimi cari oran, işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koymak bakımından önemlidir. Cari oranın ülkenin kalkınmışlığına, sektörün gerekliliklerine göre değişmekle birlikte 2:1, 1,5:1 gibi değerlerde olması yeterli görülmektedir (bkz. Akgüç, Ö.: Mali Tablolar Analizi, 15.b., İstanbul 2013, s.465 vd.). Borç ödeme gücünü ölçmeye yarayan ve cari oranı tamamlayan ikinci bir rasyo da asit-test oranıdır. Bu oranda cari orandan farklı olarak paraya çevrilmesi görece daha uzun zaman alabilecek kalemler hesaplamada dikkate alınmamakta, başka bir söyleyişle nakit ve kolaylıkla nakde çevrilebilecek varlıkların borçları karşılama oranı göz önünde tutulmaktadır. Asit-test oranının 1:1 olması işletme finansmanında "oldukça iyi" sayılmaktadır (Akgüç, s.471).
Bu anlamda konkordatonun temel koşulu olarak ifade edilen vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında en pratik ve doğru yolun, işletmenin cari oranı ile asit-test oranı başta olmak üzere likidite oranlarının değerlendirilmesi olduğu sonucuna varılmaktadır (bkz. Karakaş, C.F.: Borca Batık Olmayan Borçlunun Tenzilat Konkordatosu İstemi ve Seçenekli Konkordato Projesi, Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Dergisi, C.XVI, 2020/3, S.47, s.782 vd.).
Konkordatoya başvuru için geçmişte aranan dürüstlük koşulu 4949 sayılı Yasa'nın İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesinde yapılan değişiklikle, tasdik için aranan dürüstlük koşulu da 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Ancak bu değişiklikler kötü niyet boyutuna gelmiş konkordato taleplerine göz yumulacağı şeklinde yorumlanamaz. Nitekim oylamanın yapılmasından ve duruşmaya katılabilmek ve istinaf hakkı kazanabilmek için Yasanın aradığı (İİK m.304) üç günlük sürenin geçmesinden sonra revize proje sunulması da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
İstinaf ilamında, mahkemece; davacının kaynakları ile orantılı şekilde, ödemesiz herhangi bir dönem bulunmaksızın borcun daha kısa sürede ödeme imkanı bulunup bulunmadığı değerlendirilerek gerektiğinde ödeme tarihlerinde ve taksit sayılarında proje revize edilerek sonucuna göre karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiş olup mahkememizce davacı tarafa revize proje sunmak üzere süre verilmiştir.
Somut olayda, davacı şirketin rayiç değerler üzerinden özkaynaklarının (+) 9.681.726,48 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı anlaşılmakta olup, davacının tenzilat konkordatosu talep edebilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu durumun tek istisnası tüm alacaklıların tenzilat konkordatosuna onay vermeleridir. Davanın başından beri davacı tarafından teklif edilen projeye alacaklıların tamamı onay vermediğinden somut olayda bu durum söz konusu değildir. Öte yandan davacının sunduğu revize proje ile borcun tenzilatlı olarak ödeneceği belirtilmiştir. Enflasyon hızı, yasal faiz oranı, davacı şirketin bilançoları gözetildiğinde borcun tenzilatlı olarak ödenmesinin kabul edilemeyeceği açıktır. Bu suretle konkordato ile borçlunun malvarlığında meydana gelmesi amaçlanan iyileşmenin tüm yükü alacaklılara tahmil edilmektedir. Konkordato sürecinde şirket ortağı tarafından fedakarlık yapılması yönünde açık düzenleme bulunmamakta ise de, sürecin başından beri alacaklarına kavuşmayı bekleyen alacaklılar yönünden vaad edilen fedakarlığın beklenmesi de sürecin gereği olarak değerlendirilmelidir. Bununla birlikte sürecin başından itibaren şirket ortaklarının maliki olduğu taşınmazların satışının yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen bu hususta bir gelişme de kaydedilmiş değildir. Davacı şirketin borca batık olmadığı, finansal durumuna göre ödeme teklifinin makul seviyede olmadığı, borçluların ödemeyi teklif ettiği tutarın, eşitlik ve kaynakları ile orantılı olması şartına açıkça aykırı olduğu, teklifin tenzilat konkordatosu niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda değinildiği gibi, tenzilat için konkordato projesinin alacaklılar tarafından onaylanmış ve İİK'nun 305. maddesindeki tüm koşulların sağlanmış olması gerekir. İş bu davada da yine yukarıda açıklandığı üzere tüm alacaklılar tarafından gereken nisapta projeye evet oyu verilmediğinden İİK'nın 305/c ve 308. maddeleri gereğince konkordato talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 615,40 TL harçtan davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Dair, davacı vekili ile bir kısım müdahil vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.13/08/2025

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim